Hormonal detoksla gençlik aşısı

22 Temmuz 2019

Son yılların yükselen trendi ‘detoks’ sadece vücudu temizleyip zayıflamaya yaramıyor, hormonlar üzerinde direkt etkisi var. Bu nedenle doğru detoksu uygulayanlar genç görünüp genç hissediyor. Erken menopoz gibi olumsuzluklar önleniyor

İnsanların ilahi kadere teslim olma şekli değişti. Önceden neyse oydu insan. Yaşlanırsın yüzün kırışır, gözler görmez olur. Veya işte kısırsanız çocuğunuz olmaz. Ömür nereye kadar yeterse bu teslimiyetle gidilirdi. Modern zamanlarda ise tüm bu ilahi planlara karşı yaşıyoruz. Artık kimse öleceği zamana kadar, var olduğu halini kabullenerek beklemiyor. Yaşam çoğu insanın hayatında 40’ndan sonra ivme alıyor. Herkes son nefesine kadar gençmiş gibi yaşamak istiyor. Kimse evinde oturup torun bakma, dünyadan elini atağını çekme noktasında değil. 65 yaşında bisiklete biniyor, yeniden evleniyor, okula başlıyor modern çağ insanı. İnsanların well being (iyi olma hali) sağlıklı yaşam kültürünün de ateşleyici unsuru. Bodrum Life Co’ya kapıdan adımınızı attığınızda bunu çok net görüyorsunuz. Sıvılarla, pişmemiş gıdalarla (raw food) beslenen insanlar arınma, vücudu onarma, genç kalma derdinde.

Vücut onarılıyor

Gençlik artık varlığın, kariyerin, prestijin her şeyin üstünde. Sağlık,  spa ve gıda sektörü de kendini bu yönde geliştiriyor. En son açıklanan sağlıklı yaşam trendlerine baktığımızda detoks başta geliyor.

Life Co’nun kurucusu Ersin Pamuksüzer ve Program Yöneticisi Gonca Yarimer’e sağlıklı yaşam trendlerini sordum. Birinci sırada yaşlılık, hastalık hücrelerini de bastıran 16 saatlik açlık orucu detoksları var. Akşam 6’da çiğnemeli son yemeği kesip, ertesi gün
12’de ilk yemeğinizi yediğinizde hem hızlı kilo veriyorsunuz hem de gençlik hücrelerini devreye geçiriyorsunuz. Metabolizma sindirimi azaltırken, vücudu onarmaya zaman ayırıyor. Anti-aging özelliği olan 16 saat aç kalma beslenme düzeninde, tüm yiyecekleri 12-18 saatleri arasına sığdırıyorsunuz. Bu şekilde
beslenebilirseniz ayda en az 4-5 kilo da veriyorsunuz.

Senede bir mutlaka

Yazının devamı...

Sağlıkta yatağa değil dijitale yatırım devri

15 Temmuz 2019

Bodrum’da açılan 60 yataklı Amerikan Hastanesi 150 milyon lira yatırımla kuruldu. Hastaları çok kısa sürede taburcu etmeyi amaçlayan hastane dijital tıp esasıyla çalışacak.

Çoğu bölümünde teknolojinin yakın gelecekte hayatımızı nasıl etkileyeceğini anlatan bilim kurgu dizisi Black Mirror’da izlediklerimiz sağlık sektörünün de nasıl bir yöne evrileceğinin ön habercisi gibi. Çok da uzak olmayacak bir gelecekte robotlar vasıtasıyla Mardin’deki, Bodrum’daki bir ameliyatı, İstanbul veya New York’taki bir hastaneden yönetmek mümkün hale gelecek. Kol saatimizin çektiği ekomuz doktorumuzun ekranına düşecek. Ki akıllı Apple watch saatlerindeki bir uygulama ile bu teknoloji Amerika’da kullanılmaya başlandı bile. Uzak olmayan bir gelecekte, kan şekerimiz, oksijen seviyemiz alarm verdiğinde hastaneye gitmeden dijital ortam üstünden hizmet alabileceğiz.

Dijitalleşme hayatımızın her alanını hızla kaplarken, sağlık sektörünün dijital dönüşümü de hızlı bir şekilde başladı. İlerleyen yıllarda sağlık ihtiyacı için hastaneye gitmeye gerek kalmayacağını söylemek artık mümkün. Evlerimize entegre olacak sağlık sensörleri, tele tıp, portatif teşhis cihazları ve yapay zekâ bazlı klinik tanı destek sistemleri sağlıktaki yeni teknolojilerden bazıları.

Yapay zekâ şifası

Özellikle sağlık verilerinin toplanması ve bu verilerin korelasyonu ile oluşturulacak algoritmalar, yapay zekâ ile klinik karar veren sistemlerin geliştirilmesine önayak olacak. Bu gelişmeler sayesinde sağlık yatırımının hastanın ayağına gideceği, hastanelerin moral bozan ortamından ve enfeksiyonundan uzak kalacağımız bir yöne doğru gidiyor dünyada sağlıktaki gelişmeler. Önceki gün Amerikan Hastanesi’nin Bodrum şubesinin resmî açılışı için buluştuğumuz VKV Sağlık Kuruluşları Genel Müdürü Dr. Erhan Bulutcu, sağlıkta tüm dünyayı etkileyen yeni trendlerin Türkiye’de de uygulayıcısı olmak için yeni projeleri hayata geçirdiklerini söylüyor.

10 ülkeye ofis

Mesela 150 milyon lira yatırımla kapılarını açan ve vakıf hastanesi olarak kâr gütmeyen Bodrum Amerikan Hastanesi’nin 60 olan yatak sayısını büyütmek gibi bir amaçları olmadığını, bunun yerine dijital teknoloji, tele tıp ile hastaların hastanede en fazla bir gün kalıp tedavinin geri kalanını kaldıkları otel veya evlerinde takip edecekleri yeni yöntemlere eğileceklerini söylüyor. Türkiye’ye tatil için gelen yabancılara sağlık hizmeti vermeyi hedeflerken, öğreniyoruz ki Amerikan Hastanesi başta İngiltere olmak üzere 10 ülkede Koç Health Care ismiyle ofis açarak sağlık turizmine ağırlıklı yatırım yapmaya da başladı. Bulutcu, “Özellikle Bodrum gibi destinasyonlarda sağlık sektörü, otellerle birlikte çalışabilir. Kalça protezi olmuş hastayı dahi hastanede bir gün yatırıp, akabinde kaldığı otelde tele tıp teknolojisi ile takip edebilirsiniz. Bodrum’u çok seven İngiliz ve Rusya ile turizm bağlantılı çalışacağız. Bodrum, sağlıkta turistik cazibe merkezi olabilir. Yurtdışında tanı merkezleri açarak yabancı hastaları Türkiye’ye yönlendireceğiz” diyor.

Yazının devamı...

FENER'E SAĞLIKLI EĞİTİM

8 Temmuz 2019

Medicana Grubu’nun iş birliğiyle bu yıl öğrenci kabul etmeye başlayacak olan Fenerbahçe Üniversitesi’nin ilk 5 fakültesi arasında sağlık da olacak. Asıl hedef olan tıp fakültesi için ise YÖK’ün onayı alınacak.

Fenerbahçe Üniversitesi öğrenci alımına başlıyor. Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım yönetiminin
Silivri ve Ataşehir’de kiraladığı kampüslerde geçen yıl öğrenime başlanılması planlanıyordu. Ancak kulübün mali yapısının içinde bulunduğu durum, UEFA yükümlülükleri nedeniyle daha fazla mali yük oluşmaması için üniversitenin işletme hakkı devredildi. Başkan Ali Koç yönetimi, üniversite için, Medicana Sağlık Grubu ile iş birliği yaptı. Üniversite eğitim öğretim faaliyetlerini, Medicana Fenerbahçe Üniversitesi adı altında yürütecek.

