Glocal'den Girişimler için Reçete: Globalleşme

24 Mayıs 2019

Köşemde uzun zamandır girişimcilerimizin ilk günden global düşünmesi gerektiğini, yaptığı ürünü Brezilya’dan, Japonya’dan birinin de ihtiyacı olup olmadığını düşünmesi gerektiğini, yoksa Seri B yatırıma geçemeden girişimin boyunun uzamayacağını söylüyorum. Hatta geçtiğimiz sene sonunda TTGV’nin uluslararasılaşma ile ilgili bir raporu da çıkmıştı ve paylaşmıştım. Bu konuda iki ay önce Enis Hulli’nin hayata geçirdiği Glocal adlı podcast serisi dikkatimi çekiyordu. Yurt dışına açılma tecrübesi olan birçok girişimci ile görüşen Enis ile öğrendiklerini konuştum.

S. Ünsal : Glocal nedir ve startuplar hakkında bu kadar bilgi varken yeni bir kaynak yaratma ihtiyacı nereden doğdu?

Enis Hulli : Glocal, girişimlerin yurtdışına açılma ve büyüme süreçlerini anlatan bir podcast serisi. Girişimcilik üzerine yayınlanan içeriklere baktığımızda, bunların çoğu Amerika gibi gelişmiş ekosis-temde başlayan girişimcilerin hikayelerini ve yaşadıklarını anlatıyor. Fakat Türkiye gibi, henüz gelişmekte olan ekosistemlerdeki girişimcilerin yol haritaları çok daha farklı. Glocal’ın amacı da kendi ülkesinde fakat global bir vizyon ile başlamış girişimcilerin hikayelerini dinleyerek, farklı bölgelerin avantaj ve dezavantajlarını, finansmana ulaşım sıkıntılarını, uluslararası açılma stratejileri gibi konuları irdelemek.

S. Ünsal : Gerek 500 Startups bünyesinde, gerek ise Glocal’da bir çok girişimin yurtdışına açılma maceralarına tanık oluyorsun. Sence hangi girişimlerin, hangi aşamada yurt dışı pazarlara açılması gerekiyor?

Enis Hulli : Öncelikle her girişimin yurt dışına çıkması gerekir gibi bir zorunluluk yok tabii ki. Özellikle yeni oluşmakta olan, henüz rakiplerin de çok erken aşamalarda olduğu, daha olgunlaşmamış pazarları hedefleyen girişimlerin, erken benimseyecek ilk müşterileri bulmaları gerekiyor. Gerek tek-nolojiye harcanan bütçeler gerekse ürünleri erken benimseyen kitleye bakıldığında, bu girişimlerin Amerikan pazarını hedeflemeleri doğru oluyor. Ülkemizde başlayarak, henüz ilk günden Amerika pazarını hedeflemiş olan ve geçen sene $295M’a satılan OpsGenie’nin hikayesi bunun en güzel göstergesi.

Olgunlaşmış ve büyük rakiplerin olduğu pazarla iş yapan şirketlerin ise, öncelikle Türkiye’de başlayarak daha az rekabetin olduğu bir pazarda müşteri ile hızlı buluşabilmesi ve hem ürün hem yatırım anlamında olgunlaştıktan sonra önce bölgede büyüyerek daha sonra rekabetin yüksek olduğu pazar-ları hedeflemesinin doğru olduğunu düşünüyorum. Atık yönetim süreçlerini optimize eden Evreka, olgun bir pazar olduğunun bilinci ile Türkiye’de başladı, belli bir boyuta ulaştı ve iyi bir ürün ile tüm kaynaklarını yurtdışına odakladı. Şu anda 20’den fazla ülkede müşterisi var.

S. Ünsal :

Yazının devamı...

Beyaz Yakalar için Girişimcilik Paketi

17 Mayıs 2019

Geçtiğimiz haftalarda Hürriyet Gazetesi’nden Ahmet Can’ın yazısını görerek öğrendiğim İTÜ Magnet’teki bir program, kurumsal dünyayı bırakıp girişimcilik dünyasına geçmiş biri olarak oldukça dikkatimi çekti. Bu nedenle İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Deniz Tunçalp’e merak ettiğim soruları yönelttim. Özellikle bir şirkette çalışıyorsanız ve “Acaba girişimci mi olsam? nereden başlasam? Direkt istifa edip girişimci mi olsam?” gibi sorularınız varsa bu yazıyı mutlaka okuyun.

S.Ünsal : Mevcut programlardan ayrı bir program mı başlattınız? Programın ismi nedir?

