AB ile nereye kadar?

Hele Ursula Plassnik, isim vermeden Türkiye'yi eleştirerek, "Bu gecikme ciddi bir uyarı olmalıdır... Bir ülkenin (Rumların) dışlanması er geç sorun çıkarırdı" diyor! Türkiye'nin limanlarını ve havaalanlarını Rumlara açması anlamına gelen resmi metinleri okuyor!Gül de sert cevaplar veriyor:- Tren kazası tek taraflı değildir! Annan Planı'nın kabulü için AB çağrı yaptı. Bu çağrıya Kıbrıs'ta hangi taraf uydu, hangi taraf reddetti?! Siz hangi tarafı üye aldınız!?Sonra yumuşak sözler söylense de, Kıbrıs konusunda Türkiye ile AB arasında köklü bir görüş farkı var, belli. AB limanları ve havaalanlarını Rumlara açın diye bastırıyor, biz kesinlikle reddediyoruz! RUM engelleri kaldırıldı diye hepimiz iyimser bir şekilde Lüksemburg'a iniyoruz. Gece yarısı Dışişleri Bakanı Gül, Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik ve Olli Rehn basın toplantısı yapıyor. Biz mutlu bir tablo beklerken, yüzler gergin, konuşmalar sert. Rumların sebep olduğu kriz ve 6 saatlik gecikme için Olli Rehn "Tren kazası" diyor, sebebi bizmiş gibi! Altı ay sonra yeni fasılların açılıp kapanmasına sıra geldiğinde yine krizler yaşanacak!Türkiye'de hiçbir demokratik hükümet Rumlara bu tavizi asla veremez! Peki AB'nin tepkisi ne olur? Gül'ün ve diplomatların kanaati; büyük krizler yaşanabilir ama Avrupalılar "Kapılarınızı Rumlara açmazsanız biz de görüşmeleri askıya alırız" diyemez!"Çünkü AB'nin böyle bir kararı için ittifak gerekir; İngiltere, İspanya, İtalya gibi birçok ülke bunu kesinlikle kabul etmez..."Demek ki, kesintili değilse bile daima krizli ve gecikmeli bir süreç olacak! Ama Gül bir işaret veriyor:- AB bu kadar krizli bir süreci taşıyamaz. Kıbrıs sorununu çözme mecburiyetini onlar da hissediyor artık!Gül bu zorlu süreçte güçlü olmamız gerektiğini şöyle anlatıyor:- Hem iç reformlarımızla hem dış ekonomik ve siyasi ilişkilerimizle elimizi daha da güçlendirmeliyiz. Daima Rum engeli! Kıbrıs meselesinde Gül'ün şu sözleri de önemli:- Kimse bizden Kıbrıs'ta taviz beklemesin, çözüm ancak iki taraflı olur. Ekonomik ve stratejik bakımdan Rumlar AB'ye Türkiye'den fazla katkı mı yapacak ki, karar anında Avrupa onları tercih edecek? Er geç çözüme gelecekler.Uçakta bu konuyu Ali Babacan'a da sordum, cevapları Gül'ün 'işaret'ini biraz açar gibiydi:- Kıbrıs'ta nihai çözüm için çok uzun zamana ihtiyaç var. Ama Rumlar üzerindeki AB baskısı da çok artıyor. Önemli girişimler, çözüm arayışları var. Şimdi söylersem zarar verir. Bekleyin! Yeni fasıllara gelinceye kadar limanlar gibi konularda bir çözüm olabilir!Bu çok önemli sözleri ben şöyle anlıyorum: Limanları ve havaalanlarını açmamız karşılığında KKTC üzerindeki ticari izolasyonun kalkması gibi bir formül!..Bunu söylediğimde Babacan bir yorum yapmadı, sadece şunu söyledi:- Bir karikatür krizinin nelere yol açtığını düşünün! Türkiye'yi yardıma çağırdılar. Rumlar da AB de Türkiye'nin yolunu tıkamanın nelere yol açacağının sorumluluğunu almak istemez!Babacan bu konuda daha fazla konuşmadı, "sürece zarar vermesin" diye! Sanıyorum, Rumları çözüme getirmek için bir 'gizli diplomasi' yürüyor. Kıbrıs'ta çözüm beklentisi Bir diplomatımız anlatıyor:- Türkiye'nin elinde 125 milyar dolarlık enerji projeleri var. Romanya'nın beş katı demektir bu!AB'nin en etkili organı olan Komisyon enerji konusunda yeni hazırladığı "Yeşil Kitap"ta Türkiye'nin dünya çapında bir enerji rolüne sahip olabileceği vurgulanıyor!Tamamlanan Bakü-Ceyhan Boru Hattı, buna Kazak petrollerinin eklenmesi... Mavi Akım ve Samsun-Ceyhan Boru Hattı... Orta Asya ve Kafkasya'yı Avrupa'ya Türkiye üzerinden bağlayacak boru hatları... Bu konuda Amerika'nın büyük desteği... Rusya ile gelişen enerji ilişkilerimiz...İran dahil, Ortadoğu sorunlarındaki rolümüz!Uzun vade çok lehimize... Ama oraya kadar AB ile yürüyebilecek miyiz? Bu bir sinir ve sabır savaşı! t.akyol@milliyet.com.tr 125 milyar dolar!