‘BAĞIMSIZ’ seçilmiş vekiller bugün Van’da “eğitim kampı”na alınıyor. Konu “demokratik özerklik.”
Şerafettin Elçi tabii “eğitilme” konumundan rahatsız oldu, “gidip neyin eğitimini göreceğim” diye tepki gösterdi.  Altan Tan, Ertuğrul Kürkçü ve Leyla Zana’nın da eleştirileri var; tek taraflı ilanı yanlış buluyorlar mesela.
Altan Tan, “eleştirilerim olacak” diyor; söyleyeceklerini çok merak ediyorum.
Fakat Cemil Bayık’ın çizgisinin sözcülerinden Emine Ayna, “demokratik özerliği tartışmayı kabul etmeyiz” diyor. Şu sözler de Ayna’nın:
“Artık senden talep etmiyorum; ben yapıyorum, sana düşen beni tanımaktır.”
Peki, senin projeni kabul etmeyen demokrat Kürtler... Sana karşı olan partilere senden çok oy veren Kürtler... Bölgede her kimlikten vatandaşlar... Onların sana hayır demeye hakkı yok mu?!

Sorular, sorular...
Ayna’nın lafları Cemil Bayık’ın 24 Haziran 2010 tarihli konuşmasının tekrarıdır. Bayık, “yakında ilan edecekleri demokratik özerliği savunmak için savaşacakları”nı söylemişti. Tırmandırılan terör bunun uygulamasıdır.
Sadece devlete ve hükümete kabul ettirmek için değil... Demokrat Kürtlere da kabul ettirmek için...
Sorular ortada...
Sizin projenizi değil de mesela AB’nin “Bölgesel Özerklik Belgesi”ni savunan Kürtler... Veya “bu kadar iç içe geçtik, yeni on binlerin ölümüne gerek yok, biz Türkiye’nin anayasa çalışmalarına katılalım” diyen Kürtler...
Onları ne yapacaksınız? Nasıl davranacaksınız?
“Demokratik özerklik” rejiminde liberal, sosyalist, muhafazakâr partiler olacak mı? AKP, CHP, MHP ve diğer partiler serbestçe faaliyette bulunacak mı?
Sizden farklı düşünenler size karşı toplantı ve gösteri yürüyüşleri yapabilecekler mi?

Öz savunma güçleri
Demokratik özerklik denilen proje, Stalin’in “halk demokrasileri” kadar demokrattır!
Bildiğimiz demokrasinin kurumlarına yer vermiyor. “Mahalle komiteleri” türü yapılarla toplumun totaliter bir örgüt ağı içine alınmasını öngörüyor.
Dahası, “öz savunma güçleri” denilen silahlı güç, bu totaliter ağın ‘infaz birlikleri’ni oluşturacaktır.
Lenin döneminde Dzerjinski’nin ÇEKA’sı veya Hitler’in SA’ları gibi...
Böyle değilse, dünyanın hangi demokrasisi vardır ki özerk bölgelerin “öz savunma güçleri” vardır?
Öcalan “demokratik özerklik her kademede tartışılsın” demişti.
Tartışmıyorlar, dayatıyorlar.
Ben özerklik meselelerini epey araştırdım; bunlarınki totaliter bir projedir.

Vakit varken...
Türk milliyetçiliğine en sert eleştirileri yönelten siyaset bilimci Ayhan Aktar da “Bu düpedüz Leninist bir örgütlenme modelidir” diye yazdı. (Taraf, 27 Aralık 2010)
Demokratlar eleştirmeden durabilirler mi?
Ama Emine Ayna “tartışılmaz” buyuruyor!
Ayna, “özerklik” tanımında “dil ve toprak” vurgusu yapıyor... Her şey bir kenara, “toprak” neresidir, sınırları nerelerden geçecek?! Bunun yol açacağı çatışmaları, karşılıklı kitlevi göç felaketlerini, yaşanacak faciaları düşünebiliyor musunuz?
Fanatizm böyle bir körlüktür işte.
‘Bağımlı’lardan demokrat bir davranış beklemek beyhudedir. Gerçek “bağımsız”lara düşüyor felaketi önlemek için vakit varken seslerini yükselme görevi...
Çözümü hep birlikte gerçek demokrat düşünce ve tavırlarda arayalım.

 

EtiketlerAnayasa