Doç. Dr. Deniz Tunçalp : Bu yeni bir programla değil ama İTÜ MAGNET’in içinde yeni bir hizmet paketi ve bu hizmet paketine ait bir takım özel desteklerle başlatıyoruz. İTÜ MAGNET’te hali hazırda “Sabit”, “Paylaşımlı” hizmet paketleri, girişimcinin sabit veya paylaşımlı bir kapasiteyi kullanmasına imkân sağlıyor. Buna ek olarak tanımladığımız ve gündüz mesai saatlerinde başka bir iş yerinde çalışan girişimci adayları için tasarladığımız “Akşam & Haftasonu” paketinde girişimciler iş saatleri dışında İTÜ MAGNET’i kullanabilecekler. Böylece, çalışmak için uygun ve destekleyici bir ortam bulamayan pek çok girişimci takımın, istedikleri gibi çalışabilecekleri uygun ortamı bulabileceğini düşünüyoruz.

S.Ünsal: Neden böyle bir girişimde bulundunuz? Beyaz yakalar girişimci olma yolunda istekliler mi?

Doç. Dr. Deniz Tunçalp : Son yıllarda kuluçka ve diğer girişimcilik programlarımıza gelen girişimci başvurularında kurucuların ortalama yaşının büyük ölçüde arttığını gözlemledik. Bunun üzerinde yaptığımız incelemeler, özellikle beyaz yakalı işgücü içerisinde, halihazırda bir iş yerinde çalışmakta olup, arkadaşlarıyla bir girişim kurmayı hayal eden çok kimse olduğunu gösteriyor. Bu kişilerin bazıları her türlü riski göze alıp istifa ederek bu yola tam zamanlı olarak çıksa da önemli bir kesim ilk adımı atabilmek için daha kolaylaştırıcı bir ortam ve bir geçiş çözümü arıyor ve geçiş döneminde iki işi bir arada yürütmeyi, en azından bir süre denemek istiyorlar. Ancak bu da başka zorlukları beraberinde getiriyor

Gündüz saatlerinde bir kuluçka merkezine gidemeyen gruplar, iş fikirleri ile ilgili geri bildirimi ve destekleyici sosyal ortamı nereden bulacaklar? Hele ekip üyeleri aile kurmuş bireylerse, nerede çalışacaklar? Türkiye’de ABD’de olduğu gibi ev yaşamının yanında ek çalışma ortamı yaratan bir garaj kurgusu yok. Aile hayatına ve ev düzenine zarar vermeden, girişimci ekiplerin akşamları ve hafta sonları toplanıp çalışmasına uygun evlerde yaşamıyoruz genellikle. Bu gerçekten hareketle, biz de esasen gündüz saatlerinde başlangıç aşamasını geride bırakmış girişimlere hizmet veren İTÜ MAGNET’in misyonunu genişleterek, yolun en başındaki kişileri de dahil etmeye karar verdik. Böylece çalışma gün ve saatleri dışında İTÜ MAGNET’in kapılarını bu kişilere açacağız. Bu kişilerin kendilerine has ihtiyaçlarını mentorlarımızın da desteği ile gidereceğiz ve onlara hukuki ve teknik olarak en sancısız bir şekilde bu geçişi yaşamaları için destek olacağız.

Bu noktada bizi tanıyanlar neden İTÜ ÇEKİRDEK içinde değil de İTÜ MAGNET’te diye sorabilirler. Bunun iki sebebi var. Öncelikle her yıl 10.000’i aşkın girişimci takımı değerlendiren ve yüzlerce girişime destek olan İTÜ ÇEKİRDEK gece ve hafta sonları da kapasitesini doldurmuş biçimde çalışıyor. Girişimcilerin kullanabileceği bir kapasite boşluğumuz sadece İTÜ MAGNET’te mevcut olduğu için böyle bir yola gittik. Ayrıca İTÜ ÇEKİRDEK, kurgusu gereği, gündüz yapılan birtakım çalışmalara katılmayı gerektiriyor. Ancak bazı grupların böyle bir imkânı hiç bulunmuyor. İTÜ MAGNET’Te yürüteceğimiz bu süreç tamamen gündüz çalışan grupların ihtiyaçlarına göre kurgulandı.

Yazının devamı...

