CHP niye yalpalıyor?

Eklenme Tarihi20.01.2018 - 0:16-Güncellenme Tarihi20.01.2018 - 0:16
CHP İstanbul İl Başkan-lığı’na seçilen Canan Kaftancıoğlu’nun attığı tweet’ler ve yaptığı açıklamalar, partinin kimliği, ideolojisi açısından tartışmalara neden oldu. 

Genel başkanlığa adaylığını açıklayan Ümit Kocasakal da CHP’nin kuruluş felsefesinden ve Atatürk ilkelerinden uzaklaştığını söyledi. Kocasakal, “Atatürk’ün askeri” olarak yola çıktı, bir diğer kesim ise “Atatürk’ün yoldaşı” olduklarını öne sürdü.
Kurultay öncesi CHP yine kimlik tartışmalarına yöneldi.
İki temel özellik
CHP’nin iki temel özelliğinden biri Cumhuriyet’in kurucu partisi olması, diğeri ise çok partili hayata geçtikten sonra uzun süreli iktidar olamayışıdır.
CHP, uzun yıllar boyunca ana muhalefet konumuna yerleşmiş olsa da birinci özelliği nedeniyle her zaman cumhurbaşkanı, asker-sivil bürokrasi ve yüksek yargı üzerinden Türkiye’nin yönetilmesinde etkili olmuştur.
CHP, “eski devletin” ve kendisinin kurucu ilkeleri itibarıyla Atatürkçü, laik, milliyetçi, devletçi, karma ekonomici, demokrat ve halkçı bir genetiğe sahiptir.
Zaman içinde bu genetik özelliklerinden bazıları belirleyici olma özelliğini kaybedip geri plana düşerken, bazıları daha belirgin hale geldi. Bu oynamalar konjonktüre göre farklılaştı.
Örneğin, bugün CHP artık devletçiliği, karma ekonomiyi neredeyse terk etti.
Bu yönelişin nedeni CHP’nin iktidar arayışı, klasik tabanının dışından da oy alma çabasıdır.
Sorunun kaynağı
CHP’nin yeni yollara girdiğinde eteğinden çekilmesi ve sorunlarla karşılaşmasının kaynağı genlerinde taşıdığı kurucu parti sorumluluğudur.
Dindar-muhafazakâr kesime yönelecek adımlar attığında, savunmak zorunda olduğu laiklik ilkesine çarpıyor ve laik kesimi karşısında buluyor.
Kürt sorununa yönelik adım attığında, bu kez Atatürk’ün tarif ettiği biçimde taşımak zorunda olduğu milliyetçilik ilkesiyle karşılaşıyor, milliyetçi kesimi karşısında buluyor.
Ekonomide liberal adımları savunduğunda, bu kez devletçilik, halkçılık ilkeleriyle karşılaşıyor ve emekçi kesimleri karşısında buluyor.
Bu nedenle, CHP’nin muhafazakâr-dindar, radikal sol veya HDP mahallesinden transfer ettiği politikacılar partinin genetiğiyle hiçbir zaman uyum sağlayamıyor.
Çare ne?
CHP’nin genetik yapısıyla çok az oynayabilen rahmetli Bülent Ecevit olmuştur. 
Bu oynamalardır ki kısa sürelerle CHP’yi koalisyonda iktidara taşımıştır. Ancak iktidar şansı yakalamasının hakim faktörleri yine milliyetçi dalgalardır.
Ecevit, CHP’nin sosyal-demokrasi anlayışının, Marksizm’den türetilmiş Avrupa sosyalizmine dayandığı ve bunu değiştirmek gerektiğini savunmuştur. 
Katı laiklik anlayışını reddedip yerine “inançlara saygılı laiklik” anlayışını DSP’de hayata geçirirken de Türkiye’nin Avrupa gibi dinde bir reform süreci yaşamadığını, bu nedenle katı laiklik tutumunun partiyi halktan uzaklaştırdığını savunmuştur. 
CHP sağa da sola da açılmaya çalışırken, bir merkez kuvvet tarafından hep tutulmuştur. 
CHP’nin kurucu parti sorumluluğunu üzerinden atmadan ancak kapladığı alanı genişletecek biçimde katılıktan da çıkarak öz kimyasıyla buluşmaya çalışması bu kritik süreçte yol kazalarını önleyebilir.