Ak Parti, CHP, MHP nereye?

Eklenme Tarihi13.02.2010 - 1:41-Güncellenme Tarihi13.02.2010 - 1:41

CUMHURBAŞKANI Gül, Meclis’in yeni bir anayasa yapma fırsatını kaçırdığını söylemekle, büyük ölçüde gerçeği dile getirdi.
Çünkü partiler arası kavganın akıl almaz boyutlara tırmanmış olması, anayasa değişikliğini iyice zorlaştırmıştır. Bunun suçlusu kim? Herkese göre “öbür parti”dir ama neticede anayasa değişikliği zorlaşmıştır.
Bu bakımdan, maalesef, Gül’ün “Bu Meclis fırsatı kaçırdı” sözü gerçekçidir. Gül de bunu üzüntüyle söylemişti. Ama sanki sevinerek söylemiş gibi gösterip kendisine hücum edenler oldu. Gül de bu hücumların arkasında “art niyet” bulunduğunu belirtti.
Gül’ün ima ettiği “art niyet”, tekrar seçilme ihtimalini yıpratmaya dönük bir siyasi “art niyet” midir? Onun adına bir şey diyemem.
Ama Gül’ün sözlerinden o anlamı çıkarmak için, anayasa değişikliğinin nelere bağlı olduğunu göremeyecek kadar önyargılı olmak gerekir.

Referandum çantada keklik mi?
Evvela anayasa değişikliğini bu Meclis’ten geçirmek zordur. Bunu Başbakan da söyledi zaten. İkincisi, iktidar oylarıyla Meclis’ten geçse bile referandum çantada keklik değildir,  şartlara bağlıdır.
Türkiye’de seçmen davranışlarını analiz ettiğimizde şu ana eğilim görülüyor: Bir seçim veya referandum eğer darbe, muhtıra, ‘yargısal darbe’, türban, katsayı gibi konuların egemen olduğu bir tartışma ortamında yapılırsa Ak Parti kazançlı çıkar.
Geçmişte DP’nin, AP’nin ANAP’ın kazançlı çıkması gibi.
Son örnek: 27 Nisan Muhtırası, Anayasa Mahkemesi’nin 367 ‘darbe’si, eşi türbanlı birinin cumhurbaşkanı olamayacağı dayatmaları...
Netice: 2007 Nisan seçimlerinde Ak Parti yüzde 47 oy aldı, ekimdeki referandumda yüzde 67 ‘evet’ çıktı!
MHP’lisi de, DP’lisi de, SP’lisi de evet demiş. Diyeceklerdi elbette...
Yok öyle değil de gündemdeki konu başka şeylerse durum farklı oluyor: Rahmetli Özal, en güçlü döneminde siyasi basiretsizlik yapıp “mahalli seçimleri öne almak” için referanduma gittiğinde, meydanlara “Özal’a bir ders verin, her istediğini yapamayacağını görsün” düşüncesi hâkim olmuş ve Özal siyasi hayatının ilk sandık darbesini yemişti.

Hangi parti nereye?
Başarılı kamuoyu araştırmacısı Adil Gür’e sordum, diyor ki:
“Seçim veya referandum Ak Parti’nin savunduğu fikirler, değerler üzerinden yapılırsa Ak Parti güçlenir. Ak Parti’nin kendisinin, yönetim tarzının, ekonominin tartışıldığı bir ortamda yapılırsa, Ak Parti oy kaybına uğrar.”
Bu tablo bizde resmi ideolojinin halktan kopukluğunun da resmidir.
CHP’nin neden bir türlü büyüyemediğini de gösteriyor. Kemal Kılıçdaroğlu, “Türban sorununu biz çözeriz, elbette üniversiteye gidebilmeliler” gibi güzel sözler ediyor, gecekondu ziyaretleri gibi güzel davranışlarda bulunuyor.
Ama CHP hangisidir? Türban yasağının üzerine yargıya demir kilit vurdurtan CHP mi? Kılıçdaroğlu’nun söylemindeki CHP mi?!
Hülasa, gelecek, kimsenin çantasında keklik değil: Seçim de referandum da yapılacakları ortamın öncelikli konularına göre sonuç verecek.
Bu aşamada AKP, CHP ve MHP için geçerli birkaç ‘hipotez’den bahsedebilirim sadece: Aşırı güç gösterisi korku ve kurtulma duygusu yaratır... Yasakçılık tepki ve direniş doğurur... Ekmek ve özgürlük talebi daima önemlidir... Bağıran değil makul konuşan daha ikna edici olur...
Hangi parti nereye gidiyor? Bu, ‘hipotez’lere bağlı...

EtiketlerARTAnayasa