Koşan başbakan

Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Ak Parti Genel Başkanı ve başbakanın aynı isim olacağını söyledi. Erdoğan, ancak bu durumda ortaya güçlü bir başbakan ve genel başkan çıkacağını belirtti

Başbakan Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı kampanyası çerçevesinde önceki gün Hatay ve İskenderun’daydı.
İftarını İskenderun’da açan Erdoğan, burada gördüğü coşkudan ve ilgiden duyduğu memnuniyeti “muhteşemdi” diye ifade etti. Gerçekten de İskenderun’da hem Başbakan Erdoğan’a hem eşi Emine Erdoğan’a büyük ilgi gösterildi. İskenderun dönüşünde, uçakta sohbet olanağı bulduğumuz Erdoğan, sorularımıza şu yanıtları verdi:

Yüzde 54-56

Yeni anket sonuçları geliyor mu?

Sağlıklı sonuçları verecek şekilde araştırmalar yapılıyor. Şu anda yüzde 54-56 aralığında gözüküyor.

Meydanlardan beklediğiniz havayı alabiliyor musunuz?

Ramazan’a ve sıcaklara rağmen çok iyi.

Sizden sonrası için genel başkan ve başbakanın aynı isim olması gerektiği yönünde bir görüşünüz olduğu kamuoyuna yansıdı. Bu konudaki yaklaşımınız nedir?

Prensip olarak benim kanaatim o. Öyle olması lazım. Olmaması halinde partimize karşı zayıflatma operasyonu olur, yanlış olur. Güçlü bir başbakanın olması için güçlü bir genel başkanlığın da kendisinde olması lazım. Genel başkanın da güçlü olması için başbakanlığın onda olması lazım. Genel başkan ayrı, başbakan ayrı olduğu zaman, burada verimli bir çalışma yapmak mümkün değil. Bunu ben mesela 3-4 ay yaşadım. Tabii o dönem partimizin kuruluş dönemiydi. Bizim için yasak olur mu olmaz mı böyle bir şey söz konusu değildi. Bizi seçime sokmayınca, genel başkanlık bizde kaldı. Abdullah Bey (Gül) o zaman başbakanlığı alma durumunda oldu. Daha sonra biz parlamentoya girince, bu defa hem genel başkan hem de parlamenter olma sıfatıyla Sayın Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Bey’in de çekilmesiyle böyle bir adım atmış oldu. Biz arkadaşlarımıza bunu söyledik. Şu anda bu ara dönemde, bunun böyle yürümesi lazım. Kanaatimiz bizim budur. MKYK’da da biz bunu aramızda görüştük.

‘Arkadaşımı zayıflatamam’

Sizden sonrası için güçlü bir başbakandan söz ettiniz. Siz şimdi öne çıkıyorsunuz. Cumhurbaşkanının da yürütmenin başı olduğunu söylüyorsunuz. Bu durumda sizden sonra güçlü bir başbakana ihtiyaç var mı?

Bizim sistemimiz ne başkanlık ne yarı başkanlık sistemidir. Orada sadece başkanlar güçlüdür. Ama burada başbakanımızın belli yetkileri var. Bu yetkileri yok farz etmek mümkün değil. Bizim tek özelliğimiz ne olacak? Artık milletin seçtiği cumhurbaşkanı olarak gelmem bu işe bir farklılık katacaktır. Ben kalkıp da başbakanlık makamına gelecek arkadaşımı zayıflatamam ki... O da seçilmiş bir başbakan. El ele verip yürüyeceğiz. Ekmel Bey bilmiyor bu işleri, konuşuyor. Anayasa’nın fırlatıldığını söylüyor. Anayasa’yı fırlatan kim? İşte bu nedir? Zayıf bir yapıdır. Allah’ın izniyle bizde böyle bir şey asla olmaz. O Ekmel Bey’in arzusu olabilir.

