İstanbul’dan İzmir’e haykıran bir protesto!

İzmir son dönemde kültür-sanat iklimiyle de bir çekim gücü haline geldi. Son sergisini Swissotel Büyük Efes’te açan Bubi, eserlerini, kural tanımayan haykırış ve protesto olarak tanımlıyor

Önceki hafta çağdaş sanatçılarımızdan Bubi'nin, İzmir'deki sergi açılışına katıldık. Bir önceki hafta da Allianz Türkiye'nin operasyon merkezi açılışı için İzmir'e gittik. İstanbulluların yolu, mayıs ayında Santa Maria konserleri için de İzmir'e düştü.

Swissotel Büyük Efes Otel'deki sergi için İstanbul'dan gelenlerle yaptığımız sohbette ayda en az bir kez, bir vesile ile insanların yolunun İzmir'e düştüğünü gördüm.

Uçak şirketlerinin sefer sayıları da bunu teyit ediyor. Bırakın Türkiye'yi, Avrupa'da en yoğun trafik İstanbul - İzmir arasındaymış. Hele şimdi yaz aylarında günlük ortalama 103 olan karşılıklı sefer sayısı daha da artacak. Nitekim Alaçatı, Çeşme, Urla festivallerle, tasting etkinlikleriyle sezonu açtı bile...

İzmir'in simgelerinden Swissotel Büyük Efes Oteli'nin hemen her noktasında sanat eserleri karşılıyor sizi. Bunların arasında girişte konumlanan Botero'nun, 'Atlı Adam' heykeli de var, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun eserleri de. Bubi'nin 6 dönemini temsil eden retrospektif sergisine ise ilgi büyüktü.

İstanbul’dan İzmir’e haykıran bir protesto

Bubi'nin, İzmir Swissotel Büyük Efes Oteli'ndeki sergisini 3 Haziran'a kadar gezebilirsiniz...

Çocuklar için fon

1990 yılında ilk atölyesini kuran Bubi, estetik kaygılardan uzak, bilinen ve genel geçer kabul edilen kurallara uymaksızın sanatını ortaya koymakta ve her eserini bir haykırış ve protesto olarak tanımlamakta.

Bubi'nin, İzmir’de ilk defa sergilenecek olan retrospektif sergisinin açılışı için Swissotel Büyük Efes, Büyük Efes Sanat ve Liyakat Derneği ele ele vererek bir ilke imza attı. "Geleceğin Girişimcileri Sanat ile Buluşuyor" projesi kapsamında çocukların eğitimi için davetiye ve sanat eserleri ile özel bir fon yaratıldı.

İstanbul’dan İzmir’e haykıran bir protesto

Bubi, sergi vesilesiyle "Geleceğin Girişimcileri Sanat ile Buluşuyor" projesi kapsamında, çocukların eğitimi için özel bir fon yaratılmasının, kendisini en az İzmirli sanatseverlerle buluşmak kadar mutlu ettiğini söyledi.

Eserler ederini bulamıyor

Fon, Liyakat Derneği tarafından yürütülmekte olan program kapsamında; sosyo-kültürel açıdan dezavantajlı bölgelerde yaşayan, 8-12 yaş arasındaki geleceğin yaratıcı ve girişimci adayı çocuklar için girişimcilik, finansal okur yazarlık, yaratıcılık eğitimlerinde kullanılacak.

Sergide sohbet ettiğim Bubi'ye, sanat piyasasının ekonomik iklimden nasıl etkilendiğini sordum. Sanatçının cevabı netti: "Ekonomideki durgunluk bizim tarafı da etkiliyor tabii ki. Ancak konjonktürden bağımsız olarak Türkiye'de marka bir çantaya verilen fiyatla kıyasladığınızda sanat eserleri ederinin altında fiyatlarla satılıyor."

Arkas Trio’nun sesi dünyada yankı buluyor

Arkas tarafından organize edilen ve artık gelenekselleşen Santa Maria Konserleri de İzmir'in, İstanbul'dan konuklar ağırladığı önemli sanatsal etkinliklerden. Konserler, Arkas Trio’nun CD lansmanı heyecanının yanı sıra dünyaca ünlü organist Andreas Rothkoph’un ilk kez İzmir’e gelerek soprano Aytül Büyüksaraç eşliğinde kilisenin tarihi orgu ile buluşmasına sahne oldu.

Santa Maria Konserleri’nin son günü Arkas Trio, nisanda piyasaya çıkan double CD’lerinden dikkat çeken parçaları dinleyicilerle buluşturdu.

