Şöyle örnek vereyim; Mesut Yar, haftanın beş günü sohbet programı yapıyor. Her akşam dizi oyuncularından üçünü ağırlasa bir yılı rahat çıkarır. Hatta daha sonrasını da. Kabaca bir hesapla şöyle bir durum ortaya çıkıyor: Kış döneminde yayınlanan yerli dizi sayısı 90-100 arasında. Bir dizide, figüranlar hariç öne çıkan başrol ve yardımcı oyuncuların ortalaması, dizi başına 10-15 isim arasında. 15 dizi üzerinden hesaplasak ve ortalama oyuncu sayısını 12 olarak belirlesek, şu an piyasadaki oyuncu sayısı bin 140 gibi rakam ortaya çıkıyor.  Ve her bir isim, kendini pazarlamak için büyük bir çaba içinde.

Basında en çok dizi  oyuncularına haber yapılıyor
Böyle desem yanlış olmaz. Geçen ağustosta yani ‘ölü sezonda’ basında dizilerle ilgili (ki büyük çoğunluğu oyuncularıyla ilgili)  3 bin 160 haber yapıldı.  (Kaynak: İnterpress Ajansı)
Nasıl rakam ama? Yukarıdaki ara başlığı doğrulayan bir rakam olduğunu düşünüyorum. Yeni sezonla birlikte bu rakamın daha da artacağını söyleyebilirim. Bu döngü giderek artacak.
‘Dizide oynamak’ genç kuşağın hayali. Oyunculuk ‘sanatsal’ tarafından çok, aslında şan ve şöhretiyle cazip hale geliyor. Şan ve şöhret,  televizyonla ‘anlık bir olay’ haline gel-di. Kalıcı olmasıysa başka. Ve zannediliyor ki, haberleri çıkan oyuncuların hepsi dört köşe; yat, kat sahibi ve bir işadamı sevgilisi var!

Sektörde tsunami
 ‘Çok izlenen’ dizilere oyuncu veren bir cast ajansının sahibi aynen şöyle dedi: “Ben bile oyuncu hakimiyetini kaybettim. Dizi sektöründe bütçeler piyasada söylendiği gibi öyle yüksek değil. Öyle bir tablo var ki, oyuncu olunca çok para kazanır ve krallar gibi yaşarsın! Bu durum 50 oyuncudan     5’i için geçerlidir. Ben buna, ‘sektörde tsunami’ diyorum...”

Sürekli yeni yüz aranıyor!
Bir de “Yeni yüzler keşfettik’ lafı var. Peki tecrübeliler ne olacak? Bu işe yıllarını vermiş oyuncular yavaş yavaş gidiyor. Ve bu öyle hızlı oluyor ki...
 Şöyle bir 10 yıla baktığımızda kaç isim hatırlıyoruz?

‘SURVİVOR’ NE ZAMAN BAŞLADI?

İngiliz yapımcı Charlie Parsons ıssız bir adada insanların nasıl yaşayacağının kameralarla izleyiciye aktarılmasının ilginç olacağını düşündü ve projesini hayata geçirmek üzere televizyon kanallarını dolaşmaya başladı. Bildik hiçbir televizyon kanalı bu projeyi kabul etmedi. Sadece İsveç Devlet Televizyonu (SVT), “Haydi  yapalım” dedi.
Yıl 1990’dı. Televizyon tarihinde bir dönüm noktasının ilk adımın atıldığını ne SVT, ne de yapımcı sanırım hayal edemezdi. Ama     ‘reality show’ un başlangıcı işte bu proje oldu. Acun Iıcalı’nın     ‘Survivor’ı böyle doğdu yani!

‘BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR’ YARIŞMASI ORWEL’İN ROMANINDAN ÇIKTI

‘Big Brother’ yarışması ‘gerçeğin şovu’ hareketinin bir başka uç örneğini teşkil etti. Bu formatın sahibi Endemol şirketi. Kendileri yarışma formatlarının tekelini elinde tutuyor. Belçikalı yapım     şirketi, George Orwell’ın ‘1984’ kitabından esinlendi. Bir evde toplanacak yarışmacıların gündelik yaşamlarının televizyonda izleyiciye izletilmesinin ilginç  olacağını düşünüyorlardı. 1999’da ‘Big Brother’ yayına girdi ve büyük olay yarattı. Aynı format, bizde ‘Biri Bizi Gözetliyor’ adıyla yayınlandı, ne günlerdi!