Yaşama ‘izin’ ver!

Sevdiklerimize, “Canım kurban” deriz. Canımızı değilse de organlarımızı gerektiğinde onlara seve seve veririz. Ama sevdiğimiz biri hayatını kaybedince organlarını bağışlamaya pek yanaşmayız. Sizce de bu işte bir terslik yok mu?

Binlerce İstanbullu organ bağışına dikkat çekmek için Caddebostan’da koştu! İstanbul Organ Nakli Derneği önderliğinde, Medicana Sağlık Grubu’nun desteğiyle 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen “Hayat Kurtarmak İçin Yarıştayız” koşusu bu yıl 5. kez binlerce gönüllüyü bir araya getirdi. Gönüllüler yanı sıra, sporcular, nakil bekleyen hastalar, hasta yakınları ile sağlık çalışanlarının katıldığı koşuda, organ nakli bekleyen 27 binin üzerindeki hastaya dikkat çekilerek, organ bağışı çağrısında bulunuldu.

2 bin kişi koştu

Koşu nedeniyle sohbet ettiğimiz Medicana Çamlıca Hastanesi Genel Müdürü Murat Kaya, “Türkiye’de hala organ nakli konusunda insanların kafasında soru işaretleri var” diyor. Beş yıl önce tam da bu tabloyu değiştirmek için küçük bir grupla ve tamamen amatör ruhla koşu projesini başlattıklarını anlatıyor. Zamanla hem mekân hem de sayı olarak artan Run For Life koşusunda bu yıl 2 bin kişi koştu.

Otomatik bağış

Organ bağışıyla ilgili Türkiye’de hala bazı algıların toplumda aşılamaması bu konuda gelişmiş ülkeler düzeyine gelinememesinin ana nedeni olarak gösteriliyor. İstanbul Organ Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer’e göre ana etken bilinçsizlik. “Sadece toplumsal değil, yasal anlamda da değişiklikler gerekiyor” diyen Kaya, organ nakliyle ilgili dikkat çekici veriler paylaşıyor. Diyor ki, “Türkiye kadavradan organ naklinde son derece gerilerde. Örneğin İspanya’da böbrek yetmezliği teşhisi konulmuş hastaların yüzde 90’ına böbrek nakli yapılır, yüzde 10’u diyalize gider. Türkiye’de ise durum tam tersi. Şu anda sadece beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden organ alabiliyoruz. Burada da bazı yasalar söz konusu. Buna göre bir kişi yaşarken organlarını bağışlamış bile olsa, ölümünde eğer birinci derece yakını izin vermiyorsa organları alınamıyor. Bu, dünyanın birçok ülkesinde artık terk edilen bir tutum. Hatta İskandinav ülkelerinde eğer yaşarken aksi görüş bildirmemişseniz, otomatik olarak devlet sizi organlarınızı bağışlamış sayıyor.”

Yeni yasa gerek

Bilim insanları ve her gün 26 hastanın gerekli organı bulamadığı için ölümüne şahit olan hekimler olarak yasal düzenleme beklediklerini vurgulayan Tuncer, “En azından organ bağışı yapmış yetişkin, özgür bir bireyin organlarının tedavi bekleyen insanlara verilmesini sağlayacak bir yasal düzenleme istiyoruz. Çünkü hasta yakınlarına sorulduğunda biri izin verse diğeri itiraz ediyor. Ve bir yakın bile itiraz etse organ alınamıyor” diyor.

Yaşama  ‘izin’ ver

Her gün 26 kişi

Geçen yıl diyaliz makinelerine bağlı 10 bin hasta hayatını kaybetti. Şu anda 26 bin hasta organ nakli bekliyor. Bunun 22 bini böbrek hastası. Bir günde ihtiyacı olan organı bulamadığı için 26 hastayı kaybediyoruz. Geçen yıl yapılan 2 bin 200 beyin ölümü bildirimi yapılmış, bu kişilerin yüzde 20’sinin organları başka birine hayat vermiş. Bir kişinin organlarını bağışlaması, sekiz kişinin hayatının kurtulması demek! Mesele bizim hayatımız yani!

