‘Değişen dünyada’ değişmeyen doğrular!

Milliyet Gazetesi’nin köşe yazarı sevgili Güngör Uras’ı kaybedeli tam 1 yıl oldu. Hocamızın tek sıfatı ‘köşe yazarlığı’ değildi.

‘Devlet Planlama’ uzmanlığı ile başlayan kariyerine, patronlar kulübü TÜSİAD’ın ilk genel sekreteri olarak devam etmiş, özel sektördeki üst düzey görevlerini başarıyla sürdürmüştü.

Ekonomi dışında yeme-içme konularında çok uzun yıllar yazmış bir kalem ustasıydı.

İyi bir eş, baba; çok vefalı bir dost ve yardımsever bir meslek büyüğüydü.

‘Değişen dünyada’ değişmeyen doğrular

Acaba ne yazardı?

Aramızdan ayrıldığı bu zaman dilimi boyunca “Hocam yaşasaydı bu konuda ne yazardı?” diye çok sık düşündüm.

Neyse ki Hocamız yıllar boyunca o kadar çeşitli ve öngörülü yazılar yazmış ki eski yazıları bize hâlâ yol gösteriyor.

İşte usta kalem Güngör Uras’ın değişen dünyada değişmeyen doğruları kaleme aldığı yazılardan küçük bir seçme...

- İlim, bilim eğitimi mi, yoksa din eğitimi mi tartışmaları arasında, olan, gençlerimize daha doğrusu ülkenin geleceğine oluyor. Eğitim seviyesi yetersiz ve de dünya sıralamasında öne çıkamayan gençler yetiştiriyoruz. Sonuç ortada: Ne kadar eğitim, o kadar üretim.

- Tek başına faizi indirip bindirmekle ekonomi kumanda edilebilseydi, dünyada enflasyonu kontrol etmekten kolay bir şey olmazdı.

- İyimser olalım. İyimser olmaya mecburuz. Bu ülke ekonomisi ne fırtınalara dayandı. Bütün bu fırtınalara rağmen bugünlere geldik. Geçmişi hatırlayalım. Türk ekonomisi ne fırtınalar gördü. Döviz kıtlıkları yaşadık. Faizler tavana vurdu. Enflasyon insanları inletti. Bu fırtınada, insanlar ızdırap çekti, bazı firmalar, bankalar battı ama hayat devam etti. Bugünlere geldik. Yatırımcılara, üreticilere, istihdam yaratacaklara teknelerini güçlendirme imkânı tanırsak, onlar “daha önceki yıllarda olduğu gibi”, önümüzdeki günlerde de “Hava nasıl olur?” korkusuna kapılmadan yola çıkacaklardır. Ülkemizin, insanlarımızın potansiyelini iyi değerlendirmeliyiz. İyilikler kendiliğinden gelmiyor. İyilikleri bizler getireceğiz.

- Enflasyonu aşağıya çekmeye, fiyat istikrarını sağlamaya ve sürdürmeye mecburuz. Ayşe Hanım Teyzem gibi dar ve sabit gelirliler enflasyon yükü altında eziliyor.

- Daha önce bizim yaptığımız işleri şimdi yabancılar yapmaya başladı. Suyu yabancılar şişeleyip satıyor. Gazozu yabancılar şişeleyip satıyor. Yoğurdu, ayranı yabancılar satıyor... Zeytinyağını, toz çorbayı, tavuğu, eti yabancılar satmaya başlıyor. Peki biz n’apcaz a’bicim?

- Üretimi artırmaya mecburuz. Gümrükleri sıfırlayarak şehirliye ithal malı ucuz nohut, fasulye, kırmızıbiber yedirmenin faturası büyük olur. Döviz faturasını unutunuz. Borçlanarak dövizi buluruz da... Yerli üretim giderek yok olur. Yerli üretim imkânı olan ürünlerde giderek ithalata bağımlı hale geliriz.

- Ekonomiyi büyütmeye mecburuz. Ekonomi inşaatla büyümez. Ekonomiyi büyütecek üretken sanayi yatırımlarının artmasıdır.

- Tekrarda yarar var. Avantajlarımız var, niyet var ama... Ekonomi kendiliğinden düzelmez. Yıla başlarken iyi niyetimizi, ümidimizi öne çıkaralım ama, riskleri de unutmayalım.

- Yarınlar güzel olacak... Ancak yarınların güzel olması bugünlere bağlı. Bugünlerde karşılaştığımız sorunları kısa sürede başarı ile çözmeye mecburuz. Her şeyden önce sorunlarımızı “küçültmeden ve büyütmeden” gerçek boyutu ile belirlemeye, bilmeye mecburuz.

Önerileri unutulmaz

Aklı, fikirleri ve sağduyusuyla merhum Güngör Uras bize yol göstermeye devam ediyor.

Nur içinde yatsın, önerileri her zaman kulağımıza küpe olsun.