Ulusal Yapay Zeka Stratejisi

Elon Musk’ın “Yapay zeka insanlık için çok tehlikeli bir hal almadan regüle etmeliyiz” cümlesini duymuşsunuzdur. Bu sözden sonra yapay zekanın tehlikeli olmadığına dair yüzlerce yorum yapıldı. Ünlü fizikçi Stephen Hawking de “Yapay Zeka konusunda başarı elde edilmesi insanlık için en önemli başarı olacak” gibi çok olumlu bir yorum yapmıştı. Kişisel yorumları bir kenara bırakırsak yapay zekanın günümüzün en önemli gelişmelerinden biri olduğunu, olumlu veya olumsuz tüm insanlığı, ülkeleri, sektörleri etkileyeceği kesin.

Yapay zekanın en çok etkileyeceği alan tabi ki iş gücü yani bizler. McKinsey’in raporuna göre 2030 yılında yapay zeka destekli robotlar tüm dünyada 800 milyon çalışanın işini yapacak. Bu 800 milyon kişi o zamana kadar başka eğitimler alıp başka işlerde mi çalışacak, işsiz mi kalacak cevabını vermek zor. Kişisel görüşüm bu kişiler başka işlerle uğraşacak. Bu kadar iş gücünü etkileyen bir konu tabi ki ekonomik nedenlerle ülkelerin de en önemli konusu olmaya başladı. Son 15 ayda Kanada, Çin, Danimarka, AB Komisyonu , Finlandiya, Fransa, Hindistan, İtalya, Japonya, Meksika, İskandinav-Baltık bölgesi, Singapur, Güney Kore, İsveç, Tayvan, Arap Emirlikleri ve İngiltere yapay zeka ile ilgili stratejilerini açıkladılar. Tabi çoğu yapay zeka politikasının farklı yönlerine odaklanmış : bilimsel araştırma, yetenek geliştirme, beceri ve eğitim, kamu ve özel sektörün benimsenmesi, etik ve katılım, standartlar ve düzenlemeler, veri ve dijital altyapı gibi her ülke farklı konulara odaklanmış. Tabi amaç ise ortak: Yapay zeka konusunda lider olmak!

Hepimiz en az bir kez “Alman disiplini” kelimelerini cümlelerimizde kullanmışızdır. “Almanlar çok disiplinli, iş yerinde verimleri çok yüksek…”. Yapay zeka hayatımıza iyice girdiğinde bu söylemler bir nebze boşa çıkacak çünkü insandan bağımsız, başka bir katmandan bahsediyor olacağız. Büyük ihtimalle yapay zeka yazılımlarını karşılaştıracağız. Şu anda Çin’den daha çok işgücümüz yok fakat yapay zeka ile Çin’den daha fazla işgücümüz olabilir. Bu, tüm dengeleri değiştirebilecek bir denklem.

Yapay zeka konusunda ülkelerin nasıl konumlanması gerektiğine kafa yoran Dijital Araştırmalar Derneği Başkanı Gökhan Yücel’e bu bu konuda görüşlerini sordum.

Gökhan selamlar, ülkeler için Yapay Zeka neden önemli ?

Yapay Zeka ve alt dalları makine öğrenme ile derin öğrenme, onların da herkesin bildiği artık alt dalları yüz tanıma, ses tanıma aslında ilk bakışta bir teknoloji konusu. Daha çok yazılımcıların ilgilendiği yapay zeka sistemlerinin, insanın yapabildiği hemen her şeyin yerini, daha etkili, verimli, hızlı ve rasyonel biçimlerde almak gibi bir geleceği olduğu düşünülüyor. Örneğin sürücüsüz arabaların kaza oranını azaltması, sağlıkta yapay zeka kullanımının teşhis aşamasında insanlardan çok daha iyi sonuçlar vermesi, ses, yüz tanıma sistemlerinin bugün artık hemen her yerde karşımıza çıkması, insanların ses ve yüzlerini kredi kartı gibi kullanması şeklinde. Bu aslında devrimsel bir dönemden, bir dönüşümden geçtiğimizin de habercisi. Ama yapay zeka aynı zamanda savaş makineleri şeklinde de karşımıza çıkıyor. Bu da etik sorunsalını ortaya koyuyor. Yararlı ve tehlikeli yapay zeka kullanımı denen konu başlıkları var. Bu gelişmelerin doğurduğu sonuçlar insan ve toplum hayatını doğrudan etkiliyor. Yapay Zeka ve İlahiyat kavramlarını bile bir arada değerlendiren ciddi bir literatür mevcut. Yapay zeka polisin, avukatın, askerin, hatta devlet adamlarının bile yerini belirli ölçülerde alıyor, karar aşamalarında etkisi gitgide hissediliyor. Dünyanın en büyük yapay zeka girişimi SenseTime'ın Çin'de yüz tanımayla vatandaşlık puanı vermesi iyi bir örnek. Bu açıdan bakıldığında insanlar ve onların değişik rolleri, hasta, vatandaş, yolcu, müşteri halleri, yapay zeka sistemlerince algoritmik bir hayat kapı aralıyor. Yapay zekanın gelişimini demokrasinin aleyhine işleyen bir süreç olarak görenler var, bu 'bias' konusu başlı başına bir olay.

