Amerika dost mu, düşman mı?

Objektif Tabii gerek Ankara gerek Washington, işbirliğinin ayrıntılarını açıklamıyor. Hem işin tabiatı gizlilik gerektirdiğinden, hem siyaseten uygun olmadığından...Ama basın bazı bilgilere ulaşıyor: Amerika insansız casus uçaklarını Kuzey Irak'a kaydırdı, bu uçaklardan gelen bilgiler Genelkurmay'da yeni kurulmuş bir "merkez"de değerlendirildi. Bu merkez "yüksek teknoloji" kullanıyor.Genelkurmay'daki "merkez"de uydulardan gelen operasyonel istihbaratı izleme sistemleri de bulunuyor.Org. Büyükanıt, "PKK'yı BBG evi gibi gözetliyoruz" derken bu yüksek teknolojik kapasiteyi ifade ediyor.Bu işlerden anlayan bir uzman, iki genelkurmay arasında TSK'nın sınır ötesi operasyonları için "teknolojik ve istihbari bir altyapı" kurulduğunun anlaşıldığını söyledi. Belki de bu altyapının kurulması beklendi operasyon için... GENELKURMAY Başkanı Org. Büyükanıt ABD'nin hem istihbarat verdiğini hem Irak hava sahasını açarak TSK'nın sınır ötesi operasyonunu desteklediğini açıkladı. Meselenin siyasi tarafı da önemlidir, hatta daha önemlidir. Barzani'nin tepkisi onun terör işbirlikçisi olduğunun kanıtıdır ama "laf"tan öteye gidemez; fazla önemsememek gerekir.Türkiye'nin operasyonu, Batı'dan da bölge ülkelerinden de önemli bir tepki görmedi. Hatta yapılan açıklamaların diplomatik dili destek niteliğindedir. Demek ki, Türkiye ABD ile teknolojik ve istihbari işbirliğini iyi yürüttüğü gibi, genelde diplomasiyi de iyi yürütmüştür.Milliyet'in dün yazdığı gibi "Çuval skandalından istihbarat işbirliğine" ulaşan bir noktaya gelinmiştir. "Çuval" skandalını bir takıntı haline getirip Türk-Amerikan ilişkilerini bozmak mı iyi olurdu? Yoksa şimdi bu işbirliği noktasına gelmek mi iyi oldu?Moskova Türkiye'nin sınır ötesi operasyonunu desteklediğini açıkladı. Türkiye İslamcı ya da Türkçü duygularla Çeçen ayrılıkçılara destek vererek Rusya'yı PKK'nın yanına itseydi mi iyi olurdu?! Yoksa Çeçenlere mesafeli durarak Moskova ile ilişkilere öncelik vermesi mi iyi olmuştur?! Çuval'dan işbirliğine Çağımızda ülkeler arası ilişkiler son derece karmaşıktır. Birkaç noktada ciddi sorunlar yaşanırken, diğer noktalarda ciddi işbirliği politikaları mümkün olabilmektedir. Kıbrıs konusunda politikalarımız çatıştığı halde işte Türk-Yunan ilişkileri gelişiyor.Amerika ile de çatışan menfaatlerimizin yanında uyuşan menfaatlerimiz vardır."Dost mu, düşman mı?" sorusu yanlıştır. Devletlerin "ahbaplığı" da "kan davası" da olamaz. Sadece uyuşan ve çatışan çıkarları olur. Milli Mücadele'de Yunanistan ve İngiltere ile çatışan Atatürk, sonraki yıllarda Yunanistan ve İngiltere ile dostluk, hatta ittifak siyaseti izlemedi mi?!1 Mart Tezkeresi'ni reddettiğimizde Amerikan kamuoyu Türkiye'ye öfkelenmişti; ama Amerika, Türkiye ile ortak çıkarlarından vazgeçemezdi. Mahut "Çuval" skandalında da Türk kamuoyu ABD'ye öfkelenmişti ama Türkiye de ABD ile ortak çıkarlarından vazgeçemezdi.Böyle dönemlerde uzlaşan uzun vadeli milli çıkarları düşünmek ve kabaran öfke dalgalarına karşı durmak aklın da milli sorumluluğun da gereğidir.Son operasyonun teknolojik ve siyasi başarısı, bu yönde iyi bir derstir. t.akyol@milliyet.com.tr Aklın yolu