Erdoğan Demirören basının ufkunu genişletti

Eklenme Tarihi11.06.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi11.06.2018 - 1:07

Çok yönlü kişiliğiyle iş dünyasında yol gösterici olan Erdoğan Demirören, birlikte çalıştığı gazetecilerin de ufkunu açtı. Evet uzmanlığa çok değer verirdi ancak gazetecileri hayatın her alanında yazmaları için teşvik ederdi.

Türk sanayisinin duayen isimlerinden patronumuz Erdoğan Demirören'i ebediyete uğurladık. Ailesinin ve hepimizin başı sağ olsun. Erdoğan Demirören'in cenaze töreni siyaset, kültür-sanat, spor camialarını buluşturdu. İş dünyası, sanat, cemiyet, spor dünyasının önde gelen isimleri dün Fatih Camii'ndeydi, O'na karşı son görevlerini yerine getirdiler.

Fatih Camii'nin avlusunda namaz için cemaatin saf tutmasını beklerken, Erdoğan Demirören'in bu insanların hayatlarına tek tek dokunuşunu düşündüm. Çünkü O, çok yönlü kişiliğiyle ve zorlukların imbiğinden süzdüğü deneyimleriyle herkese yol gösterirdi. Bilgisini aktarır, gustosu ile zenginleştirirdi... Kısacası O, ufuk açan bir insandı. Her karşılaşmamızda, "Kızım sanat yaz, kent haberleri yaz" nasihatıyla sınırlı bir alanda kalmamam gerektiğini telkin ederdi bana. Elbette uzmanlığa çok önem verirdi ancak O'na göre gazeteci, hayatın her alanında etkin olmalıydı.

Taziye ziyaretimde Demirören Holding Yönetim Kurulu Üyesi Meltem Demirören Oktay, "Sizleri yetiştirdi, yönlendirdi" derken bu anlamda çok haklıydı. Gerçekten kendisinin uyarması üzerine şirket bilançolarından, kar-zarar kısır döngüsünden başımı kaldırıp sanattan sivil topluma, sağlıktan eğitime, bilimden insan hikayelerine hayatın her alanındaki haberleri gazeteme taşıdım. Rakamların arkasındaki dünyaya yönelmem Erdoğan Bey'in telkinleri sonrasında oldu.

Sanatla çarpan bir yürek

Türk basınında sanat haberlerine tam sayfa yer açan isimdi. Reklamverenlere tam sayfa yer açıldığı, sayfa maliyeti hesabının yapıldığı bir ortamda konu sanat olunca hiç sakınmazdı.

Haber için istihbarat da verirdi! İstanbul'da katıldığı sanatsal bir etkinliğin ardından mutlaka, "Kızım git, gez, yaz" derdi. Kendisinin uyarmasıyla kaç kez yeniden fuar, galeri sergi alanına geri dönüp fotoğraf çekmişliğim vardır.

Şişhane'de eski İstanbul'u yaşattığı ofisi sadece sektörlerine yön veren milyon dolarlık şirketlerin beyni değil aynı zamanda sanatçıların, galericilerin uğrak yeriydi. Hatta sekreteri İclal Tuncay, iş toplantılarının başlayacağını haber verdiğinde sanat sohbetlerine virgül koyardı Erdoğan Bey... Osman Hamdi'nin Paris yıllarını, Picasso'nun özel hayatına dair detayları, sanat tarihimizdeki önemini Erdoğan Bey'in sohbetlerinde öğrendim.

Erdoğan Demirören hem duayen bir işadamı, hem önemli bir sanat hamisiydi. Deneyimlerini cömertçe paylaşır, herkesin ufkunu açardı.

En büyük mirası gustosu

Pek öne çıkarmaz, mütevazı davranırdı ama en büyük sanat koleksiyonuna sahip işadamıydı Erdoğan Demirören. Üstelik sanatın her dalıyla ilgiliydi. O kadar çok farklı alanda koleksiyon, eser vardı ki kendisinde... En büyük tombak koleksiyonu, en büyük Tophane koleksiyonu onundu. Hat koleksiyonunun önemine ilk uyanan işadamlarındandı. Şişli'deki gazetemiz Milliyet'in her katına sanat zevkimizin gelişmesi için çağdaş sanat eserleri astırdı. Anadolu Hisarı'ndaki yalısı zaten bir müze gibi... Çocukları, torunları böyle bir gustoyla büyüdü... Meltem Demirören, Revna Demirören sanat tutkusunu yaşatan isimler. Gelini Revna Demirören sanata mesai harcar, sanatçı atölyelerini ziyaret eder, Erdoğan Bey'e danışırdı.

