Çok satan roman dizi oluyor

23 Ekim 2019

İclal Aydın, ‘Çok satan romanlar’ listesindedir her daim... Kanal D, bu listenin başında yer alan ‘Üç Kız Kardeş’ romanının dizisini çekmeye karar verdi. Sektörün tartışmasız en usta isimlerinden Mahinur Ergun, senaryoyu yazıyor. Yapımcılar ise Ahmet Kayimtu ve Fırat Parlak... Henüz yazım aşamasında... Yazarın da, “Bir dizi projesi olarak yazdım. Dolayısıyla hikaye hazırdı” dediği bir yapım...

‘Hizmetçiler’

Kanal D’nin bir başka projesi daha var... ‘Polvo de Estrallas’ orijinal adı, bir Meksika ‘telenovela’sı... Yerli hali ‘Hizmetçiler’ olmuştu. Fabrika Yapım-Avşar Film ortak projesi... Bize uyarlanmış halini, Makbule Kosif yazıyor. En son ‘Kalp Atışı’ ve ‘Kiraz Mevsimi’nin yazar ekibindeydi. Dizi, ocak ayında ekranda olacak. Kanal D, ‘az ama öz yapım’ düşüncesiyle hareket ediyor.

BİR JAPON yapımı DAHA...

Faruk Bayhan ile Fatih Aksoy ortaklığı MF Yapım, ‘uyarlama uzmanı’ olarak bilinir. Özellikle Kore ve Japon işleri, orijinallerinden daha çok tuttu. Bunu, Japon Nippon Television Network yetkilileri de söylüyor. Cannes’da düzenlenen televizyon fuarı MIPCOM’da Nippon ile MF Yapım, yeni bir dizinin ‘uyarlama’ anlaşmasını yaptı. ‘Abondoned’ (Japonya’da ‘Yarın Annen Burada Olacak’ diye gösterilmiş) bizde ‘Sahipsizler’ diye oynarsa, şaşırmamalı. Yapım, aileleri tarafından terk edilmiş çocukların hikayesini anlatıyor. Yetim dizisi...
“Nippon, reklamını bizim yerli Nippon uyarlamalarından yapıyor” dersek, yanlış olmaz. Uyarlama diziler, uluslararası piyasada iş yaptı. ‘Anne’, (Mother)
40, ‘Kadın’ (Woman) 30 ülkeye satıldı. ‘Kızım’ da son fuarda en çok ilgi gören projelerdendi. Son olarak, ‘OASIS’ uyarlama hakkı alındı. Bu proje Aksoy’un zulasında bekliyor. Bu sezon olmayacak. Senaryo çalışma aşamasında, önümüzdeki eylüle hazır olabilir.

‘DR. HOUSE’ KASIMDA

Yazının devamı...

‘Dr. House’ ocakta başlıyor

22 Ekim 2019

Kanal D’nin yeni sezon flaş dizilerinden biri ‘Dr House’un yerlisi ‘Hekimoğlu’... Artık ana kadro oluştu. Dr. Gregory House’a Timuçin Esen’in hayat verdiği dizide, Okan Yalabık’ın ardından, Ebru Özkan da kadroya dahil olmuştu. En son, genç doktorlar da netleşti. Aytaç Şaşmaz, Kaan Yıldırım ve Damla Colbay’la oyuncu iskeleti tamamlandı. “Aslına yakın bir senaryo” olacak deniliyor. Yerlisini Banu Kiremitçi yazıyor. Yönetmen Hülya Gezer... ‘Uyarlama dizisi’ üstadı bir kalem diyebiliriz Kiremitçi için; ‘Kızım’, ‘İlişki Durumu: Karışık’ ve ‘Gülümse Yeter’ mesela... Dizi, ocak ayında kesin ama kasım ortası da başlayabilir.
Bu arada belirteyim, adı şimdilik ‘Hekimoğlu’, yani değişebilir.

ZORUNLU YAYIN ASLINDA!

