Devlet Teknolojileri ve Girişimcilik

Teknolojiyi kullanarak devletin işleyişini iyileştirmeye, daha iyi götürmeye ve günün sonunda vatandaşın ve kurumların daha hızlı, daha verimli hizmet almasına yönelik girişim kümesine Devlet Teknolojileri veya İngilizce adıyla “govtech” deniyor. Bu kavramı biraz genişletirsek akıllı şehirciliğe, regülasyon teknolojilerine uzanıyor. Civictech ise daha çok vatandaşın odak olduğu girişim kümesi ve govtech kavramından biraz ayrışıyor ama ikisini bir arada kullananlara da çok rastlayabilirsiniz. Ben de bu yazımda ikisini bir arada kullanacağım.

Govtech diyince vatandaş olarak aklımıza ilk gelen e-devlet. Özellikle son dönemde soy ağacı sorgulama ile popülerliğini kazanmış olan platform son yıllarda atağa kalkmış gözüküyor fakat yapılacak daha çok şey var.

Kurumlar olarak govtech dediğimizde ise Mernis, Ticaret Odası, Internet Vergi Dairesi gibi platformlar akla geliyor. Son yılların en gözde regülasyon teknolojilerinden olan e-Fatura konusu da bu alanın en dikkat çeken gelişmelerinden biri. E-faturanın ne kadar önemli olduğuyla ilgili çok kısa bir bilgi vereceğim. Şöyle düşünün, daha önceden devlet o ay ne kadar tahmini vergi oluşacağını 15-20 günde öğreniyordu, şu anda anlık olarak tüm Türkiye’de kimin kime ne kadar fatura kestiğini, ne kadar vergi oluştuğunu görebiliyor. Bu da devletin önünü görmesi adına oldukça önemli. Sektörel büyümeleri ve daha bir çok konuyu anlık takip edebilmek ilerleyen yıllarda devletin işleyişini ve geleceğe yönelik tahminlerini tahmin edemeyeceğimiz noktalara getirecektir.

Peki govtech, regtech, civictech konularında neler eksik ?

Daha Çok Açık Veri

Devletin, belediyelerin daha çok açık veri sunması ve bunlarla ilgili girişimcileri bilgilendirmesi gerekiyor. Örneğin tüm trafik verisinin (kişisel gizlilik korunarak) açık olarak girişimlerle paylaşıldığını düşünün. Bununla ilgili kod maratonları yapıldığında inanın çok ilginç girişimler ortaya çıkacaktır. başka bir örnek daha verirsek; Tüm İstanbul’un hava temizliği verisinin açık bir şekilde paylaşıldığını düşünün. Bu veriyle girişimciler çok ilginç ürünler çıkaracaktır.

Birbirleriyle Konuşan Kurumlar

Şu anda en büyük problemlerden biri, bir kurumdan aldığınız evrakları başka bir kuruma taşımak. Ticaret Odasından Vergi Dairesine, Tapudan, Belediyeye, Belediyeden Gelir İdaresine kadar tüm kurumların kişilerle ve kurumlarla ilgili verileri onların onayıyla dijital ortamda okuması işlemesi her sene en az 1 ormanı kurtaracaktır ve bürokrasiyi de azaltacaktır. Bunu şöyle bir örnekle açıklayım. Şöyle bir senaryo düşünün. Yeni bir eve taşındınız, cep telefonunuzda e-devlet uygulaması üzerinden bir uyarı geliyor ve “Hayırlı olsun, elektrik, su, doğalgaz taşıma işlemlerini başlatmamı ister misiniz ?”, kiralık bir eve çıktınız diyelim ev sahibinin telefonuna da başka bir uyarı mesajı geliyor ve “Hayırlı olsun, evinize A kişisi taşındı. Kira beyan işlemlerini başlatmamı ister misiniz?” Böyle bir dünya kurmak çok hayal değil. Yeterki kurumlar arası koordinasyon ve veri okuma konusunda kapsamlı bir çalışma yapılsın.

Nakitsiz Toplum

Önce Kağıt paranın ve bozuk paranın komple kaldırıldığını düşünün. Perakende alışverişlerimiz sonrası bizlere verdikleri parmak kadar alışveriş fişlerinin de kaldırıldığını düşünün. Tüm ödeme işlemleri ve KDV işlemleri dijitale taşınırsa ne kaçak kalır, ne de eksik vergi. Tüketici açısından bakarsak ise daha kolay kullanılan, daha az sahtekarlığın olduğu bir dünyada yaşamaya başlar. Bunun bir adım sonrası ise bu tip yapıları blockchain ve kripto paralarla yönetmek. Dağıtık yapılarla trüm işlemleri dijital ortama taşımak enflasyonu bile aylık değil, anlık takip edilebilir bir parametre haline getirebilir. Bu da hem mikro hem makro daha kolay yönetilebilir bir ekonomi ve ülke yaratabilir. Tabi bunun için bu kadar veriyi anlamlandıracak Büyük Veri ve Yapay Zeka yazılımlarının çalıştırılması anlamına geliyor. Devlet kurumlarında büyük ve ve yapay zeka konusunda yüzlerce mühendis alınmaya başladığı zaman anlayın ki dönüşüm başlamıştır.

Bu eksikler kapatılırsa ne olur?

Sadece vatandaş ve kurumlar değil, ülkenin refah seviyesi artacağı için diğer ülkelere göç veren değil diğer ülkelerden göç alan bir ülke oluruz. Komşu ülkelerdeki girişimciler başka ülkelere değil Türkiye’ye gelmeye başlar. Daha kolay yönetilebilir bir ekonomiye sahip oluruz ki bu da yine vatandaşa ve kurumların refahına yansır.