İstanbul onun için hayattı

Sanat tutkusu gibi süzülmüş zevkleri, sektörlerinin öncüsü milyon dolarlık şirketleri vardı ancak Erdoğan Demirören, steril ve dokunulmaz bir hayatı tercih etmedi. O, şehri solumayı seven bir İstanbulluydu. Bazen soğuk kış günlerinde bile ofisinden çıkıp metroya biner, hayatı gözlemlerdi. Geçen yıl bir sohbetimizde, "Metroda gençlere baktım, çoğu yeşil giymişti, bu sene yeşil moda olacak galiba" dediğinde şoke olmuştum. Metroyla Levent'e giderken, metroda çektiği fotoğrafları gösterdi. O, hayatı ekranlardan takip eden değil, birebir deneyimleyen bir kuşağın son temsilcilerinden biriydi...

Elbette biricik eşi Tülin Demirören, evlatları Yıldırım Demirören, Meltem Demirören, Tayfun Demirören, gelinleri Revna Demirören, Reyhan Demirören, torunları, kardeşleri bugün çok üzgün, O'nu kaybetmenin acısı kor gibi yüreklerinde... Ancak biz gazeteciler de aile büyüğümüzü yitirmişçesine buruğuz, çünkü bizde de emekleri çok büyük. O nedenle Demirören Ailesi'nin yanında camiamıza da başsağlığı ve sabır diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun...

Osman Hamdi'ye gençlik aşısı!

Yıl 2004, TMSF, el konulan Erol Aksoy koleksiyonundan Osman Hamdi Bey'in, 'Kaplumbağa Terbiyecisi" eserini açık artırmada 5 trilyona (5 milyon TL) sattı. Bugünün parasıyla bile bir yalının değerinde olan fiyat, o gün itibariyle bir sanat eserinin satıldığı en yüksek değeri ifade ediyordu. Sanat piyasasına ilişkin haberlerin, sıradan insanların dikkatini çekmesi bu satışla olmuştu. 
Türk sanat tarihinin en önemli isimlerinden Osman Hamdi'nin, 'Görünenin Ötesinde Osman Hamdi' adıyla Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılan sergisinin kokteylinde, Nazan Ölçer'in elini sıkarken birden gece yarılarına kadar çalıştığımız, işadamlarının resim koleksiyonlarına da bakar olduğumuz, Erdoğan Demirören'den koleksiyonu için röportaj istediğim, araya aile dostu Hüsnü Güreli'yi soktuğum o günler geldi aklıma...

Geçen hafta, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde, Osman Hamdi tablolarının deyim yerindeyse pigment pigment incelendiği bugüne kadar gördüklerimizden çok farklı bir sergi açıldı. 

Bank of America Merrill Lynch’in dünya kapsamında sürdürdüğü ‘Sanatı Koruma Projesi’ kapsamında değerlendirilen Osman Hamdi Bey'in eserlerin araştırılması iki yıl süren bir çalışmanın ardından Sakıp Sabancı Müzesi Atlı Köşk’te sergilenmeye başlandı. 

İki yıllık çalışma

Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, yönetim kurulu üyesi Sevil Sabancı, Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer ve konuklarıyla sergiyi gezerken bir yandan da konuklarına iki yıl süren çalışmanın detaylarını anlatıyordu. 

Bilimsel analizler yapıldı

Tabloların yanında adeta anatomisi çıkarılan eserlerin araştırma aşamalarıyla ilgili ayrıntılı bilgiler konuymuş. Eserlerin bilimsel analizlerinde öncelikle X-ışını görüntüleme tekniğiyle, tablolarda uygulanan eski restorasyon işlemleri, ağır metal içeren boyaların yerleri ve çıplak gözle görülmeyen alt katmanlardaki bulgular incelenmiş. 

Osman Hamdi Bey’in, eserlerine boyayı uygulamadan önce kara kalemle yaptığı eskizler, boyama teknikleri, eserlerin geçirdiği dönüşüm incelenmiş. Ardından sanatçının kullandığı malzemelerin yapısını, rengini, boya katmanlarını ve dokusunu incelemek üzere kimyasal analiz çalışmaları yürütülmüş. 

Meryem Ana mavisi

Türkiye'de ilk defa gerçekleştirilen bir araştırma ile sanatçının diğer tablolarının aksine Vazoda Çiçekler tablosunda sentetik değil, doğal denizaşırı mavisi pegmenti kullandığını görüyorsunuz. Çok değerli bu pigment, Ortaçağ'da, sadece varlıklı kişiler tarafından verilen siparişler ve Meryem Ana'nın kaftanının rengi için kullanılmış. 

En kapsamlı çalışma  

Sakıp Sabancı Müzesi, Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ortak çalışmasıyla yürütülen çalışmaya, Getty Konservasyon Enstitüsü de test sonuçlarının değerlendirilmesinde danışmanlık yaparak katkı sağlamış.  Güler Sabancı, son dönemin en özel projelerinden biri olan serginin 31 Aralık'a kadar açık kalacağını söyledi. Yolunuzu sanatçının adeta atölyesine girdiğiniz bu sergiye mutlaka düşürün.