100. Yazı

Bugünkü yazı ile beraber bu köşede 100. yazımı yazıyorum. O nedenle genel bir değerlendirme yapayım istedim. Şu ana kadar neleri köşeme taşıdım, ne mesajlar verdim tekrar bir anlatayım.

Yatırımlar en çok köşeye taşıdığım konuların başında geliyor. Çünkü yatırım demek istihdam demek, büyüme ile ilgili bir ipucu demek, geleceğe yönelik bir ışık demek. O yüzden özellikle tohum ve Seri A yatırımlar ülkemiz ekosistemi için önemli. Onlar varsa gerisi az çok gelir diye ümit ediyorum.

Girişimlerin satışı köşeme taşıdığım diğer bir konu. Bir girişimin satışı farklı ülkelerde farklı algılar yaratabiliyor fakat günümüz dünyasında özellikle de yatırımcılar işin içindeyse bir girişimin satışı ve yatırımcıların ve girişimcilerin koyduğu parayı katlayarak çıkması ve kazandıkları parayı tekrar girişim ekosisteminde kullanması büyük bir başarı. Tabi sadece kazandıkları parayı değil deneyimlerini aktarması da çok kritik. Şu soruyu soranlarla da karşılaşmıyor değilim. “Biz neden başka ülkelerdeki girişimleri satın alıp global marka olmuyoruz ?” Bunun için öncelikle geldiğimiz döneme bakmak gerekiyor. 2000-2010 dönemi yatırımcısız, kendi yağıyla kavrulan girişimlerin dönemiydi, ayakta kalmak ve sonrasında büyümek en büyük başarı kriteriydi. 2010-2015 yatırım dönemiydi ve ekosistem az çok yatırım yapmayı, yatırım almayı öğrendi. Yatırım almak tabiki başarı değil ama yatırımı doğru kullanıp hızlı ve sağlıklı büyümek başarı. 2015 sonrası ise az önce saydığım ikinci dönemdeki girişimlerin satışının olduğu dönem oldu. Yani yatırım almayı, “exit” etmeyi az çok öğrendik, bir sonraki aşamamız bu deneyimleri kazanan girişimlerin daha büyük oynamaları olacak. Yani her şeyin bir sırası var. Deneyim kazandıkça bir üst seviyeye geçiyorsunuz. Bunu bir oyun gibi düşünürseniz yeni seviyede bölgesel satın almalar yapan girişimler görmemiz gerekiyor. Bu konuda da oldukça ümitliyim, önümüzdeki 5 yıl çok farklı başarı hikayeleri duyacağız. Tabi bunun için ekosistemin nefes almaya devam etmesi gerekiyor. Bunun için de yatırımların devam etmesi, girişim satışlarının devam etmesi gerekiyor.

Demo day ve girişimler köşeme taşıdığım başka bir başlık. Ne kadar çok girişimi (tek tek değil de toplu olarak) buraya taşırsam o kadar faydalı olduğunu düşünüyorum çünkü girişimler erken aşamalarda pazarlamaya ve bilinirliğe ihtiyaç duyuyorlar. Köşeme taşıdığım bir çok girişimci burada yer aldığı için fatura kesmeye başladığını söylüyor. O yüzden onlara bu tip bir destek sağlamak ekosistem adına güzel bir destek. Demo day’lerin önemi de şuradan geliyor. Demo day enflasyonu var diyebilirsiniz, çok etkinlik yapılıyor diyebilirsiniz fakat ben tersini düşünüyorum. Girişimleri kurumlar ne kadar desteklerse, ne kadar çok etkinlik yapılırsa o kadar iyi. Harekette bereket vardır. Tabi bundan girişimler katılabildiği tüm demo day’lere katılsın, tüm etkinliklere katılsın gibi bir sonuç çıkarmamak gerekiyor. Bir girişimin öncelikli hedefi sağlıklı büyümek. O yüzden bu saydıklarım destekleyici ise katılmaları gerekiyor.

Köşeme taşıdığım bir diğer konu da devletin girişim ekosistemindeki rolü oldu. Bu konuda diğer ülkelerle kıyaslayan kapsamlı bir çalışma yapmak gerekiyor fakat bulduğum genel bilgilere istinaden Türkiye’nin TÜBİTAK, KOSGEB ve Kalkınma Ajansları çok iyi iş çıkarıyor. Daha da gelişebilir mi derseniz, kesinlikle her sene iteratif olarak bir şeyleri değiştirmeleri, veriye bakarak ileriye dönük adım atlamarı gerekiyor. Özellikle çok teknoloji içermeyen girişimleri destekleme konusunda adımlar atılması gerekiyor. Bunun dışında girişimciler için devlet destekleri bulunmaz fırsat.

101 ve daha sonraki yazılarımda daha çok yatırım, daha global başarı hikayeleri, daha büyük “exit” hikayeleri yazmak dileğiyle…