10 Yeni Yatırım Fonu Geliyor!

16 Kasım 2018

Bu haftanın en önemli konusu TÜBİTAK’ın yeni fonlarla ilgili açıklaması oldu. Daha önceki yazılarımda anlatmıştım “yeni fonlar” geliyor diye. Konunun tarihçesini aktarırsak fon kurmak isteyen yatırımcılar ve yatırımcı adayları teknopark ve teknoloji transfer ofislerini (TTO) de yanına alarak TÜBİTAK ve Hazine’nin desteğini istemişlerdi. Geçtiğimiz haftalarda TÜBİTAK değerlendirmeleri tamamlanan süreç sonunda bu hafta TÜBİTAK 10 fon adayına destek olacağını açıkladı. 500 Istanbul, Actus-Addwise TechOne, Angelfund, Arz Portföy, Boğaziçi Ventures, Idacapital, Collective Spark, DCP, Mükafat PYŞ, Pharmamed gibi (fon isimleri ileride farklı olabilir) fonlar teknoparkları, TTO’ları da yanına alarak bu sürecin ilk kısmını tamamlamış oldular. Bundan sonraki süreç Hazine’nin değerlendirmeleri olacak gibi gözüküyor.

Kurulacak olan bu fonların üç temel faydası olacak.

- Birincisi yatırım anlamında 2017’nin çok gerisinde kalan 2018 yılından sonra, 2019 yılı tekrar hareketlenme yılı olacak. Yani tekrar yatırımcı bolluğu yaşayacağız. Yapılan açıklamaya baktığımızda “100 Milyon TL’lik bütçe ayrılan TÜBİTAK Tech-InvesTR çağrısı kapsamında bu tutara ek olarak fonlara katılacak Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Teknoloji Transfer Ofisleri ve Araştırma Altyapılarından yaklaşık 112 Milyon TL, üçüncü taraf ulusal ve uluslararası kurumsal ve bireysel özel yatırımcılardan yaklaşık 750 Milyon TL olmak üzere toplam 862 Milyon TL’lik ekstra kaynağın yaratılması beklenmektedir. Kurulacak fonların Hazine ve Maliye Bakanlığının katkısı ile birlikte ilk kapanışta yaklaşık 980 Milyon TL, son kapanışta da yaklaşık 1 Milyar 800 Milyon TL’ye ulaşması hedeflenmektedir.” denilmiş. Bu miktar girişimciler için gelmiş geçmiş en büyük kaynak anlamına geliyor. Kısacası 2019 senesi Türkiye'de girişimci olmanın tam sırası gibi görünüyor.

- İkincisi üniversite teknoloji transfer ofisleri teknoparklar yatırım konularına ısınmış olacaklar ve yatırımcı şapkası takmayı öğrenmiş olacaklar. Bundan 5-6 yıl sonra kendi bünyesindeki doğru girişimleri fonlayabilen teknoparklar, akademisyenlerin doğru projelerini fonlayabilen teknoloji transfer ofisleri görebiliriz. Bu model zaten birçok ülkede hali hazırda uygulanıyor ve Üniversiteler TTO'larla bağlantılı olan bu fonlardan ciddi oranda gelir sağlayabiliyorlar.

- Üçüncüsü ise devlet teşviği alan girişimler daha kolay yatırım bulabileceği için devlet teşviği alıp büyümeye devam eden girişim sayısı artacak ve teşvikler boşa gitmemiş olacak. Yani teşvik alanların sürdürülebilirlik oranları artmış olacak.

Dikkat edilmesi gereken nokta ise bu 10 fonun hiçbirinin birbiriyle yarışmaması, birbirlerinin ayaklarına basmaması gerekiyor. Bu fonlar ne kadar birbirlerini tamamlayıcı, destekleyici olursa o kadar başarı oranı artacaktır. Her birinin tüm sektörlere hizmet etmemesi, belli dikeylere daha çok odaklanması, farklı yatırım aşamalarına odaklanması şart. Yani hepsi “100 bin dolar yatırım ortalaması ile tüm teknolojileri girişimlerine yatırım yapacağız” diyorsa bu ekosistem için kötü. Bu fonların bazılarının çok erken aşama, bazılarının biraz daha erken aşamanın son evrelerinde devreye girmesi şart. Daha önceki yazılarımda da söylediğim gibi yatırım işi farklı seviyeleri olan bir oyun gibi. Her seviyede birileri olması gerekiyor. Tabi her seviyenin şartlarını da sağlaması gereken bir çok girişim olması gerekiyor. Bunlar gerçekleştirilirse girişim ekosistemimizi güzel günler bekliyor diyebiliriz. Bir önceki yazımdaki tohumdan Seri A 'ya geçen girişim oranlarını düşünecek olursak bu fonlar tohum aşamasından Seri A aşamasına geçecek olan girişimlerin oranlarını da arttıracaktır diye tahmin ediyorum.

Dikeyleşmeye ek olarak yatırım takımlarının deneyimleri de oldukça önemli; Çünkü bu fonların başarıları hem TÜBITAK için hem de Hazine için bir sonraki kurulacak Fonların Fonu mekanizması için örnek teşkil ediyor olacak. Buna ilave olarak girişimcilerle çalışma tecrübesi olan, girişimlere yatırım yapmış, teknoloji ve girişimci değerlendirme tecrübesi olan hatta kendi girişimini satıp çıkış yapmış kişileri fon takımı içinde bulunduran fonlar girişimciler için de ilk tercih sebebi olacaktır.

Buradaki tek dezavantajlı olarak görünen taraf, teknolojik inovasyon yapmayan ama iş modeli inovasyonu yapan girişimler için gibi gözüküyor. TÜBİTAK teknolojik inovasyona erken aşamada yatırım yapılmasını istediği için fona katılan kuruluşlara bu konuda küçük bir kısıt getirmiş. Eğer girişiminizde teknolojik yenilik yok ise ve bu fonlardan yatırım alıyorsanız fona yatırım yapan teknopark ve teknoloji transfer ofisleri TÜBİTAK'tan destek alamayabilir. Yani Yemeksepeti bugün kurulsaydı yine bu fonlardan yatırım alamayabilir gibi gözüküyor. Yatırım alsa bile üniversiteler TÜBİTAK'tan bu girişime yaptığı yatırım için hibe alamıyor, bu da yukarıda adı geçen fonların bu tip girişimlere yatırım yapma motivasyonunu düşürecektir. TÜBİTAK her girişim yatırımını bir proje başvurusu gibi düşünüp, her yatırım fırsatı geldiğinde tek tek değerlendirme yapacak. Uygun bulunursa o paranın %55'ini TÜBİTAK teknopark veya ilgili teknoloji transfer ofisine geri verecek. Bu açıdan bakılırsa teknopark ve teknoloji transfer ofisleri oldukça avantajlı.

Yazının devamı...

Seri A Yatırım Zorluğu

9 Kasım 2018

Geçtiğimiz hafta Dealroom, Atomico ve LocalGlobe ortaklaşa bir rapor yayınladılar ve Avrupa’da girişimlerin aldığı yatırımlarla ilgili istatistikler paylaştılar. Bu raporda en çok dikkatimi çeken konu tohum yatırım alan girişimlerin Seri A yatırım alabilme oranlarıydı. Tekrar hatırlatmak gerekirse tohum yatırım girişimin halen ürün geliştirme ve pazarı test etme aşamasında genelde melek yatırımcılardan aldığı yatırıma deniyor. Seri A ise fonlardan alınan ilk ciddi yatırıma deniyor. İki yatırım türünün de zamanla evrildiğini de hatırlatmak gerekiyor. Bundan altı yedi yıl önce daha ürünü lanse etmeden de tohum yatırım alınabiliyordu, batan girişim oranı arttıkça bu koşul biraz daha zorlaştı ve günümüzde artık ilk faturalarını almaya başlamış girişimlerin aldığı yatırıma tohum yatırım deniyor.