Endüstri 4.0 söylemiyle beraber tabi güç, strateji, jeopolitik açılımalar da güncelleniyor. Yani sert güç, yumuşak güç, dijital güç derken, bugün artık yapay zeka üstünlüğü yeni bir güç alanı meydana getiriliyor. Putin'in 2017'deki bir sözü bu anlamda çok paradigmatik bir çerçeve çiziyor: dünyanın lider ülkesini artık yapay zeka kabiliyetleri belirleyecek. Diğer taraftan yapay zeka oluşturduğu ekonomik pazar ile yine insan hayatından, şirketlere, girişimcilik ekosistemine, ülkelerin milli servetlerine dair önemli bir gösterge haline geldi. Artık yapay zeka gücü denen yeni bir kategoriyi kavramsallaştırmak lazım. Ülkelerde kaç yapay zeka girişimi var, aldıkları yatırım, bunlar gün be gün takip ediliyor. Yani özetle işin insani, etik, ekonomik, toplumsal, ve teknolojik boyutlarının ayrı ayrı ülkeler için önemini anlamak lazım.

Türkiye ne yapmalı ? Beğendiğin ülke stratejileri var mı ? Kimi örnek almalıyız ?

Ülkeler, hatta BM, AB gibi uluslararası örgütler bu duruma hazırlık adına çok fazla kafa yoruyor. BM'nin Yapay Zeka Merkezi var. Son 10 yılda devlet kurumları, üniversiteler, özel sektör, girişimcilik ekosistemi, araştırma merkezleri, düşünce kuruluşları yapay zekanın değişik boyutlarını derinlemesine ele alıyor. Ülkeler bunu bir rekabet, güç dengesi mücadelesi, ekonomik zenginlik ve teknolojik üstünlük meselesi olarak gördükleri için kendi stratejilerini bir bir açıklıyor. Çin ve ABD arasındaki rekabet hakkında her gün onlarca analiz yazısı okumak mümkün uluslararası medyada. Yine çok fazla sayıda ciddi yayın ve kitap var. Bu gelişmenin hızına yetişemiyoruz. Benim veri tabanımda, genelde açık kaynaklarda paylaşılan 25 ülke stratejisinden biraz daha fazlası mevcut. 40'a yakın strateji topladım. Genelde Çin'in mesela Devlet Konseyi'nin genel stratejisi her yerde var ama yükseköğretim yapay zeka stratejisi pek ortalarda bulunamayabilir. Ancak tam bir resim için hepsini incelemek lazım.

Kronolojik sıraya bakıldığında 2016'dan bu yana devletler kendi stratejilerini açıklıyor. Obama'nın son aylarında Beyaz Saray bir dizi Yapay Zeka stratejisi yayınladı, sonra Fransa, Kanada, Japonya derken bugün kendisini bir şekilde dijital dönüşüm ve inovasyonla bağdaştırmış tüm ülkeler bu yapay zeka stratejilerine sahip. BAE mesela bir Yapay Zeka bakanı atadı. Japonya'da yapay zeka belediye başkan adayı oldu. Bunlar elbette biraz PR kokan magazinsel dürtülerle hazırlanmış tanıtım projeleri.

Türkiye'nin bu aşamada girişimler, araştırma, ülke stratejisi bakımından zaman kaybetmeden çalışmalar yapmalı. Örnek almak tabiri bilmem burada iyi bir yaklaşım mı? Bence hepsi incelenmeli. Sağdan saysak 25, soldan saysak 40 strateji var. Yani Tunus'un stratejisi var, Türkiye'nin yok. Bunu açıklamak zor. Bütün stratejiler incelenmeli, bu stratejilerdeki öncelikler ile bizim ülke olarak önceliklerimiz karşılaştırılmalı. En kapsamlı strateji derseniz, Fransa, Çin, ABD ilk 3 denebilir. Dokunmadıkları alan yok. Ama bizim stratejimiz sadece başka ülkelerinin stratejisine bakarak oluşturulmamlı. Bizim önce dijital dönüşüm kültürümüzün oturması lazım. Eğer bu kültür sağlam şekilde oturursa tüm yönleriyle, herkes Türkiye'nin yapay zeka stratejisinin oluşumu için elinden geleni yapacaktır. Biz mesela Dijital Araştırmalar Derneği olarak bir çalışmayı tamamlamak üzereyiz. Biz dünyada zaten dijital varlık reytingini ülkeler ve devlet kurumları adına en ciddi yapan ekiplerden biriyiz. Bu yönde de çok sağlam yöntemsel temellere dayanan ülkelerin Yapay Zeka performanslarını sıralayacak bir endeksi de tamamlamak üzereyiz.

Türkiye bu konuda geç kalırsa ne gibi kötü senaryolar olabilir ? Hızlı adımlar atarsa ne gibi iyi senaryolar olabilir ?

Türkiye geç kalırsa bugün Sn. Cumhurbaşkanımız'ın da vurguladığı teknoloji üreticisi olma temelli tam bağımsızlık konusu, bağımsızlık ve ilgili tüm bileşenlerinin yapay zeka/algoritmik düzenlerce tanımlandığı yeni dönemde aleyhimize işler. Yukarıda sıraladığım tüm boyutlarıyla: stratejik, ekonomik, insani, etik, güç. Türkiye zaman kaybetmeden hızlı adımlar atarsa dönüşleri çok hızlı olacaktır. Jack Ma'nın sözlerini hatırlatırım, makinelerle başa çıkabilmek artık zor. Bunun tüm avantajlarından yararlanacak bir dünya teknoloji devinin patronu kaygılı şekilde söylüyor. Çünkü bugün ve yarın teknoloji dediğimiz kavramın içini artık geri dönülmez bir biçimde yapay zeka sistemleri dolduracak. Bu üretimde yerimizi almamız lazım.