‘Bu yapılandırma değil Şahenk, Doğuş’a kefil’

Eklenme Tarihi08.08.2018 - 0:19-Güncellenme Tarihi08.08.2018 - 0:19

Toplam 2.3 milyar euro’luk borcu için 12 banka ile masaya oturan Doğuş Grubu’nun Başkanı Ferit Şahenk, “Bu yapılandırma değil, bir köprü kredisi gibi... Ana hissedar olan Şahenk Ailesi, gruba kefil oldu” dedi

Bodrum Klasik Müzik Festivali’nin açılışı için Doğuş Grubu’nun davetlisi olarak Bodrum’a gittik. Doğuş Grubu, 7 sektörde 300’ün üzerinde yatırımı ve 35 bini aşkın çalışanı ile Türkiye’nin önde gelen grupları arasında.

Grubun, 12 bankaya olan 2.3 milyar euro’luk borcun yeniden yapılandırılması için bankalarla yürüttükleri görüşmeler ekonominin önemli gündem maddelerinden birisi. Uzun süredir beyanat vermeyen Doğuş Grubu’nun Başkanı Ferit Şahenk ile Bodrum’da bir araya geldik. Grubu ile spekülasyonlara da neden olan son gelişmeleri konuştuk. Hemen her gazeteden temsilcinin bulunduğu toplantıda Şahenk ailesinin, bankalara teminatın yanı sıra şahsi kefalet de verdiğini öğrendik.

Babasının öğüdünü tuttu

Ailesiyle şahsi kefaletin bir samimiyet göstergesi olduğunu söyleyen Şahenk babasının bir sözünü hatırlattı: “Babam hep sen inandığını göster ki, herkes inansın” derdi.”

Ferit Şahenk, Doğuş Holding CEO’su Hüsnü Akhan’ın başkanlığında, içinde duayen bankacı Ergun Özen’in de bulunduğu bir ekibin detaylı çalışarak, bankaların kendilerinden isteyeceği her şeyi önceden hazırladıklarına inandıkları bir teklif hazırlayıp sunduklarını söyledi. 2.3 milyar euro’luk borç için, bankalara 3.6 milyar euro’luk teminat verilmiş.

2 yılı faiz ödemeli, 4 yılı faiz ve ana para ödemeli bir plan sunulmuş. Ferit Şahenk kurmaylarıyla birlikte sorularımızı yanıtladı:

‘Rüya’sını büyütüyor

- Yeme içme sektöründe nasıl gidiyorsunuz?

Bir memleketin ismini duyurması, turistlerin daha uzun süreli kalması için bu eğlence ve yemek işleri çok önemli. Culinary dediğimiz olay memleketlerin kültürünün daha fazla anlaşılmasını, insanların daha sempatiyle bakmasını sağlıyor. Bu sektörler ülkelerin soft power dediğimiz gücünü oluşturuyor. Nusret, Günaydın, şimdi Rüya adlı yeni Türk lokantamız ile bu konsepti yarattık. Türk ve Anadolu mutfağını en iyi şekilde yurt dışına anlatan bir grup haline geldik. Bu sektörü kayıtlı ekonominin bir parçası haline getirdik. D.ream bir rüyaydı. Levent Veziroğlu bir seyahatte bir beyaz sayfanın üzerine bu işe girsek nasıl olur, böyle bir eksiklik var diye çizdi. Gördük ki dünyada gelir arttıkça, turizm büyüdükçe, inşaatlarda mutfakların metrekaresi azaldıkça insanlar daha fazla dışarıda yemek yiyor. Amacımız d.ream’i 7-8 milyar dolarlık bir büyüklüğe getirmek. D.ream’in değeri, yüzde 17’lik hisse satışıyla 1.2 milyar dolar olarak tescillendi.

Yatırımın % 81’i Türkiye’ye

- Yurtdışı yatırımlarınızla ilgili olarak kaynağın yurtdışına çıkarıldığını düşünenler de var...

