Atatürk, Amerika, Avrupa...

Dünkü yazımda Amerika'dan "dost ve müttefik" diye bahsettiğim için tepkiler aldım: "Amerikan emperyalizmi! Avrupa Sevr'i horlatmak istiyor! Mütareke basını! Satıldın mı? Kör müsün?!"AB konusunda da benzer tepkiler gelir.Bu tepkilerde "yedi düvele karşı" yoğun bir retorik vardır. Atatürk'ün hiçbir "emperyalist" devletle anlaşma imzalamadığı söylenir. Bu kafaya göre, Türkiye'nin 'satılması' Menderes döneminde NATO ile başlamıştır! Hatta merhum Attilâ İlhan'dan esinlenen birçok kimseye göre, 'vatanı satan' ilk kişi, "1939'da İngiltere ile ittifak anlaşması imzalayan İsmet İnönü"ydü!"Tarihteki Atatürk" yerine, kurgulanmış bir "ideolojik Atatürk" dogması yaratıyorlar ve ona göre de böyle ahkâm kesiyorlar! SORUNLARIN ürküntü yaratarak içe kapanma ve Batı'ya karşı düşmanlık duygusu yaratmasından endişe ediyorum. Mustafa Kemal Paşa dış politikada Milli Mücadele'yi İslam âleminin ve Sovyetlerin yardımına dayandırdı. Bu dönemdeki konuşmalarında padişahlarda bile görmediğimiz yoğunlukta bir İslam vurgusu ile keskin bir "antiemperyalizm" söylemi vardır.Bu konuşmalardan alıntılar yaparak kurgulanan bir "Atatürkçü düşünce", Atatürk'ün 1930'lardaki politikalarını bile izah edemez; bırakın bugün için yol göstermeyi!Özellikle 1926'da Musul'u kaybettikten sonra Atatürk dış politikada tamamen Batı'ya yöneldi. 'Atatürkçü' Prof. Sina Akşin'in belirttiği gibi, Gazi'nin konuşmalarında artık "mazlum milletler" ve "emperyalizm" gibi kavramlar yoktur!Temmuz 1930'da Paris'ten dönen Fethi Bey'e Gazi soruyor:"Dışarıdan nasıl görünüyoruz?! Bize yardım etmek istiyorlar mı?"Ekonomimiz "müflis"tir, Atatürk Batı'dan borç almak ve o zaman Ege'ye hâkim bulunan faşist İtalya'ya karşı İngiltere ile ittifak yapmak istiyor. 1930'daki 'demokrasi denemesi'nin önemli sebeplerinden biri budur.Fakat Hitler'e karşı İtalya'yı kendi yanına çekmek isteyen İngiltere Atatürk'ün ısrarlı ittifak tekliflerini kabul etmiyor. İngiltere İtalya'nın Hitler'e yöneldiğini gördükten sonra Türkiye ile ittifak yapmak isteyecek ama Atatürk vefat ettiği için imzayı Ekim 1939'da İnönü atacaktır!Çok tipik bir diplomasi satrancı! Bağnaz kafa bunu "İnönü ülkeyi emperyalizme sattı" diye görüyor!Bu kafanın günümüzü anlaması tabii imkânsızdır. İki farklı Atatürk! Bugünkü dünya, Atatürk'ün yaşadığı "Birinci Cihan Harbi ile İkinci Cihan Harbi arasındaki dünya"dan da sonraki "Soğuk Savaş" döneminden de çok farklıdır.Atatürk'ten ve bütün tarihimizden öğreneceğimiz büyük ders, "yaşanılan zamanın dinamikleri"ni iyi tahlil etmek ve en yararlı olacak şekilde değerlendirerek 'satrancı' iyi oynamaya çalışmaktır.Çağımızda ekonomik ve stratejik anlamda "uluslararası entegrasyonlar", geçmişin hiçbir döneminde olmadığı kadar önemli bir faktör haline gelmiştir. Milletler dışa kapanarak değil, aksine açılarak, "küresel entegrasyonlar"da etkin bir şekilde yer alarak güçlenebiliyor.Böyle bir dünyada Türk-Amerikan ilişkileri ve Türkiye'nin AB yolculuğu son derece önemlidir. Bu ilişkilerin daha da güçlendirilmesi, duygusal bağlarımız bulunan Avrasya coğrafyasında güçlü olmamız için de gereklidir.İdeolojik at gözlükleri ufkumuzu daraltmasın, dış politikamızın ana yönleri doğrudur. t.akyol@milliyet.com.tr Entegrasyon çağı