Kamu spotu, reklam gibi... ‘Zorunlu Yayın’ logosuyla izliyoruz. RTÜK, “Bu hoş olmuyor” diye kaldırıyor. Başka, sempatik bir isim bulacaklar. Kamu yararı amaçlanıyordu. Hani sağlığımızla ilgili uyarıcı spotlar filan... Sonra iş genişledi ve kamu spotu sektörü oluştu. Böyle olunca, “Benim derneğin toplumsal yararı var” diyerek, iş kamu spotundan, tanıtım spotuna evrildi. Adı ‘zorunlu olmasa da sonuçta ‘zorunlu’ olarak yayınlanacağı için, ‘sorunlu’ olmaya devam edecek.

YENİ STAR CAN YAMAN!

“Can Yaman, gittiği ülkelerde genç kadınların çığlıklarıyla karşılanıyor.” Medyamız öyle yazıyor. Başarılı bir pazarlama olayı da var tabii ki... Bu, doğal bir durum. Sonuçta ‘eğlence sektörü’ndeyiz ve bu işin raconu böyle... Cannes’daki MIPCOM’da ‘Trending Topics’ paneli yapıldı. Burada uluslararası en çok hashtag alan isim ve dizilerin Top 50 listesi yayınlandı. Bunların içindeki 22 hashtag, bizim yerli yapımlara ait. Ve listenin
ikinci sırasında, #canyaman yer alıyor.

Yazının devamı...

Onlarda değerli peki ya bizde?

21 Ekim 2019

Televizyondaki spor yayınları hakları 38 milyar dolar’a ulaşmış. TV içeriği olarak baktığımızda ise, dördüncü önemli harcama kalemi olmuş durumda... En fazla harcama ABD’de 19 milyar dolar. Avrupa’nın beş büyüğü İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya ve Almanya’da, beş yıl öncesine göre spor yayıncılığına harcama iki katına çıkmış. Şöyle diyelim, açık ya da paralı kanalların canlı yayınlara yaptıkları harcamalar toplam bütçenin üçte biri... Televizyondaki spor yayınları hakları 38 milyar dolar’a ulaşmış. TV içeriği olarak baktığımızda ise, dördüncü önemli harcama kalemi olmuş durumda... En fazla harcama ABD’de 19 milyar dolar. Avrupa’nın beş büyüğü İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya ve Almanya’da, beş yıl öncesine göre spor yayıncılığına harcama iki katına çıkmış. Şöyle diyelim, açık ya da paralı kanalların canlı yayınlara yaptıkları harcamalar toplam bütçenin üçte biri... 

Özel TV’lerde aslan payı

Mesela İngiliz Sky ya da İspanyol Movistar, yani özel kanalların, spor yayınlarına yaptıkları harcama toplam Avrupa harcamasının yüzde 60 oranındaymış. Kamu televizyonlarında oran daha düşük. Bütçelerinin yüzde 10’u, spor karşılaşmaları yayınlarına harcanıyor. ITV İngiliz ya da RTL Alman kanalları, bütçelerinin ortalama yüzde 25’ini spor karşılaşmalarının yayınına harcıyor. 

Futbolu seviyoruz ama ödeyemiyoruz!