Rapora geri dönecek olursak Avrupa’da tohum yatırım almış bir girişimin 36 ayda Seri A yatırım alma oranı %19. Yani 100 tane tohum yatırım almış girişimin 36 ayda sadece 19 tanesi bir girişim sermayesinden Seri A yatırım almayı başarıyor. Diğer 81 tanesi neden alamamış diye sorabilirsiniz. Bunun bir çok sebebi olabilir ama en önemli sebep bu 81 girişimin Seri A yatırım alacak şartları sağlamamış olmasıdır. Şöyle açıklayım, bir e-ticaret girişimi ayda 2-3 bin dolarlık işlem hacmi yaratmaya başladı ve hızlı büyüyor diyelim, tohum yatırım alma şartları yeterli olabilir ve tohum yatırım aldığında Seri A yatırım alana kadar bu hacmi en azından 5-6 kat artırması gerekmektedir. Yani tohum yatırımın bitmesine 3-4 ay kala bu girişimin aylık işlem hacmi 3 bin civarlarındaysa hala, Seri A yatırım yapacak olanlar isteğini yitirir ve girişim ya yine tohum yatırım alır bir miktar daha ya da kapanır. Bu nedenle her yatırım turunda katlana katlana büyümek ve bir sonraki yatırım turunun şartlarına yaklaşmak her zaman her yerde gerekli.

Türkiye’ye bakacak olursak startups.watch verilerine bakarak 2015 yılındaki istatistiklere baktım. 62 tohum yatırım alan girişimden sadece 6 tanesi şimdiye kadar Seri A yatırım alabilmiş. Yani oran %9.68, Avrupa ortalamasının yarısı kadarız. Bundan şu aşağıdaki ihtimalleri çıkarmak mümkün.

A.Melek yatırımcılar ileride Seri A yatırım alacak girişimleri bulmakta zorlanıyor.

Bu aklıma gelen ilk olasılık. Melek yatırımcıların tohum yatırım yaparken “Bu girişim benim verdiğim parayla 12 -15 ayda 1-2 kat mı büyür, yoksa 5-6 kat mı büyür ?” sorusunu iyi sorması gerekiyor. Eğer 1-2 kat büyüme olasılığı daha ağır basıyorsa büyük ihtimalle tohum yatırım sonrası zorlanır ve Seri A yatırım alma şansı da çok azalır.

B. Girişimciler tohum yatırım sonrası büyümekte zorlanıyor.

Tohum yatırımı aldıktan sonra girişimcilerin zorlanması da ihtimal dahilinde olan bir senaryo. Tabi girişim tohum yatırım sonrası katlana katlana büyümüyorsa ya major değişiklikler yapılması gerekiyor ya da sonuçlarına katlanmak gerekiyor. Tabi büyümeyle ilgili en büyük sıkıntılardan biri ürünü ilk günden globale açmamak da olabilir. Bir tek Türkiye pazarını düşünmek girişimin büyümesini zorlaştırabilir.

C. Seri A yatırım yapacak fon az olabilir.

Yazının devamı...

Ekim Ayında 7 Girişime $1.8M Yatırım

2 Kasım 2018

Geçtiğimiz ay genel merkezi Türkiye olan yedi girişim erken aşamada 1.8 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım turlarının bir tanesi Seri A, diğer 6 tur ise tohum yatırım olarak yapıldı. Tüm yıla baktığımızda ise 73 girişim erken aşamada yaklaşık 46 milyon dolar yatırım aldı. Geçen sene ile karşılaştırırsak geçen sene ilk dokuz ayda 121 girişim erken aşamada yaklaşık 76 milyon dolar yatırım almıştı. Yani yatırım miktarı geçen seneye göre %40 civarında düşmüş. Yatırım alan girişimler ise şunlar :

Lisa

Instagram’a fotoğraf atarken hangi fotoğrafı atarsanız daha çok ilgi göreceğini anlayan yapay zeka destekli bir servis. Web sitelerinde yazdığına göre neredeyse her ülkeden kullanıcıları var ve şimdiye kadar 120 bin fotoğraf Lisa tarafından seçilerek Instagram’a yüklenmiş. Kurumsal versiyonunda ise hem bir markanın tüm fotoğraflarını organize edebiliyor, hem de A/B testi yapmanızı sağlıyor.

MasterFi

MasterFi bir iş analitiği çözümü ve MasterFi kullanarak şirketler satış ekiplerinin saha çalışmalarından elde ettikleri veriler ışığında, mevcut global satış portföylerini analiz edebiliyorlar. Satış personeli analizi, müşteri portföy analizi ve oyunlaştırma gibi modüller içine MasterFi tohum yatırım alan girişimlerden.

Nanografen

F+ Ventures’dan yatırım alan girişim Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi araştırmacıları ve Inovent A.Ş. ortaklığı ile kurulmuş. Grafeni ekonomik, iyi kalitede ve yüksek miktarlarda üreterek enerji, havacılık, otomotiv, yapı-inşaat gibi birçok alanda kullanmak için prototip ürünler hazırlıyor.

Onlock

Yazının devamı...

Girişim Ekosistemlerinden Neler Öğrenebiliriz ?

26 Ekim 2018

Bu hafta İtalyan Ticaret Merkezi’nin (ITA) davetlisi olarak Milan’da girişim ekosistemini incelemeye gittim on bir girişimle birebir görüştüm ve bir çok yatırımcı ile sohbet etme fırsatı buldum. Türkiye Girişim Ekosistemi ile de karşılaştırma fırsatı bulduğum için Milliyet okurları için ve girişimciler için izlenimlerimi paylaşmak istedim.

İtalyan organizatörler neleri bizden daha iyi yapmışlar?

ITA’nın en iyi yaptığı şey 20 ülkeden 40 yatırımcıyı İtalyan girişimcilerini incelemek için getirmek olmuş. Benim bildiğim kadarıyla bu kadar farklı ülkeden bu kadar yatırımcıyı getirdiğimiz bir girişimci etkinliği hiç olmadı. Bu 40 yatırımcının profillerini de inceleme fırsatı buldum, neredeyse tamamı erken aşama yatırımcı. Burada tabiki önemli olan yatırımcıları getirmek değil. Yatırımcıları bir şekilde getirdiğinizi varsayalım, girişimleriniz kötü ise yatırımcılar ülkelerine kötü izlenimlerle gidebilirler. 2013 yılında Türkiye’de katıldığım bir girişimcilik etkinliğine Accel gibi büyük yatırımlar yapan yatırımcılar gelmişti ve Türkiye’de yılda yıllık cirosu 100 milyon doların üstünde cirosu olan teknoloji alanındaki girişimlerin sayısını duyunca bir daha da gelmemişlerdi. O yüzden doğru yatırımcıyı doğru zamanda getirmek ve girişim ekosistemimizin de, girişimcilerimizin de buna hazırlıklı olması çok önemli. Tabi burada bir ayrıntıdan da bahsedeyim, ITA bu yatırımcıların tüm masraflarını karşılıyor, bu da yatırımcıların gelmesi için bir nebze de olsa motivasyon yaratıyor. Yani yatırımcıların çoğu “Para harcamadan İtalyan girişimlerini göreceğim” diye düşündüğü için geliyor. Bizde şu ana kadar yatırımcıları getirmek için onların masraflarını karşılayan bir etkinlik ya da organizatör duymadım. Çünkü bizde genelde “Yatırımcının zaten parası var, neden masraflarını karşılayalım ki?” gibi bir düşünce hakim.

Etkinlik birebir toplantılar, her girişimin kendi sunumunu yapabileceği ve temalara göre ayrılmış konuşma alanları ve standlardan oluşuyordu. Yani önceden belirlenmiş ajandanıza göre beğendiğiniz girişimlerle birebir yarımşar saat görüşüyorsunuz. Beğendiğiniz veya takip ettiğiniz bir sektör varsa o alandaki tüm girişimlerin sunumlarını da mini konferans alanlarında izleyebiliyorsunuz. Örneğin tarım teknolojileri alanındaki girişimlerin tamamını dinlemek istiyorsanız hepsinin sunumlarını bir alanda izleyebiliyorsunuz. Bu da her sektörle ilgilenmeyen yatırımcılar için süper fırsat anlamına geliyor.

İtalyan girişimler neleri bizden daha iyi yapmışlar?

Her zaman söylediğim gibi her ekosistemde iyiler, kötüler, vasatlar var. İtalyan girişimleri için de durum aynı. Türkiye’den girişimcilerden çok ileride değiller ama tabi ki şanslı oldukları şeyler var. Avrupa Birliğinde oldukları için rahatça başka ülkelere gidip o pazarı test edebiliyorlar. Bir çok fondan yararlanabiliyorlar. Görüştüklerim arasında en dikkatimi çekenler her zamanki gibi dersini en iyi çalışanlar oldu. Rakiplerini, diğer pazarları, müşterilerden gelen geri bildirimleri en iyi takip edenler her zaman her yerde kazanıyorlar. Bunu Türk girişimlerinin de kulağına küpe yapması gerekiyor. Türkiye’de bir girişimciye “Senin yaptığın işi Bulgaristan’da yapan bir girişim var” dediğimde “Bilmiyordum, inceleyim” diyorlar genelde. Bu da tabi ki girişimcinin dersini iyi çalışmadığı anlamına geliyor. Girişimcinin her zaman bulunduğu odada o konuyu en iyi bilen olması gerekiyor yoksa o odadan eli boş çıkıyor.

Ekosistem Benzerlikleri/Farklılıkları Neler ?

Yazının devamı...

Girişim Ekosisteminin Eksik Parçaları

19 Ekim 2018

Çarşamba günü teknoloji ve girişim dünyası Webrazzi Summit etkinliğinde buluştu. Ben de işlerim nedeniyle ilgilendiğim kısımları Internet üzerinden canlı izledim. Özellikle yatırımcıların olduğu panel dikkat çekiciydi. “Türkiye Girişim Ekosisteminde ne eksik?” sorusu ve cevapları en dikkatimi çeken konu oldu.

Türkiye’deki girişimcilere sorarsanız “yatırımcı eksik” der, yatırımcılara sorarsanız “hızlı büyüyen girişimci eksik” der. Startups.watch platformu tarafsız ve merkezi bir yapı olduğu için hem yatırım tarafını hem girişimci tarafını inceleyen biri olarak aslında yatırımcı tarafında da eksikler var, girişimci tarafında da eksikler var diyebilirim. Bunu üç başlıkta değerlendirmek mümkün.

Girişimci Eksikliği

Girişimcimiz çok gözüküyor fakat her bilişim şirketi kuranı, terzi usülü bilişim çözümü sunanı girişimci olarak saymazsak (uluslararası ölçekte büyüyebilecek olanları kastediyorum) her sene ortalama 500 girişimci ürün odaklı bir girişim kuruyor, bu girişimlerin de ortalama 50 tanesi tohum yatırım alıyor. Türkiye gibi büyük bir ülke için bu sayıların bir sıfır fazla olması gerekiyor. Yani her sene teknolojik bir ürünü olan 5000 girişim çıkması gerekiyor, bunların da 500 tanesinin tohum yatırım alması gerekiyor ki bu 500 tohum yatırım alan girişimin de en az 100 tanesi Seri A yatırım alsın. İşte o zaman İngiltere, Fransa ve Almanya ile yarışacak kıvama geliriz ve gerçekten girişim merkezi oluruz.

O nedenle girişimcimiz ve girişimimiz az. Daha artması şart. Bu konuda Tubitak BiGG gibi fikir aşamasında destek olan yapıların çoğalması lazım ama bunun için girişimci sayısının da artması gerekiyor.

Yatırımcı Eksikliği

Yatırım konusunda Türkiye’de 50 bin dolar ile 500 bin dolar arası yatırım bulmak çok zor değil. İyi bir teknolojik ürününüz varsa ve biraz büyüme grafiği gösterebiliyorsanız tohum yatırım bulma şansınız yüksek. Bu aralıkta yatırım yapan bir çok yatırımcı var. Özellikle 2018’de 500 bin dolar ile 1.5 milyon dolar arası yatırım yapan yatırımcı sayısı azaldı. En son Collective Spark bu aralıkta yatırım yapmaya başladı ama bu aralıkta en az 10 tane girişim sermayesi olması gerekiyor. Bir şekilde 1.5 milyon dolar Seri A yatırım aldınız diyelim ve bu parayla daha da büyüdünüz ve Seri B yatırım arıyorsunuz diyelim. Burada da gidebileceğiniz yatırımcılar oldukça az, Revo Capital, Earlybird gibi yatırımcılar dışında belki 2-3 yatırımcı daha sayılabilir ama burada da yatırımcı boşluğu var. Burada da en az 6-7 tane yatırımcı olması gerekiyor. Yani tohum sonrası ile Seri A sonrasında yatırımcı sıkıntımız var ve bu aralıkların doldurulması gerekiyor.

Çıkış Eksikliği

Yazının devamı...

3 ayda girişimlere 14.3 milyon dolar yatırım

12 Ekim 2018

Startups.Watch 2018 üçüncü çeyrek raporuna sonuçları Salı günü yapılan etkinlikte açıklandı. Aldığım notları ve gözlemlerimi Milliyet okurları için aşağıda özetlemeye çalıştım.

Türkiye’de 2018’in üçüncü çeyreğinde girişimler 28 yatırım turunda toplam 14.3 milyon dolar yatırım aldı. Banamama, BlindID, Bulduysan, Denebunu, Fazla Gıda, Lidyana, Mornero, mutlubiev, NKolayOfis, Ottoo, Paket Taxi, Recontact, Udentify, V-Count, Vispera, Vivense, Webrazzi, Zebramo tohum ve sonrası yatırım alan girişimler olarak açıklandı. Flat Games, Midpoly Games, Arya, Blok-Z, GatePay, Naturansa, Sensgreen, Viliks, Warden ise hızlandırma programlarından yatırım alan girişimler olarak açıklandı.

2018 üçüncü çeyreğinde “e-ticaret” en çok yatırım alan konu olurken, ikinci sırayı “ev temizliği pazaryerinin” de içinde olduğu “lokal servisler” aldı. Üçüncü sırada ise restoran ve yemek sektörüne yönelik girişimler aldı.

Çeyrek bazında bakıldığında yatırımların çok düşmemesini sağlayan Earlybird yatırım fonunun yatırımlara devam etmesi oldu. İkinci çeyrekte tapu.com ve oBilet’e yatırım yapan Earlybird, üçüncü çeyrekte de Vivense yatırımı ile 2018 yılında toplam yatırım tutarının çok düşmemesini sağladı. 2017 yılındaki bazı fonların süresinin dolması nedeniyle 2018 yılı yıl-sonu erken aşama yatırım beklentisi 60 milyon dolara geriledi. 2017 yılında erken aşamada 111 milyon dolar erken aşama yatırım yapılmıştı.

Kurumların Yatırım İlgisi Devam Etti

2017 yılından beri hızla artan kurumların yatırım yapma ilgisi 2018 yılında da devam etti. 2018 yılı ilk 9 ayındaki yatırımların tutar olarak %18’ini kurumlar yaptı. Bahçeşehir Okulları, Etiya, Finberg, Logo Ventures, TT Ventures, Netmarble yatırım yapan kurumlardan sadece bazıları olarak dikkat çekti.

Türkiye Avrupa’da 19, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da 5. Sırada!

Türkiye 2018 üçüncü çeyreğinde erken aşama yatırım tutarları sıralamasında Avusturya’nın bir üstünde, İzlanda’nın ise bir altında yer aldı. Birleşik Krallığın 2 milyar dolar, Almanya’nın 779 milyon dolar, Fransa’nın 746 milyon dolar ile ilk üçü çektiği sıralamada Türkiye 14 milyon dolar ile yolunun daha çok uzun olduğunu göstermiş oldu.

Yazının devamı...

Eylül ayında 5 girişime $1.1M yatırım

12 Ekim 2018

Eylül ayında dört girişim tohum yatırımı aldı, Webrazzi köprü yatırım dediğimiz bir sonraki büyük yatırım turu öncesi yatırım aldı. Tabi ki gönlümüz Seri A, Seri B dediğimiz daha büyük yatırımlar beklerdi ama gerçekleşmedi. Bunun sebeplerini daha önceki yazılarımda anlatmıştım, geçen seneki 3 yatırım fonu şu anda yok ve yeni fonlarını kurma çalışmaları devam ediyor. Bu arada 30 Eylül’de Tubitak’ın Tech-InvesTR programı başvuru süresi doldu. Toplam 10 yatırım fonu bu programa başvurmuş. Sonuçlandığında yeni yatırım fonlarımız olacak, yatırımlar tekrar canlanacak. Tabi bu süreç 2018’in sonuna yetişmeyebilir. O yüzden 2018 yılından ben kişisel olarak beklentilerimi düşürdüm. 2019 yılı yatırım anlamında çok daha güzel geçecek.

Gelelim geçen ay yatırım alanlara; Banamama, Denebunu, Recontact, Udentify, Webrazzi yatırım alanlar.

Banamama

Megatech’den yatırım alan Banamama abonelikle evcil hayvanlarınız için mama ve bakım ürünü sağlıyor. Ayrıca alışverişlerin %5’yle de her ay barınaklara yardım yapıyorlar. Megatech Investment’ın ayrıca Hello7 adlı bir yatırımı daha bulunuyor.

Denebunu

Yeni ürünler keşfetmeyi ve satın almadan önce denemeyi seviyorsanız bu girişim size göre. Ücretsiz üye olup yeni ürünleri test edebiliyorsunuz. Bu girişim ise Fırat İşbecer ve Nevzat Aydın’ın da aralarında olduğu bir çok melek yatırımcıdan yatırım aldı.

Recontact

Bu girişime daha önceki yazılarımda yer vermiştim. Mobil sinematografik video oyunu olan bu girişim benim yazdığım dönemde de ödüle doymuyordu, takip ettiğim kadarıyla son 1 yıldır da bir çok yerden ödül aldı. Akın Babayiğit ve Hande Enes’ten 265 bin dolar yatırım alan girişim daha da büyüyecek gözüküyor. Oyun sektöründe Peak Games ve Gram Games ile hazır çıtayı yükseltmişken Recontact ile de ilerleyen dönemlerde güzel haberler alacağız gibi gözüküyor.

Yazının devamı...

Yeni Ekonomi Programı ve ICO

28 Eylül 2018

Geçtiğimiz hafta Yeni Ekonomi Programı açıklandı. Girişimci olarak beni en ilgilendiren kısmı programda ICO ve Kitlesel Fonlama konularının konuşulmasıydı. Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında ICO ile ilgili bir yazı kaleme almıştım ve aşağıdaki cümleleri yazdım.

“ICO! Initial Coin Offering. Henüz Türkçesi yok sanırım fakat Kripto Arz gibi bir terim kullanılabilir. En basit tabiriyle girişiminiz için kripto para toplayıp girişiminizi finanse ediyorsunuz. Girişiminize kripto para gönderenlerin dijital cüzdanlarına ise bu işlemle ilgili bir dijital jeton (Kripto-Kıymet/Token/İşaretli Para) ekleniyor. Daha sonrasında bu dijital jetonu ikinci el piyasalarda hisse satar gibi satabiliyorsunuz veya girişim bir gün komple satılırsa paraya çevirebiliyorsunuz.

ICO'nun mevcut yukarıda bahsettiğim finansman kaynaklarından en büyük farkı bir otoritenin olmayışı. Yani bir girişimden bir hisse aldığınızda bununla ilgili dökümanlar imzalayıp merkezi, yasal bir otoriteden onay almak zorundasınız. ICO'da ise merkezi bir otorite yok.”

