Yellen’den son mesajlar

Eklenme Tarihi14.12.2017 - 23:42-Güncellenme Tarihi14.12.2017 - 23:42
ABD Merkez Bankası Fed dün bir kez daha piyasaları şaşırtmadı ve politika faizini 25 baz puan yükseltti. Bu şekilde 2017 başında sözü verilen üç faiz artışının hepsi gerçekleşmiş oldu. Başkan Yellen toplantı sonrası yaptığı açıklamada 2018 yılı için 2.1’den 2.5’e revize edilen büyüme rakamlarının büyük ölçüde maliye politikasında beklenen genişlemeci adımları yansıttığını belirtti.

Burada kritik soru şuydu: Büyüme rakamı yukarı yönlü, işsizlik rakamı da aşağı yönlü revize edilirken, üstüne üstlük işsizliğin şu anda gelmiş olduğu seviyelerin tam istihdam ya da daha altı olduğu ima edilirken neden para politikası daha sıkı bir patikaya oturtulmadı?

Başkan Yellen’in bu soruya verdiği cevap samimi bir itiraf içeriyordu. Enflasyonun neden hâlâ zayıf kaldığını tam olarak anlayamadıklarını söyledi Yellen. Normal şartlarda tam istihdama erişmiş bir ekonominin bu seviyeyle tutarlı olan bir enflasyon yaratması beklenir. Ama ABD’de enflasyon hâlâ yüzde 1.6 ve bunun altında yatan sebepler net değil. Mevcut tablo ezber bozan bir durum olduğu için geleceğe yönelik adım atarken de temkinli olmak istiyorlar. Çünkü işsizlikte devamı gelecek bir düşüş enflasyonu hemen tetikler mi yoksa süreç yine yavaş mı işler, onlar da emin değiller.

Maliye politikası

Yellen’e yöneltilen sorulardan en can alıcı olanlarından biri şuydu: Sene başında devreye girmesi beklenen vergi indirimleri ülkenin üretim kapasitesini mi artırır yoksa talebi mi? Soru çok güzel ve Türkiye’de duymaya alışık olmadığımız türde bir bilinci yansıtıyor. Çünkü bu sorunun altında büyümenin her türünün makbul olmadığı, potansiyeline oldukça yaklaşmış bir ekonomide salt talebi şişirerek elde edilecek büyümenin yarardan çok zarar getireceği bilinci yatıyor. Burada kastedilen zarar potansiyelin üzerine çıkacak talebin enflasyon yaratması ve sürdürülebilir olmaması.

Yellen verdiği cevapta söz konusu indirimlerin öncelikle talebi artıracağını, ancak vergi indirimleri ile sermaye maliyetinin azalması durumunda yatırımların canlanabileceğini belirtti. Yatırımlardaki uzun soluklu bir artışın ise sermaye oluşumunu destekleyerek üretkenlik artışına imkân tanıyabileceğini söyledi. 

Bu cevap ışığında hafta başında gelen üçüncü çeyrek büyüme rakamını hızlıca değerlendirelim. Bizde de büyümenin büyük ölçüde gevşek maliye politikası kaynaklı olduğunu biliyoruz. Peki, büyümenin kaynağı talep mi arz mı? Yellen’in verdiği cevap, arz artışının yatırımlarda görülecek istikrarlı bir ivmelenmeyle mümkün olduğuna işaret ediyor. Bu noktadan baktığımızda, yatırımların makine ve teçhizat kaleminde dört dönemdir görülen düşüşten sonra tekrar artış başlamış olması şüphesiz olumlu bir gelişme. Ancak bunun üretim kapasitesinde bir artışa dönüşmesi için söz konusu ivmelenmenin devamının gelmesi gerekiyor.