Fransız tasarım köyü Tekirdağ'da klonlanıyor...

Kendi şirketi Koleksiyon’la başlayan tasarım tutkusunu vakfa dönüştüren Faruk Malhan’ın yeni hedefi Tekirdağ’da tasarım köyü kurmak. Bu köyde yer alacak atölyelerde tasarımcılar üretim yapacak, firmalar da buradan tasarım satın alacak

Koleksiyon Mobilya’nın yaratıcısı Faruk Malhan, Tasarım Vakfı’nı kurdu. Malhan tasarım duayeni bir isim... Onlarca genç tasarımcı ile farklı farklı sektörlere tasarım üretmek gibi bir gayesi var. Bursa’da bir tekstil firması için tasarım yaptılar bile...Tasarım Vakfı, şu anda da Mezopotamya sanatı telkari için büyük bir mücevher firmasıyla el sıkışmak üzere...
Tasarım atölyesi, tasarım köyüne giden yoldaki ilk adım... Malhan, Tekirdağ taraflarında içinde yüzlerce sanatçı, mimar, tasarımcının çalışacağı bir tasarım köyü planlıyor.
Vegasack danışma kurulunda
Sohbetimiz ilerledikçe kafasında Fransa’da dünyanın önde gelen tasarım merkezlerinden Domaine de Boisbuchet’in bir benzerini Türkiye’de kurmak olduğunu gördüm. Dünyanın en önemli endüstriyel mobilya tasarımı koleksiyoncusu, serbest küratör Alexander Von Vegesack Tasarım Vakfı İstanbul’un danışma kurulunda... Vegesack ünlü Vitra Tasarım Müzesi’nin de kurucu müdürü. Frank Gehry’nin tasarladığı dünyanın en önemli tasarım müzesi Vitra, Zaha Hadid’in de kariyerinde önemli bir dönüm noktası. Hadid adını burada yaptığı itfaiye binasıyla duyurdu. Fransa, İsviçre, Almanya’nın kesiştiği üçgende yer alan Vitra’nın tasarım ürünlerinin de sergilendiği müzenin camlarının her biri başka ülkeye bakıyor.
Kağıt evler, değirmen kafe
Vegesack, 1989 yılında, Fransa’da içinde Ortaçağ’dan kalma malikane, şato, dehlizlerin olduğu 200 dönümlük bir arazi (charente bölgesi) satın aldı. Vegesack’in amacı 15. yy’dan kalma yapıların olduğu bölgeye hem tarımsal hem de kültürel yönden hayat katmaktı. Arkadaşlarıyla kolları sıvayıp önce binaları restore ettiler. Tarımsal aktiviteleri tekrar başlattılar. 1996 yılından itibaren de hem tasarım hem de mimari alanda atölyeler çalıştırmaya başladılar.
1996’dan bu yana dünyanın dört bir yanından ünlü tasarımcı, mimar ve genç sanatçılar buraya gelip sadece deneysel değil inovatif malzeme ve yapım metotlarıyla doğayla iç içe özel binalar inşa ediyor, tasarımlar yapıyor. Fransa’daki tasarım köyü kağıttan bina, bambu ev, manej, özel Japon evi, kutup evi, piramit, göl, konferans salonu, değirmen şeklinde dizayn edilmiş tasarım mağazası ve kafesiyle ünlü. Grafik sanatları, fotoğraf, ürün tasarımı, takı tasarımı, mimari konularında genç tasarımcılar hünerlerini gösteriyorlar.
Malhan, hayatının en verimli dönemlerinde günlük işleyişi çocuklarına bırakarak Türkiye’nin en büyük eksiği tasarıma yöneldi. Şirketin finansalları onu neredeyse hiç ilgilendirmiyor. Tasarım köyünün bir benzerini Trakya bölgesinde kurmaya çalışıyor. Kurduğu Tasarım Vakfı’nda, yüze yakın tasarımcı ile sanayiye katma değerli ürün üretimine yönelik tasarımlar yapıyorlar.

