MÜZİK DÜNYASINDA SONBAHAR

19 Eylül 2015

Deniz Seki’nin özlemle hatırladığım şarkısında dediği gibi “Bu şehre sohbahar geldi.” Müzik dünyamızda da güzel haberlerle üzücü gelişmeleri bir arada yaşıyoruz. Bir yandan yeni sezona buruk ‘Merhaba’ diyen kışlık mekanlarımız, bir yandan yaşadığımız zor günler nedeniyle iptal edilen konserler ve etkinlikler...

Mesela CRR, ekim ayında yapılacak bütün etkinliklerin terör olayları nedeniyle iptal edildiğini duyurdu.

Heyecanla beklediğim Marianne Faithfull’la beraber Monica Molina, Esperanza Spalding gibi efsaneleri yeniden izlemek şimdilik başka bahara kaldı. Aynı gerekçeyle bu hafta Kıbrıs’taki bütün otel ve casinolar da bayram konserlerini iptal ettiklerini açıkladı. Cengiz Semercioğlu bu ortak iptal nedeninin genel tasarruf tedbiri olabileceğini, Esin Övet de Kıbrıs’ın eski şaşalı günlerinin geride kaldığını yazdı. Popüler sanatçılarımız için ciddi bir ek gelir kaynağıydı Kıbrıs. Bu iptaller kalıcı olmaz diyor, konuyla ilgili detaylı araştırmayı Kıbrıs temsilcimiz Sefa Karahasan’a bırakıyorum.

Haklı hassasiyet

Birçok müzisyen yaşadığımız zor günlerle ilgili hassasiyetlerini sosyal medyadan paylaşmaya devam ederken, bir yandan da müziğin sadece eğlence olmadığını; bu konser iptallerinin kendileriyle birlikte geçimini bu işten kazanan arka plandaki birçok insanın hayatını zorlaştırmaya başladığını anlatmaya çalışıyor. Konuya bir de bu açıdan bakmamız gerekiyor.

Yeni sezon başlıyor

Her şeye rağmen devam eden etkinlikler, kış sezonunu açan mekanlar nefes almamızı bir nebze de olsa kolaylaştırıyor. BKM’nin Şebnem Ferah, Ziynet Sali ve Sıla konserleriyle Harbiye Açıkhava sezonunu bu hafta kapatıyoruz. Tarkan da ertelediği dört konserini 3 Ekim’de tamamlayınca müzik tamamen kışlıklara devredilmiş olacak.

Bu sezonun en merak edileni Babylon Bomonti ile Türkçe pop ve rock müzisyenleri için İstanbul’un sayılı kışlık vahalarından Jolly Joker, geçen hafta müzikseverlere ‘Merhaba’ dedi. Babylon Bomonti’yi henüz göremedim ama her şeyi incelikle yapan bu ekibin Bomonti’ye yeni bir soluk getireceğine inancım tam.

Yazının devamı...

ZOR ZAMANLARDA EL ELE TUTUŞMAK

12 Eylül 2015

Çok zor bir haftayı geride bıraktık. Dağlıca ve Iğdır’da peş peşe şehit edilen asker ve polislerimiz hepimizi ağır yaraladı. Terör her geçen gün gencecik canları almaya, ocakları söndürmeye, geleceğin umut dolu hayallerini yakıp kül etmeye devam ediyor. Böyle zamanlarda söylenecek her söz anlamsız kalıyor. Hiçbir şey bu acıları hafifletemiyor.

‘Şimdi ölmek istemem…’

Kaybettiğimiz o pırıl pırıl, kocaman yürekli çocuk yüzlere bakarken Teoman’ın 2009’da yine böyle zor günler sonrasında yazdığı, bir askerin gözünden savaşı anlatan ‘Çoban Yıldızı’ şarkısını hatırladım. O şarkıda henüz hayatın güzellikleriyle tanışamadan, hayatı hayat yapan, anlamlı kılan, en insani, en doğal ihtiyaçlarını yaşayamadan ölmek istemeyen o genç adamı sessiz bir çığlıkla haykırmıştı dünyaya Teoman: ‘‘Yüzme bilmeden daha / Deniz görmeden / Hiç güneşte yanmadan / Bir kalbi sarmadan / Aşkı tatmadan / Hiç sevişmeden daha / Hiç gülmeden / Şimdi ölmek istemem…‘ diyordu.

