Küresel ısınmayla ‘çekirdekten’ mücadele

Eklenme Tarihi20.10.2015 - 2:30-Güncellenme Tarihi19.10.2015 - 23:36

Küresel ısınmanın kahve üretimini istikrarsızlaştırması Nescafe’nin yaratıcısı Nestle’yi harekete geçirdi. Şirket 2020 yılına kadar üreticilere milyonlarca fidan dağıtacak

İklim değişikliği keyiflerimizden iş yapma şekillerimize kadar her şeyi ama her şeyi etkiliyor. Bu etkiden nasibini alan ürünler arasında yer alan kahvenin tedariği de her geçen gün zorlaşıyor. Kahve markaları bir yandan artan kahve zincirleri ve teknoloji rekabeti ile bir yandan da doğanın zorlayan koşullarıyla karşı karşıya. Nescafe gibi kahve markaları iklim değişikliği nedeniyle üretimdeki sürekliliği sağlamak için önemli adımlar atıyor. Nescafe’nin doğuş öyküsü bu çabanın eskilere dayandığını gösteriyor. 30’lu yıllar, Amerika’da büyük ekonomik buhran yaşanıyor.

Kahve, petrolden sonra borsada traderların üzerinde spekülasyon yaptığı ikinci emtia haline gelmiş. 1929 krizinde kahve fiyatları Wall Street’te dibe vurunca Brezilya depolarındaki büyük miktarda kahve stoğu elde kalıyor. Brezilya hükümeti, yüklü miktardaki bu satılmamış kahve için çözüm arıyor. Bebek maması üretiminde kullanılmak üzere ilk süt tozunu bularak ticari yolculuğunu başlatan Nestle’ye başvurarak bir çözüm geliştirmesini istiyor. 8 yıl süren araştırmalar sonucunda önceden pişirilip hazırlanmış, ama suyu alınıp saklanabilen “çözünebilen kahve” formülü bulunuyor. Nescafe doğuyor ve aradan geçen 77 yılda filtre kahve, kapsül kahve çeşitlerine karşın piyasadaki hakimiyetini koruyor.

300 milyar dolarlık pazar

Fabrika ziyaretinde öğrendik ki kahve üzerindeki o spekülasyon bugün de sürüyor. Borsada üzerinde oynandığı için fiyatlar bir inip bir çıkıyor. Bu dalgalanma nedeniyle çiftçiler kahve üretiminden geri çekiliyorlar. İşte bu noktada adı jenerik ürün haline gelmiş Nescafe üretimde sürekliliği sağlamak için çiftçilerine yardım etmeye başlamış. Nestle Türkiye İçecek Grubu Genel Müdürü İsmail Bütün, “Kahve üretimi çok emek isteyen bir iş. Dünyada petrolden sonra en büyük ikinci kaynak, yaklaşık 300 milyar dolarlık bir piyasa” diyor. Bütün, dünyada sudan sonra en çok içilen ve petrolden sonra da en çok ticareti yapılan ürün olan kahvenin tarımsal verimliliğini artırmak için de “Nescafe Plan” projesiyle 2020 yılına kadar, 170 bin çiftçiye 220 milyon kahve fidesinin dağıtılacağı bilgisini paylaşıyor.

Türkler mutlaka süt ve şeker kullanıyor 

Nescafe basın gezisini Dünya Kahve günü dolayısıyla yaptı. İsmail Bütün bu vesileyle, hem 77 yıldır büyük inovasyon teknikleriyle pazardaki hakimiyetini koruyan, dünya pazarının yüzde 43’ünü elinde bulunduran Nescafe’yi medyaya açmak hem de yanlış bilinen bazı doğruları yerinde göstermek istediklerini söyledi. Orbe’deki Ürün ve Teknoloji merkezinde, Nescafe’nin formülünün sır gibi saklandığını gördük. Kahvenin granül haline gelip fincana girmesine tanıklık ettik. Yeşil kahve çekirdeği üretici ülkelerden fabrikaya geliyor. Çok yüksek ısıda kavruluyor. Pişirilip içindeki suyun bir kısmı buharlaştırılıyor. Kalan bölümü bu kez eksi 58 derece dondurulup kristalize ediliyor ve diğer su da gidiyor. Bildiğiniz gold kahve olarak paketlerdeki yerini alıyor. Yüksek teknoloji gerektiren bu işlemde sadece su ve kahve kullanılıyor. Yetkililerden aldığımız bilgilere göre Norveç gibi Kuzey ülkeleri sert ve siyah kahve severken, Türkler daha çok Arabica çekirdeğinden yapılmış orta kavrulmuş, şekerli ve sütlü kahveyi seviyor. Haftada ortalama bir fincan hazır kahve tüketiyoruz. Bu arada tek içimlik “3’ü 1 Arada”lar Türkiye’de pazarı on yıl içinde tam on kat büyütmüş. Bu tek içimlik paketler, Türkiye’de Karacabey tesislerinde harmanlanıp paketleniyor. İsmail Bütün, Nestle’nin, Türkiye’de 2020’ye kadar yeni 550 milyon lira tutarında yeni yatırım öngördüğünü de söyledi.