2017 Ağustos’tan beri çok şey değişti aslında. 2017 dördüncü çeyrekteki kripto piyasalarındaki hızlı yükseliş kripto para konularına hakim olmayan milyonlarca kişiyi al-sat’a yönlendirdi, sonrasındaki hızlı düşüş de yine bu fırsatçı kitleyi kripto piyasalardan uzaklaştırdı. ICO dünyası da aslında bu hızlı düşüş ve yükselişten nasibini aldı. Statis Group’un yaptığı araştırmaya göre ICO’ların %80’si dolandırıcıymış ve sadece %8’i gerçek anlamda ICO yapmış. ICO konusu doğası gereği merkezi olmadığı için istatistik konusunda farklı verilere ulaşabilirsiniz. Benim bulduğum istatistiklere göre tüm dünyada 2016 yılında 29 ICO ile 90 milyon dolar para toplanmış, 2017 yılında 873 ICO ile 6.1 milyar dolar para toplanmış, 2018 yılında ise ilk 8 ayda 1101 ICO ile 7 milyar dolara yakın para toplanmış. Yani ICO girişimlerin para toplaması anlamında mevcut enstrümanlara göre ciddi bir alternatif. ICORating’in yaptığı bir başka araştırmaya göre ise ICO yapanların %47’si fikir aşamasında ICO yapmış, %26’sı MVP (Ürünün test edilebilir yaşayan en basit hali) aşamasında ICO yapmış. Yani 2018 yılını baz alırsak ICO yapanların %73’ü daha fikir veya MVP aşamasındayken ortalama 6.4 milyon dolar ICO ile para topluyor. Bu yatırım dünyası için tohum yatırım anlamında geliyor ki tohum aşamasında bu kadar yatırım almanın tehlikeli olduğunu başka yazılarımda aktarmıştım.

Yeni Ekonomi Programına ve Türkiye’nin nasıl bir ICO planı yapması gerektiği konusuna gelirsek; Yukarıda bahsettiğim gibi ICO ciddi bir araç fakat problemleri var. Türkiye’nin hibrit bir model uygulaması en doğru model olacaktır. Tamamen merkezi, çok regüle edilen, yurt dışından canı isteyen herkesin katılamadığı yapılar ICO’nun doğasına aykırı. Kitlesel fonlama için de benzer konular geçerli. Türkiye’nin içine dönük kitlesel fonlama platformlarının uzun vadede başarılı olma ihtimali yok. Mutlaka global olmalılar. Brezilya’dan, Çin’den birinin de katılabildiği uluslararası platformlarımız olmalı. Yoksa yine insanlar Kickstarter’da kampanya yapmayı, Malta, Zug, Zingapur üzerinden ICO yapmayı tercih edeceklerdir.

Özetleyecek olursam; Türkiye’nin ICO’nun en avantajlı yanlarının aynı şekilde bırakılarak daha merkezi bir yapı üzerinden regüle edilmesi taraftarıyım. Bunun da iki yöntemi var. Birincisi Borsa İstanbul ICO’ları regüle eden ama dünyanın her yerinden kripto para kabul eden bir yapıya dönüşebilir. İkincisi SPK 6493’te olduğu gibi kripto para alım/satım işlemi yapan firmaları akredite eder, bu firmalar ICO’ları regüle eder.

Tabi burada ICO’ların yapmadığı bir kısım var. ICO ile bir girişimden jeton (token) alıyorsunuz fakat bu aslında hisse değil. Şirketin %100’ü halen kurucularda. Bu nedenle ICO ile hisse kavramlarını birleştirmek ilginç bir fırsatlar dünyası yaratabilir. Estonya’da Funderbeam adlı girişim benzer bir yapı kullanıyor. Dünyanın her yerinden yatırım yapabiliyorsunuz. Funderbeam sizin adınıza o firmadan hisse alıyor. Bu sayede aslında dolaylı olarak hissedar oluyorsunuz.

Yazının devamı...