Yatırım yapılacak

Medicana Sağlık Grubu’nun Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Hüseyin Bozkurt, Fenerbahçe Üniversitesi’nin mütevelli heyet başkanı oldu. Okulun bağlı olduğu FB Vakfı’nın Başkanı ise yine Ali Koç.

Okulun yönetiminde kulüp yöneticileriyle birlikte yer alacaklarını söyleyen Medicana Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Bozkurt, üniversite için 100 milyon TL’si bu yıl olmak üzere yaklaşık 300 milyon TL’lik yatırım yapacaklarını söyledi. Medicana Grubu bu iş birliği ile açmayı planladığı üniversiteye kavuşmuş oldu. Sarı Lacivert ise sözleşme gereği okul açılmasa dahi, ödemek zorunda olduğu 200 milyon TL’lik kira parası başta olmak üzere giderlerden kurtulmuş oldu. Bu arada, Medicana’nın adı takım sponsorluğu için de geçiyor.

Daha önce Konyaspor, Bursaspor’a sponsor olan grubun Başkanı Bozkurt, kulüp sponsorluğu için de masada olduklarını söyledi. Halîhazırda Liv Hospital takımın ana sponsoru.

Yazının devamı...

Mars’ın kısa yolunu İstanbul’da aradılar

1 Temmuz 2019

Elon Musk’ın ortağı Mueller ile Silikon Vadisi’nin meleklerinden Michelsen, Mars’a ulaşımın ekonomisini geçen hafta İstanbul’da tartıştı. Geleceğin teknolojilerine yatırımla ünlenen iki isim, Türkiye’nin de bu anlamda fırsatlar barındırdığı düşüncesinde

“Önümüzdeki 80 yılda gezegenimizi kullanıp bitirmiş olacağız. Yüzyılın sonunda dünyanın doğal kaynakları tamamen tükenecek. Uzayda doğal kaynaklar bolca var. Ay’ı daha ileri gitmek için benzin istasyonu olarak kullanabiliriz. Dünyadan Ay’a gitmek, Ay’dan Mars’a gitmekten 17 kat daha zor. Ay’dan Mars’a giderken, Dünya’dan Ay’a gidişte kullandığımız yakıtın 17 kat daha azını kullanıyoruz. Bu yüzden önce Ay’a gidip orada yakıt ikmal edip, Mars’a öyle gidilecek.”

Bu fantastik cümleler, Prof. Dr. Neşe Kavak’ın yabancı misafirleri onuruna verdiği davette masadaki sohbetten birkaç konu başlığı.

Kavak’ın misafiri olarak Türkiye’ye gelen konuklardan biri Elon Musk’ın uzay turizmi şirketi SpaceX’i birlikte kurduğu Tom Mueller idi. Üç beş yıl içinde Ay’a ve Mars’a insan göndermeye odaklanmış durumdalar. Roket mühendisi Tom Mueller, dünyanın doğal kaynakları tükeneceği için Mars’ın kolonileştirilmesi zorunluluğundan bahsederken, 'Mars’ta yerimi ayırtma, dikili bir ağacımın olması' telaşıyla fantastik konulara vakıf olmaya çalıştım! Uzay turizmini başlatacak, insanlı uçuşları mümkün hale getirecek SpaceX 30 milyar dolarlık bir şirket haline geldi.

YOL, BİLENE AÇIK

Diğer konuk ise start-up’lara yatırım yapan Silikon Vadisi’nin fon yöneticilerinden Matt Michelsen idi. “Mars’a, Ay’dan mı gitmek daha ucuz, yoksa doğrudan mı?” gibi sorulara cevap arayan tipler. Matt Michelsen, yeni girişimlere yatırım yaptığı için gözlemlerini merak ettim. “Türkiye fırsatlar ülkesi ve nereye gittiğini bilenlerin yolu her zaman açık” derken Nusret örneğini verdi. “Çocuklarım İstanbul’a iner inmez Nusret’e gitmek istedi. Onu eğlenceli buluyorlar ve takipçileri çok fazla” diyor.

