Baykal’la ‘Kürt’ sohbeti

SAYIN Deniz Baykal’la bir sohbet yapmak istiyorum. İnanıyorum ki, Sayın Baykal bu yazıyı samimiyetle yazdığımı kabul edecektir.
Elbette benim de bir dünya görüşüm ve siyasi felsefem var; bazı konularda Baykal’dan ve partisinden hayli farklı düşünüyorum. Bunun yanında, ideolojilerin genel retoriğine, partilere, liderlere kilitlenmeden “konu odaklı” düşünüp yazdığımı da Sayın Baykal kabul eder sanıyorum. Nitekim doğru bulduğum “konular”da, mesela Baykal’ın 1990’lardaki “Yeni Sol” politikasını, SHP ve CHP’nin Kürt açılımını, Ecevit’in anayasa değişikliklerini ve Kemal Derviş’in ekonomi reformlarını da destekledim.
Şimdi de Kürt meselesi gibi hayati bir “konu”da Sayın Baykal’a seslenmek istiyorum.

Sosyal demokrasinin işlevi
Önce SETA ve Pollmark’ın ağustosta yaptığı bir kamuoyu araştırmasından bahsedeceğim. Baykal akademik olarak siyaset bilimci olduğu için, bu araştırmayı incelerse bilimsel metotlarla yapıldığını görecektir. Buna göre:
- MHP’nin ‘açılım’a karşı tepkisini kamuoyunun yüzde 16’sı doğru buluyor. MHP’nin oy oranı yüzde 14 olduğuna göre, tabanın tam desteğine sahip, hatta biraz fazlasına...
-CHP’nin bu konudaki politikasını olumlu bulanların oranı ise yüzde 16’dan ibaret... Halbuki CHP seçimlerde yüzde 21 oy almıştı! Demek ki, yaklaşık her 4 CHP seçmeninden biri bu konudaki parti politikasını ‘olumsuz’ buluyor.
Sosyal demokrat isimlerin CHP’ye yönelttiği eleştiriler de bunu doğruluyor zaten.
Demek ki, pragmatizm açısından, bu politika CHP’ye yarar sağlamıyor.
Daha önemlisi, dünyada sosyal demokrat partiler etnik, dini ve kültürel azınlıkların desteğini alarak onları ülkenin genel siyasi sistemine entegre ederler.
Türkiye’nin buna ihtiyacı yok mu?! CHP bunu yapabiliyor mu?!
Muhafazakâr Kürt vatandaşlarımızın AKP’ye oy vermesini ve bu partinin bölgede yüksek oranlarda oy almasını çok olumlu buluyorum. Ve çok arzu ediyorum ki, ‘seküler’ Kürt vatandaşlarımızın oylarının önemli bir bölümünü de CHP alsın.
Ama bunun için partinin tozlu raflarında kalmış programlar yetmez. İnandırıcı ve etkili olmanın yolu sebatkâr olmaktır.
Şimdi bu açıdan CHP’nin önünde yeni bir fırsat var.

CHP’nin katkısı?
Başbakan Erdoğan, bayramdan sonra bir mektup yazarak Baykal’la tekrar görüşme talebinde bulunacağını açıkladı, CHP’nin geçmişteki ‘açılımları’nı hatırlattı.
CHP kendi programlarındaki önerilere nasıl hayır diyecek?!
“PKK’nın programını uyguluyorsunuz” sözü boş bir retoriktir. SHP ve CHP’nin programlarında PKK’nın talepleriyle örtüşen yönler yok mu?!
Zaten böyle durumlarda amaç, o hassasiyetlerle etnik milliyetçiliğe kayan vatandaşlarımızı uzun vadede demokratik sisteme kazanmaktır.
Elbette CHP’ye AKP’nin peşine takılması önerilemez. Ama CHP kendi programındaki hususlara destek vereceğini açıklarsa hem süreç kolaylaşır hem CHP tutarlılık kazanır.
Meseleyi iktidar-muhalefet kavgasına dönüştürmek, Türk ve Kürt duygularını karşılıklı olarak keskinleştiriyor maalesef. CHP’nin yapıcı tavrı bu duyguları olumlu etkileyecektir.
Biliyorum, Baykal’ın kapattığı kapıyı aralaması zordur ama “Üniter devlet ilkesinin sigortası olmak için açılım sürecinde yer alıyoruz” gibi gerekçelerle yapabilir bunu.
Sayın Baykal, vebaliniz de, katkınız da büyük olabilir. Vicdanınıza, siyaset bilimci yönünüze seslenmek istedim bu sohbetimle.