Tahminler revize edilmek içindir!

Eklenme Tarihi14.07.2018 - 0:35-Güncellenme Tarihi14.07.2018 - 0:35
Bir ay önce “Finans devinden kupa tahmini” başlıklı yazıda önde gelen yatırım bankalarından Goldman Sachs’ın dünya kupasına ilişkin öngörülerinden bahsetmiştim. İşte o öngörülerin neredeyse hiçbiri tutmadı. Öngörü deyince öyle gelişigüzel yapılan tahminler aklınıza gelmesin. Hepsi en iyi okullardan mezun adamlar oturup, en gelişmiş bilgisayarlarda, en yeni tekniklerle bir model hazırlamışlar. Bu modele tüm takımların ve tüm oyuncuların özelliklerini yüklemişler. Model 2005 yılından bu yana yapılan tüm şampiyonları incelemiş; 200.000 farklı olasılık dikkate alınmış ve bir milyon farklı simülasyon yapılmış. Ve nihayetinde “Brezilya yüzde 18.5 olasılıkla dünya kupasını alır” sonucuna varılmış. Oysa Brezilya yarı finali bile göremedi. Üstelik Brezilya’nın 15 Temmuz’daki finali Almanya ile oynayacağını ve Almanları yenerek 6’ncı defa şampiyonluğa ulaşacağını öngörmüşler. Almanlar da çeyrek finalden ötesini göremediler. İngilizlerin çeyrek finalde Almanlara yenilerek eleneceği tahmini vardı, o da tutmadı. Tutmayan bir diğer tahmin Rusya’nın gruptan çıkamayacağıydı, oysa çıktı. Finale yükselen Hırvatistan ise olasılık sıralamasında yüzde 0.6 ile 20’nci sırada yer almış.
Büyük işlem hacmi

Kupa tahmini yapan tek kuruluş Goldman değildi. Finans devlerinden UBS’in modelinden ise Almanya çıkmıştı. Ardından Brezilya ve İspanya’ya yüksek şans tanınmıştı. Onlar da yanıldı. Peki, modellerin öngöremediğini işin uzmanları öngördü mü? Hayır; onlar da yanıldı. Mesela İtalyan futbol adamı Carlo Ancelotti. Bir futbol üstadıdır. Deneyimse deneyim; futbolcu olarak iki defa Dünya Kupası’nda oynamış. Teknik direktör olarak Avrupa Şampiyonlar Ligi’ni üç defa almış. Şu anda da Napoli’yi çalıştırıyor. Modeli falan yok, sadece deneyim, bilgi ve sezgiyle konuşuyor. Sormuşlar “Kupayı kim alır?” diye. “Öne çıkan 2 takım var,” demiş; “Brezilya ve Almanya”. Tek takım söylemesini istediklerinde ise “Brezilya” demiş.

Goldman ve UBS gibi bankalar benzer modellerle kurları, hisse senedi ile emtia fiyatlarını ve ekonomik büyüklükleri tahmin ediyorlar. İşlerinin önemli bir parçası bu. Bu tahminler içinde tutanlar olduğu gibi önemli bir kısmı da tutmuyor. Mesela petrol fiyatları konusunda önde gelen kuruluşların yıl başında yaptıkları tahminler mevcut fiyatın çok altında kaldı. BBVA’nın bu yıl için öngördüğü ortalama Brent varil fiyatı 65.9 dolardı. IMF’ninki 60.8 dolar. Dünya Bankası ise 59.5 dolar demiş. Oysa fiyatlar 75 dolar dolayında seyrediyor. Yıl ortalaması ise 70-75 arasında seyrediyor.

Dünyanın en büyük ve en donanımlı bankaları geleceği okuyamıyorlar. Okuyabilseydiler, Lehman Borthers gibi devler batmazdı. O zaman neden bu kuruluşların tahminlerine bu kadar önem atfediyoruz? Ediyoruz, çünkü piyasalarda işlem hacminin büyük bölümünü onlar gerçekleştiriyor. Onların kafasında ne olduğunu bilmeden piyasaları anlamak imkânsız.

Tahmin yapmanın zor olduğu dönemler bunlar. Ana oyuncuların davranışlarını öngörmek iyice zorlaştı. ABD’de Trump’ın atacağı adımları öngörmeden Çin’de büyümeyi ya da TL kurunu tahmin etmek mümkün mü? Geçen yılın sonunda, ABD ile Kuzey Kore’nin masaya oturacağını öngören var mıydı? Ya da Trump geldiğinde ticaret savaşlarını bu kadar ileriye götüreceğini. Bundan 3 yıl önce “İngilizler referandumda AB’den çıkmaya karar verir” diyene deli gözüyle bakarlardı. Aynı şekilde Türkiye’de de son 5 yıldaki gelişmeleri öngörmek çok zordu. Darbe girişimini, Rus uçağının düşürülüşünü, Bahçeli’nin sürpriz çıkışlarıyla başlayan anayasa referandumu ve erken seçim süreçlerini koymadan hangi model sağlıklı bir sonuç üretebilirdi ki? Onun için “Tahminler revize edilmek içindir” sözüne sığınıp, sık sık revizyon yapmak da fayda var.