Yaşama ‘izin’ ver!

28 Ekim 2019

Sevdiklerimize, “Canım kurban” deriz. Canımızı değilse de organlarımızı gerektiğinde onlara seve seve veririz. Ama sevdiğimiz biri hayatını kaybedince organlarını bağışlamaya pek yanaşmayız. Sizce de bu işte bir terslik yok mu?

Binlerce İstanbullu organ bağışına dikkat çekmek için Caddebostan’da koştu! İstanbul Organ Nakli Derneği önderliğinde, Medicana Sağlık Grubu’nun desteğiyle 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen “Hayat Kurtarmak İçin Yarıştayız” koşusu bu yıl 5. kez binlerce gönüllüyü bir araya getirdi. Gönüllüler yanı sıra, sporcular, nakil bekleyen hastalar, hasta yakınları ile sağlık çalışanlarının katıldığı koşuda, organ nakli bekleyen 27 binin üzerindeki hastaya dikkat çekilerek, organ bağışı çağrısında bulunuldu.

2 bin kişi koştu

Koşu nedeniyle sohbet ettiğimiz Medicana Çamlıca Hastanesi Genel Müdürü Murat Kaya, “Türkiye’de hala organ nakli konusunda insanların kafasında soru işaretleri var” diyor. Beş yıl önce tam da bu tabloyu değiştirmek için küçük bir grupla ve tamamen amatör ruhla koşu projesini başlattıklarını anlatıyor. Zamanla hem mekân hem de sayı olarak artan Run For Life koşusunda bu yıl 2 bin kişi koştu.

Otomatik bağış

Organ bağışıyla ilgili Türkiye’de hala bazı algıların toplumda aşılamaması bu konuda gelişmiş ülkeler düzeyine gelinememesinin ana nedeni olarak gösteriliyor. İstanbul Organ Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer’e göre ana etken bilinçsizlik. “Sadece toplumsal değil, yasal anlamda da değişiklikler gerekiyor” diyen Kaya, organ nakliyle ilgili dikkat çekici veriler paylaşıyor. Diyor ki, “Türkiye kadavradan organ naklinde son derece gerilerde. Örneğin İspanya’da böbrek yetmezliği teşhisi konulmuş hastaların yüzde 90’ına böbrek nakli yapılır, yüzde 10’u diyalize gider. Türkiye’de ise durum tam tersi. Şu anda sadece beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden organ alabiliyoruz. Burada da bazı yasalar söz konusu. Buna göre bir kişi yaşarken organlarını bağışlamış bile olsa, ölümünde eğer birinci derece yakını izin vermiyorsa organları alınamıyor. Bu, dünyanın birçok ülkesinde artık terk edilen bir tutum. Hatta İskandinav ülkelerinde eğer yaşarken aksi görüş bildirmemişseniz, otomatik olarak devlet sizi organlarınızı bağışlamış sayıyor.”

Yeni yasa gerek

Bilim insanları ve her gün 26 hastanın gerekli organı bulamadığı için ölümüne şahit olan hekimler olarak yasal düzenleme beklediklerini vurgulayan Tuncer, “En azından organ bağışı yapmış yetişkin, özgür bir bireyin organlarının tedavi bekleyen insanlara verilmesini sağlayacak bir yasal düzenleme istiyoruz. Çünkü hasta yakınlarına sorulduğunda biri izin verse diğeri itiraz ediyor. Ve bir yakın bile itiraz etse organ alınamıyor” diyor.

Yazının devamı...

Bizi biz yapan mozaik taşları

21 Ekim 2019

Hatay’ın eşsiz mozaiklerine büyülenmişçesine bakarken Türkiye’yi gördüm! Halaydan horona, zeybekten zılgıta baştanbaşa güzellik... Ya bu mozaikte bir taş eksik olsaydı! Çok şükür ‘biz’ oluşumuza

Yurdumuzun her köşesi cennetten bir parça... Ancak bir yer var ki insan yüz kere gitse, gezse yüz birincinin hatırı kalır.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un eşi Pervin Ersoy’un düzenlediği ‘Her Şehri Ünlüsüyle Geziyoruz’ projesinin bu ayki keşif rotasında Antakya vardı.

İç turizmi artırmak, şehirleri tanıtmak için düzenlenen kültür turları Rotahane ve projenin iş ortağı Sacred7 Travel tarafından, QNB Finansbank’ın desteğiyle gerçekleştiriliyor.

Gezilerden elde edilen gelir, Pervin Ersoy’un kurucu üyesi olduğu ‘Bizim Çocuklarımız Dayanışma Derneği’nin, okul öncesi eğitim imkânı bulamayan çocuklar için hayata geçireceği Anaokulu Projesi'ne aktarılacak.