Girişim Ekosistemlerinde Devletin Rolü

10 Mayıs 2019

Startup/Girişim ekosistemlerini takip edenlerin bileceği üzere ekosistemleri karşılaştıran, değerlendiren her sene üç dört rapor yayınlanıyor. Bunlardan biri de Startup Genome raporu ve 2019 raporu dün yayınlandı ve hemen okumaya başladım. Raporda ilk baktığım, Türkiye ile ilgili bilgi var mı oldu fakat maalesef bilgi yok. Bu konuda kendi girişimim startups.watch olarak bu tip raporlarda Türkiye’nin de yer alması için elimizden gelen ücretsiz desteği sağlıyoruz ama yine de dahil edilmediğimiz zamanlar, raporlar oluyor.

Rapor 200 sayfa olduğu için yazımda analiz etmek üzere sadece belli bölümlerini okuyabildim. Bunlardan en dikkatimi çeken girişim ekosistemlerinde devlet politikalarının irdelendiği bölüm oldu. Hem bu politikaların üzerinden geçelim hem de Türkiye’de durum ne, bunu değerlendirelim istedim. Sıralama raporda incelenen ülkelerde en çok uygulanan politikalardan en az uygulanana göre sıralandı:

Finansmana Erişim

Rapora göre birçok ülkenin en çok aksiyon aldığı konu finansmana erişim olmuş. Yani girişim sermayesi oluşumlarına destek, direkt olarak girişimlere teşvik verilmesi bu kapsama giriyor. Türkiye’de de bu politika oldukça hareketli. Hem TÜBİTAK 1514 programı ile girişim sermayesi sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar var, hem TÜBİTAK BiGG ve KOSGEB destekleri ile girişimlere direkt olarak finansman sağlanıyor. Raporda bu konuda verilen en ilginç örnek Fransa’da devletin kurduğu bir yatırım bankasının (Bpifrance) girişimlere yatırım yapıyor olması. Avustralya’da Türkiye’dekine benzer bir melek yatırımcılara vergi avantajı sağlama desteği verildiğini de belirteyim. Kişisel fikrim yerel yatırımcıyı çekmek için avantajlar sunmak güzel fakat yabancı yatırımcıyı çekmek için değişik modeller deneyenler yok ya da ben duymadım henüz.

Girişimleri Destekleme Organizasyon ve Programları

Bu konuda Türkiye’de bir çok program ve organizasyon var. Girişim ekosistem haritası diye İnternet’te arama yaparsanız detaylı inceleyebilirsiniz.

Göçmen Girişimci

Başka ülkelerden girişimcilerin ülkemize çekilmesi için bir program benim bildiğim yok. Yani Azerbaycan’ın, Ukrayna’nın, İran’ın, Pakistan’ın, Hindistan’ın en iyi girişimcilerine “Gel burada girişimini hayata geçir, daha iyi olanaklar var” diyebileceğimiz bir yapı henüz yok.

Yazının devamı...

Nisan ayında 5 girişime 500 bin dolar yatırım!

3 Mayıs 2019

Geçtiğimiz Nisan ayında 5 girişim toplamda 500 bin dolar yatırım aldı. Tabi bunlar şimdiye kadar açıklanan hisse bazlı birincil işlemler. Bunun dışında ikincil işlem olarak da bir tane ODC yatırımı var. (İkincil işlemler mevcut hissedarların hisselerini satması şeklinde diye daha önceden anlatmıştım)

5 yatırım arasında 4 tane tohum yatırımı, 1 tane ön-tohum yatırımı var. Seri A ve sonrasına ait yatırım maalesef yok. Bu şu anlamlara geliyor olabilir; ya Seri A’yı hakedecek girişimimiz yoktu, ya hakedecek girişim vardı fakat fon sayısı azaldığı için yatırım alamadı, ya da en son ihtimal halen yatırım anlaşma aşamasındalar. Birinci olasılık ise yani Seri A’yı hakedecek girişimimiz kalmadıysa durum kötü. Bu köşemde aylardır ifade ettiğim gibi Seri A en ciddi yatırımların başında geliyor ve Seri A yatırımı haketmek için metriklerinizin yani performans verilerinizin çok iyi olması gerekiyor. Örneğin yurt dışındaki hatırladığım birkaç girişim sermayesi yıllık en az 1 milyon dolar tekrarlanan cirosu olan ve bir önceki seneye göre 3 kat büyüme yakalamış girişimlere yatırım yapıyor. Bu tip metrikleri yakalamak istiyorsanız sadece Türkiye yetmeyecektir. O nedenle ilk günden global düşünmek şart. Yoksa tohum yatırım alıp durursunuz ve sonra boyunuz da bir karış uzamaz.