Yazının devamı...

Olimpik Kızlar: 1 Eşitsizlik: 0

20 Haziran 2019

2020 Tokyo Olimpiyatlarında Türkiye’yi temsil edecek olan Meryem Bekmez, Yasemin Adar, Tutya Yılmaz, İlke Özyüksel ve İrem Yaman’ın hemcinslerine bir mesajı var: Biz yaptık, siz de yapabilirsiniz

Yıl1936, ilk milli kadın sporcularımız Halet Çambel ve Suat Fetgeri Aşeni, Atatürk’ün emriyle Berlin Olimpiyatları’na katılıyorlar. Çambel, daha sonra Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu olarak adını dünyaya duyuracaktır. Olimpiyatlara katılan ilk kadın sporcular olarak Berlin Olimpiyatları’nda ülkemizi başarıyla temsil ediyorlar. Dünyaya vicdan dersi vererek üstelik. Adolf Hitler, Berlin Olimpiyatları’nı büyük bir piar çalışmasına çevirmeye kalkışıyor. Her ülke sporcusuyla el sıkışarak dünya basınına pozlar veriyor. Oyununa gelmeyen iki sporcu var sadece; Halet ve Suat... “Bir faşistin elini sıkmayız” diyerek randevu saatinde Hitler ile görüşmeyi red ediyorlar.

Halet Çambel’i, kendisini şahsen tanıyan Prof. Dr. Esra Ekmekçi’den dinlemiş, Türkiye’ye kazandırdığı değerleri anlamak için Adana’ya gitmiştim.

Rahmetli Çambel, Olimpiyat Oyunları’nda ülkemiz kadınlarının da başarıyla mücadele edebileceğini, genç kızlara olimpiyat hayalleri kurabileceklerini aşılayan, teşvik eden isimdi. İlk onun taşıdığı olimpiyat meşalesi emin ellerde...

ING Türkiye’nin, Olimpik Kızlara Destek Projesi toplantısında tanıdığım Meryem Bekmez, Yasemin Adar, Tutya Yılmaz, İlke Özyüksel ve İrem Yaman o meşaleyi çok yükseklere taşıdı. Avrupa ve Dünya şampiyonalarında altın madalyaları ülkemize taşıdılar. Şimdi de dünyanın merakla beklediği 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda ülkemizi temsil edecekler...

BAŞARIYA DOYMADILAR

Milli sporcu kızlarımızın dünya çapındaki başarıları hepimizin malumu. Ancak Diyarbakırlı Meryem Bekmez başta olmak üzere nasıl zorlu koşullarda, imkansızlıkları aşarak madalyalara uzandıklarını dünkü sohbetimizde öğrendim. Meryem Bekmez henüz 18 yaşında. Çocukluk yıllarında Diyarbakır’ın merkezini bile görmemiş. 12 yaşında spora başlamış. Başlayış o başlayış. Arkasından sıra sıra şampiyonluklar gelmiş. Şimdi değil Diyarbakır, dünyayı karış karış dolaşıyor.

Yazının devamı...

ABD'Lİ BAŞKANA KAHVE FALI!

17 Haziran 2019

Türk Günü Festivali’nde Brooklyn Belediye Başkanı Eric Adams’ı kıramayıp falına baktım. Bir sonraki koltuğunun New York’ta olduğunu müjdeleyince başkanın Türk aşkı daha da arttı!

New York’ta bu yaz her yer kırmızı beyaz... Türk dostu Eric Adams’ın Belediye Başkanı olduğu Brooklyn’de ilk kez düzenlenen Türk Günü Festivali’ndeyiz. Brooklyn Belediye Binası’nın önündeki Columbus Park’ta düzenlenen Amerika Türk Günü’ne ilgi yoğun. Türkler ve onlara jest yapmak isteyen arkadaşları kırmızı beyaz giyinmiş; yaşlı, genç, çocuk herkesin elinde Türk bayrağı var. Geçen ekim ayında görevine başlayan New York Başkonsolosu Alper Aktaş’ın ilk icraatlarından birisi Türk festivali olmuş...

