REYTİNG İÇİN NELER GEREK?

6 Ekim 2018

Kıran kıran bir reyting mücadelesi var diziler arasında. Star isimler, aylarca uğraşıp bir bölüm çekmek, ilk bölüm için yurt dışına gitmek. Milyonluk yalılar, lüks arabalar. Silah, çatışma, dram, göz yaşı. İşte bunlar hep reyting için.
Yanlış anlaşılmasın, bunlar önemli değil demiyorum. Ne yaparsanız yapın, seyirci sizin kurduğunuz dünyaya giremezse, hikayeniz onu içine katıp götürmezse reyting hayal. En başta hikaye, yani senaryo önemli.
Size küçük bir örnek vereceğim. Çocuklar Duymasın’ın geçen haftaki bölümünün neredeyse yarısı bir evin salonunda geçti. Az değil, o süre dünyada ortalama bir dizinin toplam süresi. Havuç’a kız istendi. Karakterlerin çoğu salonda, diğerleri de salona bakan kapının önündelerdi. Herkes oturduğu yerden konuşuyordu. Zaten kızı da vereceklerdi, merak heyecan yoktu.
İşte yayınlanan bu bölüm Sen Anlat Karadeniz ve Nefes Nefese’nin karşısında, 5 reyting alarak 3. oldu. AB seyircisi zor beğenir, reyting almak kolay değildir. Demek ki ki, hikayeniz izletirse başka ülkelere gitmeden de, çatışma, silah olmadan, yalılara, köşklere uğramadan da bir salonun içinde reyting alabilirsiniz. Bence bu dersi iyi çalışmalı.

EMMY ÖDÜLLERİNE ABONE OLDUK
Dünyanın en önemli yarışmalarından biri olan Emmy ödüllerine bu yıl yine 3 adayımız katılıyor. Müzikte Eurivision, sinemada Oscar kadar önemli bir yarışma Emmy. O nedenle aday olmak sektörün tanıtımı için çok faydalı. Dizi sektörünün dünya çapında olmasının önemli basamakları bunlar.
3 aday da Star’dan. “İstanbullu Gelin” ve “Cesur ve Güzel” dizileri de Telenova kategorisinde ödüle aday oldu. “Söz” dizinin başrolü Tolga Sarıtaş, En İyi Erkek Oyuncu ödüne aday gösterildi. Geçen yıl da aynı kategoride Emmy ödülünü Kara Sevda kazanmıştı. Bütün adaylara başarılar. Umarım en az bir ödülle dönerler.

GURBETÇİ FESTİVAL ULUSAL YARIŞMA

Yazının devamı...

EN BÜYÜK ‘KEŞKE’N NE?

1 Eylül 2018

Yıllardır görüşmeyen üç kardeş, ani bir haberle babalarını kaybettiklerini öğrenip, cenaze için toplanır. Çocukları ve torunları olmasına rağmen, evde yalnız başına ölmüş yaşlı bir adam... Kimisi küstüğü kimisi de hayat gailesinden, babalarını ihmal ettiklerini anlar ama artık çok geçtir. Eski günleri, evlerini, mahallelerini ve babalarıyla oynadıkları oyunları hatırlarlar. ‘Keşke Hiç Büyümeseydik’, bu kardeşlerin hikayesi...

Yapımcılığını Birol Güven, yönetmenliğini Uğur Yağcıoğlu ve senaryosunu Güven’le birlikte Murat Aras ve Eray Yasin Işık’ ın yazdığı dizi, yarın akşam Show TV’de başlıyor. Oyuncu kadrosu gayet zengin: Ege Aydan, Burcu Kara, Deniz Celiloğlu, İrfan Kargı, Murat Kılıç ve Açelya Akkyounlu.

Müzikler, Burcu Güven ve Aydın Sarman’a ait. Yaratıcı ekip, uzun yıllar birlikte çalıştığım ‘Seksenler’ ve ‘Doksanlar’ dizilerinin karması, yani deneyimli. Yapım, üç zamanda geçiyor 80’ler, 90’lar ve günümüz. Karakterlerin bugünkü halleri, çocukluk ve gençlik dönemlerindeki ‘keşke’lerin peşine düşüyor.

‘Dönem dizisi değil’

Dizinin senaristi ve yapımcısı Birol Güven’e, ‘Seksenler’ ve ‘Doksanlar’ın ardından neden bu diziye gerek duyduğunu sordum. O da, “Bu bir dönem değil, keşkelerin dizisi. Ama keşkeleri anlatmak için geçmişe gitmek zorundayız. Geçmişte mümkünken yaşayamadığımız mutlulukları, bugün ertelemeden yapalım diyen bir proje. İzleyenler hemen anne, baba ve sevdiklerine sarılacak” dedi.

Yönetmen Uğur Yağcıoğlu’na, “Seyirci bu diziyi niye izlesin?” diye sordum. Yanıtı şöyle oldu: “Gençlere hep eski günler ne güzeldi diye anlatılıyor, bu sayede onlar da görecekler geçmişi.

O eski günleri yaşayanlar da hatırlayacak, o zamanki dertlerin bile bugünkü zaferlerden daha güzel olduğunu... Ne kadar küçük şeyler için üzüldüklerini... En önemlisi de, kıymetini bilmediğimiz sevdiklerimizi...”

Yazının devamı...

‘YASAK ELMA’DA NE OLACAK?

25 Ağustos 2018

'Yasak Elma’nın kostüm asistanı Talat Bulut hakkında taciz iddiasında bulunmuş, olay adliyeye taşınmış ve savcılık da yeterli delil yok diye takipsizlik kararı vermişti. Yapımcı

Fatih Aksoy, “Dava açılsaydı, kadrodan çıkarırdım” dedi ama açılmadı. “Sözleşme olduğu için devam edecek” şeklinde konuştu. Projenin yönetmeni, oyuncuları ve ekipten bazı kişilerse taciz iddiasında bulunan arkadaşlarının yanında olduklarını söyleyip, “Asıl cevabı vermek için mahkeme sonucunu bekleyeceğiz” açıklamasını yaptı. Kararın ardından bir grup insan sosyal medyadan yapımcıya Bulut’u kadrodan çıkarması çağrısında bulundu. Başrol oyuncusu Şevval Sam karardan hoşnut olmadığını ama çalışmaya mecbur olduğunu belirtti. Şimdiye kadar olanlar özetle bu. Peki ya, bundan sonrası?

Görünen o ki, gelinen durumdan Talat Bulut’tan başka kimse memnun değil. O, hem hukuken haklı çıktığına hem de işine devam edeceğine seviniyor. Fakat bu kadar tepkiden sonra sette sürekli bir gergin havanın olacağı da kesin. Herkes işini yapacak ama mutlu çalışmayacak. Aynı şey aktör için de geçerli. Setlerde birbirine küs olup, 100 bölüm aşığı oynayanlar var. Sahne çekilirken sarılırlar, ‘Kestik’ denince, birbirinin yüzüne bile bakmadan giderler. Bu gergin durumu ekrana yansır mı? Mutlaka yansıyacaktır. Sonuçta ne kadar profesyonel bir iş olsa da, kimse duygulardan arınmış bir şekilde oynayamaz.

Seyircinin tepkisi ne olacak, herkes bunu merak ediyor. Dizinin ağırlıklı izleyicisi kadın çünkü. Reyting aldığı sürece, sette asgari bir çalışma ortamıyla bu iş sürer. Yapımcı, “Gittiği kadar gitsin” deyip olayı akışına bırakabilir. Kanal da reyting sonuçlarına bakar. Eğer hava devam edilemeyecek kadar kötüyse ne olur? Oyuncu değişikliği yapmak için artık çok geç. Son bir seçenek, senaryo değişikliğiyle karakteri öldürmek...

Taciz, çok hassas bir konu. Kesin emin olmadan birini bu iddiayla suçlamaya çekinirim ben. Konuyu yazmak bile istemiyordum ama bu sorularla çok karşılaştığım için yazmak zorunda kaldım. Yazmamak görmezden gelme, bu da erkek tarafında olmak gibi görülüyor. Ne kadın ne erkek tarafındayım... Doğru tavır ne olmalıydı?

O sete gitmek...

Biri kostüm asistanı biri başrol oyuncusu, güçler eşit değil. Ama gelinen noktada Bulut yalnız kaldı. Diyelim ki tamamen haklı, tacizde bulunmadı. İddiada bulunan kişi davranışı yanlış anladı, hatta daha da ileri gidelim, ünlü olmak için asılsız bir iddiada bulundu. Aktör tabii ki kendini savunacak, haklılığını ispat etmeye çalışacak. Hukuk karşısında bunu şimdilik sağladı. Ama bu kadar olay ve tepkiden sonra o sete gitmezdim ben. Bunu yapmak suçu üstlenmek değil, haklı duruşu göstermektir. Sadece sözleşmeden doğan hakla sete gitmek, üzerindeki gölgeyi sonsuza kadar devam ettirmekten başka hiçbir işe yaramayacak.

