Avrupalı sanata koştu!

16 Eylül 2019

Yalnız Avrupalılar değil elbette... Yerli - yabancı binlerce kişilik sanatsever ordusu o sergiden bu sergiye yetişmeye çalışırken İstanbul’un trafiğine trafik kattı. Sanatın etkisiyle başlayan hareket lüks restoranlardan sokaktaki simitçiye kadar yansıdı


İstanbul, dünyanın en yoğun şehirlerinden biridir. Ama bugünlerde bir başka yoğun... Şehirde geçen hafta sanat etkinliklerine, sergilere yetişme telaşıyla binlerce insan, kilitlenmiş trafiğe karşın semtler arasında koşturup durdu.

Karaköy, Nişantaşı, Adalar, Maslak, Taksim çevresinde görmeye hasret kaldığımız Avrupalı turistler de sanatın çekim alanın-daydı.
16. İstanbul Bienali, Çağdaş Sanat Fuarı Contemporary İstanbul yanı sıra bienale paralel sergilerin şehrin her yerine dağıldığı ge-çen hafta Nişantaşı civarında Beymen Brasserie başta olmak üzere, akşamüstü tek bir restoranda dahi yer bulmak neredeyse imkânsızdı.

Abdi İpekçi Caddesi’nin köşesinde tezgâhını açan simitçi, “Abla ne oluyor simit yetiştiremiyorum” diyordu.

Davetler doldu taştı

Otoparklar doluydu, metro doluydu. Sanat davetlerinde binlerce kişi ağırlandı. Üniversite öğrencileri sanat projelerinde iş buldu, catering sektörü yiyecek taşıdı. Beymen, Vakko gibi mağazalar başta olmak üzere perakende sektörü de sanatın bereketinden payı-na düşeni aldı. Vehbi Koç Vakfı’nın, Dolapdere’deki yeni binasına taşıdığı Arter’in davetinde en az 1.500 kişi vardı, 16. İstanbul Bienal davetine de en az bu kadar insan katıldı.

Yazının devamı...

Yelkenini kap eylülde gel!

9 Eylül 2019

 

Turizm alanında yurdumuzun çeşitli bölgelerinde aktiviteler düzenleniyor. Çoğu turizm beldelerinde yapılan sportif faaliyetler de ekonomiye canlılık kazandırıyor. Örneğin yelken ve yat yarışlarında dünyanın en iyi parkurlardan olan Çeşme’de, yelkenciler artık marka olan büyük bir etkinlikte her yıl bir araya gelebiliyorlar. Tüm ekonomik koşullara rağmen bu yıl daha çok paydaş ve destekçi ile üçüncüsü yapılan Arkas Aegean Link Regatta’dan söz ediyorum. Yelken yarışına katılan 56 tekne Çeşme koylarında görsel bir şölen oluştururken, hem 500 bin kişiye doyumsuz bir seyir yaşattı hem de Çeşme ekonomisine ekstra canlılık getirdi.

Geçtiğimiz hafta İzmir Çeşme’deydim. Arkas Aegean Link Regatta’nın üçüncüsü Ege’nin güzel beldesi Çeşme’de tamamlandı. Yarış her yıl biraz daha büyüyor. Arkas ailesinin spora ve sanata verdiği destek hemen herkesçe biliniyor ve bu, bölge için iyi bir avantaj.

56 tekne yarıştı

Çeşme’nin böyle bir yarışa ev sahipliği yapması turizm potansiyelini de düşünecek olursak oldukça avantajlı. Yarışla ilgili düşüncelerini aktaran Arkas Aegean Link Regatta için de Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bernard Arkas, “Bu yıl 56 tekne var ve çok kalabalık bir grup olması etkileyici. Bunun daha da çoğalması tabii ki hedefimiz ve önümüzdeki yıl yarışı eylül ayına alarak 100’e ulaşmak istiyoruz. Katılımcıların daha da artmasıyla yalnızca Türkiye’de değil, dünyada cazibe yaratacak bir organizasyon oluşturmayı hayal ediyorum” dedi.

