Ankara’nın, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin, 25 Eylül için aldığı bağımsızlık referandumu kararının iptali için yaptığı çağrılar ve Bağdat’la Erbil’i sorunları birlikte çözmeye teşvik eden girişimleri şu ana kadar sonuç vermedi.

Bölgesel Yönetim’in Başkanı Mesud Barzani’nin; merkezi hükümetle yaşadığı kriz, federatif oluşumun parçaları içindeki bölünme, PKK ve diğer Kürt örgütleriyle giriştiği rekabet gibi nedenlerle aldığı referandum kararından dönmesi mevcut koşullarda zor.

Türkiye’nin temel yaklaşımı, Irak’ın kuzeyi için kırmızı çizgilere dönüşü yansıtıyor. Devlet katından yapılan açıklamaların tonu düşük olsa da...

Ankara’nın, Irak’ın toprak bütünlüğü eksenine oturttuğu yaklaşımının gerekçeleri şöyle sıralanıyor:

1) Ankara, referandumun bağımsızlık ilanına giden yolun başlangıcı olduğu gerçeğinden hareketle bunun bölgesel dengeleri değiştirecek yeni krizleri doğuracağını öngörüyor. Buradan kaynaklanacak yeni çatışma alanlarının yanı başında palazlanmasını istemiyor.

2) Ankara, sınırında Türkmenlerle ve merkezi hükümetle ciddi manada kavgaya tutuşmuş, ortaya çıkabilecek bağımsızlık ilanıyla bölgeye farklı aktörleri davet edecek bir devlet oluşumuna karşı.

3) Referandumdan sonraki süreçte, sınırlar ve hükümranlık hakları konusunda ciddi sorunlar doğacağı hesaplanıyor. Nitekim; Bölgesel Yönetim’in, DAEŞ’le mücadele programı çerçevesinde, kontrolünde olmayan bölgelere doğru genişlediği fiili bir durum yaşandığı hatırlatılıyor.

4) Ankara, sadece Türkmenler ve Sünni Arapların değil Şii Arapların da göstereceği tepkiyi hesaplıyor. Referanduma karşı sert bir tutum sergileyen İran’la anlayış birliği oluşmuş olsa da bu ülkenin vekalet savaşlarıyla devreye girmesinin yaratacağı orta vadeli etkileri düşünüyor. İran’ın Bağdat üzerindeki etkisini hangi yöntemlerle kullanacağı da meçhul.

5) Türkiye, referandumun ateşlediği hareketin kendi içindeki Kürt meselesini başka bir faza geçirebileceğini görüyor. PKK’nın bunu manivela yapacağını biliyor. Türkiye-Barzani geriliminin herkesten önce PKK’ya yarayacağını hesaplıyor.

6) Halihazırda PKK-PYD’de de Kuzey Suriye’de federatif bir yapı için oylamaya gidiyor. Kuzey Irak’taki gelişmelerin siyasi çıktılarının Suriye’deki benzer hareketlenmeyi tetikleyeceği öngörülüyor.

7) Ankara, Kerkük’ün referandum yapılacak bölgelere dahil edilmesinin hem hukuken doğru olmadığı hem de referandumdan alınacak sonucun meşruiyetini tamamen ortadan kaldıracağı görüşünde.

8) Bölgesel Kürt Yönetimi’nin kendi içinde de ciddi krizler var. Bunun başında ekonomik çöküntü geliyor. Petrol satışı konusunda da yeni bazı gelişmelerin yaşanması olasılığı hesaplanıyor.

9) Türkiye, Barzani gibi bir müttefikini kaybetmek istemiyor. Bu ilişkiyi kurmanın maliyetli olduğu hatırlatılıyor.

10) ABD’nin, Barzani’ye dönük, “referandumu yap, onu bir cebine koy, biz de buralarda işlerimizi bitirelim, duruma bakarız” tavrı dikkatle izleniyor. ABD’nin referandumu açıktan desteklememe tavrı, muhtemel krizlerde kendisine fatura çıkarılmasını istememesine de bağlanıyor.