‘Çoban Yıldızı’ndan sonra Sezen Aksu’nun yine o günlerde yazdığı ‘Memet’in ateşi bir daha yaktı kalbimi. ‘Memet, bir türlü gitmiyor gözün, gözümden / Hiç büyümemişsin tanıdım, çocuk yüzünden / Kan geldi kederden, can özümden / Sen anacığını düşün çok dikkat et / Kendini de, bizi de, dünyayı da affet’ diye acı bir ağıt yakmıştı Aksu, yitirilen canların ardından. Aynı albümde ‘Tanrı’nın Gözyaşları’ şarkısında ‘Bu bir bataklık / Yutuyor körpe tomurcukları / Dört kitap yazıyor / Eşittir Tanrı’nın çocukları’ diyerek gerçeği yüzümüze vurmuştu.

‘Bir arada olmalıyız’

Sezen Aksu ve Teoman’la birlikte bu toprakların bütün hassas ve vicdanlı sanatçıları bazen bir şarkıyla, bazen bir kitapla, filmle, bazen de bir oyunla benzer şeyleri söyleyip durdu yıllardır. Hepimize, birbirimizden hiç farklı olmadığımızı, her insanın var olması gerektiğini, farklılıklarımıza rağmen bir arada olmamız gerektiğini, birbirimizi sevemesek de saygı duymamız gerektiğini, bütün insanların hoş görüyle el ele tutuşabileceğini anlatmaya çalıştı. Ama biz 2015’te hâlâ savaşmaya, gencecik kardeşlerimizi daha aşkı tatmadan; umutları, gelecek hayalleri ve düşleriyle toprağa vermeye devam ediyoruz her gün.

Yazının devamı...

YAZA ÇESME’DE SOUNDGARDEN’LA VEDA

3 Eylül 2015

Yavaş yavaş kabul etmek zorundayız. Bir yaz daha bitiyor. Artık son denize bırakılan hevesler, Instagram’a konan son güneşli, denizli selfie’ler, denize karşı son gün batımları bunlar. Ve elbette denize sıfır son konserler, festivaller...

Hafta sonu ben de yaza afilli bir veda için Babylon Çeşme’deki Soundgarden Festivali’ndeydim. Bu festivale ilk kez birkaç yıl önce Teoman’ın veda konseri için gelmiştim. Bir yaz akşam üzeri Teoman duygusal bir mektup yazıp çat diye müziği bırakınca, önceden anlaşmış olduğu tek konser kalmıştı elimizde. İşte o zaman tanışmıştık bu şahane festivalle.

Teoman birkaç zaman sonra müziğe döndü, Çeşme’deki Soundgarden Festivali de yıllar içinde aldı yürüdü. Bu yıl Doritos’un ev sahipliğinde daha da serpilip güzelleştiğine şahit olduğumuz organizasyona yine ilgi büyüktü. Sattas’tan Kabus Kerim’e, Riff Cohen’den Ceza’ya pek eğlenceli bir kadroyu buluşturan tek günlük festival, bünyeye yazın son parmak balını çalıp bizi tatlı yaz hatıralarımızla baş başa bırakıverdi. Farklı tarzlarda işlerinin ehli DJ’lerin performanslarıyla kısık ateşte pişmeye başlayan festival, Türkiye’nin en eğlenceli reggae grubu Sattas’ın performansıyla güneşe teslim gövdeleri ayağa kaldırdı. Gecenin yıldızı ülkemizde de çok sevilen İsrail asıllı sanatçı Riff Cohen oldu. Dünya gözüyle sahnede izlemeyi heyecanla beklediğim Cohen’le bu festival sayesinde kavuştuk. Sahnede pek tatlı görünen Cohen, şarkılarıyla içimizi ısıttı. Uzun zamandır ortalarda olmayan Ceza’yı da yeni albümü ‘Suspus’la izlemek bu festivale kısmet oldu. Ceza, gümbür gümbür yeni şarkıları ve performansıyla Çeşme’de demir leblebi etkisi yarattı.

