23 Nisan, karşı devrim, sosyal gelişme

Kuvayı Milliye Meclisi, Mustafa Kemal'in "en büyük eseri"dir.Bu Meclis, Gazi'nin liderliğinde Türkiye'yi 'kurtaran' ve 'kuran' Meclis'tir.Birinci Meclis, "gerçek temsil"e dayanır; üyeleri Tek Parti devrindeki gibi atanmamış, millet tarafından seçilmiştir. Bu sayede toplumun bütün fikir ve kültür katmanları bu Meclis'te temsil edilmiştir.Meclisimizin ilk şehidi Ali Şükrü Bey'in şu sözleri Birinci Meclis'i çok güzel anlatır:"Bir yer ki, orada fikri cereyanlar yoktur, fikir serbestisi yoktur; orası bir zeka ve deha mezarlığıdır... Bırakalım herkes düşünsün, herkes söylesin. Türk zekâsı işleyecek sahaya, Türk dehası gelişeceği vasıtalara malik olsun."Bu hür ve temsili karakteri sebebiyle Birinci Meclis döneminde, savaş devam ederken bile, "Takrir-i Sükun" kanuna ihtiyaç duyulmamış, "milletin bütünlüğü" rızai temsil yoluyla gerçekleşmiştir.***23 NİSAN'DA başlayan "hakimiyeti milliye dönemi"inden, iç ve dış şartların etkisiyle, "tek parti dönemi"ne geçtik.1937 Kurultayı'nda resmen ilan edildi:"Türkiye Cumhuriyeti bir parti devletidir!"Birinci Meclis'in fikri canlılığına, ülkeyi kurtaran milli heyecanına karşılık, Şevket Süreyya ve Yakup Kadri gibi Kemalist yazarlar Tek Parti devrinde rejimin nasıl hantallaştığını, halktan koptuğunu anlatırlar.Yine de temelde "hakimiyeti milliye" vardı... 1950'de, "parti devleti"nden tekrar seçimli "hakimiyeti milliye"ye döndük.Tarihimizden gelen iki birikim: Hakimiyeti milliye ve parti devleti...'Parti devleti' ideolojisini sürdürenler demokrasiye geçişimize "karşı devrim" diyorlar! Çağı geçmiş Jakoben Aydınlanma'nın "Tek Akıl"cı "Rasyonalizm"ine sarılıyorlar; liberal değerleri ve çoğulcu "eleştirel rasyonalizm"i reddediyorlar.Hâlâ irtica paranoyası... Hâlâ "devlet partisi" refleksleri...Öte yandan, elli yılda ikide bir partilerimiz budandığı için, siyasi hayatımızın olgunlaşmamış olması...***23 NİSAN'IN 83. yılında, dün, ikisini de gördük.Bülent Arınç olgun davranamadı. Eşini getirmeyeceğini bir gün önce söylese bu kriz olmazdı. "Biraz merak edin, bekleyin görürsünüz" gibi laflarla krizi adeta kaşıdı!Öte yandan hâlâ kılık kıyafetle uğraşan, 23 Nisan resepsiyonunu boykot eden "devlet partisi"...DYP lideri Mehmet Ağar, muhalefette olduğu halde "devlet partisi"ne itibar etmedi, "Davet milletin davetidir" diyerek resepsiyona gitti, "Hükümet ve devlet makamları, kriz yaratma yeri değil, kriz çözme yeridir" uyarısında bulundu.Türkiye'de rejim liberalleştikçe ve piyasa ekonomisi geliştikçe hem "hakimiyeti milliye" modern anlamıyla oturacak, hem "millet" bütünlüğümüz ekonomik ve sosyal entegrasyonla güçlenecektir.Geçmişten gelen gerilimleri aşarak bugün ne kadar barışık olursak sosyal gelişmemiz, çağı yakalamamız da o kadar kolay olur. t.akyol@milliyet.com.tr MİLLETLEŞME ve modernleşme tarihimizin en yüce kurumu Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir, parlamento tarihimizin en yüce meclisi "Birinci Meclis"tir!