Bir dava

Bir dava


     HUKUKİ bakımdan da, siyasi bakımdan da fevkalade önemli bir dava sonuçlandı: Fethullah Gülen davası...
     Hukuki bakımdan önemliydi çünkü Türkiye’de dini "cemaatölerin "illegal örgüt" sayılıp sayılmayacağı konusunda bu dava bir ölçü oluşturacaktı.
     AİHM kararlarına göre, dini cemaatlerin kurulması ve sosyal faaliyetlerde bulunması insan haklarına uygundur. AİHM bu gerekçeyle "İbrahim Şerif Davası"nda Yunanistan’ı mahkum etmişti. Bizde ise "illegal örgüt" mü sayılacaktı?
     Gülen davası siyasi bakımdan da önemliydi. Hürriyetlerin sınırıyla ilgili siyasi tartışmalar ve 28 Şubat müdahalesinin oluşturduğu siyasi anlayış hukukla test ediliyordu bu davada.
     Neticede, Ankara DGM, Gülen Davası’nın "erteleme yasası" kapsamına girdiğine karar verdi: Gülen beş yıl içinde laik devlete karşı "terör örgütü kurmak ve yönetmek" faaliyetinde bulunmazsa, dava tamamen düşecek...
     ***
     GEREKÇELİ karar önceki gün açıklandı. Cumhuriyet gazetesi, "Gülen’i hastalık kurtardı" başlığıyla verdi haberi.
     Ama iş o kadar basit değil.
     Mahkeme, gerekçesinde mealen diyor ki:
     "Erteleme yasası 21 Aralık 2000 tarihinde çıkmıştır. Gülen’in bu tarihten önceki faaliyetleri erteleme kapsamına girmiştir. Bu tarihten sonra ise Gülen’in bir faaliyeti yoktur, çünkü Mart 1999’dan beri hastalığı sebebiyle Amerika’da tedavi görmektedir."
     ‘Hastalıktan kurtardı’ mı acaba?
     Gülen hakkında "terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçundan dava açılmıştı. Gülen’in Amerika’ya gitmesiyle bu "örgüt" buharlaşmış mı?
     Bütün hukukçular bilir ki, "örgüt" kavramı belli bir devamlılık gerektirir. Mahkemenin "Gülen’in üç yıldır illegal faaliyeti yok" demesi, "Gülen’in terör örgütü yok" demektir.
     ***
     DAVAYI açan ünlü Savcı Nuh Mete Yüksel biliyordu ki, tek kişilik örgüt olmaz ve örgüt kavramı devamlılık gerektirir! Biliyordu ama ‘siyaseten’ böyle bir davayı açması gerekiyordu. Onun için iddianameye şu cümleyi eklemişti:
     "Bu iddianame ile örgütün başı hakkında dava açılmış olup örgütün illegal ve legal yapılanması hakkında soruşturma sürdürülmektedir."
     28 Şubat’ın bütün cihazlarıyla üç yıldır yerde gökte, yedi iklim dört bucakta "örgütün illegal ve legal yapılanması" araştırıldı ama dosyaya ikinci bir tek sanık bile eklenemedi.
     Peki, "terör örgütü" olmayınca "örgütün başı" nasıl olacaktı?
     Gülen gerçekten "illegal bir örgütün başı" olsaydı, Amerika’ya gidince suç ortadan kalkmış olmazdı. Çünkü Nuh Mete’nin "örgüt" diye gösterdiği kurum ve kuruluşlar aynen devam ediyor, Gülen’in Amerika’ya gitmesiyle ‘buharlaşmış’ değiller.
     Gülen’in teşvikiyle kurulan okulların Türk kültürüne hizmetleri... Gülen’in İslam anlayışındaki liberal boyut... Ve bunun toplumsal modernleşmemize olumlu katkıları ayrı bir konu...
     Belli olan şu ki, en azından hukukun bugünkü tespitiyle bu hareket bir "illegal örgüt" değildir. Onun için avukatları "dava erteleme kapsamına alınmasın, devam edilsin" diye dilekçe vermişler.