Yazının devamı...

‘SEN ANLAT KARADENİZ’DE NE OLACAK?

18 Ağustos 2018

Geçtiğimiz sezonun en şaşırtıcı başarısını kazanmıştı ‘Sen Anlat Karadeniz’... Sadece reyting başarısıyla değil, etkili hikayesi de çok konuşuldu. Sezon arası verildikten sonra bazı haberler sızdı sosyal medya üzerinden basına... Senarist ve yönetmen değişikliği oldu. Seyircilerse endişelendiklerini belirtti.

Osman Sınav’a sordum durumu. Bu değişikliklerin seyirciyi tedirgin ettiğini belirttim. Birtakım problemler yaşadıklarını ama her şeyi çözdüklerini söyledi. Dizinin fanları rahatlasın. Sezonun ilk bölümü de çok güzel olmuş ve özellikle sualtı çekimleri için çok uğraşmışlar. Müzikler için de bir ilki gerçekleştirmişler ve kemençe orkestrası yapmışlar. İlk bölümde, kemençeye doyacak seyirci. Bir Karadeniz dizisine de bu yakışırdı...

KOCA KOCA TEPKİLER

Kanal D’nin yeni dizisi ‘Koca Koca Yalanlar’, üç çocuklu evli adamın genç bir kızla karşılaştıktan sonra, rutin hayatının alt üst olmasını anlatıyor. Kocasının onu aldatacağına inanmayan karısıysa, gerçekle yüzleşince, evliliğini kurtarmak için mücadeleye başlıyor. Aldatmayı sevimli ve meşru göstermeye çalışıyor, kadını aşağılıyor gerekçesiyle sosyal medyada çok tepki aldı dizi... RTÜK’e de şikayetlerde bulunanlar varmış.

Evlilik olsun veya olmasın, sadakat bir ilişkinin en temel şartı. Hem kadın hem de erkeğin uyması gereken kural, taraflardan biri tarafından ihlal edilebilir. İlişkiye devam edip, etmeyecekleri kişilerin kendi kararıdır. Diziler, kamu spotu değil. Oradaki kahramanlar hep doğruyu yapar diye bir şey de yok. Zaten öyle olsa, kimse izlemez. Bir olayın film haline gelebilmesi için bir şeylerin ters gitmesi, rutinin bozulması lazım.

Hayattan bir kesit almaktır hikaye anlatmak... Sadık bir ilişkiyi de alırsın, sadakatsizliği de... Hangisini izleyeceğine ve örnek alacağına sen karar verirsin.

Daha ilk bölümden böyle tepkileri fazla buluyorum. Bir alışkanlığa dönüştü artık. “Ben burada kahramanın tavrını, hayata bakışını beğenmedim, yayından kaldırılsın o zaman” dersen, başkası da senin doğru bulduğunu beğenmez, böyle sürüp gider.

‘Yedi Kocalı Hürmüz’e gülüp, geçen bir toplumdan bu hale getirmeyelim kendimizi.

Yazının devamı...

DİZİ SEKTÖRÜNDE NELER OLUYOR?

11 Ağustos 2018

Nisan ayında erken seçim tarihi açıklandı. Ekonomik kriz beklentisi de eklenince, sektör ani olarak frene bastı. Planlanan ve konuşulan işler hızlıca durduruldu, sadece daha önce başlayanlar devam etti. ‘Bu sezon dizi yapılmayacak, olanlar da çok küçük bütçeli olacak’, ve ‘kanallar ucuz programlarla dolacak’ gibi söylentiler alıp başını gitti. Seçim sonrası 1-2 haftalık kararsızlığın ardından sektör hiç bunları konuşmamış gibi devam etti yoluna... Dönem dizileri ve büyük prodüksiyonlu dramalar start aldı. ‘Bir Zamanlar Çukurova’, ‘Can Kırıkları’, ‘Nefes Nefese’... Tam Türk usulü bir durum yaşadık. Herkes birbirini gaza getirip, frene bastırdı, sonra da teker teker gazı kökledi.