İstanbul’dan İzmir’e haykıran bir protesto

Arkas Trio, Santa Maria Konseri’nde dinleyicileri büyüledi.

Başyapıtlar yer alıyor

Ülkemizde yetişen ve kendi kuşaklarının en iyi sanatçıları olarak tanınan, uluslararası yarışmalarda dereceler ve özel ödüller kazanan üçlüden keman solist sanatçısı Tuncay Yılmaz açılış konuşmasında duygularını, “Solistlik kariyerlerimizin ve isimlerimizin yanında Arkas gibi değerli bir markanın çatısı altında toplanmak bizi Türkiye’nin ilk kurumsal triosu haline getirdi. Bu double CD, Türkiye’den dünyaya sunulan ilk kurumsal trio CD’si oldu. CD’deki dört adet başyapıt, romantik döneme ait büyük ve çalınışı zor olduğu kadar dünyanın en güzel oda müziği eserlerinden sayılıyor. Böyle bir CD’yi, Türkiye’den dünyaya sunmak bizi çok gururlandırıyor” sözleriyle ifade etti.

Ege lezzetlerine ‘Kristal’ dokunuş

Alaçatı, tam da sezon açılırken yeni bir buluşma platformu oluşturdu. Bu yıl ilki yapılan Tasting (tadım) Alaçatı haftasında Alaçatı’nın en özel mekanlarında gurme lezzetler, sohbetler, etkinlikler, workshop’lar, müzik ve sanat ile buluştu.

Katıldığım workshoplarda gastronomi çevreleri, önde gelen şefler, yerli üreticiler, işletmeciler, tedarikçilerden en çok duyduğum kelime 'yerli ürün' oldu.

İstanbul’dan İzmir’e haykıran bir protesto

Yerli ve yabancı 10 şef, Ege’ye özgü lezzetlere kendi dokunuşlarını ekleyerek Kristal Masa’nın menüsünü hazırladı.

Alaçatı Tasting'i düzenleyenler de yerel üreticilerin büyük bir sabır ve özenle yetiştirdikleri lokal sebze ve meyvenin sürdürülebilir gelişimine destek sağlamayı amaçladıklarını söylüyor.

10 şef 10 yorum

Kristal Yağları, Tasting Alaçatı kapsamında Köy Meydanı’nda kurulan “Kristal Masa”da, 10 Türk ve yabancı şefin bir araya gelerek yerel lezzetleri modern çizgilerle harmanladıkları menüyü misafirlere ikram etti.

Kristal Yağları’nın, 80 yıllık deneyimiyle ürettiği zeytinyağları, Arkas Grubu'nun sponsorluğunda, 10 Türk ve yabancı şef tarafından hazırlanan lezzetlerle misafirlerin damak tadına sunuldu.

Gecede dünyadan önemli şefler Diego Prado, Giuseppe Iannotti, Pere Planaguma ve Türkiye’den Aylin Yazıcıoğlu, Caner Tübek, İnanç Çelengil, Maksut Aşkar, Mustafa Otar, Serkan Çakır, Yılmaz Öztürk, Kemal Demirasal önderliğinde mutfakta harikalar yarattı.

Gecenin açılışında konuşan şef Kemal Demirasal, “Farklı kültürlerden yabancı şefler ve Türkiye’den kıymetli şefler bir araya gelerek Ege malzemeleri ile menüyü hazırladık. Şeflerimiz kendi yaratıcılıklarını kullanarak bu malzemelerle yemekler hazırladılar" dedi. Köy meydanındaki yemekte, taze bezelye ve bakla, enginar, mavi kuyruklu karides, Ege otları kavurması, barbun, oğlak yemeği ikram edildi.

Amaç çıtayı yükseltmek

Gecede konuşan Kristal Yağları Genel Müdürü Christopher Dologh, yerel lezzetleri koruma bilinci ile başlattıkları projeleri anlattı. Dologh, “Kristal olarak amacımız Türk zeytinyağının çıtasını yükseltmek. Yok olmaya yüz tutan çeşitlere sahip çıkmak misyonuyla bir yolculuğa başladık. İzmir’de Türk ve yabancı şeflerin bir araya gelerek yerel ve modern tatları birleştirdiği bir projenin içinde olmak, İzmirli ve 80 yıldır hayatını zeytine adamış bir kurum olarak bize yakışırdı” dedi.

Kristal Masa’nın menüsünü hazırlayan şeflerden Maksut Aşkar ise, “Menüyü oluştururken Ege'nin sezon otlarını seçtik. Kristal zeytinyağı, oğlak, arapsaçı, şevketi bostan, sarımsak ve soğan kullandık” dedi.