İzmirlilerin olsun

Arkas Aegean Link Regatta’nın sürdürülebilir bir yarış olması hedefleniyor. Hatta Bernard Arkas, bu yarışmanın bir şirketin yarışı değil beldenin, şehrin yarışı olmasını arzu ettiğini söyledi ve şöyle devam etti: “Bunun, İzmirlilerin yarışı olması lazım, Çeşme’nin yarışı olması lazım ve buralarla özdeşleşmesi gerekiyor. Böylelikle yönetimler değişse de bu sahiplenme devam edebilir. Ben olayın iki tarafındayım. Şirket olarak bana da başka projelerle ilgili dosyalar geliyor, destek isteniyor ama ben, bir şeyin yapılıp kişilerin onun parçası olmaya davet edilmesi gerektiğinden yanayım. Dolayısı ile böyle de oluyor. Geçen yıldan bugüne Türkiye’deki ekonomik seyre rağmen yarışın üçüncüsünün yapılıyor olması ve sponsorlarımızın desteği bizi mutlu ediyor. EAYK; Çeşme Marina, Çeşme Belediyesi ve TYF iş birliği içinde bir güç oluşturmuştuk. THY’nin ana sponsorluğuyla gücümüze güç kattık. UBS de geçen yıldan beri yarışı destekliyor.”

Yazının devamı...

Bingöl büyük değişime gün sayıyor

2 Eylül 2019

Doğal kaynaklarının zenginliğine rağmen ‘terör algısı’ nedeniyle yatırımcının ve turistin uzak durduğu Bingöl kaderini eline alıyor

Doğuda hayvancılığı canlandıracak önemli projelerden biri Bingöl’de gelecek yıl hayata geçiyor

Meşhur balına yurt dışından talip var, turizme ise kayak-kaplıca paketi hareket getirecek

Bir zamanlar hayvancılığın merkezi konumundaki Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun canlı hayvan ve et tedarikçisi konumundaydı. Eşsiz doğası ile Doğu Anadolu’nun, Karadeniz ve Güneydoğu’ya açılan kapısı Bingöl özellikle bölgenin et ihtiyacını karşılar, aileler tarım ve hayvancılık yaparlardı. 1980’li yıllarda izlenen yanlış politikaların da etkisiyle, tarım ve hayvancılık bölgede maalesef gerilemeye başladı.

Hayvancılık birçok bölgede olduğu gibi burada da yok olma noktasında. Terör korkusu nedeniyle özel sektörün de bölgeye yatırımda çekimser kalmasıyla Bingöl eşsiz doğası ve doğal kaynaklarına karşın hak ettiği ekonomik canlanmayı yaşayamadı.

Can suyu Sütaş’tan

Tam da bu noktada iki yıl önce Sütaş’ın bölgede yatırım yapma kararı alması kent için can suyu oldu. Kentte bugünlerde  Sütaş’ın entegre tesis yatırımında sona yaklaşılıyor olmasının heyecanı yaşanıyor. Üç kuşaktır sütçülük yapan Yılmaz ailesinin kurduğu Sütaş, Bursa Karacabey, Aksaray ve İzmir Tire’den sonra dördüncü entegre tesisini 733 milyon 709 bin liralık yatırımla Bingöl’de gerçekleştiriyor.

Yazının devamı...

Son değil SANATBAHAR

26 Ağustos 2019

Bu sonbahar, İstanbul önemli sanat etkinliklerine sahne olacak. Bienal ve Contemporary İstanbul bunların başında... Yeni açılacak ve yenilenecek sergi mekânları da havamızı tazeleyecek. Hem şehirde yaşayanlar sanata doyacak, hem de şehir sanat turistlerinin rotasına girecek.