‘Abbas bile gülüyor’

Ekmel Bey daha şimdiden konuşmalarında dürüst davranmıyor, doğruyu konuşmuyor. Ona gereken cevapları Ahmet Bey (Davutoğlu) zaten veriyor. Ben bu konuda onu muhatap alıp da cevap vermem. Yok Kudüs nişanıymış, yıldızıymış filan Sayın Abbas bile bunlara gülüyor. ‘Biz oralara gelen insanların hepsine bunu veriyoruz’ diyor. ‘Böyle verdik’ diyor. Bir şeyi daha yalan söylüyor. Hamas ile El Fetih’i ilk defa o barıştırmış. Bi dur ya... Sen nerede neyi barıştırıyorsun? Mekke anlaşması bu işin ilk adımıdır. Bizim bunun için verdiğimiz mücadelenin haddi hesabı yok. Hamas’ın başındaki liderler, sayın Abbas, bunların benimle, Abdullah Bey, Davutoğlu ile olan münasebetleri Ekmel Bey ile mukayese edilemeyecek derecede samimidir. Ekmel Bey’in oraya pek aklı da ermez, öyle bir cesareti de yoktur, böyle bir şeye girmez.

Gazze’de nasıl bir ateşkes sağlanacak?

Şu anda Türkiye, Mısır, Katar ve Filistin’in iki yanı, görüşmeleri yürütüyoruz. Amerikalı muhataplarıyla da görüşüp, ateşkeste 2012 anlaşması baz alınacak. O ateşkesin gereklerini İsrail yerine getirmedi. Hamas büyük ölçüde 2012 şartlarına razı. İleri sürdüğü 5 madde var ki, o çerçevede sürüyor.
Başta ABD olmak üzere maalesef bize de güven telkin etmiyorlar. Çünkü Dışişleri Bakanı’nın bizimle yaptığı görüşmeler farklı, sayın Obama’nın yapmış olduğu açıklamalar farklı. Bunlar bizi üzmektedir. Sayın Bush döneminden bu yana hep iki devletli çözümü telkin etmişlerdir. Şimdi İsrail-Filistin Devleti isteniyor. Bu son olayların arkasında olan şey şu? İsrail, Hamas-El Fetih mutabakat hükümetini kesinlikle istemiyor. Bu olayların patlak verdiği yerde biz İsrail ile normalleşemeyiz ki...

Gazze ile ilgili tepkiniz ABD’de nasıl yankılandı?

O beni çok da ilgilendirmiyor. Aldığımız haberlere göre rahatsız olmuşlar. Bizi kınıyorlarmış, niye kınıyorsun? Ölenlerin sayısı 400’e ulaştı. Bunlar sizi hiç rahatsız etmiyor mu? Öbür tarafta 13 İsrailli ölünce bu sizi rahatsız ediyor. Bu adalet mi? Orhan Baba haklıymış, “Batsın bu dünya.”

İsrail ile diplomatik ilişkilerin düzeyi düşürülecek mi?

Arkadaşlarımız şu anda bunun üzerinde çalışıyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Başbakan İsrail’i eleştiriyor ama Malatya-Kürecik’teki radardan İsrail istihbarat alıyor” diyor...

Siyasette bu adam çırak bile olamaz. Kürecik bir radar üssü. Kimin, NATO’nun. Adam ABD’nin diyor. Bu radar üssünü niye kurdurduk biz... Suriye’den gelebilecek saldırıya karşı. Adamın söylediğine bak ya... İstihbarat buradan geliyor diyor. Nereye girmişse orayı batırmış. Grup toplantısında, SSK Genel Müdürü olduğu dönemdeki gerçekleri açıklayacağım. Rahmetli Savaş Ay’ın programı var. Meclis’te göstereceğim. Beyefendi bizi de alıştırdı Meclis’teki bu görüntülere, ben de göstereceğim. Orada sırıtıyor ya... 3 yaşında bir yavrunun serumdan dolayı sol kolunu kesiyorlar, Savaş Ay bu hal nedir diye soruyor. Adam sırıtıyor. Ahmet Kaya çok farklı şekilde üzüntüsünü ifade ediyor. 10 yıl önce daha iyiydi diyor. Aman yarabbi, kan revan içinde serum şişelerini taktıkları paslı kancalar, rezalet! O sadece müflis bir genel müdürdür.