RIFF COHEN’LE AYAKÜSTÜ SOHBET

Riff Cohen’i konser sonrası kuliste yakaladım. Yorgun olmasına rağmen beni kırmadı, hem birlikte bir fotoğraf çektirdik, hem de ayaküstü üç beş kelam ettik. Cohen’den müjde; yeni
albümü ‘A La Menthe’ haftaya Türkiye’de de çıkıyor.
‘Dans Mon Quartier’ şarkınız Türkiye’de çok sevildi. Bunu ‘Survivor All Star’ yarışmasına ve Simge’ye borçluyuz. Türkiye’de böyle bir popülerlik bekliyor muydunuz?
Aslına bakarsınız beklemiyordum. Albümüm Türkiye’de çıkalı 3 yıl oluyor. O şarkının bir video klibi bile yoktu. Türkiye’de bu kadar popüler olduğuna önce inanamadım. Bana mucizelerin gerçekten var olduğunu kanıtladı.
Bu şarkıya neden bir video klip çekmediniz?
Ah, sormayın. Müzik sektöründen fikirlerine güvendiğim bazı insanlar, bu şarkının büyük hit olabileceğini söylemişlerdi. İtiraf ediyorum ben yoğunluktan o klibi çekemedim.
Simge’nin söylediği Türkçe versiyonu ‘Miş Miş’i nasıl buldunuz?
Çok sevdim. Simge’yle mesajlaşıyoruz zaten. O bana gökten bir hediye oldu. Onun başarısı benim için de çok önemli. Onun sayesinde şarkım hiç ulaşamayacağım bir kitleye de ulaşmış oldu. Ülkenizde daha popüler oldum.
Türk kültürüne ve müziğine ne kadar hakimsiniz? Biz sizi, kendimize pek yakın hissettik de...
Ben de öyle hissediyorum. Fransa’da ve Paris’te geçirdiğim onca yıldan sonra Türkiye bana ikinci evim gibi geldi. Yıllar sonra benim kadar ateşli insanlarla tanıştığım için çok mutluyum.
Yeni albümünüz için çok az kaldı diye biliyorum. Ne zaman çıkıyor? Nasıl bir albüm geliyor?
O zaman size güzel haberi vereyim. Yeni albüm haftaya dünya ile aynı anda Türkiye’de de çıkmış olacak. Çok heyecanlıyım yeni şarkılarımı bekletmeden size ulaştıracağım için. Albümün adı ‘A la Menthe.’ 8 şarkı var. Bu arada 6 Eylül’de de Bursa’da bir konserim olacak, beklerim.

Yazının devamı...

GAZİNO GÜNLERİ ÇOK GÖRKEMLİYDİ

1 Eylül 2015

4 - 5 Eylül’de ‘Yeni Bi Fest’ kapsamında aynı sahneyi paylaşacak olan Emel Sayın ve Selami Şahin’le dostlukları ve müzik çalışmaları üzerine konuştuk

Aslında birkaç yıldır gazino temalı konserler yapılıyor. Emel Sayın ve Selami Şahin daha önce ayrı ayrı bu özel konseptli gecelerde sahne almıştı. Ama bu kez, iki büyük yorumcu ‘Yeni Bi Fest’ kapsamında aynı sahnede buluşmaya hazırlanıyor. 4 ve 5 Eylül’de Maçka Küçükçiftlik Park’ta üst üste 2 gece sahne alacak ikiliyle Hilton’da buluştuk. Güzel bir yaz gününde söze geçmişin ihtişamlı gazinolarından girdik, ‘Yeni Bi Fest’ten çıktık. Albümlerinde birçok Selami Şahin bestesi seslendiren Emel Sayın’a röportajımız sırasında Şahin’den sürpriz bir proje teklifi de geldi.