Brooklyn belediye binasının önündeki geniş alan ve parkta Türkiye ambiyansı yaratılmış. Çadır şeklindeki stantlarda konuklara gözleme, döner, lahmacun ikram ediliyor.

Amerikalılar sırada

En çok ilgi ise Türk kahvesi standına. Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği’nin, Arzum ve Turkish Coffee Lady işbirliği ile açtığı standın önünde çoğu Amerikalı yüzlerce kişi sırada. Türk kahvesi alıyorlar, birbirlerinin falına bakıyorlar. Yabancılar Türk kahvesinin ritüeline çok meraklı, bunu kahveyi hızlıca içip kapatmalarından anlamak mümkün.

40 yıl hatırı var

Belediye Başkanı Eric Adams da kahve standına doğru ilerliyor. Onun kahvesini, Amerikalılara Türk kahvesini içirmeyi misyon edinmiş. Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği Başkanı Merve Gürsel kendi elleriyle yapıyor. Gürsel, bir süredir yaşadığı New York’ta ilişkilerini kullanarak önemli toplantılarda Türk kahvesi ikram edilmesini sağlıyor. Kahvenin ve ritüellerinin anlatıldığı bir de kitap hazırlatmış. Kitap, lobi gücü yüksek isimlere Türk kahvesi ile birlikte gönderilmiş. Ajandasında, Türk Evi’nin açılmasıyla birlikte rutin tanıtım günleri düzenlemek var.

Yazının devamı...

Beyaz Amerikalıları doyuran Erzincanlı

10 Haziran 2019

New York’ta sosyetenin yazlık semti Southampton’ın gözde mekânı 75 Main’in sahibi Erzincanlı Zach Erdem, ikinci restoranını da açtı. Erdem’in restoranlarında milyarder ABD’lilerin çocukları staj yapıyor

Türk’ün beyazı olur da, Amerikalının olmaz mı! Beyaz Amerikalı’ya WASP deniyor. Bu sınıftan sayılmanız için beyaz, Anglo sakson ve protestan olmanız şart.

Geçen hafta bulunduğum Atlas Okyanusu’ndaki Long Island, Beyaz Amerikalıların tatillerini geçirdiği, hafta sonları kaçtıkları bölge. İzmirliler için Çeşme ne anlam ifade ediyorsa, New Yorklular için de Long Island özellikle Southampton aynı anlamı taşıyor. New York’un yazlık bölgesi... Atlas Okyanusu kıyı şeridindeki bölge eşsiz doğası, iki katlı ahşap villaları, butik otelleri ile gözde tatil bölgesi...

Madonna’nın muhteşem villası

Justin Biber, Leonardo DiCaprio, Jay /Z ve Beyonce, Madonna gibi aklınıza ünlü ve varlıklı kim geliyorsa, Southampton’da mutlaka evi vardır. Madonna, turnede değilse hafta sonlarını buradaki muhteşem malikânesinde geçiriyor. New York’ta zenginliğin sembolü Southampton’da özellikle okyanus kıyısında evinizin olması...

Her biri 30 milyon dolardan başlayan bu evlerdeki partilerden birine davet edildiğinizde Amerikan jet set çevresine girmiş oluyorsunuz.

Haziran ayı geldi mi, New Yorklular Long Island’a koşar... Sörf yapmak, balık tutmak, tekneyle açılmak, yüzmek, gönüllerince yemek içmek, eğlenmek için soluğu özellikle adanın Southampton bölgesinde alırlar. Ancak iki katlı evleri, geniş bulvarları, Cooper Beach başta olmak üzere sahilleri, yeşil yürüyüş yolları ile her şey abartıdan uzak. İnsanlar, lüks restoranlara dahi rahat kıyafetlerle gidiyor. Etrafta hep beyaz insanları görüyorsunuz, tam Trump’ın istediği Amerika! Zaten onun da yazlığı bu bölgede...

Yazının devamı...