Koridor meselesi

Eklenme Tarihi24.01.2018 - 0:54-Güncellenme Tarihi24.01.2018 - 0:54

Afrin harekâtı birkaç cephede sürüyor. 

En sıcak ve somut olan cephe, askerlerin yer aldığı, çatışmaların sürdüğü arazi.

Yağmurun, soğuğun, çamurun içinde devam eden.

Tankların, makinelilerin, uçakların, füzelerin kullanıldığı cephe.

Ancak en az onun kadar önemli bir diğer cephe var.

Oturma odalarında, televizyonda, rahat koltuklarda ve sosyal medyada süren, kamuoyunu hedef alan amansız saldırıların sürdüğü “sanal cephe”. 

Amaç, fikri bölünmeyi gerçekleştirmek, zihinlere kuşku düşürmek, fay hatlarını harekete geçirerek mümkünse halkı sokağa dökmek.

Böylece askeri cephenin gerisinde büyük bir gedik açmak.

Bu sanal savaşın cephanesi kelimelerden, kavramlardan, değerlerden, bir kare fotoğraftan, anlık görüntülerden oluşuyor.   

Afrin harekâtıyla birlikte, cephede gedik açmaya girişenlerin, terör koridorunu Kürt koridoruna dönüştürerek koçbaşı gibi kullanmaya çalıştıklarını görüyoruz.

Devletin de hesap ettiği bu gerçek, harekâtın sıcak olan olmayan her cephesinden Türkiye’ye karşı kullanılıyor.

Afrin harekâtı, bölgede yaşayan insanları, bir demografik yapıyı hedef almıyor.

Hedef alınan, bu insanları temsil ettiği iddiasındaki PKK’nın, DAEŞ’in metodu. 

Bu yöntem şiddete dayanan, insanlara korku, acı veren, özgürlüklerini kısıtlayan, evini barkını terk etmesini stratejinin bir parçası olarak gören terörist yaklaşım.

Bu nedenle harekât, terörist yöntemlerin uygulayıcısı örgütleri hedef alıyor.

Bunu karartmak isteyenler ise harekâtın bölge halkını, Kürtleri hedef aldığını yaymaya çalışıyorlar.

Bölgeyi “Kürt koridoru” olarak tanımlıyorlar. Böylece bir taşla çok kuş vurmak istiyorlar.

- Terörist faaliyetleri karartmaya, örgüte meşruiyet sağlamaya çalışıyorlar.

- Harekât bölgesindeki masum halkı yanlarına alarak TSK’nın işini zorlaştırmaya, sivillere zarar verecek ortamlar yaratmaya uğraşıyorlar.

- Türk vatandaşı Kürtleri kışkırtarak ülkenin içini karıştırmayı umuyorlar.

- Uluslararası alanda Türkiye’yi baskı altına alacak “tepkiyi” üretmeyi hedefliyorlar.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Operasyonlarımızı Kürtlere karşı yapılmış operasyonlar olarak ilan edip hedeften saptırma gayreti var. Şunu çok açık söylüyorum; bizim Kürt vatandaşlarımızla bir sorunumuz yoktur ve olay Kürt koridoru meselesi değildir. Olay, terör koridorunu bizim yok etmemiz meselesidir” diyor.

Devlet aklı, günümüzde böylesine karmaşık operasyonlarda bir kelimenin bir tümenden daha etkili olabildiğini biliyor, ona göre önlem almaya çalışıyor.

Aslında böyle kritik dönemeçlerde yapılması gereken, bazı yalın gerçekleri hatırlatmak.

Ne gibi?

Türkiye’de son 1 yılda 70 bin terör operasyonu yapıldığı ve bunun 40 bininin PKK operasyonları olduğu gerçeği gibi.

Afrin ve Kobani’den sızan teröristlerin 14 saldırıda 286 kişinin hayatını sona erdirdiği gerçeği gibi.

2015-2017 arasında güneydoğudaki eylemlerde 772 güvenlik görevlisinin, 299 sivilin yaşamını yitirdiği gerçeği gibi.

Sadece bu tablo, Afrin’de kesilmek istenen koridorun Türkiye açısından ne koridoru olduğunu anlatmaya yetiyor.

Anlamayana, bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam etmek gerekiyor.