Hatay gezisinde bireysel katılımcılar yanı sıra Yonca Evcimik, Hamdi Alkan ve Selen Görgüzel Alkan, İclal Aydın, Tolga Güleç, Gökhan Keser gibi ünlüler de vardı.

Her adımda tarih

Saffet Emre Tonguç’un rehberliğiyle ilk gün gezimize Hatay’ın sahil kenti olan ve bir zamanlar Süveydiye olarak bilinen Samandağ ilçesi ile başladık. Medeniyetler şehri Hatay’da Hz. Musa'nın asası olarak bilinen çınar ağacı, Ab-ı Hayat Suyu ve bir köy yerleşimi şeklinde toplu halde yaşayan tek Ermeni köyü olan Vakıflı'yı gezdik. Çevlik Mevkii’nde dünyanın 8. harikası olarak bilinen ve insan emeği ile oluşturulan 1380 metre uzunluğundaki Vespasianus-Titus Tüneli’ni de ziyaret ettik.

Yazının devamı...

Çinliler bahçe duvarını aşacak!

14 Ekim 2019

Pekin’deki Expo için Türkiye’nin tasarladığı ve 7 iklim 7 bölgede bizi anlatan pavilyonu Çinliler çok sevdi, “Fuar bitti ama bu bahçe burada kalsın” dedi. Bu ilgi, her yıl 20 milyon kişinin turistler kervanına katıldığı Çin’den misafirlerimizin artacağını gösteriyor

Altı ay boyunca dünya ülkelerinin doğal güzellikleri aracılığıyla kültürlerini tanıttığı Expo’ların, 21’incisi bu yıl Çin’de yapıldı. Ticaret Bakanlığı tarafından 2400 metrekarelik alanda gerçekleştirilen, mimari tasarım ve uygulaması dDf tarafından üstlenilen Türkiye pavilyonu, Expo’nun en çok ziyaret edilen ülkelerinin başında geldi. Beklendiği gibi Türkiye olağanüstü pavilyonuyla, Expo 2019 Pekin’i altın ödülle tamamladı.

Altı ay boyunca yaklaşık 20 milyon ziyaretçinin akınına uğrayan, Ticaret Bakanlığı himayesinde gerçekleştirilen Türkiye Pavilyonu’nun her köşesini ziyaretçiler selfie alanı olarak kullandı.

Expo’lar, turizme doğal olarak yansıyan katkıları nedeniyle de çok önemli. Bu anlamda Ticaret Bakanlığı, ihracatçı birlikleri başta olmak üzere böyle özel bir pavilyon tasarımı ortaya koydukları için dDf’yi de kutluyorum.

Turizm potansiyeli

Zenginleşen Çin lüks markaların, ülkelerine turist çekmek isteyen ekonomilerin radarında.

Çin turizm potansiyeli nedeniyle de bizim için önemli. Avrupa’dan artan turist potansiyeli ile Çin arasında büyük farklar var. Çin geleceğin dünyaya en çok turist gönderecek ülkesi. Dünyaya her yıl 20 milyon yeni turist kazandırıyor ve bu sayı her yıl artarak büyüyor...

Yazının devamı...

Afrodit’e imece ile güzellik!

7 Ekim 2019

Güzellik tanrıçası Afrodit’e adanan antik kent Aphrodisias tam 32 yıldır imece usulü ayağa kaldırılıyor. Geyre Vakfı’nın öncülüğündeki projeye her isteyen, istediği eser için bağış yapabiliyor, o eserin yanına hamisinin adı yazılıyor

Tarihteki ilk galeriyi gezdim geçen hafta! Geyre Vakfı’nın düzenlediği organizasyonla Aydın’daki Afrodisias Müzesi ve Ören yerini ziyaret ettik. Anadolu’nun birinci binyıldaki tarihine ışık tutan Afrodisias, dünyada heykelciliğin en geliştiği yerlerden biri. Antik kent adeta bir heykel atölyesi görünümünde... Usta heykeltıraşlar burada genç heykeltıraşlarla birlikte çalışmış, yaptıkları heykelleri dünyanın dört bir yanına satmışlar.

Ören yerini gezerken şaşalıyorsunuz; müzede yüzlerce rölyef, heykel bulunuyor. Kent meydanında her tarafta inanılmaz lahit ve heykeltıraşlık eserleri var. Antik kent geçmişte heykeltıraşların atölyesi olarak kurgulanmış. Afrodisias, mermer ve heykelle bütünleşmiş, Roma döneminde yükselişini yaşamış bir kent. Keşfedilmesinin ardından restorasyonlarda yüzlerce yapı ayağa kaldırılmış durumda.

