Alternatif Alaçatı Rehberi

Alternatif Alaçatı Rehberi


Alaçatı, eşsiz bir kasaba... Son yıllarda trendi gitgide yükseliyor. Otantik havasıyla herkesi baştan çıkarıyor.
Her an bir ünlüye, celebritye rastlıyorsunuz. Sokakları her geçen gün kalabalıklaşıyor, hatta artık belli noktalarda yaya trafiği dahi kilitleniyor.
Restoranlarda bir hafta öncesinden rezervasyon yaptırmazsanız, yer bulmanız imkansız hale geldi.
Size Alaçatı’nın bilinen birkaç sokağının dışındaki diğer yüzünden, henüz turist akınına uğramamış keşfedilmeyi bekleyen Hacı Memiş Mahallesi’nden bahsetmek istiyorum. Kültürel ve sanatsal etkinlikleriyle göze çarpan, tasarım ofislerinin, marangozhanelerin, tasarım butiklerinin, cam atölyelerinin ve antikacıların yer aldığı, sakinliğini ve huzurunu koruyabilmiş bir mahalle Hacı Memiş... Doğal dokusunu ve kimliğini kaybetmemiş, özenle korunan bir alan.

Hacı Memiş’te neler var?
Adını, Osmanlı’da cam üfleme ustasına verilen isim Camgerandan almış, kendi ocaklarında ürettikleri cam objeleri hem de dünyanın ve Anadolu’nun farklı köşelerinden toplanmış antika parçaların satıldığı “Camgeran Cam Atölyesi.”
TRT’in eski spikeri Oktay Durna’nın, Anadolu’dan toplanmış, bazıları Osmanlı dönemine ait objelerin satıldığı “Eskiden Antika.”
Yaşanmışlığı olan eşyalarla tasarlanıp sıradışı abajurlar ve kendi desenlerini uyguladığı tekstil ürünleri satıldığı “Be-Dest.”
1950 model otomobil parçaları ile 1950-1980 arasında yoğunlaşan eski fotoğraf makinelerinden buzdolaplarına, rengarenk telefonlardan tasarım ödüllü televizyonlara, seyahat setlerinden mini dikiş makinelerine, sayısız oyuncaktan kameraya, duvar ve masa saatlerinden teneke kutulara kadar pek çok özel objeyi bulabileceğiniz “Pop Koleksiyon Mağazası.”
Çağla bademli kuzu eti, hoplatma patatesli levrek fileto gibi enfes Ege yemeklerini tadabileceğiniz kocaman bir mutfağı olan. odalarında ve sokakta masaları bulunan “Asma Yaprağı.”
Hacı Memiş Mahallesi’nin en güzel noktasındaki, tüm özgünlüğü ve sıcaklığıyla dikkat çeken, günboyu ev yapımı limonata ve kurabiyelerle ağırlanacağınız “Kurabiye Otel.”
Ben daha fazla mekan adı yazmayayım. Siz, en iyisi zaman kaybetmeden Hacı Memiş Mahallesi’nde bir tur atın.


Arada sırada aklıma geliyor

Son günlerde her şarkısına bayıldığım, hayran olduğum kadın Ajda’nın yeni CD’si “Farkın Bu”daki şarkıları dinliyorum. Sinan Akçıl’ın sözlerini yazdığı “Arada Sırada” şarkısının sözlerine takıldı kafam.
“Dünya farkında sen değilsin / Bensiz aşkınla kalma böyle / Kim var karşımda? Sen değilsin / Bittin aslında ben de öyle / ...Arada sırada aklıma geliyor / Geldiği gibi de gitmeyi bilmiyor / Kalbime gömülen emin olma diyor / Beni öldürüyor kendisi yaşıyor / Geldiği gibi de gitmeyi bilmiyor.”
Düşünüyorum da seveceksen aklına arada bir geleni değil, hep aklında olanı seveceksin. Ya da sevmekten bir şekilde vazgeçeceksin. Arada sıradalar öldürmüyor ama süründürüyor.
Bizse yaşamak, yaşatmak için sevmiyor muyuz? Bu aşk, meşk, sevgi meselelerinin kolay olunca da kıymetini bilmiyoruz. İlla ki yokuşa sürülüp, içine acı ve ulaşılmazlık katıp zorlaştırınca daha kıymetli olunuyor. Sınırlar çiziliyor, sevdiğini söylemek acizlik oluyor. Çok sahiplenmeden, kendimize mal etmeden sevmeyi de beceremiyoruz. Hep devam edecek, hep bizim kalacakmış gibi davranıp zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bilmiyoruz.
Keşkelerle dolu aşk hikayeleri dinliyorum. Çoğunun eksiği de sevdiğini dile getirememek. Hep aklında olsa da arada sırada aklına geliyormuş gibi davranmak. Benim, aşktan, sevgiden anladığım, aklına arada sırada geleni değil, hep aklında olanı seveceksin.
Sevdiğini yüksek sesle söyleyeceksin, dünyada o da bunu bilecek.


Yazarlık Atölyesi

Yazarlık büyüleyici bir serüvendir. Herkesin içinde vardır bir yazma isteği. Birilerinin sık sık ‘Hayatımı yazsam roman olur’ dediğini duyarız. Ama çok azları cesaret eder yazarlık serüveninde yol almaya. İçinden geçeni kağıda döker, evrene bırakırsın, o bir şekilde yol alır. Yazmaya başlamak da zordur. Nereden başlayacağını bilemezsin, çoğu zaman, hep bir ilham perisinin yolu gözlenir. En doğrusu, bir ustadan ilham almaktır. Amatör ya da profesyonel yazı yazmakla ilgilenen tüm yazar adayları için en doğru başlangıç, Yazarlık Atölyeleri’dir.
Yazar olmak ya da yazarlığını geliştirmek isteyenlerin yararlanacağı, Yazarlık Atölyeleri’nden bahsetmek istiyorum. Edebiyatta 35. yılını dolduran ve “Yarın Yarın”, “Küçük Oyuncu”, “Asılacak Kadın”, “Bitmeyen Aşk”, “Bir Cinayet Romanı” ve “Hayalet Hikayeleri” gibi kitaplarıyla tanıdığımız Pınar Kür’ün Ayvalık’ta gerçekleştireceği Pınar Kür’le Art 10 Yazarlık Atölyesi’nden.
8-19 Ağustos 2011 tarihleri arasında yapılacak ve 10 gün sürecek Yazarlık Atölyesinde katılımcılar, Türk ve dünya edebiyatının başyapıtlarını incelenerek yazma teknikleri ve anlatım biçimleri üzerinde çalışılacaklar. Yaz günlerinde Ferahi Evler Butik Oteli’n deniz kıyısındaki kendine özgü ortamında birlikte yazmanın keyfine vararak, hem düşünce ve sözcüklerini doğru şekillendirmeyi öğrenecek hem de süregelen yazı çalışmalarını (öykü, roman, tiyatro oyunu vb) Pınar Kür’ün yönlendirmesiyle değerlendirme imkanı bulabilecekler. Her gün 3 saat boyunca Pınar Kür’le birlikte, yazar olma yolunda önemli bir adım atmış olacaklar.
Yaz tatilinizi her zamankinden farklı ve kendiniz için bir şeyler yaparak geçirmek istiyorsanız, Ayvalık’ta Pınar Kür’le Art 10 Yazarlık Atölyesi’ne katılarak yazma yeteneğinizi geliştirebilirsiniz.
Atölyeye dair detaylar; 0232 421 44 40 ve atolye@on-art.net iletişim bilgilerinden öğrenilebilir.