10 yılda neler değişti?

Eklenme Tarihi24.05.2018 - 21:20-Güncellenme Tarihi24.05.2018 - 21:20

Geçtiğimiz günlerde startups.watch olarak girişim ekosistemin paydaşları ile ilgili bir zaman tüneli yayınladık. Burada 2000’li yıllardan itibaren girişim ekosistemine fon, melek ağı, hızlandırma programı olarak ne tip paydaşlar dahil olduğunun resmi çıkarılmaya çalışıldı. Bugünkü yazımda bundan tam 10 yıl önce girişim ekosisteminde kimler vardı, ne tip olanakları vardı, bugünkü durum nedir, tek tek bakalım.

2008 yılında bir girişimcinin erken aşama yatırım için kapısını çalabileceği tek yer Golden Horn Ventures’dı. Geç aşamada ise iLab Ventures ve İş Girişim’e gidebiliyorlardı. Şu anda ise kapısını çalabilecekleri yerli ve yabancı fonlar ve kurumsal girişim sermayeleri dahil 135 tane kapı var.

2008 yılında bir akademisyenin, araştırma görevlisinin ticarileştirmek istediği bir teknoloji için sermaye bulması oldukça zordu, hibe almak bir seçenekti bir de Inovent vardı. Şu anda DCP, ACT gibi bir çok teknoloji fonuna gidip finansal kaynak bulabiliyorlar (Geçtiğimiz 3 yıl bir çok akademisyen ve araştırma görevlisi bu sayede fon buldu) 

2008 yılında Türkiye’de melek ağı yoktu, şu anda ise akredite olmayanlar da dahil 21 tane melek ağı var. Girişimler bu ağlara gidip erken aşama yatırım alabiliyorlar. 

2008 yılında girişimler kendilerini yatırımcıya hazırlaması için Atom ve eTohum’a gidebiliyorlardı veya YFYI yarışmasına katılıp potansiyel yatırımcının karşısına çıkıyorlardı. Şu anda 41 tane hızlandırma programına katılıp mentor desteği alabiliyorlar, eğitim alabiliyorlar, hatta ön tohum yatırım da alabiliyorlar. 

2008 yılında girişimcilerin etkilenebileceği, örnek alabileceği isimler oldukça azdı. itiraf.com ile Ersan Özer, Yemeksepeti ile Nevzat Aydın ve Melih Ödemiş, Gittigidiyor ile Serkan Borançılı ve Burak Divanlıoğlu, sahibinden.com ile Taner Aksoy örnek alınan nadir rol modellerindendi. Şu anda ise Sina Afra, Demet Mutlu, Sidar Şahin, Hakan Baş, Eren Bali, Hande Çilingir, Barbaros Özbugutu, Sean Yu gibi girişimcilerin örnek alabileceği onlarca rol model var. 

2008 yılında mentor desteği alabileceğiniz kimse yoktu, belki tanıdığınız birilerine ayak üstü sorular soruyordunuz. Şu anda ise Tubitak’ın desteklediği 8 tane mentor ağı var, özel bir mentor hareketi olan Mentor Effect var, her sene Galata Melek Yatırım Ağının düzenlediği GBA Mentor Clinic var. Buralara gidip veya buralarda eğitim almış mentorlara gidip kafanıza takılan soruları sorabiliyorsunuz. 

2008 yılında fikir aşamasında olan girişimler için devlet kapısı kapalıydı, şu anda her sene 200’den fazla girişim Tubitak BiGG ile 150 bin TL hibe alabiliyor. 

2008 yılında bir girişim ile kurumun bir araya gelmesi “tanıdık” vasıtasıyla oluyordu. Şu anda kurumların startup ile çalışıyoruz demesi en popüler konuların başında geliyor. Çoğu kurum startuplar için özel günler düzenliyor ve onları dinliyor. Hatta son 2 yıldır Startup Dostu Kurumlar’a ödül veriliyor. 

Şirket satın alma kültüründe halen çok büyük gelişme yok fakat 2008 yılına göre daha hareketli bir ortam olduğu kesin. Yemeksepeti, Gittigidiyor, Mackolik, Mikro-Ödeme satın almaları satın alma kültürünün, “çıkış yapma” kültürünün az da olsa gelişme kaydettiğine dair en büyük ipuçları. 

Yurt dışına çıkıp orada startup kurma kültürü de 2008’den bu yana oldukça değişti. 2000-2008 yılları arasında Amerika’ya gidip orada bir teknoloji girişimi kuran sayısı 14. 2008’den bu yıla kadar Amerika’ya gidip girişim kuran sayısı ise 228. Tabi burada gidenlerin başarılı olup, dönüp Türkiye’deki girişimcilere destek olması, yatırım yapması, mentorluk yapması şart yoksa sadece kendilerine fayda sağlamış olacaklar. 

2008 yılında öğrencilerin girişimci olmasını teşvik edecek, onları cesaretlendirecek, onlara ilham verecek yapılar yoktu. Şu anda Girvak gibi oluşumlar sayesinde üniversite öğrencileri daha öğrencilik yıllarında girişimcilerle bir araya gelerek tek seçeneğin kurumsal hayat olmadığını, bir problem çözerek etrafına, ülkesine, dünyaya nasıl fayda sağlayabileceklerini öğrenebiliyorlar. 

Özetlersek, son 10 yılda girişim ekosistemimiz çağ atladı diyebiliriz fakat bu yeterli mi derseniz tabiki değil. Global düşünen girişimci sayımız arttıkça, Seri B, C yatırım alan girişimimiz arttıkça ve büyük firmalar satın alma kültürünü geliştirdikçe bir çağ daha atlayacağız ve Batı Avrupa seviyesine geleceğiz.