Bizde özetle durum şu: İzleyici para verip spor karşılaşması izlemiyor. Bir de çeşitlilik yok. Örneğin, SBS (Avustralya) uluslararası büyük bisiklet yarışlarının yayınlama hakkını almış. Onların içinde Türkiye Turu 2020’de var. Nisan ayında gerçekleşecek. Acaba biz kendimiz bu değeri veriyor muyuz? Kaç kişi bu turu izliyor? beIN SPORTS kanalının abone sayısı 2 milyon 607 bin. Sayı artacağına azalıyor. Bugün ne konuşuluyor? Katarlılar; ‘Dolar kuru yüksek benim anlaşma yaptığım parayı kulüplere ödeyemem’ diyor. Kulüpler ne diyor? ‘Bizim tek gelir kapımız yayın geliri giderek azalıyor, bunu kabul etmeyiz.’ Öte yandan korsan izleme alıp başını gitmiş diyebiliriz. TRT, spor yayıncılığına yatırım yapıyor ve elden geldiğince çeşitlilik arz ediyor yayınları.
Yukarıdaki özel televizyonların ulaştığı rakama bizdekilerin kıyısından geçtiğini söyleyemeyiz. Özel televizyon eşittir dizi kanalı bizde. Formula 1 izleyicisi var ve platformlarda izleniyor. Ama bu rakamların yukarıdaki örneklerin yanına yaklaşması mümkün değil. Abone sayısının beklenenin altında olduğu bir paralı yayın, açık ve özel televizyon kanallarının spor yayıncılığıyla mesafesinin giderek artığı bir televizyon pazarında doğrusu umutlu olmak pek mümkün değil.
Futbol bile bir gün ‘sahipsiz’ kalırsa hiç şaşırmam!

Yazının devamı...

En iyi romantik-komedi dizisi

18 Ekim 2019

‘Afili Aşk’ın son bölümünü izlerken ev ahalisi, “Son dönemin en iyi romantik-komedi dizisi” dedi. Odaktan kopmaması, konunun ve akışlarının birbirine dolanması için elden gelen her şey yapılıyor. Esprilerin zarafeti, bizim ‘komik dizi’ anlayışının üzerine taşıyor. Buna ekip, yönetmen marifetiyle gayet güzel uyuyor. Bizim romantik komedilerin sorunu, star genç güzel kadın ve yakışıklı oğlanın, diğer ekipteki oyuncular arasında uçurumun olmasıdır. Yan karakterler çok iyi oyunculardan oluşur. Onlar kendi aralarındaki hikayeleri bir güzel oynar. İş, ana karakterdeki bizim genç romantik komik aşıklara gelince, çekilmez bir hal alır. ‘Afili Aşk’ın romantik komikleri, belki de son dönemin iyi çiftini oluşturuyor. Senaryo demişken, isimlerini burada anmakta fayda var; İlker Aslan, Barış Erdoğan Okşan Tavaslıoğlu ve Kübra Sülün... Aslan ve Erdoğan piyasanın deneyimli isimleri... ‘Şok’ programı vardı mesela bir zamanlar. Hani bugün YouTube gençlerinin üçüncü sınıf esprilerle (!) yapmaya çalıştıkları işler. Özel TV yıllarının magazin mizah işiydi, sevgili Korcan Karar sunardı. Metinleri İlker Aslan yazardı ve de oynardı bildiğim.

Peter Sellers valla

Projede rol alan Samet’ten (Ozan Dağgez) Peter Sellers çıkar... Bu karakteri yarattılar. İşlense, kendi başına bir hikaye çıkar. Samet bizim Peter Sellers neden olmasın?

NE DEDİYSEK O!

‘Damat Bayıldı’ final yaptı. “Onur Büyüktopçu, hiç öyle isteyerek yapmıyor programı, mesafeli bir hali var. Sanırım seneye burada olmaz. Eh, iyi de yapar” diye yazmışım. (2 Ekim 2019) Star TV’de ‘Kuzgun’ dizisi de final yaptı. “Mesaj; projemiz yeni başlıyor. Onur Saylak’ın (Ferman), ne kadar bu aşk arasında engel olmaya devam edeceğini ‘izlenme oranları’ belirleyecek” diye yazmıştım. Seyredilme oranları projeyi taşıyamadı. Tüm çabalar yetmedi.

Yazının devamı...