Ferit Şahenk: Doğuş Grubu’nun yurt dışındaki bütün yatırım yaptığı işlerin üstündeki yapı olarak Doğuş Holding var. d.ream’in yüzde 17’sinin satışından gelen 200 milyon dolar mesela, d.ream üzerinden direkt Doğuş Holding’e geldi. Bizim bir iki tane daha böyle yaptığımız iş var. Onları da zamanı gelince paylaşırız. Başlarken, bu iş 1 milyar dolar olur mu olmaz mı diye tartışıyorduk. Bazı dedikodular oldu ama geldiğimiz noktada artık yeme içme işi ve entertainment’la beraber önemli bir sektör haline geldi.

Dostlarımız bizim ne olduğumuzu bilir, memleketimize olan bağlılığımızı bilir. Kaldı ki 2005 - 2017 yılları arasında grubumuz, 9 milyar dolarlık yatırım yaptı. Bunun 8.6 milyar dolarını işlerimize, 400 milyon dolarını da sosyal sorumluluk projelerine yatırdık. Yaptığımız yatırımların yüzde 81’i memleketimizdedir. Yüzde 19’u da restoranlar, marina yatırımları için yut dışına yapıldı. Bazı yaklaşımlar, finans sistemini ve dünya gerçeklerini anlamaktan uzak düşen insanların yaptığı yorumlar olarak bakıyorum. Bunu diyenlere mantık olarak yapabileceğim bir şey yok. Biz demiyor muyduk ki, Türk şirketleri bölgesel güç olsun. Bunların olabilmesi için yurt dışına da yatırım yapabilmeniz lazım. 

‘İskonto istemiyoruz’

- Bankalarla yeniden yapılandırma görüşmeleriniz ne aşamada?

Şahenk: Hüsnü Akhan ve tabii ki kısmen Ergun Özen’in oluşturduğu ekiple birlikte, bankalara, hak hukuk çerçevesinde en doğru olan nakit akışlarını çıkarıp bir program sunduk. Masanın öbür tarafında zamanında oturduğumuz için ne istediklerini bilir konumdayız.

Bunu daha onlar incelemeye almadan arz ettik. Tabii herkes dünyayı aynı şekilde görmeyebiliyor. Şu anda geldiğimiz noktada, çok kısa zamanda en güzel biçimde bu olay ortadan kalkacak. Az önce söyledim.

Biz yeniden yapılandırma yapmıyoruz. Ne bir kesinti istiyoruz, ne de iskonto. Faizi piyasada neyse ona göre oluşmasına bakıyoruz. Kaldı ki, bütün bu söz konusu kredi portföyünün yapısını iki yıl faiz ödemeli, dört yıl ana para artı faiz ödemeli olarak konuşuyoruz.

3.6 milyar euro teminat

Hüsnü Akhan: Bankalarımızla yeniden vadelendirmeye soktuğumuz total kredi portföyümüz, bütün kredi portföyümüzün yüzde 42’sine tekabül ediyor. Dolayısıyla biz tamamını masaya koymuş değiliz. Bu birincisi. Bu bence çok önemli bir boyut. İkincisi, yeniden vadelendirmeye tabi tuttuğumuz portföyümüzün yaklaşık üçte ikisinden fazlası teminatlı değildi. Ama şimdi bankalarımıza yüzde 150 oranında teminat veriyoruz. Dolayısıyla bütün kredi portföyü teminatlı hale geliyor. Bu çok önemli. Şu andaki rakamlara baktığımızda, beş şirketimizin altındaki yaklaşık 2.3 milyar euro tutarındaki kredilerimizi yeniden vadelendirmeye tabi tutuyoruz. Bunlar için yaklaşık 3.6 milyar euro tutarında bir teminat havuzu ortaya koyuyoruz. Gerek gayrimenkullerimiz, gerek şirket hisseleri, ilave olarak Şahenk Ailesi’nin imzalarını veriyoruz. Dolayısıyla bu anlamda biz bu programa çok inanıyoruz, bankalarımız bu programa son derece olumlu yaklaşmış durumdalar. Tamamiyle ana hissedarlarımızın da arkasında olduğu, elini taşın altına koyduğu bir program. Tahmin ediyorum en kısa zamanda imza aşamasına geleceğiz.