Bu yıl yine birçok dizi yapılacak. Kanalların gönlü düşük bütçeli programlardan yana olsa da, kimse güvenemediği için yine yapımlarda arıyor çareyi. ‘Mehmed: Bir Cihan Fatihi’ gibi devasa bütçeler olmayacak ama ekranlarda yine büyük prodüksiyonlu dramalar göreceğiz. Yüksek rakamlar alan oyunculardan indirim istendi. Döviz hızla yükseliyor, ekonomik olarak çok zor günler yaşayacağız. Bu kez de, ’Ekonomik krizde insanlar dışarı çıkamaz, gezmeye tatile gidemez, evde televizyon izlemek zorunda’ diye düşünülerek, dizilere devam edilecek. Ekonomik krizlerde şirketler, önce reklam harcamalarını kısar. Reklam birim fiyatlarında indirimler, sürelerinin de uzamasını getirecek. Yapımların süreleri uzun olmaya devam edecek. Biz bol bol reklam izleyeceğiz. Büyük bütçeli işler çareyi yurt dışında arayacak yine... Dövizin yükselmesiyle dış satımlardan gelen gelirler TL’ye çevrildiğinde avantajlı olacak. Bütçelerde birçok kalem sabit, oyuncu ücretleriyse, çok değişken. Yani siz, 10 bin TL’ye de baş rol oynatabilirsiniz, 200 bin TL’ye de...

Bütçeleri dengelemenin yolu, özellikle başrol oyuncu ücretlerini düşürebilmekten geçiyor. Yeni yüzlerle karşılaşma imkanı da daha fazla olacak önümüzdeki süreçte...

ÇARŞAMBAYI SALLAR MI?

‘Çocuklar Duymasın’, çarşamba gününe alındı. Türkiye’nin en çok izlenen iki dizisi var o akşam: ‘Diriliş Ertuğrul’ ve ‘Sen Anlat Karadeniz’... ‘Nefes Nefese’ de aynı gün. Kanal güçlü rakipleriyle rekabet edebilmek için, karşısına çok güvendiği bir komedi koydu. Komedi isteyen seyircileri kazanma stratejisi doğru mu? Aslında doğru. Ben her zaman yazıyorum bunu... Aynı seyirciye hitap eden dizileri birbiriyle vuruşturmak, hepimize zarar. Ama pazar günleri seyircisini bulmuş, rakiplerine karşı direnebilmiş bir projenin yerini değiştirmek, bence riskli. Çarşamba gününe yeni bir komedi dizisi koymak çok daha iyi olurdu. Kanal D, bu kadar sert hikaye anlatan, büyük bütçeli dramalarla mücadele edecek. ‘Çocuklar Duymasın’ın arkasında durmalı...

SUNAL KİMLE ALAY EDİYOR?

Yazının devamı...

‘NEFES NEFESE’ İÇİN DOĞRU ZAMAN MI?

4 Ağustos 2018

İşin içinde Uğur Yücel olunca, beklentisi büyük oluyor insanın. ‘Nefes Nefese’, geçtiğimiz yıldan beri merakla beklediğimiz bir diziydi. Sadece konuşulmadı, çekimleri de başlamıştı. Son anda yayınlanmasından vazgeçilmişti.

Yazın ortasında aniden yayınlanmaya başlaması şaşırttı açıkçası. Bu tarz sert işler, genelde kış sezonunda olur çünkü... Geçtiğimiz hafta da yazmıştım, bu yıl, sezon ağustosta başlıyor diye... Erken başlayıp reytingi garanti etme yöntemi, bu yılın modası olacak. Tabii önemli olan doğru zamanda girmek. Sıcakların bu kadar dayanılmaz olduğu, herkesin kendini sokaklara, bahçelere ve balkonlara attığı bir zamanda böyle ‘ağır’ iş koymak doğru değil bence.

İki zorlu rakibi var

Star yönetimi neden böyle bir şey yaptı? Bizim bildiğimizi onlar bilmiyor mu? Biliyor elbet. Sezonda çarşambanın iki zorlu rakibi var, ‘Sen Anlat Karadeniz’ ve ‘Diriliş Ertuğrul’... Yani ‘Nefes Nefese’, Nefes ile Tahir’e rakip olacak önce... Yeni bir diziyi o gün başlatmak kurdu, kuzunun önüne atmak gibi bir şey. Kanal da en ‘kurt’ işini koyarak, rakiplerini zorlamayı düşünüyor. Ama riski dengelemek için diziyi onlardan erken başlatmayı düşünmüş.