Ömer Koç başta

Bunun nasıl başarıldığını ise heykeltıraşların atölyesinde yapılan sunumda anladık. Ömer Koç antik kentin hamisi durumunda. Bireysel desteği yanı sıra Aygaz başta olmak üzere Koç Holding şirketleri de kazı çalışmalarını destekliyor. Lucien Arkas, Murat Ülker gibi iş insanları bölgeye gönül veren destekçiler arasında. Ören yerinin yeni katılımlarla sürekli büyüyen sanatsever bir hamiler grubu var. Devlet desteği olmaksızın tarihe sahip çıkıp, çok farklı bir sponsorluk sistemi kurmuşlar.

Herkes katılabilir

Sebasteion tapınağı gibi büyük restorasyon çalışmalarından, heykellerin restore çalışmalarına uzanan bir sponsorluk sistemi kurgulamış. Bütçenize göre sponsor olabiliyorsunuz. 150 bin dolarlık imkân da sunuyorlar, 2 bin dolara adınızın yazılı olduğu ağaç dikim çalışmalarına da katılabiliyorsunuz.

Yazının devamı...

Mustafa Koç’un ‘İlke’si

26 Eylül 2019

Mustafa Koç Spor Ödülü’ne bu yıl 22 yaşındaki olimpik milli atlet İlke Özyüksel layık görüldü. Zorluklardan süzülen hayatında iyi ahlak ve başarıyı odağa alan İlke’yi tanısa en çok Mustafa Koç severdi

Koç ailesinin, ömrü boyunca sporla ilgilenen, destek veren Mustafa V. Koç adına düzenlediği, “Mustafa V. Koç Spor Ödülü” üçüncü kez sahibini buldu. “Modern Pentatlon” sporunda Türkiye’yi Olimpiyat Oyunları’nda temsil eden ilk olimpik milli atlet olan 22 yaşındaki İlke Özyüksel ödüle layık görüldü. Milli sporcumuz rehberlik öğretmeni, görme engelli bir anne ile işçi emeklisi bir babanın kızı.

Akran zorbalığı

Ankara Telsizler Mahallesi’nde büyümüş. İki haftalıkken “damar çokluğu” diye bilinen hastalığa yakalanmış. Yüzündeki izler, daha küçükken onu, kimi zaman insanların bir hastalıktan bile daha acımasız olabileceği gerçeğiyle karşılaştırmış.

Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl ve Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Mustafa Koç Spor Ödülü Jüri Başkanı Caroline Koç’un davetiyle, önceki gün öğlen yemeğinde İlke Özyüksel ile buluştuk. Çocukların sert dünyasında, hastalığının etkisiyle yaşadığı o günleri şöyle anlattı: “Arkadaşlarım uzaklaştılar benden, her gece ağlardım.”

Anne dokunuşu

Annesinin ilgisini başka alanlara yönlendirme isteğiyle önce yüzmeyle tanışmış, sonra da buz pateni, derken koşmaya da başlamış. “O zamanlar pentatlon nedir bilmiyordum bile” diyor İlke.

9 yaşında İtalya’ya gitmiş, ilk madalyasını da orada almış. Koşmaya ve yüzmeye devam ederken, pentatlonla tanışmış. Ona dünya rekorları getiren bu zorlu spordan bir daha da hiç vazgeçmemiş. 2017 Dünya Kupalarında bir ikincilik, bir üçüncülük. Ayrıca tüm branşlarda ve 4 çarpı 100 koşuda dünya rekoru kırdı. Kombinasyonda dünya rekoru hâlâ onda: 11 dakika 22 saniye!

Yazının devamı...

Dört dörtlük temiz hareket

24 Eylül 2019

 

Çevreyi koruma ve daha yaşanılabilir bir dünya hedefiyle 4 yıldır Türkiye’nin kıyılarını temizleyen Aras Kargo, 2019’un dördüncü kıyı temizliği etkinliğini İzmir Çeşme Deliklikoy’da, gönüllü Aras Kargo çalışanları ve ailelerinden oluşan ‘Doğa Dostu Araslar’ın katılımıyla gerçekleştirdi. Bir grup basın mensubu arkadaşımla kıyı temizliğine biz de katıldık. Gün boyu toplamda 230 kilogram atık toplayan gönüllüler, 2016 yılından bu yana toplamda 4 tona yakın atığı geri dönüşüme kazandırdı.

Çevre konusunda geliştirdiği projelerle dikkat çeken Aras Kargo, gönüllü çalışanlarının katılımıyla oluşturduğu ‘Doğa Dostu Araslar’ platformuyla ve TURMEPA (Deniz Temiz Derneği) iş birliğiyle 2016’dan bu yana Türkiye’nin kıyılarını atıklardan temizliyor.