'Finalini konuşmuyoruz'

17 Ekim 2019

‘Kadın’ dizisinin çekirdek kadrosu bir bir veda ediyor. Hatice’den (Bennu Yıldırımlar) sonra, Sarp da (Caner Cindoruk) gitti.
Sezona gerçekten çok hızlı başladı dizi... Yeni oyuncu Hümeyra katıldı yapıma... Tüm bunlara rağmen dillendirilen bir konu var; “Dizi bu sene büyük final yapacak.” Bizim pek alışık olduğumuz bir durum, başroller ‘ölünce’, dizi biter. Ben de sordum. “Daha yeni başladık, ne finali?” dediler. “Sezon sonu olabilir mi?”diye sordum. ‘’Yaptığımız bölümlere odaklanmış durumdayız. Final konuşmuyoruz” yanıtını aldım. Durum bu... “İşimizi iyi yapalım, reytingler yüksek,
izleyici tatmin olsun” mesajı verdiler.

BİR DİZİ, HAYATIN GERÇEĞİ OLABİLİR

Arabalı vapurla Karşıyaka Bostanlı’dan Üçkuyular’a geçiyorduk. Arkamızda oturan iki kadın, aralarında konuşuyordu, biz de kulak misafiri olduk. İzledikleri diziyi anlatıyorlardı. Biri, çok etkilendiğini, hatta ağladığını söyledi. Yapımın, kendisini başından geçen bazı olaylara götürdüğünü söylüyordu.
“Ben de aynı şeyleri yaşamıştım. İzlerken ağladım, hatta gözlerim şişti. O sırada biri eve gelse, ne diyeceğim diye epey telaşlandım” diyordu.
Eşim, “Şimdi anladım, Nehir Erdoğan’ın oynadığı diziyu anlatıyorlar” dedi. TRT’nin şu sıralar kendi sıralamasında izlenme oranı en yüksek yapım, ‘Benim Adım Melek’... Evet, dizi klişelerden oluşan bir ‘bilindik Türk telenovela’sı... Hayatın da bir nevi ‘telenovela’ olduğunu, konuşulanlardan anlamış oldum. Yaşanılan gerçek ve senaryo...

Bizler ya da izleyip de eleştirenler,

Yazının devamı...

Ekranda tekrarları bol bir maç!

16 Ekim 2019

Fransa-Türkiye maçının ekran tarafı heyecanlıydı. Şahsen bu maçı alacağımız konusunda altıncı hissim vardı. Bunu da paylaştım. Sonuç, ona yakın çıktı. Psikolojik nedenlerin ön planda olduğu bir karşılaşmaydı. Bu beraberliğe rağmen, oturup ders çıkarılması gereken bir müsabaka... Topu alan, bir ara direkt ceza sahamızın içine giriyordu.
Ev ahalisi, maçın çekimlerinden rahatsız oldu. Her pozisyonu sar başa, göster hareketinin maçın ritmini düşürdüğü ve pozisyonları kaçırdığı görüldü. UEFA, “Her pozisyonu değişik açılardan gösterin, izleyici tatmin olsun” mesajının sonrası canlı maç yayınının ne kadar çorba olduğunun farkında mı? Hareketi bol maçlarda tekrarla sürekliliğinin çelişmemesi mümkün değil. Pozisyon tekrarları, karşılaşmanın anlatımını sekteye vurdu, nokta... En muhteşem yönetmen olsa da bunun altından kalkamaz.

Selamı vermediler

Bizim attığımız son dakikadaki gol sonrası sevincinin en önemli sahnesini, Fransız rejisi vermedi. ‘Asker selamı’ militarist bir gösteri değildi. Bir kare olarak hayli anlamlıydı. Maç sonu Fransız rejisi kendi takımının taraftarına gidişini gösterdi. Rakip takımın da 30 bin taraftarına gidişini göstermemesi, ‘görsel seçim’ standardındaki çapsızlığın örneği değil miydi?

Gollerde gösterim eşitsizliği

Maç sonu her iki takımın golleri gösterildi. Hani 1-2 defa değil. Saydık, Fransa’ nın attığı gol tam sekiz ayrı açıdan ekrana
geldi. Ya bizim gol? Altı ayrı açıdan!

Spikerimiz nasıldı?

Yazının devamı...