Terleyen başbakan

Siz koşan, terleyen cumhurbaşkanı tanımlaması yaptınız. Sizden sonraki başbakan da koşan, terleyen başbakan olacak mı?

Bundan tereddüdünüz olmasın. Beraber yürüyeceğiz bu yollarda, o da koşacak, ben de koşacağım. Ben olayı sadece bir uluslararası görev veya STK’larla çalışma olarak görmüyorum. Oraya çıkan cumhurbaşkanının yolla, suyla, barajlarla uğraşmaz demesini ben çok yadırgadım. Ekmel Bey bu tür şeylere alışmadığı için onları söyleyemez. 104. maddeyi bir okusa bunların hepsi çıkar.

Koşan başbakan

ALEVİ?ÖNDERLERİYLE BİR ARAYA GELDİ: Sıkılı yumrukları açıp kucaklaşacağız

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün Ankara Palas’taki iftarda Alevi önderleriyle bir araya geldi. Konuşmasında önemli mesajlar veren Erdoğan, “Ön kabulleri bir kenara koyacağız, ön yargıları bir kenara koyacağız, tarihin acılarını bir nefret vasıtası olarak değil bir uzlaşma vasıtası olarak göreceğiz. Sıkılı yumrukları açacak, bir kez daha kucaklayacağız” dedi.
Erdoğan, şöyle devam etti: Aramızdan istismar siyasetini, marjinal örgütleri, uluslararası istihbarat örgütlerini çekip alacak, birbirimize gönüllerimizi açacağız. Sadece istihbarat örgütlerini değil daha ileri gidiyorum inanın ülkemizin dışında Batı dünyasındaki ülkelerin birçoğu ne yazık ki bizi birbirimize düşürmek için her türlü planı, projeyi yapıyorlar.”

Aleviler kendi içinde yeknesak mı?

Alevi kanaat önderleriyle iftarda bir araya geleceksiniz. Demokratikleşme paketinden de Alevilerin bazı beklentileri vardı.

Sormak istediğim şey şu; Allah aşkına Aleviler ne yapmak istiyorlar da yapamıyorlar. İkincisi, Aleviler kendi içinde acaba yeknesak mı? Bize bugüne kadar tek bir müşterek teklifle gelememişlerdir. Birisi dedelere maaş isterken, diğeri hayır devletin kontrolü altına girmeyiz diyor. Cemevi noktasında bir sıkıntı var mı? İstedikleri gibi açıyorlar. Biri ibadethane diyor, sen ibadethane olarak kullanacaksan kullan. Ama ben Tayyip Erdoğan olarak cemevine ibadethane olarak bakmıyorum. Ben Müslümanım diyeceksin, cemevine ibadethane diyeceksin. Müslümanların tek ibadethanesi vardır, mescittir. Sen öyle telakki ediyorsan, et. Niye diye sana sormadım. Kuran’da cami geçmez, sadece mescit geçer. Ama sen cemevini cami ile mukayese etmeye kalkarsan bu Müslümanları bölmeye yönelik operasyon olur. Şimdi Avrupa’da yeni bir şey daha çıktı, Türkiye’ye hulul etmedi. Ali’siz Alevilik. Aslında ateizmin bir ürünü. Bu işin arkasında ne yazık ki Batı dünyası var. Niçin yapıyorlar? Aleviliği kendi içinde parçalamak, iki Müslümanları kendi içinde parçalamak ve Türkiye’yi gizli parçalamak için bir operasyon olarak görüyorlar, ciddi de parasal destekler veriyorlar.

CHP’nin bu konuda size hiç önerisi oldu mu?

CHP’nin böyle bir derdi yok ki... Kılıçdaroğlu Alevi. Ama nasıl bir Alevi onu da bilmiyorum. Var mı önerin? Tüm Alevileri tek noktada toparlayabiliyor musun veya tek öneri haline getirebiliyor musun? Dersim’de katledilenler Aleviler değil miydi? Dersim’le ilgili bugüne kadar bir özür beyan etmedi. Ama ben devletin Başbakanı olarak, o döneme ait özür beyanında bulundum. Çünkü kendi siyasi partisi o işin bedelini ödemedi. Bu da ödemek istemiyor. Bunu kabullendiğinde çok şey değişecek de onun için.

