BM’deki hezimetin sonuçları

Eklenme Tarihi23.12.2017 - 1:50-Güncellenme Tarihi23.12.2017 - 1:50

ABD’nin Kudüs’ü emper-yalist bir buyurganlıkla İsrail’in başkenti ilan etme kararı, Türkiye’nin girişimleriyle dünyadan şiddetli bir tokat yedi.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda önceki akşam yapılan oylamaya, sadece yaptırımsız, sonuçsuz, tepki düzeyinde kalan bir tavır olarak bakmak mümkün değil.

Başta ABD’nin sadık müttefiki ülkeler olmak üzere dünyanın büyük bir bölümünün, ABD Başkanı Trump’ın, yeryüzünün tek hakimi ve karar vericisi gibi canlı yayında attığı imzayla Kudüs’ü başkent ilan etmesini kabul etmedikleri açıkça görüldü.

AB ülkelerinden İslam ülkelerine, ABD’nin açık desteğiyle varlıklarını sürdüren ülkelerden ABD tehdidine rağmen varlığını sürdüren ülkelere kadar tam 128 ülke, Kudüs kararını eleştiren tasarıya kabul oyu vererek artık işlerin eskisi gibi yürümeyeceğini de gösterdi.

Üstelik, ABD’nin BM Daimi Temsilcisi’nin oylama öncesindeki cüretkâr, edep yoksunu, açık tehditlerine rağmen.

Daha şimdiden ABD’nin, kendini konumlandırdığı, “dünyadaki barışı sağlayan, son sözü söyleyen” kimliğinin zedelendiğini söylemek mümkün.

ABD, 11 Eylül saldırılarından bu yana, başlattığı tüm savaşlara rağmen eski görkemli günlerine dönemedi, savaşların tümünden yıpranarak ve irtifa kaybederek çıktı.

11 Eylül saldırılarını gerekçe göstererek meşruiyet kazandırmaya çalıştığı uluslararası operasyonların tamamının ardında bir başka planın, ajandadaki bir başka sayfanın olduğunu dünya biliyor.

Meşruiyet krizi, ülke içindeki ekonomik ve siyasal sorunlarla birleşince Trump gibi bir karaktere iktidar yolu açıldı.

BM’nin tarihi Kudüs kararının, ABD tarihindeki en tartışmalı başkanlardan biri olan, henüz iktidarının birinci yılında ABD devleti ile stratejileri arasındaki makas açılan ve yönetme kabiliyeti günden güne azalan Trump gibi bir ismin dönemine denk gelmesi başlı başına bir vaka.

Muhtemel ki Trump, tehditlere rağmen istediği sonucu alamadığı bu girişiminin kabul görmesi için saldırganlık dozajını artıracak.

Ortadoğu’yu ancak kendisinin şekillendirebileceğini kabullendirebilmek için stratejik denge gözetmeyen kararlarını sürdürecek.

BM’deki hezimeti de uzun bir süre unutamayacak.

Haklılığın gücü

ABD’nin bu aşamadan sonra İsrail ve Suudi Arabistan’ı da yanına alarak bölgeyi şekillendirme, çözüm planlarını dayatma fikrini hangi kararlılıkla sürdüreceğini göreceğiz.

İki dünya savaşından sonra oluşan dengeler artık değişiyor.

Rusya ve Çin’in nefesi ABD’nin ensesinde.

AB yol ayrımında.

Ortadoğu’da yüzyılın başında çizilen suni haritaların değişeceği bir dönem yaklaşıyor.

Böyle bir dönemde çıkan karar, haklılığın gücü yenebildiğini gösteriyor.

ABD’nin, “sorun çözücü” görünümü altındaki hegemonyası ciddi biçimde darbe yedi.

Kararın mimarı Türkiye başta olmak üzere, tehditlere karşı haklılığın gücünü gösteren ülkelerin soğukkanlı ve akılcı stratejilerini sürdürmeleri gerekiyor.

Akılcı ve ezber bozucu hareket tarzı, diplomasinin etkili kullanılmasıyla herkesi akıl çizgisine getirebilir.

Dünyanın yeni döneme geçiş sürecinden en az hasar ve güçlü biçimde çıkmanın formülü de burada yatıyor.

Etiketler