Sanat, sanatsever içindir!

Soruyu Contemporary İstanbul fuarında görüştüğüm Cem Yılmaz’a sordum. Sıkı bir sanat koleksiyoneri olan Cem Yılmaz, çağdaş sanatçılarımızdan Ardan Özmenoğlu’nun eserlerine bakmak için Siyah Beyaz Galeri’deydi. Ve tabii tablolardan rol çaldı! Bir selfie kuyruğu oluştu ki yıllar öncesinin margarin, tüp gaz kuyruklarını ucundan yakalamış neslin bir ferdi olarak, toplumsal gelişimde kaydettiğimiz aşama karşısında gözlerim yaşardı! Tabii bu aşırı duygulanımda Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki açılışta Ai Weiwei’nin önündeki selfie kuyruğuna tanık olmamın da etkisi yok değil.

Sanat, sanatsever içindir

İki selfie arasına sorumu sıkıştırdım: Cem Bey, sanat, sanat için midir, toplum için midir? Cem Yılmaz, bugüne kadar binlerce kez münazaralarda nice gencimizin hayatını karartmış bu soruyu duyunca şöyle bir durdu ve “Sanat, sanatsever içindir” dedi. Ben ve selfieseverler o an bir aydınlanma yaşadık. Öyle ya, sanatçı eserini ortaya koyarken toplumsal bir etkilenmeden de kişisel dertlerinden, zevklerinden de yola çıkmış olabilir. Ama bu eser sadece ve sadece sanatı sevenlere, ondan tat alanlara hitap edebilir.

Tasarımcılar yarışacak

Contemporary’i gezerken Türkiye’de modanın gelişmesinde büyük rol üstlenen Mudo’nun Başkanı Mustafa Taviloğlu’nun yeni bir girişimini de öğrendik. Taviloğlu, ‘Livedesignlive’ platformunu oluşturmuş. Jürisinde Murat Tabanlıoğlu, Arhan Kayar gibi isimlerin bulunduğu platform, genç ve yenilikçi tasarımcıları desteklemek için uluslararası bir yarışma düzenleyecekmiş.

Bienal ile Türkiye lobisi

Geçen hafta kapılarını açan İstanbul Bienali sergileri uluslararası sanat çevrelerinin ilgi odağı. İKSV Başkanı Bülent Eczacıbaşı evinde verdiği 15. İstanbul Bienali davetinde önümüzdeki günlerde 500’e yakın basın mensubunu ağırlayacaklarını, bienali gezdireceklerini söyledi. Ekledi: “Küresel anlamda zorluklarla geçen bir yılın ardından sanatın iyi şeyler konuşmak, olumlu ilişkiler geliştirmek için de önemli olduğuna inanıyoruz.”

Davette ayaküstü sohbet ettiğim Eczacıbaşı’ndan, 2015’teki Bienalin 40’tan fazla ülkede 500’ün üzerinde habere konu olduğunu öğrendim. Rakam, İstanbul Bienali’nin, Türkiye’nin ‘güncel sanat alanında düşünce üretiminde etkin rol alan bir ülke’ olarak yurtdışındaki tanıtımına nasıl bir katkıda bulunduğunu göstermesi açısından çok değerli.

Koç katkısı, değer katıyor

Çağdaş sanat, sanatçıya da izleyiciye de sosyal ve ekonomik sorunlarla ilgili olarak sanat yoluyla yorum, eleştiri getirebildikleri demokratik bir alan sağlıyor. Bu anlamda İKSV’nin düzenlediği, Koç Holding’in ana sponsoru olduğu İstanbul Bienali çok önemli. Koç Holding’in bienal sponsorluğu, 20 yıl süren bir destek olarak dünyada da sanat alanında tek bir örnek. Koç sadece Bienal’in ana sponsoru olmakla kalmayıp pek çok alt proje geliştirdi ve bunlara da ayrıca sponsor oldu. Rehberli tur, öğrenci sanat atölyeleri gibi… Eczacıbaşı’nın davetinde karşılaştığım Koç Holding Dış İlişkiler ve Kurumsal İletişim Direktörü Oya Ünlü Kızıl bu noktayı, “Ama en önemli alt projemiz 2013 itibariyle “Ücretsiz Bienal” yapmamız” sözleriyle açtı. Yaklaşımın sonuçlarını da aktardı: “10 yıl önce sponsorluğa başladığımızda 10 bin ziyaretçi vardı, bu alt projelerle 500 bine çıktı.”

