555’ten 349’a Türk ekonomisi

Eklenme Tarihi11.08.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi11.08.2018 - 2:32

Bir zamanlar 5-5-5’i konuşuyorduk; yani yüzde 5 büyüme, yüzde 5 cari açık ve yüzde 5 enflasyon. Türkiye ekonomisi için sürdürülebilir ideal dengenin 555 olduğu görüşü savunuluyordu. Şimdi ise durum çok farklı. Maliye ve Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalara göre, Türkiye ekonomisinin gelecek yıl yüzde 3-4 arasında bir yerde büyümesi hedefleniyor.

Türkiye için düşük sayılabilecek bu büyüme ile enflasyonun şimdiki yüzde 16’lardan tek haneli rakama inmesi ve şu anda GSYH’ye oranla yüzde 5’in üzerinde seyreden cari işlemler açığının ise yüzde 4’e gerilemesi öngörülüyor. Her ne kadar 349 tablosu 555 tartışmalarının yapıldığı döneme göre daha kötü bir tablo olsa da mevcut koşullarda en makul olanıdır. Sorun, böyle bir tabloya nasıl ulaşılacağıdır.

Parada istikrar lazım

Yapılan açıklamalarda güçlü bir politika bileşimi ve tedbir setine ihtiyaç olduğu vurgulanıyor. Finans sektörünün güçlü yapısının korunması gerektiğinin altı çiziliyor. Para politikasının bağımsızlığının sağlanmasına ve işin maliye ayağının ne kadar önemli olduğuna da vurgu var. Mesela bütçe açığının GSYH’nin yüzde 1.5’i dolayında sınırlanacağı, tasarruf yapılacağı, altyapı yatırımlarında dış finansman ve yabancı yatırımcı şartında ısrar edileceği ve faiz dışı fazlanın artırılacağı belirtiliyor. Tüm bunlar sayesinde 1.5 yıldır aşırı borçlanan Hazine’nin borç çevirme oranının yüzde 100’ün altına indirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Bunlar aslında IMF’nin bundan aylar önceki raporunda yapılan tavsiyelerden çok farklı değil. IMF bu yılın başında demişti ki:

- Makroekonomik politikalar dengesizlikleri gidermeye ve enflasyonu düşürmeye odaklanmalı,

- Büyüme görünümünü düzeltmek için kapsamlı yapısal reformlar şart,

- Güçlü önden yüklemeli parasal sıkılaştırma enflasyonun düşürülmesine, beklentilerin düzeltilmesine, TL’ye istikrar kazandırılmasına ve rezervlerin güçlendirilmesine yardım eder,

- Faiz dışı fazla için önlem alınmalı.

IMF uzmanları bu önerileri Türk bürokratlarla ve iş dünyasıyla görüştükten sonra yapmışlardı. Dolayısıyla, çok büyük ihtimalle ekonomi bürokratları tarafından da paylaşılan önerilerdi. Araya seçim ekonomisi girdi, bambaşka öncelikler izlendi. Ekonomik görünüm daha da bozuldu. Ciddi bir zaman kaybedildi.

Bakanlıktan ve Bakan Albayrak’tan iki gündür gelen açıklamalar ve sözü edilen 35 milyar liralık paket önemlidir; piyasa oyuncularının ve yatırımcıların duymak istediği şeylerdendir. Ama içinde bulunulan sıkıntılı durumda öncelikle para ve sermaye piyasalarında istikrarın sağlanması şarttır.

Özellikle TL’deki erozyonun bir an önce durdurulması ve paranın istikrara kavuşturulması kritik önem taşıyor. Krizi yönetme becerisi dün açıklanan çerçevenin uygulanmasına imkân tanıyacaktır.

Etiketler