‘Yüksek Disiplin Kurulu görevini yapacak’

Ağustos başındaki Yüksek Askeri Şûra’da Paralel devlet yapısıyla ilgili ihraç kararları gündeme gelebilir mi?

Bu amaçla Yüksek Disiplin Kurulu kuruldu. Sene içinde bu görevi ifa edecek. Ama Ağustos Şûrası’nda buraya aktarılanlar olabilir. Bunların değerlendirmesini TSK yıl boyunca yapıyor. Bir puanlama sistemleri var. Sonra Genelkurmay Başkanımız bana sunuyor. Ben çalışmalarımı yapıyorum. Ayın 4-5’inde 2 gün çalışacağız. Ayın 6’sında da Milli Savunma Bakanımız ve Genelkurmay Başkanımız Cumhurbaşkanımıza onaya sunacaklar.

HSYK seçimlerini sıkıntıya sokacak bir planlamadan söz ediliyor. Ne diyorsunuz?

Benim gündemimde şu anda HSYK yok. Zaten paralel devlet yapısı ile mücadelede atamalar yapıldı. Sulh ceza hâkimleri, yeni savcılar artık görevlerini yapmaya başlayacaklar. Emniyette ve yargıda nelerin olacağını göreceğiz. HSYK seçimi ise ekimde. Milletimiz bizi o makama layık görürse, bu işlerin değerlendirmesi daha farklı olacaktır. Ama bu mücadele kesinlikle benim için orada bitmez. Bu, ulusal güvenliğimizi tehdittir. Cumhurbaşkanının da en önemli görevi milli birliğimizi bütünlüğümüzü korumaktır. Yürütmeyle birlikte bunu başarmak en önemli görevimiz olacaktır.

Paralel yapı ile mücadele konusunda sizden sonraki Başbakan’ın yaklaşımına ilişkin endişeniz var mı?

Cumhurbaşkanı yürütme makamının başı. Eğer bu mücadeleyi beraber yürütmeyeceksek, o zaman yürütmedeki arkadaşlar onlar bunun bedelini çok ağır öderler. Bunu yaşadık. Bundan sonra böyle bir şeyi yaşamak istemiyoruz.

Sizden sonraki başbakan adayını belirlerken paralel yapıyla mücadelede bir kriter olacak mı?

Biliyorum gazetecisiniz ama ben de siyasetçiyim. Ben böyle bir şey söylüyorsam, demek ki bunları düşünüyorumdur.

‘Demirtaş’ın merkeze gelmesi mümkün mü?’

Selahattin Demirtaş’ın son dönemde çok ılımlı mesajları var. Bir kısım medya da parlatıyor. Bu cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalsın planı mı?

Bir kısım medya baştan beri böyle yapıyor. Şu andaki tavırlarına baktığınızda tek rakibi var, öyle ifade ediyor. Sanki merkeze doğru geliyor. Onun merkeze gelmesi mümkün mü? İnşallah bu iş birinci turda bitecek. Kendisinin ikinci tura kalması mümkün olmadığına göre ve benim Kürt kardeşlerimin de oyu onun ipoteği altında değil, hiç endişeniz olmasın. Şu anda Kürtlerin oylarının nereye gideceğine ilişkin kamuoyu araştırmalarının neticeleri ortada. Açık ara bunlar da hamdolsun bizi gösteriyor.

‘Faiz daha çok indirilmeliydi’

Merkez Bankası’nın ılımlı faiz indirimini nasıl buluyorsunuz?

İyi bulmuyorum.

28 Ağustos’tan sonra Merkez Bankası ve özel kurullara yeni bir yaklaşım getirecek misiniz?

Ben sadece onu söyleyeyim. Faiz indirimini iyi bulmuyorum. Şu anda Avrupa’daki gelişmelere baktığımız zaman, bu indirimin daha da fazla olması gerekirdi. Bu çok çok yumuşak bir indirimdir.