Yaz bitti, bitecek... Tatiller, deniz-kum-güneş, tiril tiril kıyafetler, o rahatlık, yazla birlikte geride kalacak... Bitişin ardından biraz hüzün saracak ya hepimizi, işte o havayı da sanat rüzgârı dağıtacak. Sonbaharda İstanbul’un her yerinden sanat fışkıracak. 16’ncı İstanbul Bienali, Contemporary İstanbul, eylülün ilk yarısında kapılarını açıyor. Bienalin mekânları da belli oldu. Koç Holding sponsorluğunda gerçekleştirilen bienal bu yıl, Pera Müzesi ve Büyükada’nın yanı sıra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ), İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin Tophane’deki yeni binasında sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Fransız yazar ve akademisyen Nicolas Bourriaud küratörlüğünde “Yedinci Kıta” başlığıyla düzenlenen “16. İstanbul Bienali”nde 26 ülkeden 50’nin üzerinde sanatçı ve sanatçı kolektifinin eserleri yer alacak.

1. Kıta geliyor

“Yedinci Kıta” başlığını okyanuslarda yüzen devasa atık yığınına bilim çevrelerinin verdiği isimden alan bienal, insanların sebep olduğu doğal veya kültürel atıklara antropoloji veya arkeolojinin araçlarıyla bakan çalışmalara yer vererek, sanat ve ekoloji arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açmayı hedefliyor.

Kayıp kıtaların keşfi, bunlarla ilgili anlatılan efsaneler, insanlık tarihinin ortak miraslarından... Dünyanın sadece yüzeyini değil, yeraltını ve okyanusların dibini bile uydulardan takip edebildiğimiz modern çağda ise ‘keşfettiğimiz yeni kıtanın’ kendi atıklarımızdan oluşması gerçekten düşündürücü. IKSV’nin öncülüğünde düzenlenen bienalin, bu sürecin tersine çevrilmesinde, doğaya duyarlılığı artırmasında bir vesile olmasını umut ediyorum. 16. İstanbul Bienali, 14 Eylül ile 10 Kasım tarihleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

Contemporary Istanbul da geri sayıma başladı. Her yıl eylül ayında Türkiye ve dünya çağdaş sanatının en iyi örneklerini Avrupa ve Asya’nın buluşma noktasında bir araya getiren, İstanbul’u merkezine alan Çağdaş Sanat Fuarı 12-15 Eylül tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak.

Yazının devamı...

Hormonal detoksla gençlik aşısı

22 Temmuz 2019

Son yılların yükselen trendi ‘detoks’ sadece vücudu temizleyip zayıflamaya yaramıyor, hormonlar üzerinde direkt etkisi var. Bu nedenle doğru detoksu uygulayanlar genç görünüp genç hissediyor. Erken menopoz gibi olumsuzluklar önleniyor

İnsanların ilahi kadere teslim olma şekli değişti. Önceden neyse oydu insan. Yaşlanırsın yüzün kırışır, gözler görmez olur. Veya işte kısırsanız çocuğunuz olmaz. Ömür nereye kadar yeterse bu teslimiyetle gidilirdi. Modern zamanlarda ise tüm bu ilahi planlara karşı yaşıyoruz. Artık kimse öleceği zamana kadar, var olduğu halini kabullenerek beklemiyor. Yaşam çoğu insanın hayatında 40’ndan sonra ivme alıyor. Herkes son nefesine kadar gençmiş gibi yaşamak istiyor. Kimse evinde oturup torun bakma, dünyadan elini atağını çekme noktasında değil. 65 yaşında bisiklete biniyor, yeniden evleniyor, okula başlıyor modern çağ insanı. İnsanların well being (iyi olma hali) sağlıklı yaşam kültürünün de ateşleyici unsuru. Bodrum Life Co’ya kapıdan adımınızı attığınızda bunu çok net görüyorsunuz. Sıvılarla, pişmemiş gıdalarla (raw food) beslenen insanlar arınma, vücudu onarma, genç kalma derdinde.

Vücut onarılıyor

Gençlik artık varlığın, kariyerin, prestijin her şeyin üstünde. Sağlık,  spa ve gıda sektörü de kendini bu yönde geliştiriyor. En son açıklanan sağlıklı yaşam trendlerine baktığımızda detoks başta geliyor.

Life Co’nun kurucusu Ersin Pamuksüzer ve Program Yöneticisi Gonca Yarimer’e sağlıklı yaşam trendlerini sordum. Birinci sırada yaşlılık, hastalık hücrelerini de bastıran 16 saatlik açlık orucu detoksları var. Akşam 6’da çiğnemeli son yemeği kesip, ertesi gün
12’de ilk yemeğinizi yediğinizde hem hızlı kilo veriyorsunuz hem de gençlik hücrelerini devreye geçiriyorsunuz. Metabolizma sindirimi azaltırken, vücudu onarmaya zaman ayırıyor. Anti-aging özelliği olan 16 saat aç kalma beslenme düzeninde, tüm yiyecekleri 12-18 saatleri arasına sığdırıyorsunuz. Bu şekilde
beslenebilirseniz ayda en az 4-5 kilo da veriyorsunuz.

Senede bir mutlaka

Yazının devamı...

Sağlıkta yatağa değil dijitale yatırım devri

15 Temmuz 2019

Bodrum’da açılan 60 yataklı Amerikan Hastanesi 150 milyon lira yatırımla kuruldu. Hastaları çok kısa sürede taburcu etmeyi amaçlayan hastane dijital tıp esasıyla çalışacak.

Çoğu bölümünde teknolojinin yakın gelecekte hayatımızı nasıl etkileyeceğini anlatan bilim kurgu dizisi Black Mirror’da izlediklerimiz sağlık sektörünün de nasıl bir yöne evrileceğinin ön habercisi gibi. Çok da uzak olmayacak bir gelecekte robotlar vasıtasıyla Mardin’deki, Bodrum’daki bir ameliyatı, İstanbul veya New York’taki bir hastaneden yönetmek mümkün hale gelecek. Kol saatimizin çektiği ekomuz doktorumuzun ekranına düşecek. Ki akıllı Apple watch saatlerindeki bir uygulama ile bu teknoloji Amerika’da kullanılmaya başlandı bile. Uzak olmayan bir gelecekte, kan şekerimiz, oksijen seviyemiz alarm verdiğinde hastaneye gitmeden dijital ortam üstünden hizmet alabileceğiz.

Dijitalleşme hayatımızın her alanını hızla kaplarken, sağlık sektörünün dijital dönüşümü de hızlı bir şekilde başladı. İlerleyen yıllarda sağlık ihtiyacı için hastaneye gitmeye gerek kalmayacağını söylemek artık mümkün. Evlerimize entegre olacak sağlık sensörleri, tele tıp, portatif teşhis cihazları ve yapay zekâ bazlı klinik tanı destek sistemleri sağlıktaki yeni teknolojilerden bazıları.

Yapay zekâ şifası

Özellikle sağlık verilerinin toplanması ve bu verilerin korelasyonu ile oluşturulacak algoritmalar, yapay zekâ ile klinik karar veren sistemlerin geliştirilmesine önayak olacak. Bu gelişmeler sayesinde sağlık yatırımının hastanın ayağına gideceği, hastanelerin moral bozan ortamından ve enfeksiyonundan uzak kalacağımız bir yöne doğru gidiyor dünyada sağlıktaki gelişmeler. Önceki gün Amerikan Hastanesi’nin Bodrum şubesinin resmî açılışı için buluştuğumuz VKV Sağlık Kuruluşları Genel Müdürü Dr. Erhan Bulutcu, sağlıkta tüm dünyayı etkileyen yeni trendlerin Türkiye’de de uygulayıcısı olmak için yeni projeleri hayata geçirdiklerini söylüyor.