Birincil işlemlere bakarsak yatırımlar şu şekilde :

Blok-Z : Enerji piyasası için blokchain bazlı çözüm sunan girişim blockchain konusunda hızlandırma programı sunan ConsenSys Ventures’dan yatırım almış.

Pixeligence (Eravis) : Endüstri 4.0 odaklı görüntü işleme ve yapay zeka konularında çözümler sunuyor. Letonya’da katıldığı nesnelerin interneti odaklı Buildit hızlandırma programından 20 bin Euro yatırım almış.

Klonbiyotek : Biyoteknoloji konusunda çalışan girişim aynı zamanda TÜBİTAK BiGG desteğiyle kurulmuş ve Kayseri merkezli ERBAN melek ağından yatırım almış.

Lifemote : Yapay zeka kullanarak wifi problemlerinin daha kolay çözülmesini sağlayan girişim 500 İstanbul’dan yatırım almış.

Sertifier :

Yazının devamı...

2019 ilk çeyreğinde 13 girişime $19.6M Yatırım

26 Nisan 2019

Geçtiğimiz hafta startups.watch 1. çeyrek rakamlarını düzenlediği bir etkinlik ile paylaştı. Neler paylaşıldı, neler konuşuldu kısa kısa üzerinden geçeyim.

Türkiye merkezli 13 girişim erken aşamada (melek ve girişim sermayesi) 19.6 milyon dolar yatırım aldı fakat etkinlikte sahne alan Modanisa yatırımcılarından Goldman Sachs’dan Ozan Emre Sönmez, bu yatırımın geç aşama ve halka arza uzanacak kadar bir dönemi kapsadığını söyledi. Bu da aslında Modanisa yatımını da erken aşama yatırımlardan çıkardığımızda çok kötü bir tablo çıkarıyor. Startups.watch tahmini Modanisa’nın birincil işlem olarak 15 milyon dolar yatırım aldığı şeklindeydi. Bu tutarı da 19.6 milyon dolardan çıkardığımızda 12 girişime 4.6 milyon dolar kalıyor. Adet olarak zaten 2016 ilk çeyreğinden beri en az yatırım yapılan çeyreği geride bırakmıştık, Modanisa’yı çıkarınca toplam miktar olarak da en kötü çeyreği geride bırakmış olduk. Bunun sebeplerine gelirsek; Birçok süresi dolan fonun halen ikinci fonlarını kurmamış olması, Hazine’ye başvuran 10 fonun halen beklemede olması, hisse bazlı kitlesel fonlama platformunun henüz devreye girmemiş olması, yerel seçimler nedeniyle bir çok yatırımcının yatırımlarını seçim sonrasına bırakması benim aklıma gelen sebeplerden bazıları.

Yatırım alanları sayarsak; Batron Arge, Inooster, Kartoon3D, MentalUP, Metamorfoz, Octovan, Omma Sign, Payfull, Shopi, Tarentum, TutumluAnne ve ViraVira. Modanisa yatırımından sonra en büyük yatırım aynı zamanda 212’nin ikinci fonundan ilk yatırımı olan Omma Sign yatırımı oldu.

Satın alma ve ikinci işlemlere baktığımızda ise HesapKurdu, Kredico, Modanisa ve xenn.io (İnnobil) işlemleri bu çeyreğin dikkat çeken ikincil işlemleriydi.

Türkiye’yi bölge ülkelerle karşılaştırdığımızda tabloda çok değişen bir şey yok. Türkiye Güney Doğu Avrupa’nın en büyük girişim merkezi. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da da İsrail ve Birleşik Arap Emirliklerinden sonra üçüncü sıradayız. Kişi başına düşen erken aşama melek yatırımlarda da 0.25 dolar ile 39 ülke arasında 31. sıradayız. Bu rakamın her çeyrek 1 doların üzerinde olması için daha çok çalışmamız gerekiyor.

Yurt dışındaki Türklerin kurdukları girişimlerin aldığı yatırımlara baktığımızda ise BillionToOne, BioNTech, Deplike, FineDine, Glozalzone, NarrativeDx, NormShield, Trawell Data, Wordego yatırım alan girişimler oldu. BillionToOne’ın 15 milyon dolar yatırım, BioNTech’in de 91 milyon dolar özel sermaye yatırımı aldığını da belirteyim.

İlk çeyreğin belki de en güzel iki haberi yurt dışındaki Türk girişimcilerden geldi. Microsoft Türk girişimcilerin kurduğu Citus Data’yı satın aldı, Miniclip de yine Türk girişimcilerin kurduğu Türk melek yatırımcıların yatırım yaptığı Masomo’yu satın aldı. Türk girişimcilerimiz adına ve sektöre moral açısından en güzel iki haber bunlardı.

Yazının devamı...

Yatırım Ekosisteminde Neler Değişiyor?

19 Nisan 2019

Bundan 10 yıl önce Türkiye’de Venture Capital kavramını iyi derecede bilen kişi sayısı 100’ün altındaydı, şimdi ise tahminimce binlerce kişi çok detaylı bilmese bile genel olarak işleyişini biliyor. Melek yatırımcı kavramını da az çok çözdük. Startups.watch’un geçtiğimiz haftalarda yayınladığı bir rapor vardı. O rapora göre Türkiye’de kurulan girişimlerin %2’den daha azı 2M dolar ve üzeri yatırım bulabiliyor. Peki kalan %98 ne yapıyor? Bu sorunun aslında bir çok cevabı olabilir. Aralarında devlet teşviği alanlar vardır, bir an önce para kazanayım diye düşünüp gelire odaklananlar vardır, kredi çekenler vardır, ailesinden, eşinden dostundan borç alanlar vardır. Peki bu Türkiye’de özel bir durum mu derseniz, Amerika’da da durum çok farklı değil. Kauffman Foundation’ın Temmuz 2018’de yaptığı bir araştırmaya göre girişimcilerin %81’i VC’lere veya banka kredilerine ulaşamıyormuş. Bu nedenlerdir ki yatırım tarafında da girişimci tarafında da bir değişim, arayış söz konusu. Bu nedenle bu hafta gözüme çarpan değişimleri sıralamaya çalıştım.

Online Yatırım Platformları

Angellist gibi platformlar girişimcilerin belki de yüzlerini hiç görmedikleri yatırımcılardan web üzerinden yatırım toplamasını kolaylaştırdı fakat VC dünyasını komple yok edecek kadar etki yaratmadı. Yine de web üzerinden yatırım toplama, hisse bazlı kitle fonlama siteleri çoğaldı ve yakın zamanda ülkemizde de aktif olacak. Angellist ilk çıktığında çok heyecanlanmıştım fakat şu anda geldiği nokta çok çok iyi değil. VC dünyasına farklı bir bakış açısı getirdi sadece. Büyük sıçramayı halen yapamadı.

ICO

Özellikle 2017 yılında kripto para dünyasının yakaladığı ivme ile girişimler kripto paralarla girişimlerini finanse etme konusunda oldukça istekliydiler. 2018 başı itibariyle hem bir çok içi boş proje olması, hem ICO’nun kötü amaçlı kişilerce sıklıkla kullanılması nedeniyle ivmesi oldukça yavaşladı. Son zamanlarda ICO’nun biraz daha kontrol edilebilir versiyonu olan IEO (Initial Exchange Offering) gündeme geldi. Ne kadar ilgi görür bilinmez ama burada da sürekli bir değişim olduğu kesin.

Daha Çok Yatırım Turu

Bundan 5-6 yıl önce tohum, Seri A, Seri B… diye yatırım turları varken, bu turları hakedecek metrikleri yakalayamayan bir çok girişim olması nedeniyle aralara yeni yatırım turları girmeye başladı. Ön-tohum, tohum sonrası, Seri A öncesi, Seri A sonrası… Burada da frekans arttı diyebiliriz.

Yatırımlarda Merkez Kayması

Yazının devamı...

Innogate ile global girişimlerimiz çoğalıyor

12 Nisan 2019

İTÜ ARI Teknokent liderliğinde ve İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) desteğiyle gerçekleşen Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı’nın geçtiğimiz günlerde 9. Dönemi tamamlandı. Kısaca programın nasıl çalıştığını anlatayım. Yedi girişim önce 8 hafta boyunca Türkiye’de mentorlar ile birlikte iş modeli kanvası, pazar analizi, değer önerisi, pazarlama stratejileri, büyüme ve ölçeklenme konularında eğitim alıyor. Sonrasında ise 2 hafta Silikon Vadisi, 2 hafta New York olacak şekilde Amerika programı başlıyor. Amerika programında potansiyel müşterilerle ve iş ortaklarıyla işlerini globalleştirmek için çalışıyorlar ve sektörlerine özel atanan uzmanlardan birebir satış koçluğu hizmeti alarak bu süreci biraz daha hızlanma şansı yakalıyorlar.