Dünya ile eş zamanlı

Aras Kargo Genel Müdürü Utku Ayyarkın’ın ev sahipliğinde bu yılın dördüncü kıyı temizleme etkinliği İzmir Çeşme Deliklikoy’da yapıldı. Tüm dünyanın aynı amaçla kutladığı Uluslararası Kıyı ve Deniz Temizliği Günü’nde Doğa Dostu Araslar öncülüğünde 230 kilogram atık toplandı. Böylelikle 4 yılda kıyılar 4 tona yakın atıktan temizlenmiş oldu.

Geri dönüşüme gitti

Doğa Dostu Araslar’ın çalışmalarıyla kıyı temizliği kapsamında Çeşme Deliklikoy’da 11 kilogram kağıt, 104.5 kilogram plastik, 50 kilogram metal, 64.5 kilogram cam atık ve 5 bin 200 sigara izmariti olmak üzere toplam 230 kilogram atık toplandı. 11 kg kâğıtla 275 litre su kurtarıldı, 50 kilogramlık metalle 65 kilogramlık hammadde ve 67 kilogramlık camla 6.7 litre petrol hammaddesi geri dönüşümü sağlandı. Kıyı temizliği etkinliğinin yanı sıra çevre konusunda önemli projeler de hayata geçiren Aras Kargo, karbon ayak izini azaltabilmek için 2011’de Türkiye’nin en büyük yüzde 100 elektrikli ticari araç filosunu kurdu. Bu sayede, 8 yılda 18 bin yeni ağacın çevreye getireceği faydaya denk düşen bir kazanım elde edildi. Aras Kargo, ağaçlandırma çalışmalarıyla da 140 binden fazla ağacı doğaya kazandırdı.

Yazının devamı...

Nar mevsimine Bollama’yla merhaba

23 Eylül 2019

Ege’de nar hasadı başladı. Bereketin ve aşkın meyvesi nar, bu yıl da vücudumuza ve ruhumuza şifa verecek, paylaşmanın mutluluğunu yüreklerimize serpecek

Sonbahar bütün güzellikleriyle geldi... Biten yazın ardından hüzünle bakanlara armağanlar uzatarak avutan, “Hayat, nefes aldığın her an şükretmeye değer” dedirten bir dost gibi... İncirler, üzümler, ayvalar, narlar var ellerinde... Ben bu armağanlardan en çok narı severim. Nefaseti bir yana, sürprizli olması bir yana... Ne zaman bir nar kıracak olsam heyecanlanırım. Minik taneleri tabağa döküldükçe artar heyecanım. Hele bu taneleri paylaşabileceğim birileri varsa etrafımda değmeyin keyfime... Bir nardan hepimize yetecek kadar mutluluk çıkar. Nar, berekettir çünkü...

Son yıllarda narın kıymeti daha da bilinmeye başlandı, bu sevindirici bir gelişme... Nar, tatlıdan tuzluya türlü türlü tarifte yer alıyor artık. Taze sıkılmış nar suyunu hemen hemen her yerde bulabiliyorsunuz. Bir zamanlar sadece belli yörelerde bilinen nar ekşisi de neredeyse her eve giriyor. Bir lezzet iksiri olan nar ekşisinin yaygınlaşması, nar üretiminin artmasını, üreticinin emeğinin hakkını almasını sağlıyor.

Herkes bir arada

Narın kültürümüzde de geniş yeri var. Genel olarak bereketin timsali olduğu herkesçe bilinir. Aşk ve tutkunun da göstergesidir aynı zamanda. Eski zamanlarda gençler birbirlerini sevdiklerini nar armağan ederek belli ederlermiş. Türküsü bile var: Şu gelen yar olaydı, elinde nar olaydı...

Bu gelenekleri yaşatan Club Marvy de nar hasadını Bollama Ritüeli ile karşıladı. Ege köylerinin lezzetli bir ritüeli olan Bollama, adak ve şükür üzerinden yola çıkarak hazırlanan bir yemek. Adağı olan kişi “Dileğim gerçekleşirse Bollama yapacağım” der ve yaptığı Bollama’yı paylaştığında bereketleneceğine inanır. İsminden de ipuçları taşıyan bu özel yemek, birçok insanın bir araya gelmesiyle yenir. Bu yüzden adağı olan kişi, yemeği yapacağı zamanı önceden herkese duyurur ve pişirilen yemekler köy meydanı gibi kalabalık alanlarda dağıtılır. Büyük pekmez kazanlarında pişirilen bu adak yemeği, insanların bir diğerinin yediği miktarı görmesini engellemek adına, kazanlardan kaşıkla yenir ve tabaklara servis edilmezdi.

Sanatla iç içe

Yazının devamı...