10 ülkeye ofis

Mesela 150 milyon lira yatırımla kapılarını açan ve vakıf hastanesi olarak kâr gütmeyen Bodrum Amerikan Hastanesi’nin 60 olan yatak sayısını büyütmek gibi bir amaçları olmadığını, bunun yerine dijital teknoloji, tele tıp ile hastaların hastanede en fazla bir gün kalıp tedavinin geri kalanını kaldıkları otel veya evlerinde takip edecekleri yeni yöntemlere eğileceklerini söylüyor. Türkiye’ye tatil için gelen yabancılara sağlık hizmeti vermeyi hedeflerken, öğreniyoruz ki Amerikan Hastanesi başta İngiltere olmak üzere 10 ülkede Koç Health Care ismiyle ofis açarak sağlık turizmine ağırlıklı yatırım yapmaya da başladı. Bulutcu, “Özellikle Bodrum gibi destinasyonlarda sağlık sektörü, otellerle birlikte çalışabilir. Kalça protezi olmuş hastayı dahi hastanede bir gün yatırıp, akabinde kaldığı otelde tele tıp teknolojisi ile takip edebilirsiniz. Bodrum’u çok seven İngiliz ve Rusya ile turizm bağlantılı çalışacağız. Bodrum, sağlıkta turistik cazibe merkezi olabilir. Yurtdışında tanı merkezleri açarak yabancı hastaları Türkiye’ye yönlendireceğiz” diyor.

Yazının devamı...

FENER'E SAĞLIKLI EĞİTİM

8 Temmuz 2019

Medicana Grubu’nun iş birliğiyle bu yıl öğrenci kabul etmeye başlayacak olan Fenerbahçe Üniversitesi’nin ilk 5 fakültesi arasında sağlık da olacak. Asıl hedef olan tıp fakültesi için ise YÖK’ün onayı alınacak.

Fenerbahçe Üniversitesi öğrenci alımına başlıyor. Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım yönetiminin
Silivri ve Ataşehir’de kiraladığı kampüslerde geçen yıl öğrenime başlanılması planlanıyordu. Ancak kulübün mali yapısının içinde bulunduğu durum, UEFA yükümlülükleri nedeniyle daha fazla mali yük oluşmaması için üniversitenin işletme hakkı devredildi. Başkan Ali Koç yönetimi, üniversite için, Medicana Sağlık Grubu ile iş birliği yaptı. Üniversite eğitim öğretim faaliyetlerini, Medicana Fenerbahçe Üniversitesi adı altında yürütecek.

Yatırım yapılacak

Medicana Sağlık Grubu’nun Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Hüseyin Bozkurt, Fenerbahçe Üniversitesi’nin mütevelli heyet başkanı oldu. Okulun bağlı olduğu FB Vakfı’nın Başkanı ise yine Ali Koç.

Okulun yönetiminde kulüp yöneticileriyle birlikte yer alacaklarını söyleyen Medicana Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Bozkurt, üniversite için 100 milyon TL’si bu yıl olmak üzere yaklaşık 300 milyon TL’lik yatırım yapacaklarını söyledi. Medicana Grubu bu iş birliği ile açmayı planladığı üniversiteye kavuşmuş oldu. Sarı Lacivert ise sözleşme gereği okul açılmasa dahi, ödemek zorunda olduğu 200 milyon TL’lik kira parası başta olmak üzere giderlerden kurtulmuş oldu. Bu arada, Medicana’nın adı takım sponsorluğu için de geçiyor.

Daha önce Konyaspor, Bursaspor’a sponsor olan grubun Başkanı Bozkurt, kulüp sponsorluğu için de masada olduklarını söyledi. Halîhazırda Liv Hospital takımın ana sponsoru.

Yazının devamı...