Araplar, Amerika ve Türkiye

Son örnek: Cumhurbaşkanı Sezerin Suriyeye planlanmış bir gezisi var. Amerika, Suriye üzerindeki baskısını artırmak için, bu gezinin iptalini arzu ediyor. Gazeteciler konuyu sorduğunda Edelman "Türkiye, Suriye konusunda uluslararası camianın içinde olmalı..." diyor!Bana da "Uluslararası camiadan dışlanırsınız" imasıyla, aba altından sopa gösteren bir üslup gibi geldi. Buna Türkçede "kaşımak" denir.Edelman, Irak konusunda ABD ile çatışan Fransanın bile Suriyenin Lübnandan çekilmesi için ABDyi desteklediğini, aynı yönde Güvenlik Konseyinin 1559 sayılı kararının bulunduğunu hatırlatıyor.Bunlar gerçek, ama üslup yanlış.* * *TÜRKİYE elbette Suriyenin Lübnandan çekilmesini istiyor. Dışişleri Bakanlığı bir hafta önce pazartesi günü bir bildiriyle bunu açıkladı. Evet, Dışişleri gecikmiştir, bu bildiri Beşar Esadın Suriye parlamentosundaki konuşmasından sonra değil, önce yayımlanmalıydı.Ama Türkiyenin yaptığı bildiriden ibaret değil.Basına yansımadı... Bildiri yayımlandığı gün, Suriye Büyükelçisi Halid Raad, bizzat Dışişleri Bakanı Gül tarafından bakanlığa çağrıldı. Gül, "kuvvetli bir dille", Suriye Büyükelçisine "Lübnandan süratle çekilin, BM kararlarına uyun" dedi.Daha önemlisi; yine basına yansımadı, ben de dün araştırma yaparken öğrendim: Başbakan Tayyip Erdoğan, 23 Aralıkta Şama Beşar Esada aynen şunları söylemiş:- Lübnandan çekilin, BMnin 1550 sayılı kararına uyun... Ortadoğuda reform sürecinin sağlıklı gelişmesi için, ülkeler arasında ve uluslararası toplumda rahatsızlıklar yaratan bu tür sorunların hızla bitirilmesi lazım...Ve dahası, ABD bunları biliyor!* * *TIME dergisinde George Baghdadinin Beşar Esadla yaptığı röportaj... Devlet Başkanı Beşar Esadın Ortadoğu konularında "Yapacağız" deyip de, birkaç saat sonra Suriye devletinin "Yanlış anlaşıldı, öyle değil, şöyle" diye resmi açıklamalar yaptığı olayları sıralıyor! Ve şu sonuca varıyor:"Başkan Esad, Baasçı devlet örgütüne tam hâkim değil!"ABDli diplomat Holbrooke da Time dergisine dayanarak CNNde "Late Edition" programında aynı şeyleri söyledi.Ben de Ankaradan şunları dinliyorum:- Ortadoğu kritik bir geçiş sürecinde... Reformist faktörlerin akıllıca desteklenmesi lazım...Ne demek bu? Beşar Esad, Baasçı bürokrasiye diyebilmeli ki:- Bakın Türkiye bizim dostumuz. O da bizim Lübnandan çekilmemizin elzem olduğunu söylüyor...* * *TÜRKİYE Batılı bir demokrasidir ve Ortadoğuda değişim sürecinde "içeriden" bir rol oynama imkânına sahiptir. Elbette BM, NATO, ABD ve Avrupa Türkiye için fevkalade önemli; beraber hareket etmek Türkiyenin stratejik çıkarlarının da gereği...Böyle bir Türkiye Batı ile beraber olup "dışarıdan biri" olarak Ortadoğu ülkelerini sıkıştırmalı mı? Yoksa aynı barış, istikrar ve reform siyasetini Türkiye "içeriden", yani Ortadoğu ile dostane ilişkilere sahip bir ülke olarak mı desteklemeli?Nüanslar, ince ayarlar her zaman tartışılabilir ama bana da bu ikinci formül daha yararlı geliyor. Unutmayalım, Türkiye İslam dünyasına "reform, demokratikleşme, barış" mesajlarını o kibirli "Neo-Con"lardan önce vermeye başlamıştı.Arap dünyasında demokrasi ve değişim dinamikleri güçleniyor ama Baasçı yapılanma gibi militan birikime sahip statükocu kurumlaşmalar azdırılmadan, kışkırtılmadan, akıllıca yürütülmeli bu süreç. Bunda Türkiyenin rolü hayatidir. Türkiyenin komşularıyla sağlam ilişkiler geliştirerek çevresinde bir güvenlik kuşağı oluşturmaya da ihtiyacı vardır. ABD ve AB bunları görmeli. t.akyol@milliyet.com.tr AMERİKAN Büyükelçisi Eric Edelman, Türk-Amerikan dostluğuna inanan bir diplomat. Fakat Ankarada Edelmanın üslubunun "özensiz" olduğu düşünülüyor.