Bir sosyalistin mektubu

Eklenme Tarihi28.11.2008 - 1:36-Güncellenme Tarihi28.11.2008 - 1:37

SAYIN Av. Doğan Subaşı’dan beni çok mutlu eden bir mektup aldım. Kendisinin de izniyle, sizinle paylaşıyorum:
“Sayın Akyol,
Kendini solda, sosyalizmle sosyal demokrasi arasında gören biri olarak, ‘Sosyalist Ekonomi’ konusundaki yazılarınıza devam etmenizi rica ediyorum. Bu konuda Birgün gazetesinde Ahmet Çakmak’ın yazılarını okumanızı öneririm. O da sosyalist bir ekonomist olarak, önemli eksikliklere işaret ediyor.
Ayrıca sizden ‘sosyalizme özgü politik yapı’ hakkında da yazmanızı rica etsem?.. Sovyetler Birliği’nde tek partili bir yapı söz konusu idi. Sosyalistler bugün nasıl bir siyasal yapı öneriyorlar? Çok partililik bunun neresindedir? Üstelik çoğulculuk, çok partililikten de ibaret değildir.
Ülkemizde bir siyasal anlayış eleştirileceği zaman, genellikle onun en kötü örnekleri ele alınarak, bu örnek üzerinden eleştiri yapılıyor. Oysa, milliyetçilik de, İslamcılık da, elbette sosyalizm, sosyal demokrasi, liberalizm vb de, çok değerli görüşlerdir ve bunları savunan lümpenlere bakılarak değerlendirilemeyecek kadar derindirler.
Keşke sosyalizmin her eleştirmeni sizin gibi olsaydı da, sosyalistler bunlardan yararlanmayı becerebilselerdi.
Bir sol partide çalışıyor olsaydım, herhalde eğitim çalışmasında sizin görüşlerinizi sunmanız için bir ortam yaratır ve partili arkadaşlarımla tartışmanızı isterdim.
Elbette bir gün bunlar da olacak ama galiba çok zaman kaybedeceğiz. Selamlar...”

Odak noktası piyasa
Şunu da belirteyim; Sayın Subaşı, benim sosyalist ekonomiye ilişkin görüşlerimi eleştiren bir yazı hazırlıyor ve Birgün gazetesinde yayımlayacak. Elbette ilgiyle okuyacağım.
Sosyalist ekonomi anlayışına benim yönelttiğim eleştirilerin temelinde “piyasa” kavramı vardır. “Piyasa”da kişiler ve şirketler tarafından bir günde milyarlarca işlem serbestçe yapılır. “Piyasa”yı kaldıracak bir sosyalist sistemde bu milyarlarca işlemi kimler, hangi mekanizmalar yapacak?!
Cevap “devlet” ise, bunu Sovyet imparatorluğu denedi, iflas etti.
Kapitalizmdeki buhranlar, eşitsiz gelişme, sosyal farklılaşma gibi sorunlara karşı sosyalizmi savunanlar, “piyasa”nın yerine piyasa kadar ‘kendiliğinden’ işleyecek bir mekanizma önermedikçe, ‘ütopik” kalmaya mahkûmdurlar.
Ekonomik sistem tartışmalarının odak noktasının bu mesele olması gerektiğini düşünüyorum.

Düşüncenin kalitesi
Ütopya zihni bir faaliyet olarak kaldığı sürece hiçbir sorun yok; hatta zihin açıcı bir faydası da olur. Elbette siyaseten de savunulabilir. Ama tarihte görüldüğü gibi, bu ütopya siyasi bir itikada dönüştürülerek “devrimci şiddet” yoluyla gerçekleştirilmek istenirse, korkunç facialar yaşanıyor!
Bu noktada Sayın Doğan Subaşı’nın “sosyalizme özgü politik yapı” konusundaki sorusuna ben ancak, Marksist literatürde “burjuva demokrasisi” diye aşağılanan demokrasiyi önerebilirim.
Sayın Subaşı’nın şu satırları hepimiz için fevkalade değerli bir uyarıdır:
“Milliyetçilik de, İslamcılık da, elbette sosyalizm, sosyal demokrasi, liberalizm vb de, çok değerli görüşlerdir ve bunları savunan lümpenlere bakılarak değerlendirilemeyecek kadar derindirler.”
Evet, fikirlerin renginden daha önemli olan, kalitesi ve seviyesidir.

 

Etiketler