Anayasa da böyle yapılır

MECLİS Başkanı Cemil Çiçek, CHP ile olan yemin krizi çözüldükten sonra Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a ve CHP liderine teşekkür etti, çözümdeki katkıları için...
Gerçekten bu süreç Cemil Çiçek’in inisiyatifiyle geliştiyse de bu katkılar olmasaydı kriz çözülemezdi.
Yemin krizinin böyle medeni ilişkiler ve müzakereler yoluyla çözülmüş olması, dilerim ki BDP’nin yemin krizinin çözülmesine ve hep birlikte anayasa yapımına da örnek oluşturur.
Başbakan’la görüştükten sonra Çiçek, BDP’lilere “görüşelim” diye tekrar çağrı yaptığı gibi, bizzat arayarak da görüşmeye davet etti. Görüşecekler...

BDP ‘dışlandı’ mı?
BDP’liler “niye CHP ile görüşme sürecine bizi de katmadınız” diye alınganlık gösteriyor ya da uzlaşmazlık tavrında bunu bir gerekçe olarak kullanıyorlar.
Halbuki “dışlandık” diye değil de “neden ürkütüyoruz” diye düşünseler daha rasyonel bir analiz yaparlar.
CHP gibi bir kitle partisinin, gittikçe radikalleşen, tehditler savuran, “Diyarbakır’da alternatif grup toplantısı” yapan ve kamuoyundaki imajı belli olan BDP ile ‘aynı safta’ gözükmekten sakınması, demokraside anlaşılır bir olaydır.
BDP demokratik parlamenter süreçlere “katılabilir” olmaya özen göstermelidir, tehdit ve dayatma yerine...
BDP anayasa yapımında da etkili olmak istiyorsa, demokratik parlamenter geleneklere, üsluba, tarza uygun davranacağı konusunda güven vermelidir; yemin konusunda CHP gibi yapıcı davranması bu yönde bir adım olur.

CHP ile mutabakat
Evvela şunu belirteyim: Hem tutuklu vekiller hem genel tutukluluk sürelerinin uzunluğu konusunda Adalet Bakanlığı bürokratları çalışmalar yapıyor. Sapanca Toplantısı bu çalışmaların temel dokümanlarını oluşturuyor.
Zaten Kılıçdaroğlu da Sapanca Toplantısı’na atıfta bulunmamış mıydı?
Dün imzalanan “mutabakat” bu açıdan da önemlidir. Mutabakat metninde adı verilmeden yargıya “özgürlükleri genişletici yorum” çağrısı yapılması da gözden kaçmamalıdır.
AK Parti ile CHP’nin bu şekilde “mutabakat” sağlayarak yemin krizini çözmelerini anayasa yapımında iki partiyi yaklaştıracağı için de sevinçle karşılıyorum.

AKP-CHP ekseni
Anayasa yapımı bakımından “mutabakat metni”ndeki şu satırları son derece önemli ve ümit verici buluyorum:
“Son seçimlerle birlikte yüzde 95 seviyelerinde yüksek bir temsil oranını yansıtan TBMM, milletimizin yeni bir anayasa yapılması talebiyle birlikte değerlendirildiğinde, tüm siyasi partiler için uygun bir uzlaşma zemini oluşturmaktadır. Ortaya çıkan bu tarihi fırsat, toplumsal sözleşme tanımına uygun bir anayasa yapılması hedefi için kullanılmalıdır.”
Benim baştan beri savunduğum tez, yeni anayasa için AKP-CHP ana ekseninin oluşturulması ve MHP ile BDP’nin katılımının sağlanmasıdır.
Neden? Evvela iki büyük parti Türkiye’nin yüzde 76’sıdır... İkincisi, anayasa hakkında daha kolay uzlaşabilecek partiler AKP ile CHP’dir... Üçüncüsü, bu eksenin oluşturacağı ‘çekim gücü’nün Kürt meselesinin çözümü için makul adımlar atılmasını sağlayabilecek olmasıdır.
AK Parti ve CHP birbirlerine karşı tavırlarında artık daha özenli olmalıdır.