Dinen sorun yok

Prof. Dr. Murat Tuncer’in verdiği bilgiye göre Türkiye’de nakillerin yüzde 20’si kadavradan, yüzde 80’i hayatta olanlardan yapılıyor. Yani toplumun büyük bölümü, bir yakınına böbreğini verebiliyor ama onu kaybettiğinde organlarının başkasına gitmesini istemiyor.

Tuncer’e göre sanılanın aksine dini endişeler de bu tabloyu açıklamak için yeterli değil. “Çünkü Diyanet daha 1978’den beri organ naklinin dinen bir sorun teşkil etmediğini söylüyor. Diğer yandan Müslümanlık dâhil bütün dinlerde hayat kurtarmanın kutsal olduğu belirtilir ve organ nakli özendirilir. İnsanlara bunu anlatıyoruz ancak yine de bilinçsizlik söz konusu” diye anlatıyor bu durumu.

Yaşama  ‘izin’ ver

10 numara 5 yıldız ‘sıfır’ atık

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın başlattığı ‘Sıfır Atık Projesi’, kamunun sınırlarını aştı, özel şirketlere de ilham olmaya başladı. Hilton Dalaman Sarıgerme’nin Genel Müdürü Tunç Batum, “Sıfır atık oteli olduk” dediğinde şaşırdım. Zaten öyleydi çünkü uzun yıllardır bünyesinde kâğıt, cam ve plastik ürünlerin ayrışımını gerçekleştiriyordu.

Yeşile can olacak

Meğer bunu bir adım daha geliştirmişler. Artık bütün organik atıklarını gübre olarak geri kazanıyorlarmış. Bu amaçla bir de sıfır atık tesisi kurmuşlar. Bu tesis sayesinde otelde üretilen tüm atıklar, kullanılacak enzim sayesinde 24 saat içerisinde organik gübreye dönüştürülüyormuş.

Bu tesisin benzerlerini yurtdışındaki otellerde görmüştüm. Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & SPA Oteli Genel Müdürü Tunç Batum anlattı:

“Bu tesis sayesinde otelimizde oluşan evsel atığı organik gübreye dönüştürme olanağına sahip olduk. Sıfır atık tesisinde kullanılması için otelimizde çıkan atığın ne olduğunun çok fazla bir önemi yok. İster mutfak atıkları, ister çim, ister ağaç dalı, isterse yemek atıkları olsun, her türlü organik atık bu tesis sayesinde organik gübre olarak tekrar otelimize kazandırılıyor. İlk aşamada elde ettiğimiz bu organik gübreleri ileride yapmayı planladığımız golf sahamızın ve otelimizin yeşillendirilmesi için kullanacağız. Ayrıca şirketimize ait narenciye bahçelerimizde de bu organik gübrelerden yararlanmayı amaçlıyoruz.”

Yem bile üretecek

Sıfır atık tesisindeki makinenin içine girecek atığın cinsine göre değişik geri dönüşümlerin elde edilmesinin de mümkün olduğunu belirten Batum, “İlerleyen günlerde hayvan yiyeceklerinin atıklarını da değerlendirerek hayvan yemi üretmek bile mümkün olacak” dedi.

Turizm için ‘bacasız sanayi’ denir ama aslında iyi organize edilmezse üç beş odalı bir butik otel bile çevre için tehdit unsuru olabilir. Her yıl on binlerce konuğu ağırlayan Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & SPA’nın çevreye duyarlı yaklaşımı bu nedenle de çok kıymetli ve örnek bir davranış.

Yaşama  ‘izin’ ver

Organik atıktan gübre

Uzun yıllardır kâğıt, cam ve plastik atıklarını ayrıştırarak toplayan Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & SPA, yeni kurduğu kompost tesisiyle de organik atıkları gübreye çeviriyor, bunu da yeşil alanlarda kullanıyor.