Yerli turiste euro zulmü!

Eklenme Tarihi23.07.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi23.07.2018 - 0:39

Döviz kurunun yükselmesiyle Türkiye, yabancılara göre daha cazip bir hale geldi belki ama fiyatların euro'ya endekslenmesi TL bazında artışa yol açtı. Bu da yerli turistin tatil faturasını kabarttı.

Yaz ayları sıcak geçiyor. İki kuruşu bir araya getiren soluğu Güney’de, Ege’de alıyor. Güney’de bu yıl yabancı turistler de fazla. Kriz öncesi rakamlar yakalanmış durumda. Gelecekler tabii, hesabı biz ödüyoruz ne de olsa! Güney’deki turistler her şey dahil sistemde ayaklarını kapıdan dışarı atmıyor. Ama öyle bir konukseverliğimiz var ki; olur da bir akşam iki saatliğine dışarı çıkarlar diye tatil beldelerinde yaşam onlara göre düzenlenmiş. Yabancılık çekmemeleri için fiyatlar euro üzerinden. Sıradan bir kafeye oturup içeceğinizi söylüyorsunuz, hesabı euro üzerinden ödüyorsunuz. Belki menülerde yazan fiyatlar TL ama geçen yılla kıyaslandığında tam da euro'daki yükseliş kadar fiyat artışları göze çarpıyor. Geçen yıl 15 lira olan bir bardak içeceğin fiyatı bu yıl 23 liraya yükselmiş durumda.

Turist için 5 euro olan hesap bize beş katına patlıyor. 25 TL’yi bayılıp çıkıyoruz. Yemek deseniz öyle. Fiyatlar euro’ya endeksli. Lüks otellerde durum daha da vahim.

Fatura bize çıkıyor

Konaklama ücretleri, yiyecek, içecek alışveriş euro’ya endeksli. Bodrum’da deniz kıyısındaki otellerde gecelik konaklama 300 euro’dan başlıyor. Turistin 300 birime uyuyup güzel rüyalar gördüğü odaya, biz 1.600 TL ödeyip bütçe kabusları görüyoruz haliyle. İyi de bizim adımız Suzanna, George değil ki! Maaşları euro olarak almıyoruz ki. Bodrum’da sezon zaten üç ay diye şişirilen fiyatların üzerine bir de kur zulmü bindi. İşletmeci, "Fiyatlar normal, yurtdışında bu düzeydeki tesislerin gecelik fiyatları 800 euro’dan başlıyor, biz onlara göre çok ucuzuz" diyor. Kendileri açısından haklılar da ancak faturayı yerli turist ödüyor. Paris’te, Londra’da böyle bir kur farkı olmadığı için... Bilemiyorum belki yerli turist için ayrı menüler mi oluşturulabilir. Tek bildiğim Türk’ün günahı ne!

Komşu göz kırpıyor

Bu durumda "Euro yükseldi, yerli turist için artık kapı vizesiyle gidilen Yunan adaları pahalandı" söylemi de havada kalmış oluyor. Kur artışından kaynaklı aynı maliyet artışını kendi memleketinde de gören yerliler, "Madem aynı fiyatı ödeyeceğim en azından bir ada havası alırım, yeni bir lezzetin tadına bakarım" diye yine feribot kuyruklarına girecektir. Turizmciler, yerli turisti çantada keklik gibi görmeyip "kur yapmaya" başlasalar iyi olur!

Ferahnaz Hanım'ın heykel teknesi

Çoğunluk bir hafta tatil için bütün yıl çalışırken bazıları da tatil gibi bir hayat sürüyor. Elbette bir haftalık tatilin de, tatil gibi hayatın da bedelini ödemek koşuluyla... Ve bazen o bedel sadece paradan oluşmuyor. Çocukluk travmalarından mutluluk üretecek kadar tutkulu olmak gerekiyor mesela... İşte bu öyle bir tutku öyküsü...

Ferahnaz Deryan heykel sanatçısı. Aynı zamanda İstanbul’un önde gelen ailelerinin çocuklarının piyano öğretmeni olan Deryan, ressam Gülçin Anıl’ın kızı. Bebek koyundaki teknesinde yaşadığını duymuştum, geçen gün arayıp kendisini ziyarete gittim. İstanbul’da sağanak yağışın bir anda bastırdığı günün ertesinde tekneyi su basmıştı. Teknede hayat zormuş. Ferahnaz Hanım temizlik yaparken ben de yardım ettim kendisine. Konu sanatı aştı, ortaya farklı bir sohbet çıktı.

32 yıllık bekleyiş

- Teknede yaşıyorsunuz...

32 yıl sonra kavuştum ona, her anında içinde olmak istiyorum. Çocukluğumdaki hayalim, çocuklarımın tekneden okula gidip gelmesiydi.

- Hayalinizdi ve bütçeniz mi yetmiyordu?

Biraz farklı bizim öykümüz, varlıklı bir ailenin tek çocuğuydum. 10 yaşından beri hatırladığım tüm anılarımda tekne var. Babamın iflasından sonra çok zor günler yaşadık.

Sanat genlerinde var

- Sonra nasıl toparlandınız?

Ben bankacılık sektöründe, annem ise sanatta yolunu çizdi. Yıllar sonra aslında babamın içinde annem ve benim olmadığımız bir hayat yaşadığını öğrendik. Bu bizim için büyük bir travmaydı. Özellikle annem açısından. İyi tarafından bakılırsa; sanatçı Gülçin Anıl doğdu, annem resim yapmaya başladı. Büyük bir yeteneği olduğu keşfedildi. Sanat aile genlerimizde var. Ben, bankada çalışırken dahi piyano dersleri veriyordum.

- İflas sonrasında anneniz ressam olurken sizin hayatınız nasıl sanata evrildi?

Almanya’da işletme eğitimimi bitirdikten sonra bankacı oldum. Uzun yıllar BNP Dresdner Bank’ta çalıştım. Oradan emekli oldum. Bir yandan da heykel yaptım hep, sergiler açtım.

Ferahnaz Deryan teknede küçük heykeller yapmayı tercih ediyor. 

Teknede sergi planı

- Eserlerinizi de teknede üretiyorsunuz sanırım zor olmuyor mu?

Tekneyi bulduğumdan beri teknede yaşıyorum, geçen 32 yılı telafi edercesine... Arnavutköy’de de evim var ama son iki yıldır hep teknede yaşıyorum. Teknede küçük heykeller yapmayı tercih ediyorum. Büyük boyuttakileri atölyemde yapıyorum. Galeri Lebriz ile çalışıyorum. Belki teknede de bir sergi açarız.

Tayfun'u Gigi yaptı

-Tekne ile buluşmanız nasıl oldu?

Denizin olduğu her yerde gözlerim şimdiki ‘Gigi’, eski adıyla Tayfun’u arıyordu. 32 sene sonra bir arkadaşımın heyecanla arayıp haber vermesiyle, Ayvalık’ta bir tersanede viran bir halde Tayfun önümüze çıktı. Çok cüzi bir miktara tekneyi aldım. Bir yıl boyunca neredeyse tersanede yaşadım. Bir yılın sonunda Tarabya’da eski yerine getirdim tekneyi. Sayesinde çocukluğumun simgesine kavuştuğum için anneme minnettarım.