NORVEÇ’TE kimse beklemezdi. Cumhuriyetçi ya da sol devrim yaşamış, bu sebeple siyasi kültürü fevkalade yumuşak, Protestan fakat ileri derecede laikleşmiş, özgürlükçü ve sosyal demokrat bir toplum...
Elbette 93 kişi katleden aşırı sağcı terörist Breivik üzerinden genelleme yapılamaz. Ama bu olay, böyle bir toplumda bile politik aşırılığın neler üretebileceği konusunda bir alarmdır.
Modern liberal toplumların her şeyi refah ve özgürlükle çözebileceği iddiası iflas etmemişse bile bir süredir epey yara almaktadır: Son yirmi yıldır hemen bütün modern dünyada aşırı, fakat sağın yükselişi, etnik ve dini ayrımcılık eğilimlerinin güçlenmesi bunu göstermiyor mu?
Bu duygular bazen böyle gözü dönmüş teröristler de çıkarıyor...

Şiddet mistisizmi
 Anders Behring Brevik’in duyguları, nasıl bir zeminden beslendiğini gösteriyor. Sofu bir Hıristiyan değil; öyle olsaydı böyle yapmazdı. Fakat “Haçlı Seferleri”yle büyülenmiş bir fanatik... Araştırmaların odağı 12. yüzyılda başlayan Haçlı Seferleri...
Adam ruhen 12. yüzyılda yaşıyor, fakat 21. yüzyılın araştırma metotlarından, iletişim, örgütlenme ve terör tekniklerini kullanıyor!
Hastalıklı bir “tehdit algılaması” var. Avrupa’yı göçmenlerin tehdidi altında görüyor. Avrupa’yı “kurtarma”ya kafayı takmış. Osmanlıların Viyana Kuşatması’nın 400. yıldönümünde, 2083 yılında “arınmış bir Avrupa” yaratmak için 1500 sayfalık manifesto yazmış! “Müslümanlara, Marksistlere ve çok-kültürlülüğe karşı manifesto!”
Ve aşırı sağın ‘evrensel’ tutkusu; üniforma! Silahlı ve üniformalı resimleri...
Bu hastalıklı tablonun diğer bir unsuru, hastalıklı bir mistisizm ya da ‘gizem’ tutkusu...
Mason olması da bu gizem tutkusuyla ilgili...
Haçlı Seferlerindeki esrarengiz (gizemli) Tapınak Şövalyeleri tarikatına kafayı takmış... “Avrupa’dan katılımlarla Yeni Tapınak Şövalyeleri’ni kurduk” diyor!
Büyük Dostoyevski “Cinler” adlı muhteşem romanında Rus anarşist teröristlerini Necayef örneğinde anlatırken bu şiddet tutkusunu, “her yeri saran örgütlenme” mistisizmini çok iyi tasvir eder... Brevik de Neçayef’in başka bir versiyonu...

Türkiye’de olsaydı!
 Dün Ankara’da CNN Türk’te başarılı diplomasi muhabiri Deniz Kilislioğlu ile sohbet ediyoruz, hiç aklıma gelmeyen bir ihtimalden bahsetti:
-Türkiye’ye gelmiş, incelemiş, iyi ki terörünü Türkiye’de yapmadı!
 Deniz haklı, bu mümkündü.
Kendi ülkesindeki solcu çocuklara yaptı bu katliamı. Çünkü onları “hain” görüyor! Zira Avrupa solu hâlâ çok-kültürlülüğü savunuyor.
Deniz’e iyi ki, dedim, aklına öyle esmiş de kendi ülkesinde yapmış... Elbette ölen 93 Norveçli masum insana, hele de gencecik çocuklara içim yandı. Ama bu korkunç cinayeti Neçayef’in Müslüman bir versiyonu işleseydi?!
Zaten ilk işaret parmakları EL Kaide’ye yönelmemiş miydi?!
Ve Allah korusun Türkiye’de terör yapıp kayıplara karışsaydı?! Nice siyasi spekülasyonlar yapılır,  Batılı hükümetler turistlere “Türkiye’yi gitmeyin”  diye bildiriler yayımlardı!
Batı ve bütün insanlık, artık politik aşırılıkla delilik ve canavarlık arasındaki mesafenin bazen bir zar gibi ince olduğunu görmeli.
‘Dünyanın bütün ılımlıları, politik aşırılıklara karşı birleşin!’

Etiketler