Bir ‘CEO’ olsa bir vursa gol olsa!

“Nasıl çalıştığımız şirketin Guardiola’sı, Klopp’u hatta Messi’si olabiliriz?” sorusuna yanıt aranan “NEXT 2019” etkinliğinde yapay zeka ve nöro bilim odaklı yeni nesil çalışmalar öne çıktı.

Paris

Başarılı çalışan ve liderlik yolunda son yıllarda önem kazanan internet ve yapay zeka odaklı yeni nesil eğitim ve gelişim trendlerinin masaya yatırıldığı Paris’teki NEXT 2019 konferansına, futbol temalı örnek damgasını vurdu.

CrossKnowledge’ın geçen hafta Paris’te düzenlediği konferans, “Şirketler neden yetenekli çalışanlarını ve liderlerini eğitmek ister?” sorusuyla başlarken; günün sonunda öne çıkan noktalar şöyle sıralandı:

Yöneticiler için futboldan örnek vermek gerekirse; iyi bir futbol ancak iyi futbolcularla oynanır. Tahmin edilebileceği gibi iyi bir futbolcuyu bulması, alması ve tutması maliyetlidir. Son yılların dünyada en yüksek ücret alan oyuncusu Messi gibi bir yeteneği keşfetmek ve sürekli aynı performansla takımda tutmak oldukça zor ve zahmetli bir çaba gerektirir.

Bir ‘CEO’ olsa bir vursa gol olsa

Sporda dünyanın en başarılı çağdaş teknik direktörleri adı bilinmeyen sporcuları adı bilinir hale getirenlerdir. Onlara “geliştirici teknik adamlar” denmesi bu yüzdendir. Klopp ve Guardiola bunlara örnek olarak sayılabilir.

Artık dünyada hemen her konuda yetenek oldukça kısıtlı ve az sayıda bulunmakta. İş dünyasından spora, sanata kadar benzer bir resim göze çarpıyor. Yetenek bulunduğunda ise az olduğu için doğal olarak maliyeti çok yüksek.

Öyleyse başarılı olabilmek için elimizdeki en değerli kaynağı yani çalışanlarımızı olabilecekleri en iyi hallerine nasıl getirebiliriz?

Nasıl organizasyonumuzun Guardiola’sı, Klopp’u olabiliriz?

Üç kritik ihtiyaç

Çalışan açısından bakıldığında üç kritik ihtiyaç göze çarpıyor.

Birincisi benim bugünümü harcamam geleceğimi satın alıyor mu sorusudur. Boşa patinaj yapmak istemiyorum. Bugün emek harcıyorsam emeğim gelecekte bana bir şekilde geri dönmeli. Bu iş beni maddi kazanç dışında da büyütebiliyor mu, bu işten yeni şeyler öğrenebiliyor muyum, bu iş beni geliştiriyor mu, ustalaşmamı sağlayacak mı?

İş ve ev hayatı

İkinci kritik ihtiyaç yaptığım şeyde maddi kazanım dışında bir anlam var mı? Eskiden çalışanlar iş ve ev hayatını daha net ayırabiliyordu. Ancak iletişim hayatımıza bu derece girince iş ve ev ayrımı ortadan kalkmaya başladı. Hayatının önemli sayıda gününü iş yemeği yiyerek ya da yediği özel yemekte dahi acaba ne iş geliştirebilirim diye düşünerek geçiren yöneticiler var artık. İşin hayatında bu kadar fazla yer kaplar hale gelmesi nedeniyle insan kendisi için anlamlı birşeyler yapma ihtiyacı hissediyor. Hayatının merkezinde olan, geleceğini bağladığı şey kendisi için anlamlı olmalı diye düşünüyor.

Sosyal medya etkisi

Üçüncü ihtiyaç ise kendini gösterme, ön planda olma, kabul görme ihtiyacı? Günümüzde bu boyutu en iyi destekleyen örnek olarak bireylerin sosyal medya kullanımını gösterebiliriz. Facebook, Instagram, Twitter gibi araçlar bu ihtiyacı giderebilme fırsatı sunuyor. Kuşkusuz kendini gösterme isteği, liderlik etmek, görünmek, farkedilmek arzusu sadece günümüz insanında değil mağara insanında da vardı. İnsanlar görünür, bilinir tanınır olmanın, daha fazla şeyi kendi başlarına yapmanın peşinde. Özellikle yeni nesillere bakarsak ebeveynler de artık çocukluktan itibaren kendi kendine yeten, otonom insanlar yetiştirmeye çalışıyor. Böyle yetişen yeni nesiller de işyerlerinde yöneticilerinden daha çok alan, daha çok inisiyatif verilmesini bekliyor.

MIT, Harvard avucumuzda

Konferansta öne çıkan en yeni trend kişilik özelliklerine göre tasarlanmış eğitim ve gelişim programları oldu. Bir Wiley şirketi olan CrossKnowledge bugüne kadar 60 milyon kullanıcıya hizmet verdi. Türkiye’nin önde gelen holdinglerinde kullanılan bu sistemin Türkiye ayağı olan ‘K2C Türkiye’nin yönetici ortağı Erhan Feridun, “Bugün çalışanlar artık e-öğrenme dendiğinde kaçacak noktadalar. Yeni standart eğitim modeli e-öğrenme’ye tonlarca para ödeyen yöneticiler de bu durumdan şikâyetçi” derken, “Doğru yaklaşım hem sınıf eğitimi hem de teknoloji destekli eğitimin doğru bir şekilde kullanımı” ifadesini kullandı. Feridun, şöyle devam etti: “Karma öğrenme diye adlandırılan yeni modelde eğitimi öncelikle katılan herkes kendi isteği ile keyif alarak tamamlıyor. Katılımcılar böylece becerilerini geliştirebiliyor. Ayrıca CrossKnowledge’ın Türkçe olarak sunduğu dijital öğrenme çözümleri sayesinde şirketler çalışanlarına MIT, Harvard Business School gibi okulların en değerli akademisyenleri tarafından tasarlanmış eğitimleri de aldırabiliyor.”

Bir ‘CEO’ olsa bir vursa gol olsa

Konferansta paylaşılan başarılı uygulamalar arasında bir Türk şirketi de vardı. Akbank’ın “Geleceğin aynası Akbanklı” isimli programı en iyi uyulamalardan biri olarak sunuldu.

‘200 milyar $’ çöpe gitmesin

Nöro bilimde dünyaca tanınan uzman psikolog ve araştırmacı Todd Meddox “Eğitimde doğru metodolojiyi seçmezseniz paranızı sokağa atarsınız. Dünyada yıllık gelişim pazarı 200 milyar dolar. Bu harcanan paraya rağmen çalışanlara sundukları eğitim ve gelişim programlarından İK (İnsan Kaynakları) liderlerinin sadece dörtte biri memnun kalıyor” dedi.