‘Yeni Bi Fest’ ile gazino yıllarına geri dönme fikri bizi heyecanlandırdı. Sizde nasıl duygular uyandırdı?
Emel Sayın: Gerçekten ben de heyecanlanıyorum. Ben daha önce de katılmıştım bu festivale. O gazino ortamını yaklaşık olarak yeniden yaşamak çok güzel. Bu programda da sevgili Selami ile yine o havaya gireceğiz inşallah.
Selami Şahin: Emel Hanım benim en eskimeyen dostum. Beraber çok çalıştık, benim birçok şarkımı okudu. Onun ismini duyunca, bitti bu iş tamam dedim. Benim için büyük onur.
Gazinolar döneminde birlikte çalışma fırsatı bulmuş muydunuz?
E. S. : Caddebostan Maksim’de program yapmıştık. Hatta 100 gün devam etmişti o program.
S. Ş. : O zamanlar öyleydi. Her gün, her gece aralıksız program vardı. Haftanın iki günü de matine vardı. Hiç de yorgunluk hissetmezdik. Zannediyorum halkımızın sevgisi bizi coşturuyordu.
E. S. : Aynen. Çünkü manen çok tatmin oluyorduk. Her gece dolardı. Bir sandalye bile boş olsa rahatsız ederdi bizi. Çünkü çok alışmıştık tamamen dolu olmasına.
Gazinolarda başka bir adaptan, kültürden bahsediliyor. O yıllar hep çok görkemli ve ihtişamlı olarak anlatılıyor. Siz en çok neyi özlüyorsunuz o yıllara dair?
E. S. : Evet, çok görkemliydi doğrusu. Dekoruyla, sahnesiyle, ışığıyla, ses sistemiyle her şeyiyle çok ihtişamlıydı… Büyük saz gruplarıyla, Türkiye’nin en usta müzisyenleriyle çalışmak çok güzeldi. Dinleyicimiz de çok özen gösterirdi gelirken. Kıyafetlerine, şıklıklarına... Böyle bir yarış olurdu. Biz de sahnede çok şık olmak zorundaydık. Ve her biri çok iyi müzik dinleyicisiydi. Türk müziğini gerçekten seven, çok iyi anlayan bir seyirci vardı. Bazen öyle enteresan istekler gelirdi ki şaşırtırlardı bizi.
‘Yeni Bi Fest’ kapsamında nasıl bir repertuvarla izleyeceğiz sizi? Birlikte şarkılar da söyleyecek misiniz?
S. Ş. : Önce ben program yapacağım. Sonra Emel Hanım’ı davet edeceğim. Bestelerimden birkaçını seçtik. Düet yapacağız. Sonra da ben sizi Emel Sayın’la baş başa bırakacağım.
‘Kariyerime batı müziğiyle başladım’
E. S. : Ben klasik batı müziği ile başladım sayılır. Konservatuvar şan bölümündeydim, opera sanatçısı olacağım diye tutturmuştum. Hafif batı müziğine de ilgim vardı. Ama ailem Türk sanat müziği aşığı insanlardı. Onlardan gelen motivasyonla bu yola girdim.‘41 yıl önceki şarkılarım hâlâ dillerde’S. Ş. : Artık mevsimlik şarkılar var. 3 - 5 ay sonra bir bakıyorsun eser unutuluyor. Hayret ediyorum kendime. Mesela ‘Sensiz Olmuyor’u 41 yıl önce yapmışım. Hâlâ dillerde. Aynı şekilde ‘Senin Olmaya Geldim’ ve diğer bütün şarkılarım…Önümüzdeki yıl düetler albümüm geliyorDüet yapacağınız şarkılar arasında ‘Rüzgar’da var mı? O şarkıyı Emel Hanım’a özel yazmıştınız değil mi Selami Bey?S. Ş. : Evet, Emel Hanım Cüneyt Arkın’la filmini yapmıştı. Özel olarak hazırladım o şarkıyı. Başkaları da söylemek istedi. Ama ona özel kalsın istedim. İçimden bir ses “Verme kimseye” dedi.E. S. : Ben de büyük zevkle okumuştum. Çok özgün bir şarkıydı. Selami Şahin’den ilk yorumladığınız şarkıyı hatırlıyor musunuz?E. S. : Elbette. ‘Sen Mevsimler Gibisin’i okumuştum. Hatta o şarkı Selami Şahin’in ilk bestesiydi. Selami Bey, siz o şarkıyı gençliğinizde ayrıldığınız bir sevgilinize yazmışsınız öyle mi? S. Ş. : Doğrudur. Onu değişti derken dünyaya benzettim. “Yalancı dünya gibi yalancısın sevgilim” dedim. Değişkenliğini dört mevsime benzettim. “Sen mevsimler gibisin, değişirsin sevgilim” dedim. Bu şarkı bana ‘Altın Kelebek’ ödülü kazandırdı. Emel Sayın’la özdeşleşen bir diğer Selami Şahin şarkısı da ‘Gözler Kalbin Aynasıdır’ oldu. Aslında o şarkıyı 70’li yıllarda Atilla Yelken söylemişti ama Sayın’a çok yakıştı... S. Ş. : Emel Hanım’ın çok özel bir ses rengi var. Benden okuduğu bütün şarkılar gümbür gümbür patladı.E. S. : Çok doğru, çünkü senin şarkıların benim sesime çok yakışıyor. Emel Hanım içinizde ukte kalan, bugüne dek söyleyemediğiniz bir Selami Şahin şarkısı var mı?E. S. : Olmaz olur mu, ‘Özledim’ var mesela, ‘Seninle Başım Dertte’ ve ‘Alışmak Sevmekten Zor Geliyor’ var. Bir gün tamamen Selami Şahin şarkılarından oluşan bir albüm yapmayı çok arzu ediyorum. S. Ş. : Önümüzdeki yıl bir düet albümü hazırlıyorum. 20 eserimi 20 farklı sanatçı arkadaşımla birlikte söyleyeceğim. Sizin huzurunuzda da Emel Hanım’a teklif ediyorum. Benimle bu albümde olur musunuz? E. S. : Vallahi seve seve yer alırım. Daha sonra ikimiz bir albüm de yapar mıyız? Hep konuşuyoruz, yıllardır.S. Ş. : Yaparız elbette, benim bütün şarkılarım size feda olsun.

Yazının devamı...

TARKAN NEREYE GİDİYOR?

29 Ağustos 2015

Harbiye Açıkhava’da yine Tarkan zamanları başladı. Müzik sektörünün zorda olduğu bu dönemde Tarkan’ın üst üste 10 konser veriyor olması önemli. İlk konser gecesinden itibaren de sosyal medya Tarkan şöyle şahane, böyle muhteşem diye yıkılıyor. Aslında ben de ilk konserini izleyip yine büyük ihtimalle Tarkan’a hayran kalıp başarısının sırrı üzerine yazarım diye hayal ediyordum. İlk yıllardan beri konserlerinin düzenli takipçisi olarak ona güvenim yine tamdı. Onu ayrı bir yere koyup çok değerli bulan, pamuklara sarılıp korunması gerektiğini düşünen ben;bu konserlerde biraz hayal kırıklığına uğradım. Tarkan’ın bir süredir yerinde saydığını fark ettim. Kendi zirvesinden aşağı düşmüyor, yerini koruyor ama ileriye de gitmiyor.

Tarkan’ın sahne performansının övülecek birçok yönü var. Evet Tarkan hâlâ sahnede çok iyi. Yine herkesi kendinden geçiriyor, o büyülü enerjisiyle bütün zincirlerimizi kırıyor, ruhlarımızı özgür bırakmamızı sağlıyor. Ama bir süredir konserleri; çok sevdiğimiz bir filmi arada özleyip tekrar tekrar izlemeye benziyor.

Acilen yeni şarkılara ihtiyaç var

Yeni albümle ilgili ilk detayları bir süre önce yazmış, Tarkan’ın yine çok titizlendiğini, albümün biraz gecikeceğini söylemiştim. Kesinleşen yeni Aysel Gürel şarkısını inşallah bu konserlere yetiştirir demiştim. Ama ne yazık ki konserde yeni şarkıların rüzgarı bile esmiyordu. En azından bir şarkıyı “Daha üzerinde çalışıyoruz ama çok heyecanlandım” diyerek günahıyla sevabıyla görücüye çıkarsa, Açıkhava’yı iğne atsan yere düşmeyecek kadar dolduran binlerce hayranını daha çok mutlu etmez miydi? Yahu öyle bir seyirci vardı ki Tarkan ‘Kuzu Kuzu’ya başladığında istisnasız herkes ayağa kalktı ve eşlik etmeye başladı.

Duygusal şarkılar yerine türküler

Madem yeni şarkılar olamıyor, biraz daha kıyıda köşede kalmış şarkılara ağırlık verilebilirdi. Genel olarak repertuarı karışık buldum. Gecenin en nefes aldıran bölümü cayır cayır rock bir yorumla ‘Biz Nereye’ oldu. Bu yıl ‘Unutmamalı’dan ‘Dön Bebeğim’e duygusal şarkıların tamamen es geçilmesine de anlam veremedim. Onların yerine altı şarkılık bir türkü bölümü vardı. Elbette Tarkan’ın Erkan Oğur gibi bir ustanın eşliğinde bu toprakların en sevilen türkülerini yorumlayıp, birlik mesajı vermesi çok önemliydi ama bu mesaj tek bir türküyle de verilebilirdi.

Dünyada yoğun enerji gerektiren konserlerde birçok sanatçı half playback kullanıyor. Tarkan da bu anlamda teknolojinin nimetlerinden yararlanıyor. Ama bu kadar iyi bir yorumcu olarak onu en doğal haliyle dinlemeyi de çok özledim.

Dekora diyecek söz yok ama!

Yazının devamı...

ZEYTİNLİ’DE BU FESTİVAL UNUTULMAZ

23 Ağustos 2015

Türk rock müzik tarihinin en önemli müzisyen ve gruplarını buluşturan Zeytinli Rock Festivali, büyük izdihamla başladı. Zeytinli’den adımımızı atar atmaz sokakların her köşesini kuşatan heyecanlı, genç ve tutkulu müzikseverlerle karşılaştık. Kaldırımlarda avaz avaz söylenen şarkılar, midyeciden köfteciye birçok sokak satıcısının önünde oluşan uzun kuyruklar, göğe yükselen farklı koku ve dumanlarla Zeytinli, çoktan kendini rock müziğin enerjisine teslim etmiş görünüyordu.

Migros’un içerisindeki kalabalığı görseniz, herhalde içeride her şeyi bedava dağıtıyorlar diye düşünürdünüz. Yetkililerden aldığımız rakamlara göre, festival alanında 11 bin kampçı olmak üzere 20 bin kişi vardı.

Sahnede tutkulu performanslar

Festival, yazar Tuna Kiremitçi’nin solisti olduğu Atlas grubunun performansıyla başladı. Kiremitçi’nin yazarlığı kadar sahnesi de çok karizmatikti. Atlas’tan sonra son yılların en iyi gruplarından Gece, festivalcilerin ateşini daha da yükseltti.

Türkiye’nin en iyi şarkı yazarlarından Aylin Aslım, sahnede beyaz elbisesiyle asi bir kuğu gibi görünüyordu. Aslım’ın sadece şarkı söyleyerek nefes alabildiğini o gece bir kez daha anladım. Keza Feridun Düzağaç da benzer bir etki yarattı bünyede. Düzağaç’ın şarkılarındaki incelik, sözlerindeki zerafet ve kırılganlık, şimdilerde ne kadar yozlaştığımızı hatırlattı bana. Bir başka incelikli grup Pinhani, geceye güzel başladı ama finalde ‘Oy Oy Eminem’e uzanan oyun havaları bölümüne, bir rock festivalinde anlam veremedim.

Teoman’la görkemli final

İlk gecenin finalini Teoman yaptı. Tam bir rock star gibi alana korumalarıyla giriş yapan sanatçı, sahnede Al Pacino kadar karizmatik görünüyordu. Harbiye konseri sonrasında da yazmıştım. Teoman çoktan meseleyi çözmüş, rahatlamış, rahatladıkça daha da cool bir adama dönüşmüş. İlk günün alternatif sahnedeki yıldızlarıysa Burcu Tatlıses ve Yok Öyle Kararlı Şeyler grubu oldu. Ana sahnede olmayı hak edecek kadar iyiydiler.

Duman ve Şebnem Ferah büyüledi

Yazının devamı...

DÜNYA STARINA HASRET BİR YAZ

22 Ağustos 2015

Geçen yıllarda Madonna’dan Rihanna’ya, Justin Timberlake’den Lady Gaga’ya birçok dünya starını ağırlayan İstanbul için bu yılın üzücü haberini Gülay Afşar, yaz başında köşesinde vermişti.

BKM Genel Müdürü Zümrüt Arol Bekçe’yle Londra’da sohbet etmiş, bu yaz Türkiye’ye neredeyse hiç dünya starının gelemeyeceğini yazmıştı.

Bekçe, büyük konser organizasyonlarının maliyetinin ‘Yüzde 18 KDV, yüzde 10 eğlence vergisinin üzerine bir de yüzde 20 stopaj’ eklenince giderek yükseldiğini, bu nedenle dünya starlarını Türkiye’ye getirmenin artık giderek zorlaştığını söylemişti. Bu yaz BKM organizasyonuyla izleyebildiğimiz tek büyük topluluk geçen hafta ‘The Charlatans’ grubu oldu.

Sektörü neler etkiliyor?

Sektörün en güçlü şirketlerinden Pozitif Live da bu yazı ‘One Love’, ‘Cappadox’ ve ‘Rock Off’ gibi daha alternatif isimlerin yer aldığı festivallerle geçirdi. Görüşüne başvurduğum Pozitif COO’su Serhan Vardarlı’ya göre bu yıl genel olarak kültür sanat sektörünü etkileyen en önemli iki şey; toplumsal ortam ve ülke gündemi. “Etkinliklerimizi düzenlerken hassas gündeme göre hareket etmek durumunda kalıyoruz.

İçinde bulunduğumuz konjonktür bizi oldukça zorluyor.

Bir de tabii vergi düzenlemeleri gibi çeşitli zorluklarla karşılaşıyoruz. Örneğin, alkol ve tütün yasalarındaki sponsorluk regülasyonları dolayısıyla yeni arayışlara girildi.

Bu firmalarla birlikte alternatif modeller geliştirmeye başladık” diyor Vardarlı ve ekliyor:

Yazının devamı...