Gelelim projenin detaylarına... Almanya’da yaşayan ve yasa dışı sınır ticareti yapan Atmaca lakaplı mafyatik bir ağır abiyi oynuyor Uğur Yücel. Osmanlı döneminden kalan çok değerli bir zümrüt taşı, gizlice sınırdan geçirerek Orta Doğu’da imtiyaz kazanmayı planlıyor. Tam da bu sırada kızı Rüya, babasından gizlice “öldü” denilen annesini aramak için Suriye’ye kaçıyor. İnternetten tanıştığı DAEŞ’li bir adam olan Boran’dan destek alıyor. Adam annesini bulmak karşılığında, kızla evlenmek istiyor. Bu DAEŞ’li, aynı zamanda sınır ticaretinde çalışıyor. Üstelik evleneceği Rüya’nın babasıyla.

Tabii bir de aşk hikayesi var. Rüya, uçakta Yusuf’la tanışıyor ve birbirinden etkileniyorlar. Yusuf da yıllar sonra ailesinin yanına gidiyor. Peki kim bu Yusuf? Rüya’nın babasının sınır ticaretini engelleyen ailenin oğlu... Rüya’nın babası da Yusuf’un babasını Suriye’ye kaçırtıyor. Peki kaçıran kim? Rüya’yla evlenmek isteyen DAEŞ’li Boran. Zümrüt taşını kaçıran ekipte aynı zamanda... Polis de bu olayın peşinde. Ekibinde ise Yusuf’un eski sevgilisi var.

Dünya satışı iyi olur

Yazının devamı...

‘MUCİZE 2’ NASIL BİR FİLM OLACAK?

28 Temmuz 2018

Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp, yönettiği ‘Mucize’ filmi, 2015’te vizyona girmiş ve çok beğenilmişti.3 milyon 582 bin 552 kişi izlemiş ve o yılın en çok izlenen ikinci filmi olmuştu. ‘Mucize 2’nin uzun süren hazırlıkları nihayete eriyor. Eylülde motor diyecek ve 1 Mart’ta vizyona girecek.

Devam filmi olsa da çok farklı bir proje izleyeceğiz. Hikayesi, dokusu, atmosferi ve oyuncularıyla yepyeni bir iş olarak gelecek. Özellikle oyuncu kadrosuna ilk filmde olmayan star isimler katılıyor.

Hatırlayacaksınız ilk seride, idealist bir öğretmen olan Mahir, doğunun ücra bir köyüne tayin olmuş ve orada büyük bir ailenin hayatını değiştirmişti. Ailenin engelli çocuğu Aziz’le dostluğu herkesi çok etkilemişti. Dışlanan, alay edilen Aziz, kaderin cilvesiyle trajik bir olayın ardından, bölgenin en güzel kızıyla evlendirilmişti. Yaşadıklarına dayanamayan Aziz, güzel karısını da alıp kaçmıştı köyünden. Yıllar sonra köyüne geri döndüğünde herkesi şaşırtmıştı. Konuşamayan, ellerini kullanamayan Aziz, yanında eşi ve çocuklarıyla, sağlıklı, normal bir insan olarak karşısına çıkmıştı ailenin. Gördüklerine inanamayan ailesine de, bu mucizenin nedenini açıklamıştı: “Ben karıma aşık oldum.”

İşte ‘aşkın mucize’sini anlatan bu masalsı yapım, yaşanmış gerçek bir hikayeden alındı. Filmde hikayesi anlatılan Aziz, Kırmızgül’ün çocukluk arkadaşı... Herkes alay ederken, ona destek olup en yakın arkadaşı olmuş. Filmdeki gibi Aziz’in babası, güzel Mızgin’in babasının hayatını kurtarmış, o da karşılığında kızını vermek istemiş. Aziz’in nasıl biri olduğunu bilmeden vermiş bu sözü... Aziz’i filmdeki gibi gelinlikler içindeyken düğün günü görmüş Mızgin. Karısının güzelliği karşısında büyülenen Aziz de aşık olup, iyileşmek için büyük bir azimle mücadele etmiş.

Bu olayı Mahsun’dan dinlediğimde çok etkilendim. Gerçek hikayede öyle ayrıntılar var ki, “Filme koysam, inandırıcı değil diye düşünür insanlar” diyerek koymamış.

İlk filmde merak ettiğim birçok nokta vardı. Mızgin ve Aziz’in hikayesinde anlatılmamış pek çok noktayı yeni filmde izleyeceğiz. Ben de merakla bekleyeceğim...

YAZ SEZONU BİTTİ Mİ?

Yazının devamı...