Büyük fırsatlar, büyük sorunlar

OBAMA ile Türkiye dış politikada hem yeni fırsatlar kazanıyor, hem Ermeni ve Kürt sorunlarının daha sık gündeme geleceği kritik bir döneme giriyor!
Güçlenecek Türk-ABD ilişkileri bu iki sorunun çözümünü kolaylaştırabilir... Aksine, bu iki sorun yüzünden Türk-Amerikan ilişkileri ciddi yaralar da alabilir.
Obama’nın TBMM’deki konuşmasında “Sınır kapılarını açın” demesinin ardından Türkiye ve Azerbaycan’da yükselen tartışmalar önemli birer işarettir.
Kafkasya, Irak, Filistin, Afganistan ve enerji gibi ABD için de fevkalade önemli olan sorunlarda Türkiye’nin büyük rolü apaçık bellidir ve Türkiye için fırsat pencereleri açmaktadır.
Bunun yanında, Obama’nın Ermeni meselesinde geçmiş bütün ABD başkanlarını aşan sözler etmesi, madalyonun öbür yüzünde yaşanabilecek sorunların da bir işaretidir.
Aynı şey Kürt meselesinin çeşitli yönlerinde de söz konusu olabilir.

Sorunlu konular
Dünyada ‘insan hakları’ ve ‘etnik haklar’ giderek adeta siyasi bir ideoloji haline geldi. Bunun Türkiye’ye yansıması “azınlık hakları”, “reform” ve “Ermenistan’la sınırları açın” gibi taleplerle, çeşitli parlamentolarda “soykırım tasarıları”yla ortaya çıkıyor.
Dünyadaki akademik yayınlarda da “soykırım” ve “azınlık hakları” gibi terimler giderek yaygınlaşıyor, kapsamı genişliyor, etkisi artıyor.
Gerçi Devlet Bahçeli’nin söylediği gibi, bir iddianın yaygınlığı onun yanlışlığını ortadan kaldırmaz ama siyasetler üzerinde etkili olduğu da açıktır.
Tarihte çok etkili olmuş, hatta büyük savaşlara yol açmış hurafeler az değildir. Nazilik mesela...
“Soykırım” ve etnik anlamda kullanılan “azınlık hakları” kavramları Türkiye’yi önümüzdeki yıllarda hayli meşgul edecektir.
Bu sorunları hafifletmek için, Türkiye’nin anayasal temellerini sarsmayacak iç reformların yapılması ve aynı zamanda diplomatik ilişkilerle Türkiye’nin güçlendirilmesi giderek daha bir önem kazanıyor ki, bunların başında ABD ile ilişkilerimiz gelir.

Ermenistan’la ilişkiler
Bush “tek taraflılık” denilen dayatmacı politikaya inanıyordu. Obama ise, iyi bir entelektüel olarak dünyadaki değişimi daha iyi okuduğu gibi, “çok taraflılık” ilkesine de inandığı için çeşitli ‘aktörler’in rolüne önem veriyor. ABD için hayati derecede önemli olan İslam dünyası, güvenlik, enerji gibi sorularda etkili aktörlerin başında Türkiye vardır!
Ermeni lobisinin etkisiyle Türk-Amerikan ilişkilerini zedelemek bütün bu sorunlar bakımından büyük hata olacaktır.
Obama, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin gelişmesi için sarf edeceği enerjiyi, Karabağ ve Azerbaycan’daki Ermeni işgalini çözerek Ermenistan ile Azerbaycan arasında adil bir barışa ulaşılması için de sarf etmelidir.
Ben Türkiye ile Ermenistan arasında kalplerin, kapıların, pencerelerin sonuna kadar açılmasını özlüyorum ama bunun tek şartı, Karabağ sorununda Azerbaycan’ın kabul edeceği bir çözümün sağlanmasıdır.
Aksi halde sadece mevcut çözümsüzlük sürüp gitmez, Kafkasya’daki güvenlik ve enerji stratejisi de dinamitlenmiş olur ki ABD de bundan çok zarar görür.

DİĞER YENİ YAZILAR