Fransız tasarım köyü Tekirdağda klonlanıyor...
Fotoğraflar: Yunus Dalgıç

40 yıl oldu, yeter dedim

Koleksiyon Mobilya ile başlayan ve şu anda vakfa uzanan tasarım yolculuğunuzdan söz eder misiniz?

40 yıl oldu. Yeter dedim, günlük akışı çocuklarım ve yöneticilere devrettim. Bütçe toplantısını şu an bensiz yapıyorlar. Hala 25 yaşında giydiğim pantolonu giyiyorum. Tasarım artık strateji, pazarlama, yönetimi etkileyen bir olgu. Büyük bankaların hepsinde dizayn management departmanı var...
CEO’lar bu departmanda çalışanların ağzına bakarlar. Onların getireceği en ufak bir yenilik finansalları büyütür zira,

Sizin finansallarınız peki?
Koleksiyon’da 700 kişi çalışıyor. 15 mağaza var. Kolombiya, Londra, Kahire’de mağazamız var.

Ne yapar Tasarım Vakfı İstanbul?
Türk sanayisinde tasarımcı çok az kullanılıyor. Tasarımcıya az para veriliyor. Ürünlerimiz kilogramı düşük katma değerle ihraç ediliyor.
Ekonomi sektörü tasarımcılarla işbirliği içinde olmadığından böyle. Burs vermek, hayır işleri yapmaktan daha farklı bir yerde faaliyet gösterecek vakıf. Tasarım Vakfı İstanbul’un misyonu, tasarımı ekonomiye, ekonomiyi tasarıma kazandırmak.
Takı, moda, tekstil, seramik, cam, grafik, mimarlık, endüstri ürünleri, yeni medya tasarımı gibitüm yaratıcı endüstriler kapsamımızda. Etkinliklerimize eylülde başladık.
Vakıf, bu topraklara ait canlanmayı bekleyen kültürel mirası güçlü şehirleri, köyleri, zanaatkarları ve ustaları ziyaret ederek yerel kültürleri çağa uyarlayarak uluslararası platformlara taşımayı hedefliyor.
Eski dünyanın mirasını, yaratıcılığı reel ekonomi ile birleştirerek tüm dünyaya tanıtmayı amaçlıyoruz. Özgün, evrensel değerlerde tasarım üretimini destekleyeceğiz. Tasarım Vakfı’nın oluşturmayı planladığı tasarım işlikleri bir öncü girişim işlevi de üstlenecek.
Tasarım köyünün mayası tasarım işliklerinden alınacak. Kültürel, sanatsal, ekonomiye ve iş gücüne katma değerler kazandıran ürünleri dünya pazarına tanıtacak tasarım mağazaları kuracağız. Kurduracağız.
Tasarımları ekonomi ile buluşturarak ihracatı, kullanıcı ile buluşturarak yüksek katma değerli ürünler sayesinde ülkenin döviz girdilerini artırmak istiyoruz. Mevcut kültürel mirası tanıtarak yöresel kültür ekonomilerini oluşturmayı, evrensel değerleri yerele, yerel değerleri evrensele taşımak suretiyle istihdamı canlandırmayı hedefliyoruz.

Telkari yeniden vitrine çıkıyor

Neden ilk çalışma takı üzerine?

İlk takı Mezopotamya’dan çıkmış. Telkari... İlk yerleşim, ilk çanak çömlek, ev, tanrılar, mitoloji hep Mezopotamya’da. Eylül’de Mardin ve Midyat’a gittik. Telkari, M.Ö. 2500’lü yıllardan günümüze, bölgenin zanaatkarları tarafından büyük ustalıkla uygulanan bir teknik. 18 kişilik bir çalışma ekibi ile gerçekleştirilen Mardin, Midyat gezisi Mardin Valiliği, Midyat Kaymakamlığı, Midyat Meslek Yüksek Okulu, Kasr-ı Nehroz ve Koleksiyon’un desteği ile gerçekleşti.Takı atölyesinden çıkan tasarımlar için çok yaygın satış ağı olan bir mücevher firmasıyla yaptığımız görüşmeler sonuçlanmak üzere.
Anadolu’da geçmişi 5 bin yılı bulan, Ortadoğu, Avrupa üzerinden Amerika’ya, Avustralya’ya büyüyen telkari pazarının merkez üretim üssü Mardin ve Midyat. Ancak şu anda yörede satılan telkari işi kuyum ve takı işlerinin ancak yüzde 5’i gerçek üretim. Kalanı Uzakdoğu kaynaklı taklit ürünler. Mardin ve Midyat’ta gezilen telkari atölyeleri, İstanbul’da tasarımcıların çalışmaları için kurulan telkari atölyesi, İstanbul’a Midyat’tan gelen telkari ustaları tasarımcıların önünü açacak.
Takı tasarımcıları ile telkari ustalarının beraber çalışması sonucu ortaya çıkan ürünlerin, dünya pazarında fark yaratmak isteyen, özgün tasarım arayışında olan kuyum sektörüne sunulması, ekonomideki katma değeri artıracak.

Sultanlardan ilham geldi

Tekstil tasarım atölyesi peki?
İkinci çalışmamız tekstil üzerine oldu. Türkiye’nin farklı illerinden gelen ve farklı okullardan mezun 13 tekstil tasarımcısından oluşan ekip, 9 Aralık’ta önce çeşitli seminer ve sunumlara katıldılar.
Mesela, Sümerbank arşivini Türkiye endüstriyel tasarım tarihine kazandıran akademisyen Dilek Himam Er, İzmir’deki Sümerbank Fabrikası’nın kapanmasıyla çöplerden toplanan, 80 yıllık 5 bine yakın parçadan oluşan basma kumaş arşivinin nasıl oluşturulduğunu tasarımcı arkadaşlara anlattı. Ardından Gaziantep’te önemli incelemeler yaptılar. Ekip Bursa’ya gitti. ‘Zamanın Gölgesi’ dediğimiz bu çalışma Bursa’daki tekstil firması Vanelli sponsorluğunda gerçekleşti.
Genç tasarımcılar Bursa’daki fabrikada şahane işler çıkardılar.
Atölyeden ilk görüntüler Heimtextil fuarında hazırlanan bir filmle Vanelli standında sergilenecek. Tasarımlar ihracatta kullanılacak.

Tasarım köyleri projesi nedir?
Bir benzerini Fransa’da gördüm. 200 dönüm üzerinde kuracağız. Pavyon evler, bu evler arasında serpilmiş atölyeler olacak. Tasarımcılar burada üretim yapacak, firmalar gelip buradan tasarım satın alacak. Burada workshoplar da yapılacak.
Ortak akılla tasarım üretimi başlayacak. Alexander Von Vegesack Vitra Vakfı’nı kuran kişi. Aynı zamanda bizim danışma kurulumuza üye. Fransa’da 200 dönüm arazi alarak Boisbuchet’i kurdu.
Burada yılda 20 civarında workshop yapıyor. Dünyanın her yerinden tasarımcılar geliyor. Biz de yeni havaalanına uzak olmayan bir arazide bu köyü kurmak istiyoruz. Tekirdağ civarlarında... Bizim fabrikamız da Tekirdağ’da.

2014 yorgun bİr yıl olacak

2014 için korkuyor musunuz? Döviz hareketlendi?

Piyasa tepki verdi ve bana göre satın aldı. Ekonominin eski kırılganlığı azaldı. Anayasa kitapçığını hatırlasanıza. FED’in kararlarından sonra da tepki verdi, daha fazla yukarı gitmesi zor.
İhracatçı bu işten memnun bile kalacaktır. Devletin üzerindeki borç şimdi özel sektörde. Kurda daha hızlı bir yükseliş olursa bu kez özel kesim için çok kötü olur. 2014 her halükârda yorgun bir yıl olacak. Dünya ticaretinde yüzde 5.5 büyüme bekleniyor.
Türkiye’nin büyümesinin yüzde 3’te kalacağını tahmin ediyoruz. İçine girdiğimiz bu sürecin de etkisiyle insanlar biraz daha ihtiyaç giderme ve gereksinimler çerçevesinde kalacaklar.
Komşu ülkelerle ilişkilerimizde belli sıkıntılarımız var. Ama günümüzde inovatif ürünlere ilgi artacak. Kültürle, sanatla, özle ilişki kuran işlere yakınlık artacak.

Kırmızı boğayı bİle kızdırır, sİyasette olmaz

Bir mobilya olan koltuk, aynı zamanda siyaset dünyasında da önemli bir obje... Sizce bir siyasetçinin koltuğu ve odası nasıl olmalı?
Siyaset arenası bir yönetim ve güç dünyası... Böyle olunca siyasetçi gücü kendisinden yola çıkarak açıklıyor. Gücünü aslında ne kadar dıştan aldığını, bakanlığının hizmetiyle beslendiğini hissettikçe daha demokrat bir pozisyona gelecekler.
Bana göre siyasetçinin masası büyük olmamalı. Makamına gelenler daha çok kanepe ve koltukta oturmalı. Çok fazla kırmızı olmamalı, çok kırmızı yapıyorlar makamları. Bayrağımız zaten kırmızı, onun arkasında da bazen başka bayraklar oluyor. Halıda da al renkler...
Kırmızı boğayı bile kızdırıyor. Daha yumuşak, canlı renklerin doğru olduğunu düşünüyorum. Makamlara çok fazla çiçek, vazo, resim geliyor sonra. Ağır bir hava yaratıyor bunlar da. Bu ağırlık, kırmızılar, dominant duyguyu ve davranışları artırır.
Daha demokrat bir duyguyu işlemesi lazım makamın ve üslubun. Yeşil odayı güzel süsler, mor detaylar güzeldir. Belli parçalara atılmış mavi detaylar kurumsal bir duruşu da gösterir.

Evin dekorunu para bozar

Evlerin dekorasyonu nasıl olmalı peki?
Para evin dekorunu bozar... Evde keramet, inayet vardır. Şimdi artık hep rakamlarla ölçüyoruz, metroya şu kadar mesafede, şehrin şurasında. Bu ölçümler evin metalaşmasına neden oldu. Bu şekilde alınmış olan bir ev de bana göre özünü kaybeder. Ev zarafet içermeli. Kendince hoş bir dağınıklığı olmalı. Yemek masası ve oturma takımı arasında uyum olmalı. Yemek masası çok büyük olmamalı.
Yemek programlarındaki, tariflerindeki patlama da gösteriyor ki, insan kendine dönüyor. ‘Back to home’ akımı var.

Ev mobilyasında en hızlı değiştirilen şey ne?
Kanepe... Daha önceleri yedi yılda bir değiştirilirdi. Şimdi çok kısa sürelere indi.

En seyrek değiştirilen peki?
Yatak ve gardırop.

Satışı % 20 arttı yatırıma yöneldi

Şirketinizin satışları ne durumda?
Yıllık satış gelirimiz 130 milyon TL civarında... Bunun da yüzde 40’ı ihracat... Ciromuz geçen yıl yüzde 20 arttı. Satışlarımız içinde kurumsal bölümün payı çok büyüktür. Sabancı Üniversitesi’nin bütün mobilyalarını biz verdik. Sabancı Center’ın mobilyasını da Koleksiyon yaptı. İstanbul Borsası’nın işlem salonunu yine biz yaptık.
Koleksiyonun yol haritası ne?
Kısa dönemde halka açılmak. Bunu demokratikleşme yönünde çok ciddi bir adım olarak görüyorum. Tekirdağ’da organize sanayi bölgesinde bir fabrika daha kuracağız.

DİĞER YENİ YAZILAR