Şahenk: Hüsnü Bey ilk gün bu çalışmayı, çalıştığımız bankalarımıza arz ettiğinde, -ki genellikle bu tür şeylerde en son zorlanarak istenen şeydir- ana hissedarların da buna imza atacağını söyledi. Rahmetli pederin bir lafı vardı, derdi ki, “Sen inandığını göster ki, herkes inansın.” Bu kadar net. Biz bu programa inanıyoruz. Biz kimseye ağırlık olmak istemiyoruz, istediğimiz şey 35 bin çalışan arkadaşımızla yeni oluşan stratejimizle ileriye dönük koşabilmek. Bunu bir köprü kredisi gibi görmek lazım.

Hüsnü Akhan: Bizim şu anda bankalardan talebimiz iki yıl faiz ödemeli ana para ödemesiz, dört yıl ana para artı faiz ödemeli bir program. Dolayısıyla yaklaşık ortalama 4 yıl vadeli bir kredi paketinden bahsediyoruz. Şu anda bu portföyümüzün üzerindeki vade 2 yıl. Bir anlamda vadeyi iki sene ötelemiş oluyoruz. Gün tasarruf günü. Biz de grup olarak 5 yılda 300-350 milyon euro’luk tasarruf hedefi koyduk. Bütün şirketlere bu çerçevede bir şablon verildi. Kredi vadelendirme planı bankalarca onaylandıktan sonra aynı ekip bu planı da takip edecek.

OVP açıklandıktan sonra yabancı girişi başlar

- Ekonomi yönetimini nasıl buluyorsunuz?

Şahenk: Son dönemde yapılan açıklamalarda doğru kararların, mesela bu kredi kartlarıyla ilgili alınan kararların çok doğru olduğunu görüyorum. Ekonominin belirli bir süre soğutulmasının, cari işlemler açığı, tasarruf anlamında olsun, aslında devletimiz de şu anda faiz dışı fazla verilebilmesi için doğru önlemleri alıyor. Kısmen belirli bir ölçekte şu anda Doğuş Holding’in kendi içinde yaptığını Türkiye Cumhuriyeti devleti yapıyor.

Onun için bu orta vadeli planda da biz nasıl kendimize nakit akışı çıkarıp olayımızı görüyorsak, devlet de bunu yapıyor. Burada güzel olan, orta vadeli planda bütün ekonomideki paydaşlara görevler düşmesiydi. Kısa vadede tabii ki bu mali politikaların, ticarette biraz baskısı olabilir. Ama rakamlar düzeldikçe, sermaye piyasaları ile ilgili hiçbir endişem yok.

Sabit getiriye yatırım yapan yatırımcılar belli fiyatlarda, belli durumlarda muhakkak gelirler, Türkiye’de satın almaya başlarlar. Burada önemli olan, bu programın açıklanması, ki çok güçlü açıklanacağına inanıyorum. Bunun arkasında toplum olarak durmamız ve uygulandığını piyasaya gösterdiğimizde, doğru reformlarla bu işin arkası rahat gelir.

Çünkü Türkiye gibi şu anda böyle fırsatları olan çok az ülke var. Bence Türkiye şu anda en ucuz dönemini yaşıyor.

Galataport 2020’nin Şubat ayında açılıyor

- Yeni yatırımlara devam edecek misiniz? Galataport ne aşamada?

Hüsnü Akhan: Galataport kendi finansmanını altı bankayla yaratmıştı biliyorsunuz. 2020 Şubat’ında, kruvaziyer limanı, ofisleri ve alışveriş mekanlarını açacağız. Mayıs 2020’de Peninsula Otel’in açılışını yapacağız. Peninsula, otel ve araziye eş ortak olarak oteli yapıyor. Bu aslında böyle bir grubun da Türkiye’ye gösterdiği çok büyük güvendir. Yaklaşık 225 milyon euro koyuyorlar.

Göbeklitepe dışındaki projelerde tasarruf zamanı

- Grubunuzun büyük sosyal sorumluluk projeleri var. Onlar devam edecek mi?

İnşallah bu grupla beraber Göbeklitepe’ye gideriz. Böyle güzelliklere imza atabilmek, Türkiye’nin, dünyanın tarihini değiştiren projelerde yer alabilmek güzel bir şey. Ama şu anda artık zaman, bizim gerçeklerimizde tasarruf yapma zamanıdır. Durdurmayacağımız bir Göbeklitepe var, bir iki başka projemiz daha var. Ama öbür projelerden bir iki sene affınızı rica edebiliriz. Biz yine bu ekiple, iki sene sonra büyük işlere imza atarız.