Ağca, bundan sonra?..

MERHUM Abdi İpekçi’nin vahşice katledildiği günü hatırlıyorum. Korkunç bir şoktu bütün ülke için. O zaman MHP’nin yayın organı olan Hergün gazetesinde yazıyordum. Arşive baktım, bu korkunç cinayeti nasıl vermişiz?
3 Şubat 1979 günlü Hergün gazetesi şöyle:
Hergün imzalı başyazıda “Abdi İpekçi’ye kıyan karanlık ve hain eller onun şahsında Türk basınını susturmak istediler” diyorduk.
Merhum Türkeş’in “İpekçi’ye kurşun sıkanlara lanet olsun” sözlerini birinci sayfadan vermiştik. Birinci sayfanın sağ alt tarafındaki köşemde “Vahşi tertip” başlıklı yazımda ben de İpekçi’yi öldürenleri şiddetle kınıyordum, “Demokrasi ve anayasal rejim yaşamalıdır” diyerek yazımı şöyle bitiriyordum:
“Artık silahlar susturulmalıdır, yarın vakit çok geç olabilir. Yeter artık, yeter artık.”
Ağca, bundan sonra..

Katillikten Mesih’liğe
İçimizde bir endişe de yok değildi, “ülkücü” denilen yaygın, heterojen genç kitlelerden, örgütsel disiplinle ilgisiz, çılgın bir lümpen yapmış olabilir miydi bu melun cinayeti?!
Yakalandığında Ağca’nın öyle biri olduğu ortaya çıkmıştı.
Adli Tıbbın Ağca hakkında “anti sosyal kişilik bozukluğu” teşhisi var. Sadece uzun hapis hayatı yüzünden mi? Sanmıyorum: baştan beri söz ve eylemleri bu teşhisi doğrulayacak nitelikte değil mi?
Bu tipler kullanılmaya da müsaittir.
İpekçi’yi öldürmesi, askeri hapishaneden kaçırılması, yurtdışındaki esrarengiz macerası ve nihayet Papa’ya suikast girişimiyle kazandığı müthiş şöhret elbette onu büsbütün ‘parlattı’, fenomen haline getirdi.
Arkasında Türkiye’de “kontrgerilla” ve “faşist örgütler” vardı; dünyada ise ‘beynelmilel komünizm’ onun arkasındaydı, Bulgar ve Sovyet gizli servisleri!..
Bunlar hâlâ tam aydınlanmış değil.
Ağca’nın bundan sonra bir köşeye çekilmesi mümkün mü?!
Üstelik “Yeni İncil” yazıyor, “Mesih” oldu artık.

Bildiklerini anlatmalı
İşte hapisten çıktı... Peşinde yerli ve yabancı medya ordusu, lüks oteller, ağzından bir kelime almak için itişip kakışan gazeteciler...
Ama bu böyle sürüp gitmeyecek, Ağca bir gün gündemden düşecek! Buna razı olabilir mi?!
Öyle bir unutulmuşluk anında kendisini yeniden dünya manşetlerine taşıyıp milyonlarca dolar da kazandıracak bir fırsat var önünde...
“Mükemmel İncil” yazmak falan değil...
“İfşaat” yapmak!
Ağca askeri tutukevinde yatarken “İlk duruşmada bildiğim her şeyi anlatacağım!” demişti ama duruşmaya kalmadan kaçırılmıştı!
Artık zamanı çoktan gelmiştir! Ağca “bildiği her şeyi” anlatmalıdır; merhum İpekçi’yi katletmesinden tutun da, hapishaneden kaçırılmasına, Papa suikastına, KGB’ye kadar uzanan “sırlar”ını ifşa etmelidir.
Batı medyası eminim milyonlarca dolar verir! Hollywood sıraya girmiş zaten!
Tabii “ifşaatı”nın ne kadarı mistik hezeyan, ne kadarı gerçeklerin ifadesi olur, o ayrı mesele.