14 Mayıs ve Cindoruk

14 MAYIS tarihimizde halkın ilk defa hür oylarıyla yöneticilerini seçtiği gündür; bugün 59. yıldönümü...
Demokrat Parti, demokrasi tarihimizdeki iki açıdan ‘dönüm noktası’ oldu:
l Halk ilk defa devlet tarafından “adam edilecek kalabalık” olarak görülmekten kurtuldu, “Yeter söz milletindir” denildi! Bugüne kadarki bütün demokratik gelişmelerin temelinde bu vardır: Siyasette son sözü halk söyleyecektir!
1957’den sonra iktidar antidemokratik baskı tedbirlerine, muhalefet ihtilal tahriklerine yöneldi, 27 Mayıs cuntası iktidara el koydu, askeri müdahaleler geleneği başladı.
Fakat “son sözün halka ait” olması kuralı kökleşmiştir, elli yıldır yaşamakta olduğumuz demokratikleşme sürecine yön veren temel dinamik budur.
l DP’yi tarihimizde dönüm noktası yapan ikinci faktör, DP ile birlikte devletin artık ideolojik dil yerine ekonomik dil kullanmaya başlanmasıdır. Bu zihniyet değişimi sayesinde ülkemizde girişim ruhu, ekonomik modernleşme ve şehirleşme harekete geçti, eğitim yaygınlaştı.
Bu iki sebepten Hasan Bülent Kahraman gibi saygın bir sol akademisyen de DP çizgisinin bizim tarihimizde “aktif modernleşme”yi temsil ettiğini yazmaktadır.

Toplumsal devamlılık
DP’nin sosyolojik devamı olan partilerin de bariz özelliği, milli iradesinin üstünlüğünü ve ekonomik kalkınmayı vurgulamaktır.
Bizde askeri müdahaleler yüzünden partiler kapatılmış, kurumsal devamlılık defalarca kırılmıştır. Partiler kapatıldığı için bu toplumsal kesimler değişik partilere oy vermiştir: AP, ANAP, DYP, son olarak da AKP...
AKP başarısız olur ve bu sosyolojik tabanın duyarlıklarına sırtını dönerse, bu taban, ANAP ve DYP’yi bıraktığı gibi, AKP’yi de bırakıp bir başkasına oy verir elbette.
Peki, Cindoruk olabilir mi?!
Malum, Cindoruk cumartesi günkü DP kongresinde genel başkanlığa aday!
Halbuki Cindoruk, Mine Şenocaklı’ya siyasete dönme konusunda “Dükkânı da depoyu da kapattım” diyor, “Türkiye’nin sol bir partiye ihtiyacının olduğunu” söylüyordu. (Vatan 12 Eylül 2007)
Şimdi niye “dükkân” açmak istiyor?!

Cindoruk’un  partisi binde 5!
Demirel’in hesabı nedir bilemem ama Cindoruk’un bir sonuç alamayacağı bellidir. Demirel ve Cindoruk, 28 Şubat’ta bu büyük kitleden koptular; artık bu tabandan önemli bir destek bulamazlar.
Nereden mi biliyorum?
Demirel, 28 Şubat askeri müdahalesine destek olmak için kendi partisi DYP’yi parçaladı, oradan kopardığı 40 kadar milletvekiline Cindoruk’un liderliğinde Demokrat Türkiye Partisi’ni kurdurdu ve Cindoruk’un bu partisi ilk seçimlerde yüzde 0.5, evet binde 5 oy alarak yok olup gitti de ondan biliyorum.
Çünkü “Yeter söz milletindir” çizgisini terk etmişlerdi; öyle de devam ettiler.
Cindoruk, CHP ile beraber, meşhur “367 vakası”na destek verdi!
“Yargısal darbe”yi desteklemek için “genişletici yorum” diye totaliter kavramlar üretti! Halbuki liberalizmde yasaklar “daraltıcı yorum”la yorumlanır.
Cindoruk “Bu meclis cumhurbaşkanı seçemez” diye konuştu!
27 Nisan askeri muhtırasına destek verdi!
DP tabanının, DYP ve ANAP seçmeninin bunlara nasıl tepki gösterdiğini hem Erkan Mumcu hem Mehmet Ağar açıkladılar zaten.
AKP’ye bir rakip oluşacaksa bu asla Demirel’li ve Cindoruk’lu bir hareket olmayacaktır.