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç da bağlamın altını şu sözlerle çizdi: “Koç Holding olarak ekonomik ve toplumsal gelişimin bir bütün olarak gerçekleşmesinin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Toplumsal gelişimin en önemli unsurlarından biri olarak da kültür ve sanatı görüyor; bu alanlara verdiğimiz desteği bir öncelik ve sorumluluk addediyoruz.”

Yapı Kredi Kültür Sanat İstiklal’e taze kan olacak

Geçen hafta yolumuzun düştüğü rotalardan birisi de İstiklal Caddesi oldu. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın binası yenilendi, sokakla iç içe, şeffaf, demokrat bir bina yapmışlar.

Yıllarca Zincirlikuyu’da gördüğümüz Akdeniz Heykeli de İstiklal’i kucaklar gibi konumlandırılmış. Kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yapacak bina, Beyoğlu’na taze kan olacak gibi görünüyor. Bienal sergilerini gezerken İstanbul’da bugünlerde arka arkaya açılan sanatsal etkinliklere de zaman ayırın derim.

Galeri Nev’in, Tütün Deposu’nda açtığı ‘Meleklerin Payı’ adlı karma sergisi, Süzer Plaza’daki ‘Batının İzdüşümleri: İstanbul’, Dirimart’ta Haluk Akakçe, Galeriartist’teki Pistoletto sergilerine de uğrayın…

Sanat, sanatsever içindir

Pembe baretler Anadolu’ya yayılıyor

Bienal davetinde Limak Yatırım Başkanı Ebru Özdemir’e rastladım. Yanında Galeri Nev’in Tütün Deposu’nda açtığı ‘Meleklerin Payı’ sergisinin küratörü Deniz Artun, Anadolu Sağlık Merkezi Genel Müdürü Türkan Özilhan Tacir ve Prof. Dr. Esra Ekmekçi vardı. Esra Ekmekçi, Ebru Özdemir’i, ‘Türkiye’nin mühendis kızları’ girişimi için tebrik ederken, Özdemir kız öğrencilerin neden mühendis olmasını istediğini bayıldığım şu cümlelerle anlattı: “Enerjinizi nereye koyarsanız hayat orada gelişiyor. Kadınlar fark yaratacakları, değer koyacakları, köprüler, barajlar inşa edecekleri mühendislik, mimarlık gibi işleri yapmalı.”

Özdemir, Darüşşafaka Cemiyeti yönetiminde yer alan Esra Ekmekçi’ye mühendis olmak isteyen başarılı kız öğrencileri seçip desteklemek istediklerini söyledi. Anadolu’da okuttuğu mühendis kızlarla birlikte önümüzdeki günlerde Darüşşafaka’yı ziyaret etmek için sözleştiler.

Mühendis dedeye kuaför torun!

Özdemir’e 6 yaşındaki kızının ne olmak istediğini sorunca hepimizi kahkahaya boğan anekdot geldi. Bilenler bilir Özdemir ailesinde baba Nihat Özdemir’den başlayarak tüm aile bireyleri mühendis. Ebru Özdemir de Boğaziçi İnşaat Mühendisliği’nden mezun. Kızı Burcu, o yaşlarda birçoğumuzun özendiği gibi kuaför olmak istiyormuş. Nihat Özdemir bunu duyunca endişeyle kızına, “Ebru sen çok mu kuaföre gidiyorsun? Bu çocuk nereden özendi kuaförlüğe?” diye sormuş.

‘Sanatçı sokaktan beslenir’

Sergisinin açılışı için İstanbul’a gelen günümüzün en önemli çağdaş sanatçılarından Ai Weiwei’nin İstanbul turu tarihi ve kültürel mekanlarla sınırlı kalmadı. İstanbul’un büyüsüne kapılan sanatçı başta Fatih olmak üzere semt pazarlarını da gezip instagram’ından paylaşınca merak edip sorduğum Sevil Sabancı, ‘’Daha nerelere gitti, sanatçı sokaktan beslenir.’’ Bu yorumun üstüne başka cümle kurulamaz artık. Nokta!