Programın istatistiklerine baktığımızda Türkiye sürecinden toplamda 131 firma faydalanmış ve bu firmalar arasından 60 firma ABD sürecine katılmış. 41 firma ise aktif olarak uluslararası faaliyetlerine devam ediyormuş. Programın bünyesinde yerli ve yabancı alanında uzman 190 mentor bulunuyormuş.

Dokuzuncu dönemi tamamlanan programda bu dönemde katılan girişimleri tek tek tanıtayım.

AKTEK: AKTEK, Smart Hospitality Management platformu; otel müşterilerinin sahip oldukları kendi hesaplarına (Youtube, Netflix vb.) ekstra bir uygulama yüklemeden otel odalarındaki televizyonlara aktarabildikleri ve otel ziyaretleri boyunca kullandıkları otel servisleri görüntülenmesinde ve bunun gibi bir çok faaliyette bulunabildikleri bir platform.

BIS Çözüm: BIS Çözüm’ün sunduğu HRlytics ürünü yapay zeka sistemiyle insan kaynaklarındaki dataları işleyerek, yıldız çalışanların ayrılma potansiyelini öngörüyor; yeni personel alımları ve içeriden yükseltmelerde yüzlerce başvuruyu otomatik eliyor ve böylece verimli, mutlu bir iş ortamına katkı sağlıyor.

XPoda: Xpoda “No code” yazılım geliştirme platformu sayesinde kurumların dijital dönüşümünü hızlandırıyor.

Shopi:

Yazının devamı...

Mart ayında 6 girişime yatırım!

5 Nisan 2019

Türkiye’deki girişimler ve Türklerin yurt dışında kurduğu girişimlerden altısı Mart ayında yatırımcılardan yatırım almayı başardı. Açıklanmayan veya ticaret sicile henüz yansımayan yatırımlar oldukça da sizlere güncel bilgileri veririm.

Mart ayının en güzel gelişmesi 212’nin ikinci fonu ile yatırım yapmaya başlaması oldu diyebiliriz. 1514 desteği ile kurulması beklenen fonların sürecinin bitmemesi ise ekosistem adına kötü. En azından 2019 ilk yarısı bitmeden oradan da birkaç fon gelirse 2019’u güzel kapatırız.

Satın alma olarak ise Hürriyet Emlak’ın xenn.io (Innobil) satın alması gerçekleşen, açıklanan tek satın alma oldu. Yazılanlardan anladığım kadarıyla bu satın alma Silikon Vadisi tabiriyle “acqui-hire” satın alması olmuş. Yani girişimdeki yetenek(ler) Hürriyet Emlak’a katılmış.

Gelelim yurt içinde ve yurt dışındaki yatırımlara.

Deplike: Gitarınızı telefonunuza bağlıyorsunuz ve bu uygulama sayesinde hem kendi efektlerinizi hem de onbinlerce efekti kullanabiliyorsunuz. Yatırımı yapan melek yatırımcı ise Mackolik’ten sonra geçtiğimiz aylarda ikinci girişiminden de başarılı bir çıkış yapan Erdem Yurdanur. Takip etmiyorsanız Erdem Yurdanur’un blog yazılarını da takip etmenizi öneririm. Önümüzdeki dönemde nelerin tutabileceği, ne tip yatırımlar planladığı ile ilgili girişimcilere güzel ipuçları veriyor.

Tutumluanne:Adından da anlaşılacağı üzere tutumlu annelerin, ebeveynlerin ikinci el ürün alabildiği, satabildiği bir pazar yeri olan Tutumluanne, daha önceden melek ağlarından 200 bin dolar yatırım almıştı, bu sefer EGİAD melek ağı da dahil olmak üzere başka bir çok melek yatırımcıdan 320 bin dolar yatırım almış. Özellikle bebeklerin her şeyi sınırlı süre kullandığını düşünürseniz oldukça güzel bir model olarak dikkat çekiyor.

Omma Sign: 212’nin ikinci fonundan 1.7 milyon dolar yatırım alan girişim Mart ayında Türkiye’deki girişimler arasında en büyük tutarda yatırım alan girişim oldu. Digital signage dediğimiz yani etrafınızda mağazalarda, firmalarda, alışveriş merkezlerinde gördüğünüz dijital ekranların uzaktan yönetilmesine yönelik bulut tabanlı bir yazılım. 212’nin yatırımla ilgili blog yazısından okuduğum kadarıyla girişim yurt dışına açılmak için de girişimlere başlamış ve Avustralya pazarına odaklanmış.

Batron Arge:

Yazının devamı...