Son büyük aktöre veda...

Son büyük aktöre veda...


       '90 İtalya Dünya Kupası'nı Türkiye'den izlemeye gelen muhabir arkadaşlar anlatmıştı. Otel parasından tasarruf etmek için, bir aylığına ev tutmuşlar. Pilav yapacaklar. Bakkala gidiyorlar. Bakıyorlar, pirinç falan yok ortada. El, kol işareti; dertlerini hiç anlatamıyorlar. Birden akıllarında bir şimşek çakıyor ve "Silvana Mangano" diyorlar. Bakkal anında çıkartıp vermiş pirinci... Hiç unutmam bu hikayeyi...
       İtalyan halkının ortak belleğinde ayrı bir yeri var "Acı Pirinç"in. Pirinç tarlalarında geçen ve II. Dünya Savaşı'ndan yeni çıkan bir halkın yaşadığı açlık ve fıkaralığın öyküsünü dile getiren bir öykü "Acı Pirinç". Başka zamanlar, başka bir dünya ve bambaşka bir asrın hikayesi yani...
       Taaa 1948 yılında çevrilmiş olan bu filmi İtalyan halkı şimdi, güzel bacaklı Silvana Mangano ile değil de; birkaç gün önce yitirdikleri Vittorio Gassman ile anıyor. Silvana Mangano ile aynı filmde başrolü paylaşan Gassman'ın ilk filmiymiş "Acı Pirinç". 77 yıllık yaşamında 120 film yapmış o günden bugüne. İtalya'nın her devrinin, her döneminin simgesine dönüşen filmlere oynadığı başrollerle imza atmış. Halkına halkını anlatmış, çözümlemiş başka deyişle. Onun için hayatlarından önemli bir bölümün; bir parçanın eksildiğini hissediyor bugün hayranları. Öksüzleştiklerini düşünüyorlar başka deyişle.
       Kavurucu bir temmuz gününde aktörün cenazesinin önünden - İtalyan Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi başta olmak üzere - 15 bin kişinin geçmesini başka türlü açıklamak mümkün değil. Bunun dışında hemen her yaşta İtalyan kadınının aklını çelen klasik bir güzelliği, zarif bir estetiği vardı Gassman'ın. Shakespeare oyunlarıyla tiyatroda çıkardığı inanılmaz performansla seyircileri fetheden muhteşem aktörlüğü bir de.
       İtalya'da arkası artık gelmeyen bir aktör sınıfı: Marcello Mastroianni, Alberto Sordi, Ugo Tognazzi'lerin kategorisine aitti Gassman. Kendisine sorulduğunda fakat sinemadan çok tiyatroyu ciddiye aldığını belirtiyordu her fırsatta.
     "Albert Camus'a göre" diyordu örneğin: "Sahtekarın içtenliğidir, aktörlük. Peter Brook aktörü, 80 yaşına dek çocuk kalan insan olarak tanımlar. Benim için bu meslek yarı rahip, yarı fahişelik gibi bir şey. Tiyatro sahnesinde oynadığımda rahip yanımı dışa vuruyorum. Sinemada fahişeliğim öne geçiyor..."
       Bir keresinde Cortina'da kayak yaparken karşılaştım Gassman'la. Yaşını başını almıştı. Üzerinde orta sınıf, vasat bir İtalyan'ın taşıyacağı eski bir kayak kıyafeti; ayaklarında 70'li yıllardan kalma yıpranmış kayaklar ve onlardan biraz daha hallice kayak pabuçları vardı. Sandviçini kemiriyordu bir köşede tek başına. "Star" dendiğinde akla gelebilecek her ölçü ve yarıştan uzak; sade, sıradan, kendi halinde herhangi biri gibi...
       En çok da bu; sıradan insanlar arasında, onlardan biri olarak dünyayla arasına koyduğu o mesafe şaşırtmıştı beni. Antika kayaklarıyla birlikte, aynı anda göze çarpan o bambaşka ve farklı "yeryüzü duruşu" ile hemen fark ediliyordu Vittorio Gassman.
       Sonra Roma'da "Dış Basın Merkezi"nde karşılaştım bir kez daha Gassman'la. Floransa'da "Actors' Studio" modeli üzerine açtığı tiyatro okulunu, ihtiyarlığını, kadınlarını, depresyonlarını, o yıllarda yazdığı son kitabı "Merdiven Altı Anıları"nı - yanılmıyorsam adı buydu - anlatmıştı bize.
       Hayat tarafından - başarı, ün, kadınlar - böylesine şımartılmış birinin; iç dünyasında verdiği amansız savaş hepimizi etkilemişti. Aktörlüğün sanal dünyasında "gerçek" kalabilmenin mücadelesini, hayatının her döneminde yaşamış ve bunun için kendinden büyük bedeller ödemiş biriydi Gassman. Sade İtalya değil, dünya tiyatrosu ve sinemasında böyle kaç aktör kaldı?


Yazara E-Posta: nilcer@turk.net

15 Ekim 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber