Mars’ın kısa yolunu İstanbul’da aradılar

1 Temmuz 2019

Elon Musk’ın ortağı Mueller ile Silikon Vadisi’nin meleklerinden Michelsen, Mars’a ulaşımın ekonomisini geçen hafta İstanbul’da tartıştı. Geleceğin teknolojilerine yatırımla ünlenen iki isim, Türkiye’nin de bu anlamda fırsatlar barındırdığı düşüncesinde

“Önümüzdeki 80 yılda gezegenimizi kullanıp bitirmiş olacağız. Yüzyılın sonunda dünyanın doğal kaynakları tamamen tükenecek. Uzayda doğal kaynaklar bolca var. Ay’ı daha ileri gitmek için benzin istasyonu olarak kullanabiliriz. Dünyadan Ay’a gitmek, Ay’dan Mars’a gitmekten 17 kat daha zor. Ay’dan Mars’a giderken, Dünya’dan Ay’a gidişte kullandığımız yakıtın 17 kat daha azını kullanıyoruz. Bu yüzden önce Ay’a gidip orada yakıt ikmal edip, Mars’a öyle gidilecek.”

Bu fantastik cümleler, Prof. Dr. Neşe Kavak’ın yabancı misafirleri onuruna verdiği davette masadaki sohbetten birkaç konu başlığı.

Kavak’ın misafiri olarak Türkiye’ye gelen konuklardan biri Elon Musk’ın uzay turizmi şirketi SpaceX’i birlikte kurduğu Tom Mueller idi. Üç beş yıl içinde Ay’a ve Mars’a insan göndermeye odaklanmış durumdalar. Roket mühendisi Tom Mueller, dünyanın doğal kaynakları tükeneceği için Mars’ın kolonileştirilmesi zorunluluğundan bahsederken, 'Mars’ta yerimi ayırtma, dikili bir ağacımın olması' telaşıyla fantastik konulara vakıf olmaya çalıştım! Uzay turizmini başlatacak, insanlı uçuşları mümkün hale getirecek SpaceX 30 milyar dolarlık bir şirket haline geldi.

YOL, BİLENE AÇIK

Diğer konuk ise start-up’lara yatırım yapan Silikon Vadisi’nin fon yöneticilerinden Matt Michelsen idi. “Mars’a, Ay’dan mı gitmek daha ucuz, yoksa doğrudan mı?” gibi sorulara cevap arayan tipler. Matt Michelsen, yeni girişimlere yatırım yaptığı için gözlemlerini merak ettim. “Türkiye fırsatlar ülkesi ve nereye gittiğini bilenlerin yolu her zaman açık” derken Nusret örneğini verdi. “Çocuklarım İstanbul’a iner inmez Nusret’e gitmek istedi. Onu eğlenceli buluyorlar ve takipçileri çok fazla” diyor.

Yazının devamı...

Olimpik Kızlar: 1 Eşitsizlik: 0

20 Haziran 2019

2020 Tokyo Olimpiyatlarında Türkiye’yi temsil edecek olan Meryem Bekmez, Yasemin Adar, Tutya Yılmaz, İlke Özyüksel ve İrem Yaman’ın hemcinslerine bir mesajı var: Biz yaptık, siz de yapabilirsiniz

Yıl1936, ilk milli kadın sporcularımız Halet Çambel ve Suat Fetgeri Aşeni, Atatürk’ün emriyle Berlin Olimpiyatları’na katılıyorlar. Çambel, daha sonra Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu olarak adını dünyaya duyuracaktır. Olimpiyatlara katılan ilk kadın sporcular olarak Berlin Olimpiyatları’nda ülkemizi başarıyla temsil ediyorlar. Dünyaya vicdan dersi vererek üstelik. Adolf Hitler, Berlin Olimpiyatları’nı büyük bir piar çalışmasına çevirmeye kalkışıyor. Her ülke sporcusuyla el sıkışarak dünya basınına pozlar veriyor. Oyununa gelmeyen iki sporcu var sadece; Halet ve Suat... “Bir faşistin elini sıkmayız” diyerek randevu saatinde Hitler ile görüşmeyi red ediyorlar.

Halet Çambel’i, kendisini şahsen tanıyan Prof. Dr. Esra Ekmekçi’den dinlemiş, Türkiye’ye kazandırdığı değerleri anlamak için Adana’ya gitmiştim.

Rahmetli Çambel, Olimpiyat Oyunları’nda ülkemiz kadınlarının da başarıyla mücadele edebileceğini, genç kızlara olimpiyat hayalleri kurabileceklerini aşılayan, teşvik eden isimdi. İlk onun taşıdığı olimpiyat meşalesi emin ellerde...

ING Türkiye’nin, Olimpik Kızlara Destek Projesi toplantısında tanıdığım Meryem Bekmez, Yasemin Adar, Tutya Yılmaz, İlke Özyüksel ve İrem Yaman o meşaleyi çok yükseklere taşıdı. Avrupa ve Dünya şampiyonalarında altın madalyaları ülkemize taşıdılar. Şimdi de dünyanın merakla beklediği 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda ülkemizi temsil edecekler...

BAŞARIYA DOYMADILAR

Milli sporcu kızlarımızın dünya çapındaki başarıları hepimizin malumu. Ancak Diyarbakırlı Meryem Bekmez başta olmak üzere nasıl zorlu koşullarda, imkansızlıkları aşarak madalyalara uzandıklarını dünkü sohbetimizde öğrendim. Meryem Bekmez henüz 18 yaşında. Çocukluk yıllarında Diyarbakır’ın merkezini bile görmemiş. 12 yaşında spora başlamış. Başlayış o başlayış. Arkasından sıra sıra şampiyonluklar gelmiş. Şimdi değil Diyarbakır, dünyayı karış karış dolaşıyor.

Yazının devamı...

ABD'Lİ BAŞKANA KAHVE FALI!

17 Haziran 2019

Türk Günü Festivali’nde Brooklyn Belediye Başkanı Eric Adams’ı kıramayıp falına baktım. Bir sonraki koltuğunun New York’ta olduğunu müjdeleyince başkanın Türk aşkı daha da arttı!

New York’ta bu yaz her yer kırmızı beyaz... Türk dostu Eric Adams’ın Belediye Başkanı olduğu Brooklyn’de ilk kez düzenlenen Türk Günü Festivali’ndeyiz. Brooklyn Belediye Binası’nın önündeki Columbus Park’ta düzenlenen Amerika Türk Günü’ne ilgi yoğun. Türkler ve onlara jest yapmak isteyen arkadaşları kırmızı beyaz giyinmiş; yaşlı, genç, çocuk herkesin elinde Türk bayrağı var. Geçen ekim ayında görevine başlayan New York Başkonsolosu Alper Aktaş’ın ilk icraatlarından birisi Türk festivali olmuş...

Brooklyn belediye binasının önündeki geniş alan ve parkta Türkiye ambiyansı yaratılmış. Çadır şeklindeki stantlarda konuklara gözleme, döner, lahmacun ikram ediliyor.

Amerikalılar sırada

En çok ilgi ise Türk kahvesi standına. Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği’nin, Arzum ve Turkish Coffee Lady işbirliği ile açtığı standın önünde çoğu Amerikalı yüzlerce kişi sırada. Türk kahvesi alıyorlar, birbirlerinin falına bakıyorlar. Yabancılar Türk kahvesinin ritüeline çok meraklı, bunu kahveyi hızlıca içip kapatmalarından anlamak mümkün.

40 yıl hatırı var

Belediye Başkanı Eric Adams da kahve standına doğru ilerliyor. Onun kahvesini, Amerikalılara Türk kahvesini içirmeyi misyon edinmiş. Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği Başkanı Merve Gürsel kendi elleriyle yapıyor. Gürsel, bir süredir yaşadığı New York’ta ilişkilerini kullanarak önemli toplantılarda Türk kahvesi ikram edilmesini sağlıyor. Kahvenin ve ritüellerinin anlatıldığı bir de kitap hazırlatmış. Kitap, lobi gücü yüksek isimlere Türk kahvesi ile birlikte gönderilmiş. Ajandasında, Türk Evi’nin açılmasıyla birlikte rutin tanıtım günleri düzenlemek var.

Yazının devamı...

Beyaz Amerikalıları doyuran Erzincanlı

10 Haziran 2019

New York’ta sosyetenin yazlık semti Southampton’ın gözde mekânı 75 Main’in sahibi Erzincanlı Zach Erdem, ikinci restoranını da açtı. Erdem’in restoranlarında milyarder ABD’lilerin çocukları staj yapıyor

Türk’ün beyazı olur da, Amerikalının olmaz mı! Beyaz Amerikalı’ya WASP deniyor. Bu sınıftan sayılmanız için beyaz, Anglo sakson ve protestan olmanız şart.

Geçen hafta bulunduğum Atlas Okyanusu’ndaki Long Island, Beyaz Amerikalıların tatillerini geçirdiği, hafta sonları kaçtıkları bölge. İzmirliler için Çeşme ne anlam ifade ediyorsa, New Yorklular için de Long Island özellikle Southampton aynı anlamı taşıyor. New York’un yazlık bölgesi... Atlas Okyanusu kıyı şeridindeki bölge eşsiz doğası, iki katlı ahşap villaları, butik otelleri ile gözde tatil bölgesi...

Madonna’nın muhteşem villası

Justin Biber, Leonardo DiCaprio, Jay /Z ve Beyonce, Madonna gibi aklınıza ünlü ve varlıklı kim geliyorsa, Southampton’da mutlaka evi vardır. Madonna, turnede değilse hafta sonlarını buradaki muhteşem malikânesinde geçiriyor. New York’ta zenginliğin sembolü Southampton’da özellikle okyanus kıyısında evinizin olması...

Her biri 30 milyon dolardan başlayan bu evlerdeki partilerden birine davet edildiğinizde Amerikan jet set çevresine girmiş oluyorsunuz.

Haziran ayı geldi mi, New Yorklular Long Island’a koşar... Sörf yapmak, balık tutmak, tekneyle açılmak, yüzmek, gönüllerince yemek içmek, eğlenmek için soluğu özellikle adanın Southampton bölgesinde alırlar. Ancak iki katlı evleri, geniş bulvarları, Cooper Beach başta olmak üzere sahilleri, yeşil yürüyüş yolları ile her şey abartıdan uzak. İnsanlar, lüks restoranlara dahi rahat kıyafetlerle gidiyor. Etrafta hep beyaz insanları görüyorsunuz, tam Trump’ın istediği Amerika! Zaten onun da yazlığı bu bölgede...

Yazının devamı...

Vatandaş ‘İstiklal’e koşuyor!

3 Haziran 2019

İş Bankası’nın, Milli Mücadele’nin 100’üncü yıldönümü nedeniyle müzesinde açtığı ‘İstiklal’ sergisi büyük ilgi görüyor. Sergide, Milli Mücadele’nin sadece cephede verilmediği, ekonomik bağımsızlık savaşının da en az cephe savaşları kadar önemli olduğu 1000’e yakın belge ve fotoğrafla anlatılıyor

Cumhuriyet’in ilk bankası Türkiye İş Bankası’nın Yeni Cami şubesi son 10 yıldır müze olarak hizmet veriyor. Sergileri bugüne kadar 1.2 milyon insan ziyaret etti. İş Bankası gibi büyük kurumların müzelerinin olması önemli. Binaya girdiğinizde ister istemez, İş Bankası’nın, bankacılığın tarihine girmiş gibi hissediyorsunuz. Ahşap gişelerin arkasında oturan gişe memurlarının, kulplu kumbaralarda birikmiş paraları saydıkları dönemleri hatırlıyorsunuz. Müze, bugünlerde ise ziyaretçilerine hiç unutmamamız gereken bir konuyu hatırlatıyor: Ekonomik bağımsızlık savaşımız!

Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Milli Mücadeleyi başlattığı 19 Mayıs 1919’un 100’üncü yıl kutlama ve anma etkinlikleri çerçevesinde müzeyi ziyaret ettik. İş Sanat Genel Müdürü Zuhal Üreten, sergi küratörü ve İzzeddin Çalışlar ile Prof. Dr. Haluk Oral’ın danışmanlığında hazırlanan ‘İstiklal’ sergisini gezdik. Sergi, 1000’e yakın belge, fotoğraf, film ve obje ile özellikle yeni kuşaklara zorlu mücadelenin tüm detaylarını kronolojik olarak anlatıyor.

Saygı ve minnetle...

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, Milli Mücadele’nin isimsiz kahramanları olan Anadolu insanını bir kez daha saygı ve minnetle anmak üzere böyle bir projeyi hayata geçirdiklerini belirten İş Sanat Genel Müdürü Zuhal Üreten, 1.000’i aşkın belge, fotoğraf, aksesuar ve materyalle o günkü ruhu ziyaretçilere aktarmak istediklerini söyledi. Vatandaşların sergiye büyük ilgi gösterdiğini de vurgulayan Üreten, “Özellikle 19 Mayıs gibi milli anlam ifade eden günlerde sergilerimize ilginin arttığını görüyoruz. İstiklal sergimizi 19 Mayıs’ta 7 bin 500 kişi ziyaret etti” diyor.

Altı bölüm var

“On Yıllık Savaş”, “Mütareke ve İşgal”, “Direniş ve Kuvayı Milliye”, “Düzenli Ordu ve Sathı Müdafaa”, “Hukuk ve Taarruz”, “İstiklal ve Cumhuriyet” olmak üzere altı bölüm var sergide. Savaşın seyrini belirleyen Atatürk’ün silah arkadaşlarının orijinal haritaları, günlükler, notların yanı sıra Milli Mücadele dönemine ait çok sayıda tarihi görüntüyü de izlemek mümkün. Sergilerdeki projeksiyonlarda ise Milli mücadele dönemine ait çok sayıda tarihi görüntü izlenebiliyor. Ziyaretçiler, etkileşimli ekranlar sayesinde sergide yer alan kişi, belge ve objelere dair ayrıntılı bilgilere ulaşabiliyor.

Yazının devamı...

BİZ NEMRUT'UN KIZLARIYIZ!

27 Mayıs 2019

Aralarında Revna Demirören, Ezgi Mola, Aslı Şen gibi isimlerin bulunduğu bir toplulukla Pervin Ersoy'un 'Her şehri ünlüsü ile geziyoruz' hareketine katıldık. Adıyaman'a yaptığımız geziden anılar ve dilimizde 'Nemrut'un kızı' türküsü ile döndük

‘Sen kendini seversen herkes sever, önemsersen dünya etrafında döner.” İnsan ilişkilerine dair sık sık duyduğumuz bu cümleler; ülkeler, kültürler için de geçerli aslında. Biz, binlerce yıldır pek çok uygarlığın güneşi doğurup batırdığı Nemrut Dağı’nı ziyaret edersek yabancılar da peşine düşer.

Konu sadece turizm gelirlerini artırmak da değil. Diyarbakır eyvan, Adıyaman harfane sıra gecelerinde, binbir türlü bilginin işlendiği türküler eşliğinde gerçekleşen ritüelleri izlerken nasıl bir medeniyetten geldiğini de anlıyor insan.

Gelenek, görenek dediğiniz şey aslında kök salmaktır, kendini bir yere ait hissetmektir. En çok çocuklarımız, amaçsız yaşamlar kurmasın diye ülkemizi, kültürümüzü tanımalıyız. Çocuklarımıza da bu bilgiyi aktarmalıyız.

Hareket yayılıyor

Urfa Kent Müzesi’ni, Göbeklitepe’yi gezip medeniyetin nereden doğduğunu bilen çocuklar, emin olun Lourve Müzesi’ndeki eserleri, Batı medeniyetini de daha iyi kavrar. Kazancı Bedih’i bilenler Mozart’ın değerini daha iyi anlar.

Son yıllarda bu anlayışın geniş kitlelere yayıldığını gözlemliyorum. Kadınlar çocuklarını da yanlarına alıp Harran’ın, Göbeklitepe’nin, Mardin’in, Diyarbakır’ın yolunu tutuyor.

Yazının devamı...

Huzursuz bacağın sonu yoğun bakım olmasın

20 Mayıs 2019

Huzursuz bacak sendromunuz varsa doktor doktor gezmeden önce mutlaka damarlarınıza baktırın. Hastalığın kaynağı iç varis olabilir. Varisler tedavi edilmezlerse pıhtıya, özellikle büyük pıhtılar ise hayati tehlikeye yol açabilir

Gece yattığınızda bacağınızı koyacak yer bulamıyor musunuz? Ne yapsanız rahat edemiyor musunuz? Sallasanız, iki bacağınızın arasına yastık koysanız da olmuyor mu? Hele sıcak ve susuz geçen bir günün gecesiyse... Ya da uzun bir uçak yolculuğunun ardından...

Son yıllarda hemen herkesin dilinde olan ‘huzursuz bacak sendromu’, aslında çoğunlukla bacaklardaki iç varis hastalığından kaynaklanıyor. En büyük tehlikesi damarlarda pıhtıya sebep olabilmesi. Bu pıhtının da kalbe ve akciğere ulaşması ise hayatımızı riske edecek kadar tehlikeli sonuçlar yaratıyor. Sıvı kaybının özellikle tetiklediği bu hastalığa yaz sıcakları öncesinde dikkat çeken Kalp Damar Cerrahı Prof. Dr. Melih Us, konuyu Milliyet okurlarına anlattı.

Sinsi ilerliyor

- Venöz yetmezlik nedir?

Toplardamarların genişlemesi hastalığına varis deniyor. Damar genişlediğinde yer çekiminin etkisi ile laktik asit (kirli kan) bacakta kalıyor. Bu da kişiyi her sabah yorgun uyandırır. Laktik asit vücuda çok zarar verir. Hastalık uzun sürede yavaş yavaş, sinsice oluştuğu için kişi bunu fark etmiyor.

- Tanısı zor bir hastalık mı?

Maalesef, huzursuz bacak sendromu ile ilgili olarak hasta yıllarca nörolog ya da ortopedistlerde dolaşır. Bir gün, bir de damarlara bakalım dediklerinde sebebin iç varis olduğu anlaşılır. Toplumuzda çok yaygın. Erkek çocuklara yüzde 40, kız çocuklara yüzde 60 oranında aileden geçer. Varis hastalığında en büyük korkumuz ileri safhalarında, genişleyen damarlarda kan yeterince yukarı çıkamadığı ve ilerleyemediği için pıhtıya sebep olabilmesi. Allah korusun pıhtı damarlardan kalbe, oradan da akciğere atabilir. Hayatı tehdit edecek boyutlara varabilir. Bu nedenle iç varisi ciddiye almak gerekiyor.

Yazının devamı...

100 YIL SONRA O'NUN YOLUNDA

15 Mayıs 2019

Milli Mücadele’nin başlangıcının 100’üncü yılında on binler Ata’nın yolunda yürüdü. Samsun’daki yürüyüş, Koç Grubu’nun ‘Üstümüze Vazife’ diyerek hazırladığı 1919 metrelik bayrağın altında gerçekleşti

Türkiye’nin en geniş katılımlı gençlik ve spor festivali Koç Spor Fest bu yılki Büyük Finalleri’ni Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Samsun’a çıkışının 100’üncü yılı vesilesiyle Samsun’da gerçekleştirdi. 5 bini aşkın üniversiteli sporcu, antrenör ve spor insanını müsabakalar için Samsun’da buluşturan festival, ‘Büyük Halk Yürüyüşü’yle başladı, yürüyüşe 1919 metrelik Türk bayrağı da eşlik etti.

Gençlik festivali, 62 branşta 26 bin üniversiteli sporcuyu bir araya getiriyor. Üniversite Spor Oyunları’nda Büyük Finaller bu yıl 19 Mayıs 1919’un 100’üncü yılı vesilesiyle Samsun’da gerçekleşiyor.

50 bin kişi yürüdü

Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu, Samsun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğinde Koç Holding’in düzenlediği “19 Mayıs’ın 100’üncü Yılında Yürüyoruz Yolunda” yürüyüşüne yaklaşık 50 bin kişi eşlik etti.

Samsun’da bulunan 5 bini aşkın sporcu, antrenör ve spor insanı ile birlikte Samsun halkının geniş katılım gösterdiği yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’nda başlayıp, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile Samsun’a ayak bastığı yer olan Tütün İskelesi’nde sona erdi. Yürüyüşün ardından Aslı Gökyokuş ve Athena konser verdi.

Yazının devamı...