Bağımlılık

Bağımlılık


     RASPUTİN'DEN bahseden cumartesi günkü yazım üzerine bazı okuyucular daha fazla bilgi vermemi istedi.
       Üç okuyucum da bir yanlışıma dikkat çekti: Gerçekten, Rus Veliahd Prensi küçük Aleksi'nin hastalığı psikolojik bir bozukluk olan "nekrofili" değil, kanın pıhtılaşmaması demek olan "hemofili" idi. Gençler için yazdığım "Hayat Yolunda" adlı kitabımda da bunu "hemofili" olarak yazmıştım. Cumartesi günkü yazımda sehven "nekrofili" yazmışım. Düzeltiyorum.
     "Nekrofili" 'ölüseverlik'tir, Eric Fromm bu kavramı totaliter liderlerdeki öldürme ve intihar dürtüsünü anlatmak için kullanır.
       Rasputin hakkındaki kaynaklardan biri, Çarlığın düşüşü ile Lenin'in ihtilali arasıdaki dönemde Rusya'yı yöneten sosyal demokrat Kerenski'nin "Kerenski ve Rus İhtilali" adlı anılarıdır. (Ağaoğlu Yay. İstanbul 1967.)
       İkincisi, R. D. Charques'ın "A Short History of Russia"sıdır. (New York 1956)
       * * *
     ÇARİÇE Fiyodorovna, biricik oğlu Aleksi bir kanamada ölecek diye derin bir acı duymaktadır. Charques'e göre, Aleksi'deki ölümcül bir kanamayı doktorlar durduramamış, "şifalı elleriyle sıvazlayarak ve dua ederek" Rasputin durdurmuştu!
       Ana yüreği, inanmıştır ki, Rasputin "İsa'nın gönderdiği Kutsal Adam"dır!
       İşte, doktorların tıbben, Patrik Teofanes'in dua ile yapamadığını Rasputin yapmıştı!
       Çariçe, tahtın biricik varisi ve biricik evladı olan Aleksi'yi 'ölümden döndüren' bu alçak adama öylesine bağlanmıştır ki, uyarılar vız gelmektedir; Patrik Teofanes'e bile kulaklarını tıkamıştır. Kerenski şunları yazar:
     "Rasputin en kötü seks alemlerinden en yüksek dinsel yaşantılara yükselebiliyordu. Zeki bir kafası, korkunç bir sezisi ve anlaşılmaz bir manyetizma gücü olduğundan, rolünü çok iyi oynuyordu... Rasputin, Aleksi'nin dadısına tecavüz ettiğinde bile, Çariçe bunu bir iftira saydı." (Sf.126)
       Zavallı Çariçe... Rasputin'in şarlatan olduğunu bir anlasa bütün dünyası yıkılacaktı, onun için "anlamayı" reddediyordu! Psikolojik olarak bağımlı hale gelmişti.
       * * *
     ÖNEMLİ olan bu bağımlılıktır. Çariçe'nin bütün hayatla, eş dost çevresiyle, günlük işlerle, resmi görevleriyle, hatta Patrik'le bile ilişkileri kopmuştu; varsa yoksa Aleksi ve Rasputin! Tek konuya odaklandığı için kapsamlı göremiyor ve düşünemiyordu.
       Bu kör gidişin sonunda, Bolşevikler zavallı Aleksi'yi Çariçe ve Çar'la birlikte kurşuna dizecekti.
       Bir annenin yavrusu için manevi şifa umması, insanoğlunun birilerine sadakat duyması normaldir, yararlı bile olabilir... Anormal olan, bunun "tek boyutlu bağımlılık" haline gelmesidir.
       Rasputin şehvetperest bir alçak değil de, gerçek bir 'aziz' olsaydı bile böylesine bir bağımlılık aynı körlüğü doğururdu... Patrik'in Rasputin'e karşı çıkması, geleneksel dinin tepkisidir.
       İslam tarihinde de, büyük din bilginleri ve bilgeler evliyalara bile tek boyutlu bağlılığı eleştirmiştir. Örnek "Kuşeyri Risalesi"dir!
       Mesele sırf dini de değildir. Arthur Köstler, komünist hareketlerin "materyalist mistik" niteliğini vurgular; varsa yoksa Komünist Parti ve yoldaşlar cemaati! Hayatta başka ilişkiler, amaçlar, değerler yok!
       Onun için bireyleri ailesinden, geleceğinden, normal arkadaşlıklardan, sosyal ilişkilerden, iş ve meslek ilgilerinden koparıp onları "tek boyutlu bağımlılığa" sürükleyen, dar bir "biz" çevresine hapseden bütün topluluklar insan için zararlıdır.
       Hem psikolojik bağımlılık, hem zihinsel dar kafalılık yaratır ve gencin hayatını mahveder!



Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr